BT ve Hukuk Rehberi

§
BT ve Hukuk Rehberi

KVKK – Sistem Yöneticileri İçin Teknik ve İdari Yükümlülükler

Sistem Yöneticileri İçin Yürürlükteki kanunlar ve yönetmelikler

Arama Sonuçları

0 sonuç
01 · 657 Sayılı Kanun

Devlet Memurları Kanunu

↑ Başa Dön

Devlet Memurları Kanunu

Kanun Numarası: 657 | Kabul Tarihi: 14/7/1965

Yayımlandığı Resmi Gazete: Tarih: 23/7/1965 Sayı: 12056

📌 Bu kanun metni, Devlet Memurlarının statüsünü, görev ve yetkilerini, hak ve sorumluluklarını düzenleyen temel kanundur.

KISIM – I Genel Hükümler

BÖLÜM: 1 Kapsam, Amaç, Temel İlkeler, İstihdam Şekilleri Kapsam:

Madde 1
Madde 1 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12/1 md.; Aynen kabul 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır. Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır. (Değişik: 19/2/1980 – 2261/5 md.) Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mensupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta – Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera ve Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının a – 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 30 uncu maddesi ile Kanunlarda geçen "Devlet Personel Dairesi" ibaresi "Devlet Personel Başkanlığı" olarak değiştirilmiştir. b – 29/11/1984 tarihli ve 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55 inci maddesine göre; 657 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerinde, 13/12/1960 gün ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine yapılan atıflar 8/6/1984 gün ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili maddelerine yapılmış sayılır. 2 Bu Kanunda, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu hükümlerine aykırılık bulunması durumunda, 5302 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, söz konusu Kanunun 70 inci maddesi ile hüküm altına alınmıştır. 3 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunun 84 üncü maddesiyle; bu Kanunda belediyenin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle sınırlı olarak, 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümlerine aykırılık bulunması durumunda mezkur kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 1 sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir.4 Amaç:
Madde 2
Madde 2 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Bu Kanun, Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenler. (Mülga birinci cümle: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulur.5 Temel ilkeler:
Madde 3
Madde 3 – Bu kanunun temel ilkeleri şunlardır: Sınıflandırma: A) (Değişik: 31/7/1970 – 1327/2 md.) Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır. Kariyer: B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır. Liyakat: C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır. İstihdam şekilleri:
Madde 4
Madde 4 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. A) Memur: 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “uzman çavuş ve uzman jandarmalar” ibaresi “uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler” şeklinde değiştirilmiştir. 5 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu kararı ile” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 4 Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır. Yukarıdaki tanımlananlar dışındaki kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanlar da memur sayılır. B) Sözleşmeli personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir. 67 (Mülga ikinci paragraf: 4/4/2007 – 5620/4 md.) Ancak, yabancı uyrukluların; (…)10 Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin; hizmetine kısmi zamanlı olarak ihtiyaç duyulacakların; Adli Tıp Müessesesi uzmanlarının; Devlet Konservatuvarları sanatçı öğretim üyelerinin; İstanbul Belediyesi Konservatuvarı sanatçılarının; (…)10 dış kuruluşlarda ve yurtdışı teşkilatlarında belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.8910 (Ek paragraf: 19/1/2023 – 7433/2 md.) Bu fıkranın diğer paragraflarındaki hükümler ile özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde 25/6/2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle bu paragrafta yer alan “kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir. (36 ncı maddenin II Teknik Hizmetler Sınıfında belirtilen görevlerde yukarıdaki fıkra uyarınca çalıştırılanlar için, işin geçici şartı aranmaz.)” ibaresi, “Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.” şeklinde değiştirilmiştir. 7 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu paragrafta yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde, “kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda” ibaresi “, ihdas edilen pozisyonlarda” şeklinde değiştirilmiştir. 8 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkraya; "tercümanların;" ibaresinden sonra gelmek üzere "Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin;" ibaresi eklenmiştir. 9 4/4/2007 tarihli ve 5620 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu paragrafda yer alan “, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek esas ve şartlarla” ibaresi madde metninden çıkarılmış, “Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı” ibaresi “bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde” şeklinde değiştirilmiştir. 10 19/1/2023 tarihli ve 7433 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle; bu paragrafta yer alan “tarihi belge ve eski harflerle yazılmış arşiv kayıtlarını değerlendirenlerin mütercimlerin; tercümanların;” ve “bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde ve” ibareleri madde metninden çıkarılmış, paragrafta yer alan “dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatlarını, kadrolu istihdamın mümkün olamadığı hallerde tabip veya uzman tabiplerin;” ibaresi “hizmetine kısmi zamanlı olarak ihtiyaç duyulacakların;” şeklinde değiştirilmiş, aynı paragrafa “dış kuruluşlarda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yurtdışı teşkilatlarında” ibaresi eklenmiştir. 6 Cumhurbaşkanınca belirlenecek pozisyon unvanlarında çalıştırılmak üzere işin geçici olması şartı aranmaksızın sözleşmeli personel istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edilen sözleşmeli personelden aynı kurumda üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlar bu sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde talepte bulunmaları hâlinde bulundukları yerde aynı unvanlı memur kadrolarına atanır. Bulundukları pozisyon unvanı ile aynı unvanlı memur kadrosu bulunmayanların atanacağı kadrolar Cumhurbaşkanınca belirlenir. Bu personel can güvenliği ve sağlık sebepleri hariç olmak üzere üç yıl süreyle başka bir yere atanamaz. Memur kadrolarına atananlar, aynı yerde en az bir yıl daha görev yapar. Bu kapsamda memur kadrolarına atananların, sözleşmeli personel pozisyonlarında geçirdikleri hizmet süreleri, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespiti ile 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirilir. Bunlar, atandıkları kadronun mali ve sosyal haklarına göreve başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren hak kazanır ve önceki pozisyonlarında aldıkları mali ve sosyal haklar hakkında herhangi bir mahsuplaşma yapılmaz. Bu kapsamda memur kadrolarına atananlara iş sonu tazminatı ödenmez. Bu personelin önceden iş sonu tazminatı ödenmiş süreleri hariç, iş sonu tazminatına esas olan toplam hizmet süreleri, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca ödenecek emekli ikramiyesine esas toplam hizmet süresinin hesabında dikkate alınır. Bu kapsamda sözleşmeli personelin atanacağı memur kadroları, başka bir işleme gerek kalmaksızın atama işleminin yapıldığı tarih itibarıyla ihdas edilerek ilgili kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. İhdas edilen kadrolar; unvanı, sınıfı, adedi, derecesi ve teşkilatı belirtilmek suretiyle atama tarihinden itibaren iki ay içinde Kamu Personel Bilgi Sisteminin bulunduğu kuruma bildirilir.11 (Ek paragraf: 4/4/2007 – 5620/4 md.) Sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, (…)14 sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri yurtdışı teşkilatlarında istihdam edilecek personel için ayrıca olmak üzere Cumhurbaşkanınca belirlenir. (Ek cümle: 19/1/2023 – 7433/2 md.) Yurtdışı teşkilatlarında bu fıkra kapsamında istihdam edilecek sözleşmeli personelin hizmet sözleşmesi süreleri, zorunlu hâllerde mali yılla sınırlı olma şartı aranmaksızın Cumhurbaşkanınca belirlenebilir. (Ek cümle: 25/6/2009 5917/47 md.) Bu şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde 25/12/2024 tarihli ve 7537 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu paragrafta yer alan “tespitinde” ibaresi “tespiti ile 64 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında” şeklinde değiştirilmiştir. 11 fesih tarihinden, sözleşmeyi yenilememeleri hâlinde sözleşmenin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.121314 (Ek paragraf: 20/11/2017 -KHK-696/17 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/17 md.) Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Cumhurbaşkanınca karar verilen görevlerde (…)15 sözleşme ile çalıştırılanlar da bu fıkra kapsamında istihdam edilebilir.15 (Ek paragraf: 20/11/2017-KHK-696/17 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/17 md.) Özelleştirme uygulamaları sebebiyle iş akitleri kamu veya özel sektör işverenince feshedilen ve 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan personel de bu fıkra kapsamında yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıncaya kadar istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edileceklerin sayısı, öğrenim durumlarına göre çalışma şartları ve bunlara ödenecek ücretler ile diğer hususlar Cumhurbaşkanınca belirlenir.15 (Ek paragraf: 19/1/2023 – 7433/2 md.) Sözleşmeli personelin görevden uzaklaştırılması ile disipline aykırı fiil ve hâllerin gerçekleşmesi durumunda bu personele verilmesi gereken disiplin cezaları, disiplin cezası vermeye yetkili merciler ve disiplin kurulları ile disipline dair diğer hususlar hakkında Devlet memurlarının tabi olduğu hükümler uygulanır. Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması ve üstü ceza verilmesini gerektiren fiil ve hâllerde disiplin kurulunun kararı alınarak sözleşmeli personelin görevine atamaya yetkili amirin onayı ile son verilir. (Ek fıkra: 5/7/1991 – KHK-433/1 md.; Mülga: 27/12/1991 – KHK-475/11 md.) C) (Mülga: 20/11/2017 – KHK-696/17 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/17 md.) D) İşçiler: (Değişik birinci cümle: 4/4/2007 – 5620/4 md.) (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya 25/6/2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle; bu paragrafta yer alan “ve bu hususlara ilişkin esas ve usuller Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır.” ibaresi “, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. 13 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu paragrafta yer alan “pozisyon unvan ve nitelikleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler,” ibaresi eklenmiş, aynı paragrafta yer alan “Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde, “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 14 19/1/2023 tarihli ve 7433 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle; bu paragrafta yer alan “, fesih tarihinden” ibaresi “fesih tarihinden, sözleşmeyi yenilememeleri hâlinde sözleşmenin bitiminden” şeklinde değiştirilmiş, paragrafta yer alan “sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler,” ibaresi madde metninden çıkarılmış, paragrafa “Cumhurbaşkanınca” ibaresinden önce gelmek üzere “yurtdışı teşkilatlarında istihdam edilecek personel için ayrıca olmak üzere” ibaresi eklenmiştir. 15 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle 4 üncü maddenin (B) fıkrasının beşinci ve altıncı paragraflarında yer alan “Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri üzerine Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiş, beşinci paragrafında yer alan “ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 12 işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Dört istihdam şekli dışında personel çalıştırılamıyacağı:

BÖLÜM: 2 Ödevler ve Sorumluluklar Sadakat:

Madde 6
Madde 6 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/1 md.) Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar.Devlet memurları bu hususu "Asli Devlet Memurluğuna" atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki "Yemin Belgesi" ni imzalayarak göreve başlarlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. Tarafsızlık ve devlete bağlılık:
Madde 7
Madde 7 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/2 md.) Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler, Davranış ve işbirliği:
Madde 8
Madde 8 – Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır. Yurt dışında davranış:
Madde 9
Madde 9 – Devlet memurlarından sürekli veya geçici görevle veya yetişme, inceleme ve araştırma için yabancı memleketlerde bulunanlar Devlet itibarını veya görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunamazlar. Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:16
Madde 10
Madde 10 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/3 md.) Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun ve diğer mevzuatla belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar. Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır. Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı emir veremez ve maiyetindeki memurdan hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz. Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:
Madde 11
Madde 11 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/4 md.) Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.17 Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde israr eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “, tüzük ve yönetmeliklerle” ibaresi “ve diğer mevzuatla” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “, tüzük ve yönetmeliklerde” ibaresi “ve diğer mevzuatta” şeklinde değiştirilmiş; üçüncü fıkrasına “kanunlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine” ibaresi eklenmiştir. 17 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “, tüzük ve yönetmeliklerde” ibaresi “ve diğer mevzuatta” şeklinde değiştirilmiştir. 16 yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.18 Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır. Kişisel sorumluluk ve zarar:
Madde 12
Madde 12 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/5 md.) Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir. Kişilerin uğradıkları zararlar:
Madde 13
Madde 13 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/6 md.) (Değişik birinci fıkra: 6/6/1990 – 3657/1 md.) Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Ancak, Devlet dairelerine tevdi veya bu dairelerce tahsil veya muhafaza edilen para ve para hükmündeki değerli kağıtların ilgili personel tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden Hazine tarafından hak sahibine ödenir. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. (Ek: 26/3/2002 – 4748/3 md.) İşkence ya da zalimane, gayri insani veya haysiyet kırıcı muamele suçları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen kararlar sonucunda Devletçe ödenen tazminatlardan dolayı sorumlu personele rücu edilmesi hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. 12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.19 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiştir. 19 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Başbakanlıkça” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 18 Mal bildirimi:
Madde 14
Madde 14 – Devlet memurları, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler. Basına bilgi veya demeç verme:
Madde 15
Madde 15 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/7 md.) Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir. Askeri hizmet ile ilgili bilgiler özel kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yetkili, kıldığı personel dışın da hiç bir kimse tarafından açıklanamaz.20 Resmi belge, araç ve gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılmaması ve iadesi:

BÖLÜM: 3 Genel Haklar Uygulamayı isteme hakkı:

Madde 17
Madde 17 – Devlet memurları, bu kanun ve diğer mevzuata göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.21 Güvenlik:
Madde 18
Madde 18 – Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kanunların” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” ibaresi eklenmiştir. 21 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere” ibaresi “diğer mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir. 20 Emeklilik:
Madde 19
Madde 19 – Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır. Çekilme:
Madde 20
Madde 20 – Devlet memurları, bu kanunda belirtilen esaslara göre memurluktan çekilebilirler. Müracaat, şikayet ve dava açma:
Madde 21
Madde 21 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/9 md.) Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptirler. Müracaat ve şikayetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikayet edilen amirler atlanarak yapılır. Müracaat ve şikayetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir. Müracaat ve şikayetlerle ilgili esas ve usuller Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.22 Sendika kurma:
Madde 22
Madde 22 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.; Yeniden düzenleme: 12/6/1997 4275/1 md.) Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler. İzin
Madde 23
Madde 23 – Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler. Kovuşturma ve yargılama:
Madde 24
Madde 24 – Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir. İsnat ve iftiralara karşı koruma:

KISIM – II Sınıflandırma Sınıf:

Madde 32
Madde 32 – (Mülga: 30/5/1974 – KHK-12/7 md.; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/7 md.) Kadroların tespiti:
Madde 33
Madde 33 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Kadrosuz memur çalıştırılamaz. (Değişik ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/182 md.) Kadrolar, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde gösterildiği şekilde düzenlenir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kanunla” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” ibaresi eklenmiştir. 23 (Mülga üçüncü fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/182 md.) (Mülga dördüncü fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/182 md.) Kadroların hazırlanması:
Madde 34
Madde 34 – (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/182 md.) Kadro cetvelleri:
Madde 35
Madde 35 – (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/182 md.) Tesis edilen sınıflar:2425
Madde 36
Madde 36 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanuna tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıfları aşağıda gösterilmiştir. I – GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI: Bu Kanunun kapsamına dahil kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve bu Kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurlar Genel İdare Hizmetleri sınıfını teşkil eder. II – TEKNİK HİZMETLER SINIFI:26 Bu Kanunun kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa eden ve meri hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, jeolog, hidrojeolog, hidrolog, jeofizikçi, fizikçi, kimyager, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (Hareket araştırmacısı), matematiksel iktisatcı, ekonomici ve benzeri ile teknik öğretmen okullarından mezun olup da, öğretmenlik mesleği dışında teknik hizmetlerde çalışanlar, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi veya bölümlerinden mezun şehir plancısı, yüksek şehir plancısı, yüksek Bölge Plancısı, 3437 ve 9/5/1969 tarih 1177 sayılı Kanunlara göre tütün eksperi yetiştirilenler ile müskirat ve çay eksperleri, fen memuru, yüksek tekniker, tekniker teknisyen ve emsali teknik unvanlara sahip olup, en az orta derecede mesleki tahsil görmüş bulunanlar, Teknik Hizmetler sınıfını teşkil eder.27 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı KHK’nin 22 nci maddesiyle, bu maddenin “VII – EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bendinden sonra gelmek üzere““VIII- JANDARMA HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bent eklenmiş ve sonraki bentler buna göre teselsül ettirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle kanunlaşmıştır. 25 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı KHK’nin 25 inci maddesiyle, bu maddenin “VIII- JANDARMA HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bendinden sonra gelmek üzere“IX – SAHİL GÜVENLİK HİZMETLERİ SINIFI” başlıklı bent eklenmiş ve sonraki bentler buna göre teselsül ettirilmiş olup, daha sonra bu hüküm 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle kanunlaşmıştır. 26 Bu bentte yer alan ve daha sonra bent kapsamına alınan unvanlarla ilgili olarak Bakanlar Kurulunun 10/10/1983 tarihli ve 83/7198 sayılı Kararı ile 27/9/2010 tarihli ve 2010/1092 sayılı Kararına bakınız. 27 24/7/2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 24/6/2013 tarihli ve 2013/5002 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile programcı ve çözümleyici unvanlarının bu bent kapsamına alınması kararlaştırılmıştır. 24 III – SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI: Bu sınıf, sağlık hizmetlerinde (Hayvan sağlığı dahil) mesleki eğitim görerek yetişmiş olan tabip, diş tabibi, eczacı, veteriner hekim gibi memurlar ile bu hizmet sahasında çalışan yüksek öğrenim görmüş fizikoterapist, tıp teknoloğu, ebe, hemşire, sağlık memuru, sosyal hizmetler mütehassısı, biyolog, pisikolog, diyetçi, sağlık muhendisi, sağlık fizikçisi, sağlık idarecisi ile ebe ve hemşire, hemşire yardımcısı, (Fizik tedavi, laboratuvar, eczacı, diş anestezi, röntgen teknisyenleri ve yardımcıları, çevre sağlığı ve toplum sağlığı teknisyeni dahil) sağlık savaş memuru, hayvan sağlık memuru ve benzeri sağlık personelini kapsar. (Ek paragraf: 10/7/2003-4924/11 md.) Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir. IV – EĞİTİM VE ÖĞRETİM HİZMETLERİ SINIFI: Bu sınıf, bu Kanun kapsamına giren kurumlarda eğitim ve öğretim vazifesiyle görevlendirilen öğretmenleri (…)28 kapsar. V – AVUKATLIK HİZMETLERİ SINIFI: Avukatlık hizmetleri sınıfı, Özel kanunlarına göre avukatlık ruhsatına sahip, baroya kayıtlı ve kurumlarını yargı mercilerinde temsil yetkisini haiz olan memurları kapsar. VI – DİN HİZMETLERİ SINIFI: Din hizmetleri sınıfı, özel kanunlarına göre çeşitli derecelerde dini eğitim görmüş olan ve dini görev yapan memurları kapsar. VII – EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI:29 Bu sınıf, özel kanunlarına göre çarşı ve mahalle bekçisi, polis, komiser muavini, komiser, başkomiser emniyet müfettişi, polis müfettişi, emniyet amiri ve emniyet müdürü ve emniyet müdürü sıfatını kazanmış emniyet mensubu memurları kapsar.30 VIII – JANDARMA HİZMETLERİ SINIFI (Ek : 25/7/2016 – KHK-668/22 md.)31 3/4/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu bende, "ilköğretim müfettişlerini ve yardımcılarını" ibaresi eklenmiştir. Daha sonra, 4/6/2010 tarihli ve 5984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu bentte yer alan “ilköğretim müfettişlerini ve yardımcılarını” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 29 26/6/1984 tarihli ve 241 sayılı K.H.K.'nin 35 inci maddesine bakınız. 30 24/4/2008 tarihli ve 5757 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle; bu bentte yer alan "özel kanunlarına göre" ibaresinden sonra gelmek üzere "çarşı ve mahalle bekçisi" ibaresi eklenmiştir. 31 11/6/2020 tarihli ve 7245 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “ve uzman jandarmaları” ibaresi “, uzman jandarma ile çarşı ve mahalle bekçilerini” şeklinde değiştirilmiştir. 28 Bu sınıf Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında bulunan subay, astsubay, uzman jandarma ile çarşı ve mahalle bekçilerini kapsar. IX – SAHİL GÜVENLİK HİZMETLERİ SINIFI (Ek : 25/7/2016 – KHK-668/25 md.) Bu sınıf Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında bulunan subay ve astsubayları kapsar. X – YARDIMCI HİZMETLER SINIFI: Yardımcı hizmetler sınıfı, kurumlarda her türlü yazı ve dosya dağıtmak ve toplamak, müracaat sahiplerini karşılamak ve yol göstermek; hizmet yerlerini temizleme, aydınlatma ve ısıtma işlerinde çalışmak veya basit iklim rasatlarını yapmak; ilaçlama yapmak veya yaptırmak veya tedavi kurumlarında hastaların ve hastanelerin temizliği ve basit bakımı ile ilgili hizmetleri yapmak veya kurumlarda koruma ve muhafaza hizmetleri gibi anahizmetlere yardımcı mahiyetteki görevlerde her kurumun özel bünyesine göre ve yine bu mahiyette olmak üzere ihdasına lüzum gördüğü yardımcı hizmetleri ifa ile görevli bulunanlardan 4 üncü maddenin (D) bendinde tanımlananların dışında kalanları kapsar.32 (Ek: 28/3/1988 – KHK-318/1 md.) Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetlerden hizmet yerlerinin ve tedavi kurumlarının temizlenmesi,tesisatın bakım ve işletilmesi ve benzeri nitelikteki hizmetlerin üçüncü şahıslara ihale yoluyla gördürülmesi mümkündür. (Ek fıkra:18/5/1994 – KHK-527/1 md.; Mülga: 28/2/1995 – 4081/3 md.) XI – MÜLKİ İDARE AMİRLİĞİ HİZMETLERİ SINIFI: Bu sınıf, valiler ve kaymakamlar ile bu sıfatları kazanmış olup İçişleri Bakanlığı merkez ve iller kuruluşunda çalışanları ve maiyet memurlarını kapsar. XII – MİLLİ İSTİHBARAT HİZMETLERİ SINIFI: Bu sınıf, Milli İstihbarat Teşkilatı kadrolarında veya bu teşkilat emrinde çalıştırılanlardan özel kanunlarında gösterilen veya Cumhurbaşkanınca tespit edilen görevleri ifa edenleri kapsar.33 ORTAK HÜKÜMLER 24/4/2008 tarihli ve 5757 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle; bu bentte yer alan "kurumlarda, çarşı ve mahallelerde" ibaresi "kurumlarda" şeklinde değiştirilmiştir. 33 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “Başbakanlıkça” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 32 A) Sınıfların öğrenim durumlarına göre giriş ve yükselebilecek derece ve kademeleri aşağıda gösterilmiştir. Öğrenim durumu İlkokulu bitirenler Ortaokulu bitirenler Ortaokul dengi mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Ortaokul üstü 1 yıl mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Ortaokul üstü 2 yıl mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Liseyi bitirenler Lise dengi mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Lise veya dengi okullar üstü 1 yıllık mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Lise veya dengi okullar üstü 2 yıl veya Ortaokul üstü en az 5 yıllık mesleki veya teknik öğrenimi bitirenler Lise veya dengi okullar üstü 3 yıl teknik veya mesleki öğrenimi bitirenler 2 yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenler 3 yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenler 4 yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenler 5 yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenler 6 yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenler Giriş Yükselinebilecek Derece Kademe Derece Kademe 15 1 7 Son 14 2 5 Son 14 3 5 Son 13 1 4 Son 13 2 4 Son 13 3 3 Son 12 2 3 Son 11 1 2 Son 10 1 2 Son 10 2 2 Son 10 10 9 9 9 2 3 1 2 3 1 1 1 1 1 Son Son Son Son Son 1 – Avukatlık stajını açıkta iken yapanlara iki, memuriyette iken yapanlara bir kademe ilerlemesi uygulanır. 2 – Dört yıl süreli yüksek öğrenimi bitirenlerden yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar sıfatını almış olanlar ile bunlardan öğretmenlik hizmetinde çalışanlar, Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu, Erkek Teknik Öğretmen Okulu ve Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunları, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ile uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu mezunları34, Teknik Eğitim Fakültesi (Yüksek Teknik Öğretmen Okulu ve Güzel Sanatlar Fakültesi, İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu) mezunları35, öğrenimlerine göre tesbit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece, 34 35 19/8/1977 tarihli ve 7/13635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına bakınız. (R.G. 19/8/1977 – 16032) 30/10/1986 tarihli ve 86/11158 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına bakınız. (R.G. 17/11/1986 – 19284) 3 – Beş yıl ve daha fazla süreli yüksek öğrenimini bitirenlerden yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar sıfatını almış olanlar ile bunlardan eğitim ve öğretim hizmetinde çalışanlar öğrenimlerine göre tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece, 4 – Teknik hizmetler sınıfında görev almak şartiyle jeolog, jeofizikçi, hidrojeolog, hidrolog, jeomorflog, kimyager, fizikçi, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (harekat araştırmacısı), matematiksel iktisatçı (Ekonometrici), Erkek Teknik Öğretmen Okulu mezunları, fen memurları, teknikerler ve yüksek teknikerler,tütün ve müskirat eksperleri, tarım alet ve makineleri Uzmanlık Yüksek Okulu mezunları ile benzeri fen bilimleri ve teknik bilimler lisansiyerleri, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi veya bölümlerinden mezun olan şehir plancısı, yüksek şehir plancısı, yüksek bölge plancısı. Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Teknoloji Bölümü İş ve Teknik Anabilim Dalı mezunları, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu mezunları üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi bölümlerinin prehistorya, protohistorya ve önasya arkeolojisi, klasik arkeoloji anabilim dallarından mezun olanlar öğrenimlerine göre tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece,3637 5 – Dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğrenim görenlerden tabip, diş tabibi, veteriner hekim, eczacı ile benzeri sağlık bilimleri lisansiyerleri (Hayvan sağlığı dahil) Biyolog unvanına sahip akademik personel giriş derece ve kademelerine bir derece eklenmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete alınırlar.38 6 – a) Lise ve dengi okul mezunu olup, özel kanunları gereğince sınava tabi tutularak orta dereceli okul öğretmenliği ehliyetini alanlar ve eğitim müfettişliği unvanını kazananlar, mesleki ve teknik öğretim okulları meslek, atelye veya kurs öğretmenliğinde görevlendirilenler ile özel kanunlarına ya da özel kanunların verdiği izne dayanılarak orta dereceli okul öğretmenliğine atananlar 11 inci derecenin birinci kademesinden hizmete alınırlar.39 b) Ortaokul ve dengi, lise ve dengi okulların, normal öğrenim süresinden fazla olması halinde, başarılı her öğrenim yılı için bir kademe ilerlemesi uygulanır. Bunlardan teknik öğretim okulları mezunlarına, meslekleri ile ilgili görevlerde çalışmaları halinde ayrıca bir kademe ilerlemesi daha verilir. Bu hükme ilave edilen ve metne işlenmiş olan meslek mensupları ile ilgili olarak Bakanlar Kurulunun 10/10/1983 tarih ve 83/7198; 8/4/1987 tarih ve 87/11686; 13/8/1987 tarih ve 87/12018, 6/10/1994 tarih ve 94/6176 sayılı Kararlarına bakınız. 37 1/9/2008 tarihli ve 2008/14094 sayılı Bakanlar Kurulu Karararının Eki Kararın 1 inci maddesiyle; Üniversitelerin Arkeoloji ve Sanat Tarihi, Sanat Tarihi, Arkeoloji, Antropoloji, Etnoloji, Hititoloji, Sümeroloji ve Klasik Filoloji (Latin Dili ve Edebiyatı, Yunan Dili ve Edebiyatı) bölüm ve/veya anabilim dallarından mezun olanlar bu bent kapsamına alınmış aynı Kararın 2 nci maddesiyle 87/12018 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. 38 Biyolog ünvanına sahip Akademik personel de Bakanlar Kurulunun 12/11/1984 gün ve 85/10045 sayılı Kararı ile bu madde kapsamına alınmışlardır:(R. G.: 22/11/1985 – 18936) 39 4/6/2010 tarihli ve 5984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “İlköğretim Müfettişliği” ibaresi “eğitim müfettişliği” şeklinde değiştirilmiştir. 36 7 – a) Kurumlarınca açılan ve bir kısım görevlere atanmada kanuni nitelik olarak şart koşulan kursları, memurluğa girmeden önce başarı ile bitirenler hakkında bu meslekleri ile ilgili görevlerde çalışmış olmak ve 3 kademeyi geçmemek şartiyle, bu kurslarda geçirdikleri başarılı sürelerin her yılı için bir kademe ilerlemesi uygulanır. b) Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluşunda halen görevli bulunanlarla yeniden göreve atanacaklardan hafız oldukları Diyanet İşleri Başkanlığınca tespit edilecek bir yönetmelik uyarınca belirlenenlere bir derece yükselmesi verilir. (Lisans üstü eğitim sebebiyle verilen derece ve kademe ilerlemesi bu fıkra gereğince verilen derece ilerlemesiyle birlikte uygulanamaz.) 8 – a) Emniyet hizmetleri sınıfına girenlerden: İlkokul, ortaokul ve dengi okulları bitirenler; ilkokul ve ortaokulu bitirenlerin giriş derecelerine iki derece, Lise ve dengi okulları bitirenler, liseyi bitirenler için tespit edilen giriş derece ve kademesine bir derece bir kademe, Yüksek öğrenimi bitirenler aynı yüksek öğrenimi bitirenler için tespit edilen giriş derece ve kademesine bir derece. b) Genel İdare Hizmetleri sınıfına girenlerden Orman Muhafaza Memuru ve Başmemuru ile Gümrük muhafaza memur ve amirlerine ilkokul ve ortaokul ve lise öğrenimleri için bu kanunda tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece, c) Mesleki öğrenim veya kurs görmek ve özel yarışma sınavını başarmak suretiyle atanacak Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Tutanak Müdürlüğü stenograflarına öğrenim giriş derece ve kademelerine bir derece, İlave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete alınırlar. 9 – Memurluğa girmeden önce veya memuriyetleri sırasında yüksek öğrenim üstü master derecesi almış olanlarla yüksek öğrenim kurumlarında en az bir yıl ilave öğrenim yaparak lisans üstü ihtisas sertifikası alanlara bir kademe ilerlemesi, tıpta uzmanlık belgesi alanlara, meslekleri ile ilgili öğrenim dallarında doktora yapanlara bir derece yükselmesi uygulanır. Master derecesini alıp bir kademe ilerlemesinden yararlanan memura, mesleği ile ilgili öğrenim dalında doktora yaptığı takdirde iki kademe ilerlemesi uygulanır. 10 – Doktora üstü üniversite doçentliği unvanını üniversitede görevli iken kazananlara bir derece, diğer memuriyetlerde iken bu unvanı kazananlara iki kademe ilerlemesi uygulanır. 11 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK – 243/1 md.) Mesleğe özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle alınan; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık ve bağımsız genel müdürlükler müfettiş yardımcıları ile bağlı müfettiş yardımcıları ve Diyanet İşleri Başkanlığı müfettiş yardımcıları, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş Yardımcıları, (…)40, Başbakanlık Uzman 28/9/2006 tarihli ve 5548 sayılı Kanunun 38 nci maddesiyle, "Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu Denetçiliği Kurumu Uzman Yardımcıları" ibaresi ve "Kaymakamlığa" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu Denetçiliği Kurumu Uzmanlığına" ibaresi eklenmiş, daha sonra 5548 40 Yardımcıları, Adalet Uzman Yardımcıları, Seçim Uzman Yardımcıları,41 Dışişleri Uzman Yardımcıları, İçişleri Uzman Yardımcıları, Millî Savunma Uzman Yardımcıları, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzman Yardımcıları,42 Yükseköğretim Kurulu Uzman Yardımcıları, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzman Yardımcıları, 43 Vakıf Uzman Yardımcıları,44 Tapu ve Kadastro Uzman Yardımcıları,45 (…)46; Devlet Personel Başkanlığı Devlet Personel Uzman Yardımcıları; Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzman Yardımcıları;47 Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Uzman Yardımcıları; Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıp Yardımcıları, Stajyer Hazine Kontrolörleri, Maiyet memurları; Dışişleri sayılı Kanun Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2008 tarihli ve E.: 2006/140, K.: 2008/185 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden bu ibareler yürürlükten kaldırılmıştır. 41 30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “Adalet Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Adalet Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 42 17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle bu bende “Millî Savunma Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Millî Savunma Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 43 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nın 5 inci maddesiyle bu bende “Başbakanlık Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Adalet Uzman Yardımcıları, Dışişleri Uzman Yardımcıları, İçişleri Uzman Yardımcıları, Millî Savunma Uzman Yardımcıları, Yükseköğretim Kurulu Uzman Yardımcıları, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Başbakanlık Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Adalet Uzmanlığına, Dışişleri Uzmanlığına, İçişleri Uzmanlığına, Millî Savunma Uzmanlığına, Yükseköğretim Kurulu Uzmanlığına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 44 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle, "Başbakanlık Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Vakıf Uzman Yardımcıları " ibaresi ve " Başbakanlık Uzmanlığına " ibaresinden sonra gelmek üzere "Vakıf Uzmanlığına" ibaresi eklenmiştir. 45 25/11/2010 tarihli ve 6083 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile, bu bentte yer alan “Vakıf Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Tapu ve Kadastro Uzman Yardımcıları,” ibaresi; “Vakıf Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Tapu ve Kadastro Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 46 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nın 8 inci maddesiyle bu bentte yer alan "Devlet Planlama Teşkilatı Uzman Yardımcıları,", "Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcıları,", "Çevre ve Orman Uzman Yardımcıları, Özürlüler Uzman Yardımcıları,", "Sosyal Yardım Uzman Yardımcıları, Aile ve Sosyal Araştırma Uzman Yardımcıları, Kadının Statüsü Uzman Yardımcıları", "Gümrük Uzman Yardımcıları,", "Dış Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticarette Standardizasyon Denetmen Yardımcıları,", "Devlet Planlama Uzmanlığına,", "Sanayi ve Ticaret Uzmanlığına,", "Çevre ve Orman Uzmanlığına, Özürlüler Uzmanlığına,", "Sosyal Yardım Uzmanlığına, Aile ve Sosyal Araştırma Uzmanlığına, Kadının Statüsü Uzmanlığına,", "Gümrük Uzmanlığına,", "Dış Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenliğine," ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve sözkonusu bende "İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcıları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzman Yardımcıları, Çevre, Orman ve Şehircilik Uzman Yardımcıları, Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcıları, Gümrük ve Ticaret Uzman Yardımcıları, Gençlik ve Spor Uzman Yardımcıları, Gıda, Tarım ve HayvancılıkUzman Yardımcıları, Aile ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcıları, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçi Yardımcıları, Ürün Denetmen Yardımcıları" ibaresi ve "İstihdam veMeslek Uzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere "Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanlığına, Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanlığına, Sanayi ve Teknoloji Uzmanlığına,Gümrük ve Ticaret Uzmanlığına, Gençlik ve Spor Uzmanlığına, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanlığına, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanlığına, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçiliğine, Ürün Denetmenliğine" ibaresi eklenmiş, daha sonra 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı KHK’nin 37 nci maddesiyle, “Çevre, Orman ve Şehircilik Uzman Yardımcıları” ibaresi “Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcıları, Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcıları” şeklinde, “Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanlığına” ibaresi “Çevre ve Şehircilik Uzmanlığına, Orman ve Su İşleri Uzmanlığına” şeklinde değiştirilmiştir. 47 29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, “Devlet Personel Başkanlığı Devlet Personel Uzman Yardımcıları;” ibaresinden sonra gelmek üzere “Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzman Yardımcıları;”, “Devlet Personel Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. Bakanlığı meslek memurları konsolosluk ve ihtisas memurları48; Maliye Bakanlığı Vergi Müfettiş Yardımcıları,49 Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcıları50 Sigorta Denetleme Uzman Yardımcıları ve Aktüer Yardımcıları, Bakanlıklar merkez kuruluşu stajyer kontrolörleri, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçi Yardımcıları,51 (Değişik: 27/6/1989-KHK-375/4 md.) (…)52, (…)52, (…)46, Sınai Mülkiyet Uzman Yardımcıları,53 (…)46, (…)54, (…)46, (…)49, (…)52, (…)46, (…)46, (…)46, (…)55, Sosyal Güvenlik Uzman Yardımcıları, Çalışma Uzman Yardımcıları ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzman Yardımcıları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzman Yardımcıları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcıları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzman Yardımcıları, Kültür ve Turizm Uzman Yardımcıları, Yazma Eser Uzman Yardımcıları,56 Ulaştırma ve Haberleşme Uzman Yardımcıları, Havacılık ve Uzay 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu bentte yer alan "Dışişleri Bakanlığı meslek memurları" ibaresi "Dışişleri Bakanlığı meslek memurları ile konsolosluk ve ihtisas memurları" olarak, "Dışişleri meslek memurluğunda" ibaresi "Dışişleri Bakanlığı meslek memurluğu ile konsolosluk ve ihtisas memurluğunda" olarak değiştirilmiştir. 49 7/7/2011 tarihli ve 646 sayılı KHK’nın 6 ncı maddesiyle, bu bentte yer alan “Maliye Bakanlığı Hesap Uzman Yardımcıları” ile “Hesap Uzmanlığına” ibareleri sırasıyla “Maliye Bakanlığı Vergi Müfettiş Yardımcıları” ve “Vergi Müfettişliğine” şeklinde değiştirilmiş, aynı bende “Devlet Muhasebe Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Devlet Gelir Politikaları Uzman Yardımcıları,” ibaresi, “Devlet Muhasebe Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Devlet Gelir Politikaları Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkrada yer alan “Vergi,” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. 50 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Maliye Bakanlığı Vergi Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcıları” ibaresi, “Vergi Müfettişliğine” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bakanlık Maarif Müfettişliğine” ibaresi eklenmiştir. 51 17/6/1992 tarihli ve 3814 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, bu fıkraya “… , Bakanlıklar merkez kuruluşu stajyer kontrolörleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Emniyet Genel Müdürlüğü Dernek Denetçi Yardımcıları”; “ve Kontrolörlüğe” ibaresinden sonra gelmek üzere “Dernek Denetçiliğine”, ibareleri eklenmiş, daha sonra 31/7/2003 tarihli ve 4970 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle,“Emniyet Genel Müdürlüğü Dernek Denetçi Yardımcıları” ibaresi, “İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçi Yardımcıları”; “Dernek Denetçiliğine” ibaresi, “İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliğine” olarak değiştirilmiştir. 52 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 17 nci maddesiyle, bu alt bentte yer alan “Devlet Bütçe Uzman Yardımcıları, Mali Suçları Araştırma Uzman Yardımcıları,”, “Muhasebe ve Milli Emlak Denetmen Yardımcıları”, “Devlet Muhasebe Uzman Yardımcıları, Devlet Gelir Politikaları Uzman Yardımcıları, Devlet Malları Uzman Yardımcıları,”, “Devlet Bütçe Uzmanlığına, Mali Suçları Araştırma Uzmanlığına,”, “Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenliğine”, “Devlet Muhasebe Uzmanlığına, Devlet Gelir Politikaları Uzmanlığına,” ve “Devlet Malları Uzmanlığına,” ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve aynı bentte yer alan “Milli Emlak Uzman Yardımcıları,” ibaresi “Defterdarlık Uzman Yardımcıları,” ve “Milli Emlak Uzmanlığına,” ibaresi “Defterdarlık Uzmanlığına,” şeklinde değiştirilmiştir. 53 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Kanunun 187 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Marka Uzman Yardımcıları, Patent Uzman Yardımcıları” ibaresi “Sınai Mülkiyet Uzman Yardımcıları” ve “Marka Uzmanlığına, Patent Uzmanlığına” ibaresi “Sınai Mülkiyet Uzmanlığına” şeklinde değiştirilmiştir. 54 2/6/1994 tarih 535 ve 536 sayılı KHK ile bu arada yer alan eklenen unvan, Anayasa Mahkemesinin 8/7/1994 tarih ve E.1994/58, K.1994/53 sayılı Kararıyla iptal edildiğinden metinden çıkarılmış, 27/6/2000 tarih ve 4587 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi uyarınca; "A.T." ibareleri "A.B." olarak değiştirilmiştir. 55 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle; bu fıkrada bulunan “Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları ve Sigorta Müfettiş Yardımcıları" ibaresi "Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş Yardımcıları" şeklinde değiştirilmiş, aynı bentteki "Bağ-Kur Denetmen Yardımcıları","Sosyal Sigorta Uzman Yardımcıları","Bağ-Kur Denetmenliğine" ve "Sosyal Sigorta Uzmanlığına" ibareleri metinden çıkarılmıştır. 56 28/12/2010 tarihli ve 6093 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “Kültür ve Turizm Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yazma Eser Uzman Yardımcıları,” ve “Kültür ve Turizm Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yazma Eser Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 48 Teknolojileri Uzman Yardımcıları,57 Denizcilik Uzman Yardımcıları, (…)46, (…)55, TİKA Uzman Yardımcıları58, (…)52, (…)52, Maliye Uzman Yardımcıları, Devlet Gelir Uzman Yardımcıları, Defterdarlık Uzman Yardımcıları52, Vergi İstihbarat Uzman Yardımcıları, Gelir uzman Yardımcıları, Mali Hizmetler Uzman Yardımcıları, (…)46, Bakanlık ve bağlı kuruluşların A.B. Uzman Yardımcıları, Hazine Uzman Yardımcıları, Dış Ticaret Uzman Yardımcıları, Diyanet İşleri Uzman Yardımcıları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcıları,59 Avrupa Birliği İşleri Uzman Yardımcıları,60 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzman Yardımcıları,61 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman Yardımcıları,62 Türkiye İstatistik Kurumu Uzman Yardımcıları, Maarif Müfettiş Yardımcıları6364 ile İçişleri Bakanlığı Planlama Uzman Yardımcıları, İstihdam Uzman Yardımcıları, İl İstihdam Uzman Yardımcıları,65 Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzman Yardımcıları,46 Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcıları, Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcıları,46 Meteoroloji Uzman Yardımcıları,66 Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcıları,46 Gümrük ve Ticaret Uzman Yardımcıları,46 Gençlik ve Spor Uzman 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı KHK’nın 44 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “Ulaştırma ve Haberleşme Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzman Yardımcıları,” ve “Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanlığına,” ibareleri eklenmiştir. 58 24/10/2011 tarihli ve 656 sayılı KHK’nın 20 nci maddesiyle, bu alt bentte yer alan “Teknik Yardım Uzman Yardımcıları” ibaresi “TİKA Uzman Yardımcıları” ve “Teknik Yardım Uzmanlığına” ibaresi “TİKA Uzmanlığına” şeklinde değiştirilmiştir. 59 1/7/2010 tarihli ve 6002 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu bentte yer alan “Dış Ticaret Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Diyanet İşleri Uzman Yardımcıları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve aynı bentteki “Dış Ticaret Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Diyanet İşleri Uzmanlığına, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 60 24/6/2009 tarihli ve 5916 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, “Dış Ticaret Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Avrupa Birliği İşleri Uzman Yardımcıları,”, “Dış Ticaret Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Avrupa Birliği İşleri Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 61 24/3/2010 tarihli ve 5978 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu bende, “Avrupa Birliği İşleri Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Avrupa Birliği İşleri Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 62 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu bentte yer alan “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 63 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı KHK’nın 44 üncü maddesiyle, bu alt bende “Ürün Denetmen Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Millî Eğitim Uzman Yardımcıları ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları,” ve “Ürün Denetmenliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Millî Eğitim Uzmanlığına ve Millî Eğitim Denetçiliğine,” ibaresi eklenmiş, “Eğitim Müfettiş Yardımcıları” ibaresi “İl Eğitim Denetmen Yardımcıları”, “Eğitim Müfettişliğine” ibaresi “İl Eğitim Denetmenliğine” şeklinde değiştirilmiştir. 64 1/3/2014 tarihli ve 6528 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “İl Eğitim Denetmen Yardımcıları” ibaresi “Maarif Müfettiş Yardımcıları” şeklinde ve “İl Eğitim Denetmenliğine” ibaresi “Maarif Müfettişliğine” şeklinde değiştirilmiş, aynı bentte yer alan “ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları” ve “ve Millî Eğitim Denetçiliğine” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır. 65 11/10/2011 tarihli ve 665 sayılı KHK’nın 27 nci maddesiyle bu bentte yer alan “İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcıları” ibaresi “İstihdam Uzman Yardımcıları, İl İstihdam Uzman Yardımcıları”, “İstihdam ve Meslek Uzmanlığına” ibaresi “İstihdam Uzmanlığına, İl İstihdam Uzmanlığına”, şeklinde değiştirilmiştir. 66 10/10/2011 tarihli ve 657 sayılı KHK’nın 37 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Meteoroloji Uzman Yardımcıları,” ibaresi; “Orman ve Su İşleri Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Meteoroloji Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 57 Yardımcıları,46 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzman Yardımcıları,46 Aile ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcıları,46 İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcıları,67 Savunma Sanayii Uzman Yardımcıları,68 Basın ve Enformasyon Uzman Yardımcıları,69 Yüksek Kurum Uzman Yardımcıları,70 Kamu Denetçiliği Uzman Yardımcıları,71 Aile ve Sosyal Politikalar Denetçi Yardımcıları,46 Ürün Denetmen Yardımcıları,46 Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcıları,72 Millî Eğitim Uzman Yardımcıları (…)6463 Gençlik ve Spor Denetçi Yardımcıları,73 Sağlık Uzman Yardımcıları ve Sağlık Denetçi Yardımcıları,74 Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzman Yardımcıları, Göç Uzman Yardımcıları, İl Göç Uzman Yardımcıları 75, Helal Akreditasyon Uzman Yardımcıları76 ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçi Yardımcıları,77 Gümrük ve 21/6/2012 tarihli ve 6332 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, “Aile ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İnsan Hakları Uzman Yardımcıları,” ve “Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İnsan Hakları Uzmanlığına,”,ibaresi eklenmiş olup, daha sonra 6/4/2016 tarihli ve 6701 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle “İnsan Hakları Uzman Yardımcıları” ibaresi “İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcıları” şeklinde ve “İnsan Hakları Uzmanlığına” ibaresi “İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanlığına” şeklinde değiştirilmiştir. 68 8/8/2011 tarihli ve 649 sayılı KHK’nın 42 nci maddesiyle, bu alt bentte yer alan “Aile ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Savunma Sanayii Uzman Yardımcıları,” ve “Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Savunma Sanayii Uzmanlığına,” ibareleri eklenmiştir. 69 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı KHK’nın 12 nci maddesiyle, bu alt bentte yer alan “Savunma Sanayii Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Basın ve Enformasyon Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Savunma Sanayii Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Basın ve Enformasyon Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 70 11/10/2011 tarihli ve 664 sayılı KHK’nın 28 inci maddesiyle bu bende “Basın ve Enformasyon Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Kurum Uzman Yardımcıları,” ibaresi; “Basın ve Enformasyon Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Kurum Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 71 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, “Yüksek Kurum Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Yüksek Kurum Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 72 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu bende “Ürün Denetmen Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcıları,” ibaresi ve “Ürün Denetmenliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sosyal Güvenlik Denetmenliğine,” ibaresi eklenmiştir. 73 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu bende “Milli Eğitim Uzman Yardımcıları ve Milli Eğitim Denetçi Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gençlik ve Spor Denetçi Yardımcıları,” ibaresi ve aynı bende “Milli Eğitim Uzmanlığına ve Milli Eğitim Denetçiliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gençlik ve Spor Denetçiliğine” ibaresi eklenmiştir. 74 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle bu bende Millî Eğitim Uzman Yardımcıları ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Uzman Yardımcıları ve Sağlık Denetçi Yardımcıları”; “Millî Eğitim Uzmanlığına ve Millî Eğitim Denetçiliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Uzmanlığına ve Sağlık Denetçiliğine” ibaresi eklenmiştir. 75 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Kanunun 123 üncü maddesiyle, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzman Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Göç Uzman Yardımcıları, İl Göç Uzman Yardımcıları” ibaresi, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Göç Uzmanlığına, İl Göç Uzmanlığına” ibaresi eklenmiştir. 76 1/11/2017 tarihli ve 7060 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “İl Göç Uzman Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Helal Akreditasyon Uzman Yardımcıları” ibaresi; “İl Göç Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Helal Akreditasyon Uzmanlığına” ibaresi eklenmiştir. 77 11/10/2011 tarihli ve 662 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle, bu bende Millî Eğitim Uzman Yardımcıları ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzman Yardımcıları ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçi Yardımcıları,” ibaresi ve aynı bende “Millî Eğitim Uzmanlığına ve Millî Eğitim Denetçiliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanlığına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçiliğine,” ibaresi eklenmiştir. 67 Ticaret Denetmen Yardımcıları,78 Belediye Müfettiş Yardımcıları, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettiş Yardımcılarının özel yeterlik sınavı yönetmeliklerine göre yapılacak yeterlik sınavlarında başarı göstererek Müfettişliğe, Kaymakamlığa, (…)40, Başbakanlık Uzmanlığına, Adalet Uzmanlığına, Seçim Uzmanlığına,41 Dışişleri Uzmanlığına, İçişleri Uzmanlığına, Millî Savunma Uzmanlığına, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzmanlığına,42 Yükseköğretim Kurulu Uzmanlığına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzmanlığına,43 Vakıf Uzmanlığına,44 Tapu ve Kadastro Uzmanlığına,45 (…)46 , Devlet Personel Uzmanlığına, Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanlığına,47 Bankalar Yeminli Murakıplığına, Vergi Müfettişliğine,49 Bakanlık Maarif Müfettişliğine50 Sigorta Denetleme Uzmanlığına ve Aktüerliğine, Kontrolörlüğe, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliğine,51 (…)52, (…)52, (…)46, Sınai Mülkiyet Uzmanlığına,53 (…)46, (…)46, (…)49, (…)52, (…)46, (…)46, (…)46, (…)55, Sosyal Güvenlik Uzmanlığına, Çalışma Uzmanlığına, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanlığına, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanlığına, Kültür ve Turizm Uzmanlığına, Yazma Eser Uzmanlığına,56 Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanlığına, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanlığına,57 Denizcilik Uzmanlığına, (…)46, (…)55, TİKA Uzmanlığına58, (…)5249 Devlet Gelir Uzmanlığına, (…)52 Maliye Uzmanlığına, Gelir Uzmanlığına, Mali Hizmetler Uzmanlığına, Defterdarlık Uzmanlığına52, Vergi İstihbarat Uzmanlığına, (…)46, bakanlık ve bağlı kuruluşların A.B. Uzmanlığına, Hazine Uzmanlığına, Dış Ticaret Uzmanlığına, Diyanet İşleri Uzmanlığına, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlığına,59 Avrupa Birliği İşleri Uzmanlığına,60 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanlığına,61 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanlığına,62 Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanlığına, Maarif Müfettişliğine6364, İçişleri Bakanlığı Planlama Uzmanlığına, İstihdam Uzmanlığına, İl İstihdam Uzmanlığına,65 Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanlığına,46 Çevre ve Şehircilik Uzmanlığına, Orman ve Su İşleri Uzmanlığına,46 Meteoroloji Uzmanlığına,66 Sanayi ve Teknoloji Uzmanlığına,46 Gümrük ve Ticaret Uzmanlığına,46 Gençlik ve Spor Uzmanlığına,46 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanlığına,46 Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanlığına,46 İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanlığına,67 Savunma Sanayii Uzmanlığına,68 Basın ve Enformasyon Uzmanlığına,69 Yüksek Kurum Uzmanlığına,70 Kamu Denetçiliği Uzmanlığına,71 Aile ve Sosyal Politikalar Denetçiliğine,46 Ürün Denetmenliğine,46 Sosyal Güvenlik Denetmenliğine,72 Millî Eğitim Uzmanlığına (…)6463 Gençlik ve Spor Denetçiliğine,73 Sağlık Uzmanlığına ve Sağlık Denetçiliğine,74 Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanlığına, Göç Uzmanlığına, İl Göç Uzmanlığına75, Helal Akreditasyon Uzmanlığına76 ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçiliğine,77 Gümrük ve Ticaret Denetmenliğine78 (…)54 Dışişleri Bakanlığı meslek memurluğu ile konsolosluk ve ihtisas 24/10/2011 tarihli ve 661 sayılı KHK’nın 102 nci maddesiyle bu bende “Millî Eğitim Uzman Yardımcıları ve Millî Eğitim Denetçi Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gümrük ve Ticaret Denetmen Yardımcıları,” ibaresi ve aynı bende “Millî Eğitim Uzmanlığına ve Millî Eğitim Denetçiliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gümrük ve Ticaret Denetmenliğine” ibaresi eklenmiştir. 78 memurluğunda48 ise Dışişleri Bakanlığınca sınavla girilmesi şart koşulan bir dereceye atanmaları sırasında ve bir defaya mahsus olmak üzere haklarında ayrıca bir derece yükselmesi uygulanır.798081828384858687888990919293949555969798 28/3/1988 tarih ve 318 sayılı KHK ile, bu fıkraya; "…Merkez Kuruluş Stajyer Kontolörleri…" iken, değiştirilerek eklenen "Bakanlıklar Merkez Kuruluşu Stajyer Kontrolörleri" ibaresi, 27/6/1989 tarih ve 375 sayılı KHK'ler 17/6/1992 tarih ve 3814 sayılı Kanun, 13/7/1993 tarih ve 486 sayılı, 10/8/1993 tarih ve 494 sayılı, 19/6/1994 tarih ve 543 sayılı 19/6/1994 tarih ve 544 sayılı 6/7/1995 tarih ve 562 sayılı 25/3/1997 tarih ve 571 sayılı KHK'ler ve 9/12/1994 tarih ve 4059 sayılı 13/11/1996 tarih ve 4208 sayılı 3/4/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanun ile eklenen ibareler (unvanlar) metne işlenmiştir. 544 sayılı KHK ile eklenen "Marka Uzman Yardımcıları", "Patent Uzman Yardımcıları", "Marka Uzmanlığına" ve "Patent Uzmanlığına" ibareleri 6/11/2003 tarihli ve 5000 sayılı Kanun ile Kanunlaşmıştır. 80 516, 613, 616, 617, 618 ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler'le bu fıkraya; eklenen Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişleri Sosyal Sigorta Uzman Yardımcıları, Sosyal Sigorta Uzmanları, İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcıları, İstihdam ve Meslek Uzmanlığına, Sosyal Güvenlik Uzman Yardımcıları, Çalışma Uzman Yardımcıları, yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzman Yardımcıları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcıları, Sosyal Güvenlik Uzmanlığına, Çalışma Uzmanlığına, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanlığına, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığına, Sosyal Sigorta Uzmanlığına, Bağ-Kur Denetmen Yardımcıları, Bağ-Kur Denetmenliğine ibareleri, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmeleri nedeniyle metinden çıkarılmıştır. Ayrıca 4636 sayılı Kanun ile "Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları" ibaresi metne işlenmiştir. 81 2/5/2001 tarihli ve 4668 sayılı Kanunla bu fıkraya, “Teknik Yardım Uzman Yardımcıları” ve “Teknik Yardım Uzmanlığı” ibareleri, getirilmiştir. 82 7/2/2002 tarihli ve 4745 sayılı Kanunla, bu fıkraya, “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müsteşarlık” ibaresi eklenmiştir. 83 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle bu bende, “Kültür ve Turizm Uzman Yardımcıları” ve “Kültür ve Turizm Uzmanlığına” ibareleri eklenmiştir. 84 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, "Çevre Uzman Yardımcıları" ibaresi, "Çevre ve Orman Uzman Yardımcıları"; "Çevre Uzmanlığına" ibaresi, "Çevre ve Orman Uzmanlığına" olarak değiştirilmiştir. 85 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, "İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcıları", "İstihdam ve Meslek Uzmanlığına" ibareleri eklenmiştir. 86 16/7/2003 tarihli ve 4947 sayılı Kanunun 37 maddesiyle, "Sosyal Güvenlik Uzman Yardımcıları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzman Yardımcıları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcıları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzman Yardımcıları" ve " Sosyal Güvenlik Uzmanlığına, Çalışma Uzmanlığına, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanlığına, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanlığına" ibareleri eklenmiştir. 87 24/7/2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, "Bağ-Kur Denetmen Yardımcıları” ve “Bağkur Denetmenliğine” ibareleri eklenmiştir. 88 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle bu fıkraya, “Sosyal Sigorta Uzman Yardımcıları”, “Sosyal Sigorta Uzmanlığına” ve “Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Müfettiş Yardımcıları ve Sigorta Müfettiş Yardımcıları” ibareleri eklenmiştir. 89 27/10/2004 tarihli ve 5251 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkraya, “Kadının Statüsü Uzman Yardımcıları” ve “Kadının Statüsü Uzmanlığına” ibareleri eklenmiştir. 90 10/11/2004 tarihli ve 5256 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle bu fıkraya, “Aile ve Sosyal Araştırma Uzman Yardımcıları” ve “Aile ve Sosyal Araştırma Uzmanlığına” ibareleri eklenmiştir. 91 1/12/2004 tarihli ve 5263 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkraya, “Sosyal Yardım Uzman Yardımcıları” ve “Sosyal Yardım Uzmanlığına” ibareleri eklenmiştir. 92 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle bu fıkraya, “Belediye Müfettiş Yardımcıları” ibaresi eklenmiştir. 93 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle bu fıkraya, "Özürlüler Uzman Yardımcıları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Vergi, Muhasebe ve Millî Emlak Denetmen Yardımcıları," ibaresi, "Özürlüler Uzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere "Vergi, Muhasebe ve Millî Emlak Denetmenliğine," ibaresi eklenmiştir. 79 12 – a) Memuriyete girmeden önce veya memurlukları sırasında ortaokul ve dengi veya lise ve dengi öğrenim üzerine hizmet içi eğitim sayılmayan ve öğrenim süreleri en az aralıksız 1 veya 2 öğrenim yılı olan ve kurumlarınca açılan mesleki kursları bitirenler hakkında; 1 yıllık öğrenim için 1 kademe, 2 yıldan az olmayan öğrenim için 1 derece yükselmesi uygulanır. b) Lise ve dengi okulları bitirdikten sonra memurlukları sırasında Milli Eğitim Bakanlığınca belli edilen ve kurumlarınca düzenlenen bir yıl süreli mesleki hizmet içi eğitim kurslarını tamamlayanların bulundukları derece ve kademelere bir kademe ilave edilir. c) Memuriyetleri sırasında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü bitirenlere her başarılı öğrenim yılı için öğrenim süreleri kadar (2 yılı geçmemek şartiyle) her yıl için bir kademe ilerlemesi uygulanır. d) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 16/4/2003 tarihli ve E.: 2003/22, K.: 2003/34 sayılı kararı ile.; Yeniden düzenleme: 17/9/2004 – 5234/1 md.) Memuriyette iken veya memuriyetten ayrılarak (87 nci maddeye tâbi kurumlarda çalışanlar dahil) üst öğrenimi bitirenler, aynı üst öğrenimi tahsile ara vermeden başlayan ve normal süresi içinde bitirdikten sonra memuriyete giren emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla, bitirdikleri üst öğrenimin giriş derece ve kademesine memuriyette geçirdikleri başarılı hizmet sürelerinin tamamı her yıl bir kademe, her üç yıl bir derece hesabıyla ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeye yükseltilirler. B) Öğrenim durumları itibariyle (A) bendinde gösterilen yükselinebilecek derece ve kademelerden farklı olanlar aşağıda gösterilmiştir. 1 – Lise ve lise dengi mesleki veya teknik öğretim görenlerden, ögrenim eksikliğini giderecek hizmet içi eğitimden geçerek, Devlet Personel Başkanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre yapılacak özel yükselme sınavlarında başarı gösterenler 1 inci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler. 2 – (A) bendinin 12 nci fıkrasının (a) şıkkında gösterilenler 3 üncü derecenin son kademesine kadar yükselebilirler. 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Kanunun 57 nci maddesiyle bu fıkraya, "Dış Ticaret Uzman Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzman Yardımcıları," ibaresi; "Dış Ticaret Uzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanlığına," ibaresi eklenmiştir. 95 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya, "Gelir Uzman Yardımcıları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Malî Hizmetler Uzman Yardımcıları," ibaresi, "Gelir Uzmanlığına," ibaresinden sonra gelmek üzere "Malî Hizmetler Uzmanlığına," ibaresi eklenmiştir. 96 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Kanunun 67 nci maddesiyle; bu bende “Kültür ve Turizm Uzman Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulaştırma ve Haberleşme Uzman Yardımcıları,”, “Kültür ve Turizm Uzmanlığına” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 97 7/1/2009 tarihli ve 5830 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu bentte yer alan "Tüketici ve Rekabet Uzman Yardımcıları" ibaresi "Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcıları", "Tüketici ve Rekabet Uzmanlığına" ibaresi "Sanayi ve Ticaret Uzmanlığına" olarak değiştirilmiştir. 98 4/6/2010 tarihli ve 5984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu alt bentte yer alan “İlköğretim Müfettiş Yardımcıları” ibaresi “Eğitim Müfettiş Yardımcıları”, “İlköğretim Müfettişliğine” ibaresi “Eğitim Müfettişliğine” şeklinde değiştirilmiştir. 94 3 – (Değişik: 23/12/1988 – KHK-351/3 md.) Emniyet Hizmetleri Sınıfı mensuplarından:99 a) Emniyet müdürleri ve bu sıfatı taşımakta olan emniyet teşkilatı mensupları ile başkomiser ve emniyet amirleri dışında kalanlar 3 üncü derecenin son kademesine, b) Başkomiser ile emniyet amirleri 2 nci derecenin son kademesine, c) (Ek: 22/5/2012 – 6318/43 md.) Yukarıda sayılanlardan yükseköğrenimli olanlar 1 inci derecenin son kademesine, d) Emniyet müdürleri ve bu sıfatı taşımakta olan emniyet teşkilatı mensupları 1 inci derecenin son kademesine, kadar yükselebilirler. C) 1 – Teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. 2 – Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel kurumlarda yapanlarla, memurluktan ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memurluğa girmek isteyenlerin sağlık hizmetlerinde geçen süresinden, bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen süreleri ile 196 ncı maddede belirtilen şekilde tespit edilecek mahrumiyet bölgelerinde en az 3 yıl çalışanların veya çalışacak olanların sürelerinin tamamı ve geri kalan sürelerinin 3/4 ü toplamı memurlukta geçmiş sayılarak bu sürelerin her yılı için bir kademe ilerlemesi ve her üç yılı için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. 3 – Avukatlık hizmetleri sınıfına girenlerin memuriyete girmeden önce veya memurluktan ayrılarak (…)100 avukatlıkla geçirdikleri sürelerin 3/4 ü memuriyette geçmiş sayılarak, bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesine ve her üç yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirilir. 4 – Basın Kartları Yönetmeliğine göre, basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparak memurluğa girenlerin; meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilmeleri şartiyle, fiilen gazetecilik yaparak geçirdikleri sürenin 3/4 ü fiilen memuriyette geçmiş sayılarak, bu sürenin her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yılı bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. 22/5/2012 tarihli ve 6318 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi ile bu altbende (c) sırası eklenmiş ve mevcut (c) sırası (d) sırası olarak teselsül ettirilmiştir. 100 Anayasa Mahkemesinin 27/3/2014 tarihli ve E.: 2013/101, K.: 2014/63 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…serbest…” ibaresi iptal edilmiştir. 99 5 – Özel okullarda öğretmenlik veya yöneticilik yaptıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı emrinde memuriyet kabul edenlerin özel okullarda geçen hizmet sürelerinin 2/3 ünün her yılı bir kademe ilerlemesine ve her üç yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirilir. Yukarıdaki fıkralara göre, değerlendirilecek hizmet süresinden sadece özel sektörde geçen süre 12 yılı geçemez. Ancak, T. C. Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar kanunlarına tabi görevlerde bulunmuş olanların kazanılmış hakları saklıdır. Yapılacak intibak neticesinde ilgililerin girecekleri dereceler öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri derecenin son kademe aylığını geçemez. 6 – Bu kanunun 4 üncü ve 237 nci maddesinin (e) fıkrasına göre sözleşme ile istihdam edilenlerin, memuriyete geçirilmeleri halinde, sözleşmeli olarak geçirdikleri hizmet süreleri, her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. 7 – 2834 ve 2836 sayılı kanunlara göre kurulmuş olan Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatiflerinde çalışanlardan sonradan memuriyete girenlerin bu kooperatiflerde geçen hizmetlerinin 12 yılı geçmemek üzere her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yılı için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. 8- (Ek: 29/1/2016 – 6663/5 md.) 108 inci maddenin (B) fıkrası uyarınca kullanılan aylıksız izin süreleri, her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir. D) Memur iken, girişteki öğrenim derecelerinden bir üst derecedeki öğrenimi tamamlayanlar, bu üst öğrenim derecesi için 36 ncı maddede yazılı memuriyete giriş derecelerinde boş kadro bulunduğu takdirde bu kanunun 68 inci maddesinde yazılı derece yükselmesinde süre kaydı aranmaksızın bu derecedeki görevlere atanabilirler. 68 inci maddenin (A) bendinin (b) ve (c) fıkralarındaki hükümler saklıdır. E) Sınıfların giriş derecelerinin ileri kademelerinden işe başlayanlarla yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine kademe ilerlemesi uygulananların, kademe ilerlemesine tekabül eden süreleri 68 inci maddede derece yükselmesi için gerekli olduğu öngörülen sürelerin hesabında ayrıca değerlendirilir. Artan süreler üst derece ve kademedeki kanuni bekleme süresinde geçmiş sayılır. F) (Değişik birinci fıkra: 24/11/1994 – 4049/8 md.) Bu kanunla tespit edilen çeşitli hizmet sınıfları mensuplarından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatında asli ve sürekli görevlerde bulunanların kadro, ünvan, derece ile intibak ve diğer haklarının tespit ve kullanılması ile ilgili yetkiler Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanına aittir.101102 Bu kanunla tespit edilen çeşitli hizmet sınıflarına dahil olup da MİT Müsteşarlığı emrinde çalışan MİT mensuplarının atama, derece yükselmesi ve kademe ilerlemesi ve disiplin hükümleri ile ilgili yetkilerin kullanılmasının düzenlenmesi Cumhurbaşkanına aittir.103 Milli İstihbarat hizmetleri sınıfına yapılan atamalarda bu maddenin (A) bendinin (8/ab) fıkralarındaki derece ve kademe ilerlemesi ile ilgili hükümleri uygulanır. G) Bu maddede sayılan sınıfların ve fıkraların kapsamının tayininde, benzeri veya eşdeğer öğrenim veya hizmetler Cumhurbaşkanınca tespit olunur.104 Yükselinebilecek derecenin üstünde bir dereceye yükselme:
Madde 37
Madde 37 – (Yeniden düzenleme 29/11/1984 – KHK-243/2 md.) Bu kanun hükümlerine göre öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son sekiz yıllık süre içinde herhangi bir disiplin cezası almayanların kazanılmış hak aylıkları kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltilir.105 Kademe:
Madde 38
Madde 38 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Sınıf dışında kadro ihdas edilemiyeceği:
Madde 39
Madde 39 – Bu kanuna tabi kurumlarda sınıflar dışında memurluk kadroları ihdas edilemez. Memuriyete girişte yaş:
Madde 40
Madde 40 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/11 md.) 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nın 5 inci maddesiyle bu fıkrasında yer alan “, ek gösterge, makam tazminatı ve benzeri mali haklar ile intibak ve diğer özlük haklarının” ibaresi “ile intibak ve diğer haklarının” şeklinde değiştirilmiştir. 102 1/12/2011 tarihli ve 6253 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği teşkilatlarında” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatında” şeklinde değiştirilmiştir. 103 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 24 üncü maddesiyle, bu paragrafta yer alan “Başbakana” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 104 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “; ilgili Bakanlık veya kuruluşun teklifi üzerine alakalı öğretim kurumu ile Milli Eğitim Bakanlığının muadelet tevsiki ve Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığının mütalaası alınarak Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 105 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan son sicil notu olumlu bulunanların” ibaresi “son sekiz yıllık süre içinde herhangi bir disiplin cezası almayanların” olarak değiştirilmiştir. 101 Genel olarak 18 yaşını tamamlıyanlar Devlet memuru olabilirler. Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartiyle Devlet memurluklarına atanabilirler. Sınıflandırmada öğrenim unsuru:
Madde 41
Madde 41 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12/1 md.; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Genel olarak ortaokulu bitirenler memur olabilirler. Ortaokul mezunlarından istekli bulunmadığı takdirde ilkokulu bitirenlerin de alınması caizdir. Bir sınıfta belli görevlere atanabilmek veya bu görevlerde belli derecelere yükselebilmek için, kuruluş kanunları veya bu kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve kuruluş kanunlarına dayanılarak çıkarılacak yönetmelikler ile işin gereğine göre daha yüksek öğrenim dereceleri veya muayyen fakülte, okul veya öğrenim dallarını veya meslek içi veya meslekle ilgili eğitim programlarını bitirmiş olmak veya yabancı dil bilmek gibi şartlar konulabilir.106 Yetişme ve deneme süresi:
Madde 42
Madde 42 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/13 md.) Göstergeler:
Madde 43
Madde 43 – (Değişik: 12/2/1982 – 2595/1 md.) Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylık ve ek göstergeleri aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilir: A) Aylık Göstergesi: Bütün sınıflar itibariyle her derece ve kademenin aylıklarının hesaplanmasına esas teşkil edecek Aylık Gösterge Tablosu aşağıdaki I Numaralı Cetvelde gösterilmiştir. I Numaralı Cetvel AYLIK GÖSTERGE TABLOSU107 Dereceler 1 2 3 4 5 1 2 1320 1380 1155 1210 1020 1065 915 950 835 865 3 1440 1265 1110 985 895 Kademeler 4 5 6 1500 – – 1320 1380 1440 1155 1210 1265 1020 1065 1110 915 950 985 7 – – 1320 1155 1020 8 9 – – – – 1380 – 1210 1265 1065 1110 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu kanun” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri” ibaresi eklenmiştir. 107 Bu tablodaki gösterge rakamları 10/4/1989 tarihli ve 366 sayılı KHK'nin 1 inci maddesi ile değiştirilmiştir. 106 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 760 705 660 620 590 560 545 530 515 500 785 720 675 630 600 570 550 535 520 505 810 740 690 645 610 580 555 540 525 510 835 760 705 660 620 590 560 545 530 515 865 785 720 675 630 600 570 550 535 520 895 810 740 690 645 610 580 555 540 525 915 835 760 705 660 620 590 560 545 530 950 865 785 720 675 630 600 570 550 535 985 895 810 740 690 645 610 580 555 540 B) (Değişik: 9/4/1990 – KHK-418/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/2 md.) Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.108 Bu ek göstergeler, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmaz. Kurumların 1, 2, 3 ve 4 üncü dereceli kadrolarına atananlara uygulanacak ek göstergeler, ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları kariyerleri ile ilgili sınıf veya ekli I sayılı Cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (g) bölümünde belirtilen görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine göre alabilecekleri ek göstergelerden düşük olamaz. (Değişik: 23/2/1995 – KHK-547/7 md.) Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve Üyelikleri, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkan ve üyelikleri, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkan ve Üyelikleri, Müşavir ve 1'inci dereceden uzman ünvanlı kadrolara atananlara bu kadrolarda bulundukları sürece daha önce almış oldukları en yüksek ek gösterge üzerinden ödeme yapılır. Kadroları Milli İstihbarat Hizmetleri Sınıfına dahil olanlara, bu maddede gösterilen emsallerini geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından tespit edilecek ek gösterge rakamları uygulanır.109 Çalışma yaş hadleri:
Madde 44
Madde 44 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/15 md.) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 109 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 25 inci maddesiyle, bu paragrafta yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 108 Memurun başka sınıfta ve derecesinin altında bir görevde çalıştırılmıyacağı:

KISIM – III Devlet Memurluğuna Alınma

BÖLÜM:1 Usul Atama yapılacak boş kadroların bildirilmesi:

Madde 46
Madde 46 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/12 md.) Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı hariç), personel atamasına lüzum gördükleri boş kadroların sayılarını, sınıf ve derecelerini belirterek Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Duyurma:

BÖLÜM : 2 Şartlar Genel ve özel şartlar:

Madde 48
Madde 48 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/14 md.) Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak,111 2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)112 zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. 6. Askerlik durumu itibariyle; a) Askerlikle ilgisi bulunmamak, b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak, c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak, 7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek (…)113 akıl hastalığı (…)113 bulunmamak. 8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile) B) Özel şartlar: 1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, 2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak. Bulgaristan'dan Türkiye'ye mecburi göç eden Türk soyundan olanlarda bu şartın aranmıyacağı 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KHK’nin geçici 5 inci maddesi ile hükme bağlanmıştır. 112 Anayasa Mahkemesinin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile bu alt bentte yer alan “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” ibaresi iptal edilmiştir. 113 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “…vücut veya…” ile “…veya vücut sakatlığı ile özürlü…” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. 111 Sınavlara katılma:
Madde 49
Madde 49 – (Yeniden düzenleme: 12/5/1982 – 2670/15 md.) (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/5 md.) Duyurulan Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet Memuru olarak girmek isteyenler, belirlenen şartları yerine getirerek başvurularını yaparlar. Devlet kamu hizmet ve görevlerine girmek isteyenlerden ilan edilen şartları haiz bulunmayanlar bu sınavlara katılamazlar ve bu husus başvurulan merciler tarafından kendilerine bir yazı ile bildirilir. Sınav şartı:
Madde 50
Madde 50 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/6 md.) Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır. Sınavların yapılmasına dair usul ve esaslar ile sınava tabi tutulmadan girilebilecek hizmet ve görevler ve bunların tabi olacağı esaslar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir genel yönetmelikle düzenlenir. (Mülga üçüncü fıkra: 13/2/2011-6111/99 md.) (Ek: 30/5/1997 – KHK-572/14 md.; Mülga dördüncü fıkra: 13/2/2011 – 6111/99 md.) Sınav sonuçları:
Madde 51
Madde 51 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/7 md.) Sınav sonuçları, ilgili kurumda teşkil edilen sınav komisyonlarının sorumluluğunda belirlenecek başarılı olanların isimleri başarı sıralarına göre ilan edilir ve yazı ile de ilgililere bildirilir. İlan edilen sınav sonuçları müteakip sınav tarihine kadar geçerlidir. Kurumların memur ihtiyaçlarını karşılama şekli:
Madde 52
Madde 52 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/18 md.) Kurumların memur ihtiyaçları yayınlanan sınav sonuçlarında belirlenen başarı sırasına göre ilgili kurumlarca atama yapılmak suretiyle karşılanır. Müteakip sınav dönemine kadar kurumların acil ihtiyaçları; sınavlara girip kazanmış ancak yeterli kadro olmaması nedeni ile ataması yapılamayanlardan; yayınlanan başarı sırasına göre karşılanabilir. Yapılan atamalar, ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Engelli personel çalıştırma yükümlülüğü:114115

KISIM – IV Hizmet Şartları ve Şekilleri

BÖLÜM: 1 Atanma Asli memurluğa atanma:

Madde 58
Madde 58 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/23 md.) Adaylık devresi içinde eğitimde başarılı olan adaylar disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile onay tarihinden geçerli olmak üzere asli memurluğa atanırlar.117 Asli memurluğa geçme tarihi adaylık süresinin sonunu geçemez. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Başbakanlıkça” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 116 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve olumlu sicil alan adaylar sicil amirlerinin teklifi” ibaresi “adaylar disiplin amirlerinin teklifi” olarak değiştirilmiştir. 117 İstisnai memurluklar:
Madde 59
Madde 59 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975-1897/1 md.) (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/8 md.) Cumhurbaşkanlığı118 ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin memurluklarına, Bakan Yardımcılıklarına,119 (…)120118 (…)121 Savunma Sanayii Müsteşarlığına ait Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Müşavir Avukat kadrolarına,122 Toplu Konut (…)123 İdaresi Başkanlığına ait Başkan, Başkan Yardımcısı, Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Uzman, Uzman Yardımcısı, Müşavir Avukat ve Şube Müdürleri (Uzman)123, (…)118 Özelleştirme İdaresi Başkanlığında Başkan, Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Proje Grup Başkanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine124 (…)118 Bakanlık Müşavirlikleriyle Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliklerine, (…)118 Türkiye İstatistik Kurumu Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine, (…)119 Avrupa Birliği Bakanlığı Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç),125119 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiş ve “Başbakan Başmüşaviri,”, “Başbakan Müşavirliklerine,”, “Başbakanlık ve”, “Başbakanlık Basın Müşavirliğine,” ve “Bakanlar Kurulu Sekreterliğine,” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır. 119 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nın 8 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisinin memurluklarına," ibaresinden sonra gelmek üzere "Bakan Yardımcılıklarına," ibaresi eklenmiş, aynı fıkrada yer alan "Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Müşavirliklerine ve" ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve "Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç)," ibaresi "Avrupa Birliği Bakanlığı Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç)," şeklinde değiştirilmiştir. 120 18/5/1987 tarihli ve 281 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi ile “Başbakan Başmüşaviri unvanı,” ibaresi eklenmiştir. 121 12/5/1989 tarih ve 368 sayılı KHK’nin 7 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “Başbakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının müsteşarları (MİT hariç)” ibaresi “ve yardımcıları” ibaresi ise 25/1/1990 tarih ve 402 sayılı KHK’nin 1 inci maddesi ile eklenmiş, ancak bu ibare 27/12/1991 tarih ve 475 sayılı KHK’nin 11 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 122 8/8/2011 tarihli ve 649 sayılı KHK’nin 42 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile” ibaresi “Savunma Sanayii Müsteşarlığına ait Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, I.Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Müşavir Avukat kadrolarına,” şeklinde değiştirilmiştir. 123 Bu fıkradaki Savunma Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresine ait unvanlar 14/1/1988 tarih ve 310 Sayılı KHK’nin 1 inci maddesi ile eklenmiştir, daha sonra; 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile “… ve Kamu Ortaklığı…” ibaresi metinden çıkarılmıştır. 30/10/1989 tarihli ve 390 sayılı KHK gereğince “Savunma Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı” ibaresi, “Savunma Sanayi Müsteşarlığı”, “Savunma Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı” ibaresi, “Savunma Sanayi Müsteşarı”, “Başkanlık” ibaresi ise “Müsteşarlık” olarak değiştirilmiştir. 20/3/1991 tarihli ve 3704 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 390 sayılı KHK aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 124 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun ile bu fıkraya “Özelleştirme İdaresi Başkanlığında Başkan, Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Proje Grup Başkanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine” ibaresi eklenmiştir. 125 24/6/2009 tarihli ve 5916 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkraya, “Türkiye İstatistik Kurumu Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine, Avrupa 118 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Basın Müşaviri ve Hukuk Müşaviri,126 Gelir İdaresi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine, (…)118 Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı127 kadrolarında veya kadro açıklamalar bölümünde özel nitelikli olarak gösterilen görev yerlerine, Özel Kalem Müdürlüklerine, Valiliklere, Büyükelçiliklere, Elçiliklere, Daimi Temsilciliklere, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığına,128 dış kuruluşlarda çalışma müşavirlikleri nezdinde görevlendirilecek sendika uzmanlıklarına, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliklerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri (4 adet), Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri,129 Milli İstihbarat Teşkilatı memurluklarına, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Müşavirliklerine, Hukuk Müşavirliğine ve Genel Sekreter Sekreterliğine, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Başkanlık Müşavirliğine,130 Anayasa Mahkemesi Basın Müşavirliğine,131 Nükleer Düzenleme Kurumunun Başkan Yardımcılıklarına ve Daire Başkanlıklarına,132133 bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabilir. Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirlikleri ile Devlet Konservatuvarında görevlendirilecek uluslararası ün yapmış üstün yeteneklere sahip Devlet sanatçılarının, olimpiyat şampiyonluğu veya olimpik spor dallarından birinde büyükler Birliği Genel Sekreterliği Müşavirliklerine ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç),” ibaresi eklenmiştir. 126 24/3/2010 tarihli ve 5978 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkraya, “Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Müşavirliklerine ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç),” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Basın Müşaviri ve Hukuk Müşaviri” ibaresi eklenmiştir. 127 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu fıkraya “Türk Silahlı Kuvvetleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Sahil Güvenlik Komutanlığı” ibaresi eklenmiştir. 128 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Daimi Temsilciliklere,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığına,” ibaresi eklenmiştir. 129 1/7/2010 tarihli ve 6002 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkraya, “Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliklerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri (4 adet), Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri,” ibaresi eklenmiştir. 130 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Müşavirliklerine, Hukuk Müşavirliğine ve Genel Sekreter Sekreterliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Başkanlık Müşavirliğine,” ibaresi eklenmiştir. 131 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanunun 75 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “Genel Sekreter Sekreterliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Anayasa Mahkemesi Basın Müşavirliğine,” ibaresi eklenmiştir. 132 2/7/2018 tarihli ve 702 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Anayasa Mahkemesi Basın Müşavirliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Nükleer Düzenleme Kurumunun Başkan Yardımcılıkları ve Daire Başkanlıklarına,” ibaresi eklenmiştir. 133 5/3/2022 tarihli ve 7381 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Nükleer Düzenleme Kurumunun Başkan Yardımcılıkları ve Daire Başkanlıklarına” ibaresi “Nükleer Düzenleme Kurumunun Başkan Yardımcılıklarına ve Daire Başkanlıklarına” şeklinde değiştirilmiştir. kategorisinde birden fazla Dünya şampiyonluğu kazananlar arasından atanacak spor müşavirlerinin134 atama ve ilerlemelerinde de bu hükümler uygulanır.135136 Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmaz. Bu görevlerde bulunan memurların emeklilik kıdemleri yürümekte devam eder. (Son fıkra mülga: 11/9/1987 – KHK-276/13 md.; Aynen kabul: 24/2/1988 – 3409/13 md.) İstisnai memurluklara atanmada aranacak şartlar:
Madde 60
Madde 60 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) İstisnai Devlet memurluklarına 48 inci maddede yazılı genel şartları taşıyan kimselerden atanmalar yapılabilir. Kuruluş kanunlarındaki veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki özel hükümler saklıdır.137 Ancak, Devlet sanatçılarında aranacak nitelikler bir yönetmelikle belirtilir. Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğine atanabilmek için ise, bir yabancı dili çok iyi bilmek ve özel yönetmeliğinde belirtilecek diğer nitelikleri taşımak şarttır. İstisnai memurluklara atananlara bu Kanunun uygulanacak hükümleri:
Madde 61
Madde 61 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen Kabul: 15/5/1975-1897/1 md.) 60 ıncı madde gereğince istisnai memurluklara atananlar hakkında bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanır. Ancak istisnai bir memuriyet kadrosuna atananlar, atandıkları kadronun derece aylığının ilk kademesini kazanılmış hak olarak elde ettikleri tarihten itibaren, haklarında bu kanunun kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine dair hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, (…)138 Bakanlıklar özel kalem müdürlüklerine, valiliklere, büyükelçiliklere, elçiliklere, daimi temsilciliklere atananların, atandıkları derecelerde 2/8/2000 tarih ve 608 sayılı KHK’nin 5 inci maddesiyle bu fıkraya “Olimpiyat şampiyonluğu veya olimpik spor dallarından birinde büyükler kategorisinde birden fazla Dünya şampiyonluğu kazananlar arasından atanacak spor müşavirlerinin” ibaresi, eklenmiştir. Daha sonra bu ibare, 12/4/2001 tarihli ve 4644 sayılı Kanunla kanunlaştırılmıştır. 135 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle bu fıkraya, “Başbakanlık Basın Müşavirliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gelir İdaresi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine,” ibaresi eklenmiştir. 136 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Kanunun 57 nci maddesiyle bu fıkraya, “Başbakanlık Basın Müşavirliğine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Türkiye İstatistik Kurumu Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine,” ibaresi eklenmiştir. 137 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “kanunlarındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki” ibaresi eklenmiştir. 138 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Başbakanlık ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 134 geçirdikleri süreler, kazanılmış hak sayılmamak şartiyle, kademe ilerlemesinde (üst dereceye atanmaları halinde 161 inci maddenin A bendi uyarınca) değerlendirilir.(2) Bakan müşaviri
Madde 61
Madde 61/A- (Ek: 2/7/2018 – KHK-703/172 md.) (Başlığı ile Birlikte Değişik:8/5/2025-7547/1 md.) Bakanlıklarda, özel önem ve öncelik taşıyan konularda bakana danışmanlık yapmak üzere bakan müşaviri atanabilir. Bakan müşavirleri doğrudan bakana bağlı olarak çalışır. Bakan müşavirleri, bakanın görev süresiyle sınırlı olarak görev yapar. Bakanın görevi sona erdiğinde, bakan müşavirlerinin görevi de sona erer. Bakan müşavirleri gerektiğinde bakanın görev süresi dolmadan da görevden alınabilir. Bakan müşaviri kadrolarına bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın atama yapılabilir. Ancak bu şekilde atanmış olmak, kamu kurum ve kuruluşlarındaki diğer herhangi bir kadro, pozisyon ve göreve atanma veya kamuda herhangi bir statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez. Bakan müşaviri kadrolarına açıktan atananlardan görevi sona erenlerin veya görevden alınanların memuriyetle ilişikleri kesilir. Kamu görevlisi iken bakan müşavirliğine atananlar, görevleri sona erdiğinde veya görevden alındıklarında, yönetici kadro, pozisyon ve görevleri hariç olmak üzere önceki kadro veya pozisyonlarına en geç bir ay içinde atanırlar. Bu şekilde atanacaklar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması hâlinde, söz konusu kadro veya pozisyonlar başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Atama işlemi tamamlanıncaya kadar bunların her türlü mali ve sosyal hak ve yardımları kurumları tarafından ödenmeye devam olunur. Bakan müşaviri kadrolarında görev yapanlara mevzuatında bakanlık müşaviri kadrosuna bağlı mali ve sosyal hak ve yardımlar aynı usul ve esaslar dahilinde ödenir. Bakanlık müşavirlerine yapılan ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar, bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Bunlar emeklilik hakları bakımından da bakanlık müşavirine denk kabul edilir. Atamalarda görev yerine hareket ve işe başlama süresi:
Madde 62
Madde 62 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) İlk defa veya yeniden veyahut yer değiştirme suretiyle; a) Aynı yerdeki görevlere atananlar atama emirlerinin kendilerine tebliğ gününü, b) Başka yerdeki görevlere atananlar, atama emirlerinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde o yere hareket ederek belli yol süresini, izleyen iş günü içinde işe başlamak zorundadırlar. Savaş ve olağanüstü hallerde bu süre Cumhurbaşkanı Kararı ile kısaltılabilir.139 Yukarıdaki süreler; 1 – Kanuni izinlerin kullanılması veya geçici bir görevin yapılması sırasında başka bir göreve atanan memurlar için iznin veya geçici görevin bitimi, 2 – Hesaplarını, yerlerine gelenlere devir zorunda bulunan sayman ve sayman mutemetleri için devrin sona ermesi, 3 – Eski görevlerine devamları kurumlarınca yazılı olarak tebliğ edilenler için yerlerine atanan memurların gelmesi veya yeni görev yerlerine hareketlerinin kurumlarınca tebliği, tarihinde başlar. (Değişik: 12/2/1982 – 2595/4 md.) Yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda memurlara atama emirleri tebliğ edilince yollukları, ödeme emri aranmaksızın, saymanlıklarca derhal ödenir. Memurun izinli ve raporlu olması tebligata engel olmamakla beraber (a) ve (b) bentlerindeki süreler izin ve rapor müddetinin bitmesinde başlar. Bu maddede geçen "yer" deyiminin kapsamı İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte belirtilir. İşe başlamama halinde yapılacak işlem:

BÖLÜM : 2 Devlet Memurluğunda İlerleme ve Yükselmeler Kademe ve kademe ilerlemesi:140

Madde 64
Madde 64 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/100 md.) 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 140 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 100 üncü maddesiyle bu madde başlığı “Kademelerde ilerleme şartları:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 139 Kademe; derece içinde, görevin önemi veya sorumluluğu artmadan, memurun aylığındaki ilerlemedir. Memurun kademe ilerlemesinin yapılabilmesi için bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması şartları aranır. 72 nci madde gereğince belirli bir süre görev yapmak üzere, mecburî olarak sürekli görevle atanan memurlardan kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde bulunanlara, bu yörelerde fiilen çalışmak suretiyle geçirilen her iki yıl için bir kademe ilerlemesi daha verilir. Yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır. İki yıldan az süreler dikkate alınmaz. Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır. Bu maddede belirtilen şartları haiz her sınıf ve derecedeki memurlar, hak kazandıkları tarihten geçerli olmak üzere ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bir ileri kademeye ilerlemiş sayılırlar. Kademe ilerlemesi ile ilgili onay mercii atamaya yetkili amirdir. Onay mercileri kademe ilerlemeleri ile ilgili yetkilerini devredebilirler. Kademe ilerlemesine hak kazanamayan memurlar, kurumlarınca her ay alınacak toplu onaylarla belirlenir. Kademe ilerlemesi yapmış sayılanlardan ilerlemeye müstahak olmadıkları sonradan tespit edilenlerin kademe ilerlemeleri, ilerlemiş sayıldıkları tarihten geçerli olmak üzere iptal edilir. Kademe ilerlemelerinin toplu onayla yapılması:
Madde 65
Madde 65 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Derece yükselmelerinde ve kademe ilerlemelerinde onay merci:
Madde 66
Madde 66 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Kadrosuzluk sebebiyle derece yükselmesi yapamayanların aylıkları:
Madde 67
Madde 67 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/10 md.) Diğer şartları taşımakla birlikte üst derecelerde (…)141 kadro olmadığı için derece yükselmesi yapamayan memurların kazanılmış hak aylıkları, öğrenim durumları itibariyle yükselebilecekleri dereceyi aşmamak şartıyla işgal etmekte oldukları kadroların üst derecelerine yükseltilir.141 Derece yükselmesinin usul ve şartları:
Madde 68
Madde 68 – (Değişik: 12/2/1982 – 2595/5 md.) 4/7/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi ile; bu maddede yer alan “boş” ibaresi, metinden çıkarılmış ve “bir üst derecesine yükseltilebilir” ibaresi, “üst derecelerine yükseltilir” şeklinde değiştirilmiştir. 141 A) Derece yükselmesi yapılabilmesi için: a) (Değişik: 26/6/1984 – KHK 241/4 md.) Üst derecelerden boş bir kadronun bulunması, b) Derecesi içinde en az 3 yıl ve bu derecenin 3 üncü kademesinde 1 yıl bulunmuş, c) Kadronun tahsis edildiği görev için öngörülen nitelikleri elde etmiş, d) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/101 md.) olması şarttır. B) (Değişik: 4/5/1984 – KHK-199/1 md.) Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.142 (Değişik ikinci paragraf: 13/2/2011 – 6111/101 md.) Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin; a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl, b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl, c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim görenler için bu sürelere iki yıl ilave edilir. Bu sürelerin hesabında; 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamına dâhil kurumlarda fiilen çalışılan süreler ile Yasama Organı Üyeliğinde, belediye başkanlığında, belediye ve il genel meclisi üyeliğinde, kanunlarla kurulan fonlarda, muvazzaf askerlikte, okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta ve uluslararası kuruluşlarda geçen sürelerin tamamı ile yükseköğrenim gördükten sonra özel kurumlarda veya serbest olarak çalıştıkları sürenin; Başbakanlık ve bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşlarının müsteşar ve müsteşar yardımcıları ile en üst yönetici konumundaki genel müdür ve başkan kadrolarına atanacaklar için tamamı, diğer kadrolara atanacaklar için altı yılı geçmemek üzere dörtte üçü dikkate alınır.143 (Ek fıkra: 26/8/1993 – KHK-501/1 md.; İptal Anayasa Mahkemesinin 6/10/1993 tarihli ve E. 1993/32, K. 1993/32 sayılı kararı ile) Bu bent hükümlerine göre atananlar atandıkları kadronun aylık (Ek gösterge dahil) ve diğer haklarından yararlanırlar. Bu suretle üst dereceye atananların bu kadrolarda geçirdikleri her yıl kademe ilerlemesi ve her "3" yıl derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak 21/2/2013 tarihli ve 6428 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu paragrafta yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı” ibaresi “Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı” şeklinde değiştirilmiştir. 143 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “okul devresi dâhil yedek subaylıkta” ibaresi “okul devresi dâhil yedek astsubaylık ve yedek subaylıkta” şeklinde değiştirilmiştir. 142 ve emeklilik keseneğine esas aylık derecelerinin yükselmesinde gözönüne alınır. Ancak atandıkları kadro aylıkları, başka görevlere atanma halinde kazanılmış hak sayılmaz. (Ek paragraf: 2/7/2018 – KHK-703/172 md.) Cumhurbaşkanı onayıyla yapılan atamalarda Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde öngörülen hizmet süresi şartları aranır. Üst kademe kamu yöneticisi sayılmayan daire başkanı ve bu kadrolara denk yönetici kadrolarına yapılacak atamalarda bu bentte öngörülen hizmet süresi yükseköğrenim gördükten sonra beş yıl olarak uygulanır. Ancak bu beş yıllık sürenin hesabında Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır. C) (Ek: 13/2/2011 – 6111/101 md.) Derece yükselmesi ile ilgili onay mercii atamaya yetkili amirdir. Müşterek kararla atanmış olanların derece yükselmeleri, ilgili bakanın veya yetkili kıldığı makamın onayı ile yapılır. Üst derece kadroya atanmış olup da kazanılmış hak ve emeklilik keseneğine esas aylık dereceleri daha aşağıda bulunanların (45 inci maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan atamalar hariç), kazanılmış hak ve emeklilik keseneğine esas aylık derecelerinin yükseltilmeleri için, bu hâlin devamı süresince yukarıda belirtilen onay aranmaz. İdari görevlere atanma:
Madde 69
Madde 69 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/11 md.) Kurumlar, Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ve Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlardan, kariyerlerinden yararlanmak istediklerini 2 – 4 üncü dereceler arasındaki idari görevlere ait olup kazanılmış hak derecelerinin iki altındaki derecelerden tesbit ve ihdas edilmiş kadrolara atayabilirler. Bu suretle atanan memurların aylıkları kazanılmış hak dereceleri üzerinden ödenir. Ancak kazanılmış aylık dereceleri ve kariyer hizmet sınıfları için tesbit edilen ek gösterge, zam ve tazminatlar ile atandıkları görevlerin ek gösterge, zam ve tazminatlarının farklı olması halinde fazla olanı ödenir. İstisnai memurluklarda derece yükselmeleri ve kademe ilerlemeleri:
Madde 70
Madde 70 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/29 md.) Bir sınıftan başka bir sınıfa geçme:

BÖLÜM: 3 Yer Değiştirmeler Yer değiştirme suretiyle atanma:

Madde 72
Madde 72 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/25 md.) Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır. (Değişik: 9/4/1990 – KHK-418/5 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 Sayılı Kararı ile; yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK527/5 md.) Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere 74 ve 76 ncı maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi memurun atandığı yerde eşinin atanacağı teşkilatın bulunmaması ya da teşkilatı olmakla birlikte niteliğine uygun münhal bir görev bulunmaması ve ilgilinin de talebi halinde, bu personele eşinin görev süresi ile sınırlı olmak üzere aşağıdaki şartlarda izin verilebilir. (Ek: 9/4/1990 – KHK-418/5 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 Sayılı Kararı ile; yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK527/5 md.) Bu suretle izin verilenlere, aylık ve diğer ödemelerine karşılık olarak, aylık (taban ve kıdem aylığı dahil), ek gösterge, zam ve tazminatlarının kanuni kesintiler düşüldükten sonraki net miktarının, eşleri; a) Olağanüstü Hal Bölgesine dahil illerle bu illere mücavir olarak belirlenen illerde görevli olanlara % 60'ı, 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “veya kuruluş kanunlarında” ibaresi “, kuruluş kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde” şeklinde değiştirilmiştir. 144 b) Kalkınmada 1 inci derecede öncelikli yörelerde görevli olanlara % 50'si, c) Kalkınmada 2 nci derecede öncelikli yörelerde görevli olanlara % 25'i, kurumlarınca kadro tasarrufundan ödenir. Eşleri diğer yörelerde görevli olanlar ise ücretsiz izinli sayılır. (Ek: 9/4/1990 – KHK-418/5 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 Sayılı Kararı ile; yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/5 md.) Yukarıda sayılanların kadroları eşlerinin görevlendirme süresiyle sınırlı olarak saklı tutulur. Ancak, bu süre memuriyet boyunca 4 yılı hiç bir surette geçemez. Bunların kademe ilerlemesi; emeklilik ve diğer bütün hakları ve yükümlülükleri devam eder. Ancak ücretsiz izin verilenlerin bu sürelerinin emeklilikten sayılabilmesi için kesenek ve kurum karşılıklarının her ay kendileri tarafından T.C. Emekli Sandığına yatırılması gerekir. (Ek fıkra: 6/2/2014 – 6518/10 md.) İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır. (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/13 md.) Memurların atanamayacakları yerler ve bu yerlerdeki görevler ile kurumların özellik arz eden görevlerine atanabilmeleri için hangi kademelerde ne kadar hizmet etmeleri gerektiği ve yer değiştirme ile ilgili atama esasları Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir. Kurumlar atamaya tabi olacak personeli için bu yönetmelik esaslarına göre Devlet Personel Başkanlığının görüşünü almak suretiyle bir personel ve atama planı hazırlar. Karşılıklı olarak yer değiştirme:
Madde 73
Madde 73 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul; 15/5/1975 – 1897/1 md.) Aynı Kurumun başka başka yerlerde bulunan aynı sınıftaki memurları, karşılıklı olarak yer değiştirme suretiyle atanmalarını isteyebilirler. Bu isteğin yerine getirilmesi atamaya yetkili amirlerince uygun bulunmasına bağlıdır. Memurların bir kurumdan diğerine nakilleri:
Madde 74
Madde 74 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır. Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları caizdir. Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartiyle) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir. 13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla bu Kanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerinde olanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıda yazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.145 Memurların diğer kurumlardan bu Kanuna tabi kurumlara geçmeleri:
Madde 75
Madde 75 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.) Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi:
Madde 76
Madde 76 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler. Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartiyle) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir. Yabancı bir memleket veya uluslararası kuruluşta hizmet alma:146
Madde 77
Madde 77 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) 29/11/1984 tarih ve 243 sayılı K.H.K.'nin 55 inci maddesi uyarınca; 13/12/1960 tarih ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine yapılan atıflar, 8/6/1984 gün ve 217 sayılı K.H.K.'nin ilgili maddesine yapılmış sayılmaktadır. Bu bakımdan bu maddede zikredilen 4 üncü madde, 217 sayılı K.H.K.'nin 2 nci maddesi olarak dikkate alınmalıdır. 146 25/12/2024 tarihli ve 7537 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “veya uluslararası kuruluşlarda” ibaresi ile “yabancı memleketlerin resmi kurumlarında” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da Cumhurbaşkanınca belirlenen yurtdışındaki kuruluşlarda” ibareleri eklenmiş, ikinci fıkrasında yer alan “yabancı memleketlerde veya uluslararası kuruluşlarda görevde” ibaresi “birinci fıkra kapsamındaki görevlerde” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “yabancı memleketlerde veya uluslararası kuruluşlarda” ibaresi “birinci fıkra kapsamındaki görevlerde” şeklinde değiştirilmiştir. 145 (Değişik birinci fıkra: 13/2/2011 – 6111/102 md.) Yabancı memleketlerin resmî kurumları veya uluslararası kuruluşlarda ya da Cumhurbaşkanınca belirlenen yurtdışındaki kuruluşlarda kurumlarının muvafakati ile görev alacak memurlara, ilgili Bakanın onayı ile (her üç yılda bir Bakan onayı yenilenmek kaydıyla) memuriyeti süresince yabancı memleketlerin resmî kurumlarında ya da Cumhurbaşkanınca belirlenen yurtdışındaki kuruluşlarda on yıla, uluslararası kuruluşlarda yirmibir yıla kadar aylıksız izin verilebilir. Yukarıdaki fıkraya göre izin alan memurların kadro ile ilişkileri devam eder ve birinci fıkra kapsamındaki görevlerde geçen süreler için emeklilik hakları 5434 sayılı Kanunun 31 inci maddesi hükümlerine uyulmak kaydı ile saklı kalır. Bu kimselerin görevlerine dönmek istemeleri halinde; bu Kanunun sınav veya seçme ile ilgili hükümleri dikkate alınmak suretiyle, birinci fıkra kapsamındaki görevlerde geçirdikleri hizmet sürelerinin her yılı bir kademe ilerlemesine ve her 3 yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde ve boş kadro bulunduğu takdirde değerlendirilir. Bilgilerini artırmak üzere dış memleketlere gönderilme:
Madde 78
Madde 78 – Mesleklerine ait öğrenimini bitirerek Devlet memurluğuna alınmış ve asli memur olarak atanmış olanlardan mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak üzere dış memleketlere: a) Kurumlarınca açılacak seçme veya yarışma sınavlarında başarı gösterenlere, b) Dış burslara dayanılarak gönderilenlere, İki yıla kadar ayrılma müsaadesi verilebilir. Gerekirse bu süre en çok bir kat uzatılabilir. Bilgilerini artırmak için yabancı memlekete gönderilenlerin hak ve yükümlülükleri:
Madde 79
Madde 79 – (Değişik: 28/7/1971 – 1449/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 18/5/1994 – KHK-527/6 md.) 78 inci maddede yazılı olanlar kadrolarında bırakılırlar. Kadro karşılığı sözleşme ile istihdam edilenlerin sözleşmeleri devam eder ve (Şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kurumlarınca kendilerine maaşsız izin verilmesi uygun görülenler hariç) aylık ve diğer her türlü ödemeleri ile sözleşme ücretlerinin Kanuni kesintilerinden sonra kalan net tutarının % 60'ını Kurumlarından alırlar. Bunların kademe ilerlemesi; emeklilik ve diğer bütün hakları ve yükümlülükleri devam eder. İzin bitiminde yol süresi hariç 15 gün içinde görevlerine dönerler. Bunlardan kurumlarınca kendilerine maaşsız izin verilmesi uygun görülenlerin bu süreleri keseneklerinin ve karşılıklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartıyla emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir. (Değişik: 22/8/1989 – KHK-378/2 md.) (Değişik birinci cümle: 23/7/2010-6009/60 md.) Kurumlarınca gönderilenlerden, uluslararası kuruluşlarda staj yapan ve çalışma esas ve usulleri ile misyon şeflikleriyle ilişkileri Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığınca belirlenen memurlara, gittikleri ülkelerde sürekli görevle bulunan ve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden aylık alan meslek memurlarına ödenmekte olan yurtdışı aylığı tutarı, diğerlerine bu tutarın 2/3’ü ödenir. (Değişik son cümle: 17/9/20045234/1 md.) Şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kendilerine maaşsız izin verilenler ile Cumhurbaşkanınca kurumlar itibarıyla belirlenen kontenjan dışında gönderilenler hariç olmak üzere, burslu gidenlerin aldıkları burs miktarları bu miktarın altında ise aradaki fark kurumlarınca kendilerine ayrıca ödenir.147 (Değişik: 12/2/1982 – 2595/6 md.) Bu suretle yapılacak fark ödeme, her türlü vergiden müstesnadır. Sürelerinin bitiminde görevlerine başlamıyanlar çekilmiş sayılırlar. Bu suretle çekilmiş sayılanlar aylık ve yol giderleri de dahil olmak üzere kendilerine kurumlarca yapılmış bulunan bütün masrafları iki kat olarak ödemeye mecburdurlar. Görevlerine başlayıp da yükümlü bulundukları mecburi hizmetini bitirmeden ayrılanlar veya bir ceza sebebi ile memurluktan çıkarılmış olanlar mecburi hizmetlerinin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarı iki kat olarak ödemek zorundadırlar. Bilgilerini artırmak üzere dış memleketlere gönderilme esasları 148
Madde 80
Madde 80 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) (Ek birinci fıkra: 17/9/2004-5234/1 md.) Şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kendilerine maaşsız izin verilenler dışında her yıl yurt dışına gönderilebilecek Devlet memurlarının kurumlar itibarıyla sayıları, Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir.149 78 ve 79 uncu maddelerde yazılı olanların ayırma ve seçilme usul ve şartları, çalışmalarının nasıl izleyip denetleneceği, haklarındaki disiplin kovuşturmasının ne suretle yapılacağı ve geri çağrılmalarını gerektirecek haller, bu Kanunun 2 nci maddesi gereğince bir yönetmelikle düzenlenir.150 MİT mensupları hakkında yukarıdaki esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanacak bir talimatla belirtilir.151 Silah altına alınma: 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 148 17/9/2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu madde başlığı “78 ve 79 uncu maddelerin uygulanmasını düzenliyen yönetmelik:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 149 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 150 8/10/1973 tarihli ve 8 sayılı KHK'nin 9 uncu maddesi ile bu maddede geçen "tüzük" ibaresi, "yönetmelik" olarak değiştirilmiştir. 151 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 26 ncı maddesiyle, bu paragrafta yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 147
Madde 81
Madde 81 – Hazarda ve seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan Devlet memurları, silah altında bulundukları sürece izinli sayılırlar. Terhis edilenlerin görevlerine dönmeleri:
Madde 82
Madde 82 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Hazarda eğitim ve manevra maksadiyle veya seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan memurların terhislerinden sonra görevlerine başlamaları, 62 ve 63 üncü maddelerin yer değiştirme suretiyle atamaya ilişkin hükümlerine tabidir. Muvazzaf askerliğe ayrılan memurların terhislerinde göreve başlatılmaları ile muvazzaf askerlikte geçen sürelerin kademe ve derece intibaklarında değerlendirilmesi:
Madde 83
Madde 83 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/26 md.) Devlet memuru iken muvazzaf askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlardan askerlik görevini tamamlayıp memuriyete dönmek isteyenler, terhis tarihinden itibaren 30 gün içinde kurumlarına başvurmak ve kurumları da başvurma tarihinden itibaren azami 30 gün içinde ilgilileri göreve başlatmak zorundadırlar. Bunların muvazzaf askerlikte geçen süreleri muvazzaf askerliğe ayrıldıkları sırada iktisap etmiş oldukları derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir. Bu gibilerin muvazzaf askerliğe ayrılmadan önce işgal ettikleri kadroda kazandıkları kademe ilerlemeleri ayrıca gözönünde bulundurulur. Askerlik öncesi kademe ilerlemeleri ile askerlikte geçen süre toplamının 3 yılı aşan kısmı usulü dairesinde üst dereceye terfi ettikleri zaman bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir. Muvazzaf askerliğini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna girenlerin kademe intibakları:
Madde 84
Madde 84 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/37 md.) Muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananlar adaylık esaslarına tabi olurlar ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri asaletlerinin tasdikinden sonra kademe ilerlemesi yapılmak ve sınav veya seçmeye tabi tutulmak suretiyle derece yükseltilmesinde de değerlendirilir. Seferde veya talim ve manevra için hazarda silah altına alınanların askerlik sürelerinin kademe ve derece intibakları:
Madde 85
Madde 85 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/38 md.) Devlet memurlarından muvazzaflık hizmeti dışında talim ve manevra maksadiyle veya seferde silah altına alınanların kademe ilerlemeleri devam eder. Bu süre içinde derece yükselmesi gerektiğinde terhislerinden sonra açık kadro bulunması ve sınav veya seçmede başarı göstermeleri şartiyle silah altında geçen süreleri yükselecekleri üst derecenin kademelerinde dikkate alınır. Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları:
Madde 86
Madde 86 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır. Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.152153154 Aynı kurumdan (…)155 ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir. Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler. Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir. Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir. (Ek fıkra: 12/7/2013-6495/8 md.) Açıktan vekil olarak atananlara, bir yılda yirmi günü geçmemek üzere çalıştıkları her ay için iki gün yıllık izin verilir. Bu iznin kullanımında, bir sonraki yıla devredilme hâli dışında Devlet memurları için öngörülen hükümler uygulanır. İkinci görev yasağı:156 21/6/2005 tarihli ve 5371 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu fıkraya, “eczacılık” ibaresinden sonra gelmek üzere “köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik,” ibaresi eklenmiştir. 153 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkraya; "kadrolara" ibaresinden sonra gelmek üzere "Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile" ibaresi eklenmiştir. 154 23/8/2011 tarihi ve 653 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “köy ve kasaba imamlığına” ibaresi “vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa” şeklinde değiştirilmiştir. 155 Anayasa Mahkemesinin 5/7/2012 tarihli ve E. 2012/11, K. 2012/104 sayılı kararıyla bu fıkrada yer alan “…birinci fıkrada sayılan…” ibaresi iptal edilmiştir. 156 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasına “özel kanunlarla” ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle” ibaresi eklenmiştir. 152
Madde 87
Madde 87 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 1897/1 md.) Memurlara; a) Bu Kanuna tabi kurumlarda, b) Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktisadi kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait bankalarda, c) Özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan banka ve kuruluşlarda, ç) Yukarıdaki bentlerde yazılı idare, kuruluş ve bankalar tarafından sermayelerinin yarısından fazlasına katılmak suretiyle kurulan kuruluşlarla bunların aynı oranda katılmaları ile vücut bulan kurumlarda, İkinci görev verilemez; bu kurumlardan her ne ad ile olursa olsun para ödenemez ve yarar sağlanamaz. Ancak, bu Kanunun memurlara ikinci görev verilmesini öngören hükümleri ile hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilere takdir olunan İl Genel Meclisi ve İl Daimi Encümeni başkanları, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon,heyet ve jüri çalışmalarına, Üniversiteler, Akademiler, Türkiye ve Orta – Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan araştırma kurumları tarafından idareyle ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırma çalışmalarına katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır. İkinci görev verilecek memurlar ve görevler:
Madde 88
Madde 88 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan Devlet memurlarına esas görevlerinin yanında; A) Özel kanunlarla, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle veya bunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli hizmetler,157 B) Mesleki bilgisi ile ilgili olarak, hizmet olanakları elverişli bulunmak ve atamaya yetkili amir tarafından uygun görülmek şartiyle; 1) (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/15 md.) 87 nci maddede yazılı kurumların tabiplikleri, diş tabiplikleri, eczacılıkları, kimyagerlikleri, veterinerlikleri, avukatlıkları ile Adli Tıp Kurumu Uzmanlıkları, 2) Asıl görevlerinin bulunduğu bucak, ilçe ve zorunlu hallerde iller belediyelerinin yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimarlarca yürütülmesi gereken teknik hizmetleri, İkinci görev olarak verilebilir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “veya özel kanunların” ibaresi “, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle veya bunların” şeklinde değiştirilmiştir. 157 (Değişik: 23/2/1995 – KHK-547/8 md.) Asıl görevlerinin yanında; a) (Değişik: 4/7/2012-6354/ 3 md.) Tabiplere; il ve ilçe sağlık müdürlüğü, il sağlık müdür yardımcılığı, halk sağlığı müdürlüğü, halk sağlığı müdür yardımcılığı, sağlık grup başkanlığı, baştabiplik, baştabip yardımcılığı ile il sağlık ve halk sağlığı müdürlüklerinde ilgili mevzuatı uyarınca tabipler tarafından yürütülmesi öngörülen şube müdürlükleri, b) Diş hekimlerine ve veterinerlere, meslekleri ile ilgili baştabiplik, c) Veteriner, dişhekimi ve eczacılara; baştabip yardımcılığı, d) Öğretmenlere; okul ve enstitü müdürlüğü, başyardımcılığı ve yardımcılığı görevleri, ikinci görev olarak yaptırılabilir. Ders görevi:
Madde 89
Madde 89 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.158 Birleşemiyecek görevler:
Madde 90
Madde 90 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Devlet memurlarına, vekalet görevi, ikinci görev veya ders görevlerinden ancak birisi verilebilir. Öğretmenlerin idari görevi bu hükmün dışındadır. Bir memurun üstünde birden çok ücretli vekalet görevi veya ikinci görev bulunamaz. Kadroları kaldırılan devlet memurları:
Madde 91
Madde 91 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/103 md.) Kadrosu kaldırılan memurlar, en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun bir kadroya atanırlar. Bu memurlar, kurumlarında atama imkânı bulunmaması hâlinde aynı süre içinde başka bir kurumdaki kadrolara atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bunlar, atama işlemi yapılıncaya kadar kurumlarında niteliklerine uygun işlerde çalıştırılır ve yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait malî haklardan ve sosyal yardımlardan yararlanmaya devam ederler. Söz konusu memurların eski kadrolarına ait en son ayda aldığı malî haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının net tutarının, atandıkları yeni kadrolarına ait malî haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının net tutarından fazla olması hâlinde, aradaki fark, farklılık giderilinceye kadar, atandıkları 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 158 kadrolarda veya bu kadrolardan istekleri dışında atandıkları başka kadrolarda kaldıkları sürece, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ödenir. Aylık mutad olarak yapılmayıp belirli bir dönemi kapsayan ödemelerin ödendiği tarih itibarıyla net tutarları toplamının yılı içinde çalışılan aylara bölünmesi suretiyle bulunacak tutarı, en son ayda aldığı aylık tutarına ilave edilir. Fazla çalışma ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti ve nöbet ücreti gibi ilave bir çalışmanın karşılığında elde edilen ödemeler aylık tutarına ilave edilmez. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen memurların 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan Başkanlık tarafından kırkbeş gün içinde ataması teklif edilir. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Bunlardan unvanları müdür ve daha üst olanlar ile danışma işlevlerine ilişkin kadrolarda çalışanlar Araştırmacı kadrolarına, diğerleri ise durumlarına uygun kadrolara atanırlar. Memurluktan çekilenlerin yeniden atanmaları:
Madde 92
Madde 92 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/27 md.) İki defadan fazla olmamak üzere memurluktan kendi istekleriyle çekilenlerden veya bu Kanun hükümlerine göre çekilmiş sayılanlardan tekrar memurluğa dönmek isteyenler, ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunmak ve bu sınıfın niteliklerini taşımak şartıyla ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine veya 71 inci madde hükümlerine uyulmak suretiyle diğer bir sınıfta eşit derecedeki kadrolara atanabilirler. (Mülga ikinci fıkra: 29/11/1984 – KHK-243/56 md.) 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanlar, boş kadro bulunmak ve gireceği sınıfın niteliklerini taşımak kaydı ile bu Kanuna tabi kurumlardaki memuriyetlere atanabilirler. Yasama görevinde veya bakan olarak geçirilen her yıl bir kademe ilerlemesi ve her iki yıl bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirilir. (Ek fıkra:25/12/2024-7537/3 md.) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga ek 18 inci, ek 35 inci ve ek 37 nci maddeleri kapsamında yer alan yönetici görevlerinden alınıp veya bu görevleri sona erip mezkûr maddeler uyarınca ilgili kadrolara ataması yapılan ya da anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 33 üncü maddesi uyarınca ilgili kadrolara ataması yapılan veya atanmış sayılan ve bilahare bu kadrolarındayken bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten sonra memurluktan kendi istekleriyle çekilenlerden tekrar memurluğa dönmek isteyenler, haklarında güvenlik soruşturması yapılması ve iki defadan fazla olmamak kaydıyla bu maddede yer alan diğer şartlar aranmaksızın ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ayrıldıkları kadrolarına, ayrılmadan önceki özlük hakları korunarak başvurmalarını takiben en geç üç ay içinde atanırlar. Bu fıkraya göre atananların kadroları başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilen kadrolar, herhangi bir şekilde boşalması hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu fıkra hükümleri, 1/12/2011 tarihli ve 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununun 29 uncu maddesinin onikinci fıkrası, geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası ve geçici 15 inci maddesi kapsamında ilgili kadrolara atananlar veya atanmış sayılanlar ile 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 221 inci maddesinin ilgili hükümleri kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatında müşavir unvanlı kadrolara atananlar hakkında da uygulanır. Emeklilerin yeniden hizmete alınması:

BÖLÜM: 4 Memurluğun Sona Ermesi Çekilme:

Madde 94
Madde 94 – Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. (Ek hüküm: 31/7/1970 – 1327/75 md.) Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır. Çekilmek istiyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir. Olağanüstü mazeretle çekilenler, üstüne haber vermek şartiyle bir ay kaydına tabi değildirler. Çekilmede devir ve teslim süresi:
Madde 95
Madde 95 – Çekilen Devlet memurlarından devir ve teslim ile yükümlü olanlar, bu işlemlerin sonuna kadar görevlerini bırakamazlar. Hizmet icaplarına göre devir ve teslim işlemleri için gerekli süreler, yönetmelikte belirtilir. Olağanüstü yönetim hallerinde çekilme usulü:
Madde 96
Madde 96 – (Değişik: 15/8/2017 – KHK-694/27 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/27 md.) Olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki Devlet memurları, çekilme istekleri kabul edilmedikçe veya yerine atanacaklar gelip işe başlamadıkça görevlerini bırakamazlar. Çekilen ve çekilmiş sayılanların yeniden atanmaları:
Madde 97
Madde 97 – (Değişik: 29/11/1984 – KHK-243/17 md.) Memurlardan mali ve cezai sorumlulukları saklı kalmak üzere; A) 94 üncü maddenin 2 nci ve 3 üncü fıkrasına uygun olarak memuriyetten çekilenler altı ay geçmeden, B) Bu Kanuna göre çekilmiş sayılanlar ile 94 üncü maddenin 2 nci fıkrasına uymadan görevlerinden ayrılanlar bir yıl geçmeden, C) 95 inci maddede yazılı zorunluluklara uymayanlar 3 yıl geçmeden, D) 96 ncı maddeye aykırı hareket edenler hiçbir surette, Devlet memurluğuna alınamazlar. Memurluğun sona ermesi:

BÖLÜM: 5 Çalışma Saatleri, İzinler Çalışma saatleri:160

Madde 99
Madde 99 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle bu bentte yer alan “ve sicil” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 160 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve” ibaresi “bu kanuna, özel kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine veya bunlara dayanılarak çıkarılacak” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 159 Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak bu kanuna, özel kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine veya bunlara dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir. Cumhurbaşkanı, yurt dışı kuruluşlarda hizmetin gerektirdiği hallerde, hafta tatilini Cumartesi ve Pazardan başka günler olarak tespit edebilir. Günlük çalışma saatlerinin tesbiti:161
Madde 100
Madde 100 – Günlük çalışmanın başlama ve bitme saatleri ile öğle dinlenme süresi, bölgelerin ve hizmetin özelliklerine göre merkezde Cumhurbaşkanınca, illerde valiler tarafından tesbit olunur. (Ek fıkra: 13/2/2011 – 6111/104 md.) Ancak engelliler için; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yönetici, taşrada mülki amirlerce farklı belirlenebilir.162 (Ek fıkra: 13/2/2011 – 6111/104 md.) Memurların yürüttükleri hizmetin özelliklerine göre, bu madde uyarınca tespit edilen çalışma saat ve süreleri ile görev yerlerine bağlı olmaksızın çalışabilmeleri mümkündür. Bu hususa ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanınca belirlenir. Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışma saat ve usulünün tesbiti:
Madde 101
Madde 101 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/105 md.) Günün yirmidört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan Devlet memurlarının çalışma saat ve şekilleri kurumlarınca düzenlenir. Ancak, kadın memurlara; tabip raporunda belirtilmesi hâlinde hamileliğin yirmidördüncü haftasından önce ve her hâlde hamileliğin yirmidördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez. Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.163164 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 162 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özürlüler” ve “özür” ibareleri sırasıyla “engelliler” ve “engel” şeklinde değiştirilmiştir. 163 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Özürlü” ibaresi “Engelli” şeklinde değiştirilmiştir. 164 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “doğumdan sonraki bir yıl süreyle” ibaresi “doğumdan sonraki iki yıl süreyle” şeklinde değiştirilmiştir. 161 Yıllık izin:
Madde 102
Madde 102 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/46 md.) Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir. Yıllık izinlerin kullanılışı:
Madde 103
Madde 103 – Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir. (Değişik cümle: 6/7/1995 – KHK-562/2 md.) Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer. Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilmez. Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir. Mazeret izni:165166167
Madde 104
Madde 104 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/106 md.) A) Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. (Ek cümle: 29/1/2016 – 6663/6 md.) Doğum öncesi analık izninin başlaması gereken tarihten önce gerçekleşen doğumlarda ise doğum tarihi ile analık izninin başlaması gereken tarih arasındaki süre doğum sonrası analık iznine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir. (Ek cümleler: 29/1/2016 – 6663/6 md.) Üç yaşını doldurmamış bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferit olarak evlat edinen memurlar ile memur olmayan eşin münferit olarak evlat edinmesi hâlinde memur olan eşlerine, çocuğun teslim edildiği tarihten 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu maddeye (E) fıkrası eklenmiş, mevcut (E) fıkrası (F) olarak teselsül ettirilmiştir. 166 29/1/2016 tarihli ve 6663 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu maddeye (E) fıkrasından sonra gelmek üzere (F) fıkrası eklenmiş, mevcut (F) fıkrası (G) fıkrası olarak teselsül ettirilmiştir. 167 Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak 13/4/2016 tarihli ve 29683 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliği’ne (Seri No: 6) bakınız. 165 itibaren sekiz hafta süre ile izin verilir. Bu izin evlatlık kararı verilmeden önce çocuğun fiilen teslim edildiği durumlarda da uygulanır. B) Memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verilir. C) (A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür. D) Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır. E) (Ek: 20/2/2014 – 6525/7 md.) Memurlara; en az yüzde 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar mazeret izni verilir. F) (Ek: 29/1/2016 – 6663/6 md.) Doğum sonrası analık izni süresi sonunda kadın memur, isteği hâlinde çocuğun hayatta olması kaydıyla analık izni bitiminde başlamak üzere ayrıca süt izni verilmeksizin birinci doğumda iki ay, ikinci doğumda dört ay, sonraki doğumlarda ise altı ay süreyle günlük çalışma süresinin yarısı kadar çalışabilir. Çoğul doğumlarda bu sürelere birer ay ilave edilir. Çocuğun engelli doğması veya doğumdan sonraki on iki ay içinde çocuğun engellilik durumunun tespiti hâllerinde bu süreler on iki ay olarak uygulanır. Üç yaşını doldurmamış bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferit olarak evlat edinen memurlar ile memur olmayan eşin münferit olarak evlat edinmesi hâlinde memur olan eşleri de, istekleri üzerine (A) fıkrası uyarınca verilen sekiz haftalık iznin bitiminden itibaren bu haktan aynı esaslar çerçevesinde yararlanır. Memurun çalışacağı süreler ilgili kurum tarafından belirlenir.168 G) Yıllık izin ve mazeret izinleri sırasında fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç malî haklar ile sosyal yardımlara dokunulmaz.169 10/02/2016 tarihli ve 29620 sayılı Resmî Gazete’de aslına uygun olarak yayımlanan 6663 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile bu Kanunun 104 üncü maddesine eklenen (F) fıkrası, 16/2/2016 tarihli ve 29626 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 15/02/2016 tarihli ve 68244839-160.04-1-108 sayılı yazısına istinaden söz konusu fıkranın sonuna “Memurun çalışacağı süreler ilgili kurum tarafından belirlenir.” cümlesi eklenerek düzeltilmiştir. 169 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nın 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “sırasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç” ibaresi eklenmiştir. 168 Hastalık ve refakat izni:170
Madde 105
Madde 105 – (Değişik: 13/2/2011-6111/107 md.) Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır. Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. Bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmî sağlık kurullarınca tespit edilen ve emeklilik hakkını elde etmemiş olanlar, yeniden memuriyete dönmek istemeleri hâlinde, niteliklerine uygun kadrolara öncelikle atanırlar. Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memur, iyileşinceye kadar izinli sayılır. Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir. Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır. İyileşme halinde göreve dönüş:
Madde 106
Madde 106 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Raporları verecek hekim ve sağlık kurulları hakkında Yönetmelik:
Madde 107
Madde 107 – (Mülga: 31/5/2006 – 5510/106 md.) Aylıksız izin:171 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 107 nci maddesiyle bu madde başlığı “Hastalık izni:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 171 Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak 13/4/2016 tarihli ve 29683 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliği’ne (Seri No: 6) bakınız. 170

BÖLÜM: 6174 Özlük Dosyası Memur bilgi sistemi, özlük dosyası:175

Madde 109
Madde 109 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/109 md.) Memurlar, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak kurumlarınca tutulacak personel bilgi sistemine kaydolunurlar. Her memur için bir özlük dosyası tutulur. Özlük dosyasına, memurun mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme, soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgesi verilmesine ilişkin bilgi ve belgeler konulur. Memurların başarı, yeterlik ve ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayrılmalarında veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde, hizmet gerekleri yanında özlük dosyaları göz önünde bulundurulur. Özlük dosyalarının tutulma esasları ile özlük dosyalarında yer alacak belgelere ilişkin usûl ve esaslar Devlet Personel Başkanlığınca belirlenir. Sicil dosyası:
Madde 110
Madde 110 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Özlük ve sicil dosyasının önemi:
Madde 111
Madde 111 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Sicil amirleri:
Madde 112
Madde 112 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Sicil raporlarında belirtilecek hususlar:
Madde 113
Madde 113 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.)
Madde 114
Madde 114 – (Mülga: 12/5/1989 – KHK-368/2 md.) 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle bu bölüm başlığı “Siciller” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 175 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 109 uncu maddesiyle bu madde başlığı “Memur kütüğü, numarası, cüzdanı, özlük dosyası:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 174 Sicil raporlarının doldurulması:
Madde 115
Madde 115 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Değerlendirme kurulları:
Madde 116
Madde 116 – (Mülga: 29/11/1984 – KHK-243/56 md.) Memurların uyarılmaları:
Madde 117
Madde 117 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) İtiraz hakkı:
Madde 118
Madde 118 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Olumlu ve olumsuz sicil:
Madde 119
Madde 119 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Olumsuz sicil:
Madde 120
Madde 120 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Sicil yönetmeliği:
Madde 121
Madde 121 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Başarı, üstün başarı değerlendirmesi ve ödül:176
Madde 122
Madde 122 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/110 md.) Görevli oldukları kurumlarda olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, kamu zararının oluşmasının önlenmesinde ve önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkinlik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları tespit edilen memurlara, merkezde bağlı veya ilgili bakan, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından başarı belgesi verilebilir. (Ek cümle: 22/5/2012 – 6318/44 md.) Türk Silahlı Kuvvetlerinde (…)177 görevli Devlet memurları için Millî Savunma Bakanı bu yetkisini devredebilir. Üç defa başarı belgesi alanlara üstün başarı belgesi verilir. Üstün başarı belgesi verilenlere, merkezde bağlı veya ilgili bakan ve illerde valiler tarafından uygun görülmesi hâlinde en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 200’üne kadar ödül verilebilir. 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 110 uncu maddesiyle bu madde başlığı “Takdirname:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 177 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 36 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı hariç)” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 176 Bu maddeye göre bir malî yıl içinde ödüllendirileceklerin sayısı, kurumun yılbaşındaki dolu kadro mevcudunun binde onundan, Gümrük Müsteşarlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadroları için binde yirmisinden fazla olamaz. Yıl içinde ödüllendirilen personel sayısı kurumlarınca izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.178 Kamu kurum ve kuruluşları yürütmekte oldukları hizmetlerin özelliklerini göz önünde bulundurarak memurlarının başarı, verimlilik ve gayretlerini ölçmek üzere, Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınmak kaydıyla, değerlendirme ölçütleri belirleyebilir. Ödül:

BÖLÜM: 7 Disiplin Disiplin amiri ve disiplin cezaları:

Madde 124
Madde 124 – (Değişik birinci fıkra: 29/11/1984 – KHK-243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir. (Değişik: 12/5/1982 – 2670/30 md.) Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.179 Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller:
Madde 125
Madde 125 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/31 md.) Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı KHK’nin 36 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Emniyet Genel Müdürlüğü” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Kanunun 36 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 179 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” şeklinde değiştirilmiştir. 178 a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek, c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek, d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak, e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak, g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak, h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak. B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak, b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek, c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, f) Devlete ait resmî belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek, g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak, ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak, j) Verilen emirlere itiraz etmek, k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak, l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak. m) (Ek:17/9/2004 – 5234/1 md.)Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek. C – Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak, b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek, c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak, d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak, e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek, f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, g) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.) h) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.) ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, j) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.) D – Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek, b) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek, c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak, d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak, e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak, f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek, g) (Mülga:17/9/2004 – 5234/33 md.) h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak, ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak, j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak, k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak, l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek, m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek, n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak, o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak. E – Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,180 b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek, c) Siyasi partiye girmek, d) Özürsüz olarak (…)181 bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek, e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak, f) (Değişik: 13/2/2011 – 6111/111 md.) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak, g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak, h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak, ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek, j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak, k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek. l) (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/75 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/61 md.) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak. Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 111 inci maddesiyle, bu maddenin (E) bendinin (a) alt bendinde yer alan “engelleme” ibaresi “kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme” olarak değiştirilmiştir. 181 29/11/1984 tarihli ve 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 26 ncı maddesi ile bu alt bentte yer alan “kesintisiz 10 gün veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 180 cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.182 Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.182 Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir. Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼’ü – ½’si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar:
Madde 126
Madde 126 – (Başlığı ile Birlikte Değişik: 12/5/1982 – 2670/32 md) Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde valiler tarafından verilir.183 Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Zamanaşımı:
Madde 127
Madde 127 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/33 md.) Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 111 inci maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “sicilden” ibaresi “özlük dosyasından” ve üçüncü fıkrasında yer alan “iyi veya çok iyi derecede sicil alan” ibaresi “ödül veya başarı belgesi alan” olarak değiştirilmiştir. 183 29/11/1984 tarihli ve 243 sayılı KHK’nin 27 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “atamaya yetkili amirler” ibaresinden sonra gelmek üzere “il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde valiler” ibaresi eklenmiştir. 182 b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (Değişik fıkra: 23/1/2026 – 7573/3 md.) Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içinde; zamanaşımı süresinin dolması veya altı aydan daha az süre kalması hâlinde en geç altı ay içinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir. Karar süresi:
Madde 128
Madde 128 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/34 md.) Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir. Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır. Yüksek disiplin kurullarının karar usulü, memurun hakkı:
Madde 129
Madde 129 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/35 md.) Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.184 Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, (…)185 soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Savunma hakkı:
Madde 130
Madde 130 – Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “sicil dosyasını” ibaresi “özlük dosyasını” olarak değiştirilmiştir. 185 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sicil dosyası hariç,” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 184 Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmıyan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi:
Madde 131
Madde 131 – Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahküm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz. (Ek: 6/10/1983 – 2910/1 md.) 160 sayılı Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kuruluşlarda çalışan personel hakkında; görevden doğan veya görevi sırasında işledikleri suçlarla kişisel suçları sebebiyle Cumhuriyet savcıları veya (…)186 sorgu hakimlikleri veya Memurun Muhakematı hakkında Kanun uyarınca yetkili kurullarca yapılan soruşturma sonunda düzenlenen takipsizlik, meni muhakeme, iddianame, talepname veya lüzumu muhakeme karar suretleri ile ilgili mahkemelerce verilen kesinleşmiş karar suretleri bu personelin bağlı olduğu bakanlık veya kurum veya kuruluşa gönderilir. 187 Uygulama:
Madde 132
Madde 132 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/36 md.) Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanır. Verilen disiplin cezaları üst disiplin amirine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.188 (Değişik dördüncü fıkra: 13/2/2011 – 6111/112 md.) Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar. (Mülga beşinci fıkra: 13/2/2011 – 6111/112 md.) Disiplin cezalarının bir süre sonra özlük dosyasından silinmesi:189 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “askeri savcılar veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 187 29/11/1984 tarihli ve 243 sayılı K.H.K.'nin 55 nci maddesi uyarınca 13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı kanunun 4 üncü maddesine yapılan atıflar, 8/6/1984 gün ve 217 sayılı K.H.K.'nin ilgili maddesine yapılmış sayılmaktadır. Bu bakımdan bu maddede zikredilen 4 üncü madde, 217 sayılı K.H.K.'nin 2 nci maddesi olarak dikkate alınmalıdır. 188 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 112 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sıralı sicil amirine” ibaresi “üst disiplin amirine” olarak değiştirilmiştir. 189 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle, bu maddenin madde başlığında yer alan “sicilden” ibaresi “özlük dosyasından”, birinci fıkrasında yer alan “siciline” ibaresi “özlük dosyasına”, “sicil 186
Madde 133
Madde 133 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/37 md.) Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene, diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. Memurun, yukarıda yazılan süreler içerisindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, isteğinin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar özlük dosyasına işlenir. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının özlük dosyasından çıkarılmasında disiplin kurulunun mütalaası alındıktan sonra yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. Disiplin kurulları ve disiplin amirleri:
Madde 134
Madde 134 – (Değişik: 2/2/1981 – 2381/2 md.) Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.190 (Değişik: 12/2/1982 – 2670/38 md.) Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.191 İtiraz:
Madde 135
Madde 135 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/113 md.) Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. dosyasından” ibaresi “özlük dosyasından”, ikinci fıkrasında yer alan “sicil dosyasına” ibaresi “özlük dosyasına”, üçüncü fıkrasında yer alan “sicilden silinmesinde” ibaresi “özlük dosyasından çıkarılmasında” olarak değiştirilmiştir. 190 Bu fıkra için bu kanun sonunda yer alan işlenemiyen hükümler kısmındaki 2/2/1981 tarih ve 2381 sayılı Kanunun geçici maddesine bakınız. 191 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir. İtiraz süresi ve yapılacak işlem:

KISIM – V Mali Hükümler Kapsam:

Madde 146
Madde 146 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir. Memurlara kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)192 (Mülga üçüncü fıkra: 2/11/2011 – KHK-659/18 md.)193 (Değişik: 23/2/1995 – KHK-547/9 md.) Bu Kanun gereğince ödenecek aylık, taban aylığı, kıdem aylığı zam ve tazminatlar ile diğer ödemeler toplamının brüt tutarı, bulunulan yerde İş Kanunu gereğince işçiler için tespit olunan asgari ücretin aylık tutarından az olamaz: az olması halinde, aradaki fark memurun diğer özlük hakları ile ilgilendirilmeksizin tazminat olarak ödenir.194 Deyimler:
Madde 147
Madde 147 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiştir. 193 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’ nin 18 inci maddesiyle, diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıfların 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 194 21/32006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada bulunan "ödenekler" ibaresi "diğer ödemeler" şeklinde değiştirilmiştir. 192 B) Sözleşmeli ücreti: 4 üncü maddenin (B) bendi gereğince çalıştırılan personele ödenen parayı, C) Gündelik: 4 üncü maddenin (C) ve (D) bentleri gereğince çalıştırılan personele ödenen parayı, Ç) Ödül: Kanunun 123 üncü maddesinde yazılı hallerde memurlara ödenen parayı, D) Temsil giderleri: Belirli yetki ve sorumluluk makamlarını işgal eden memurlara temsili mahiyette ve görevleri icabı olarak yaptıkları gerçek giderleri karşılamak üzere ilgili kurumların bütçelerine bu maksat için konulan ödenekten özel yönetmeliği hükümleri gereğince ödenen parayı, E) Ders görevi ücreti: Bu Kanuna tabi kurumlara ait her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan öğretmen, öğretim üyesi ve diğer memurlara ders saati itibariyle ödenen parayı, F) Fazla çalışma ücreti: Kurumların, bu Kanunun 178 inci maddesinde yazılı esaslar çerçevesinde normal çalışma saatleri dışında çalıştırdıkları memurlara, fazla çalışma saati itibariyle ödenen parayı, G) a) İş güçlüğü zammı: Niteliği ve çalışma şartları bakımından güç olan işlerde çalışanlara ödenen parayı, b) İş riski zammı: Hayat ve sağlık için tahlike arz eden hizmetlerde çalışanlara ödenen parayı, c) Eleman teminindeki güçlük zammı: Temininde, görevde tutulmasında veya belli yerlerde istihdam edilmesinde güçlük bulunan elemanlar için ödenen parayı, d) Mali sorumluluk tazminatı: Sayıştay'a hesap vermekle yükümlü olan saymanlarla vezne açığından sorumlu veznedarlara ödenen parayı, İfade eder Gösterge tabloları:
Madde 148
Madde 148 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/51 md.) Kademe aylığı:
Madde 149
Madde 149 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/52 md.) Kademe aylığı 36 ncı maddede gösterilen sınıflara ait genel gösterge tablosundaki derecelere dahil kademelerden her biri için tespit edilen gösterge rakamına tekabül eden aylıktır. Derece aylığı:
Madde 150
Madde 150 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/53 md.) Derece aylığı 36 ncı maddede yer alan sınıflara ait genel gösterge tablosundaki derecelerin her birinin muhtevi bulunduğu yatay kademe aylıklarını topluca ifade eder. Derecelerin ilk ve en yüksek kademe aylıkları:
Madde 151
Madde 151 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/54 md.) Gösterge tablosunda yer alan derecelerden her birindeki 1 inci kademe göstergesine tekabül eden miktar o derecenin ilk kademe aylığını; aynı derecenin son kademe göstergesine tekabül eden miktar da o derecenin en yüksek kademe aylığını gösterir. Zam ve Tazminatlar 195
Madde 152
Madde 152 – I – Zamlar a) Niteliği ve çalışma şartları bakımından güç olan işlerde çalışanlara iş güçlüğü zammı, b) Hayat ve sağlık için tehlike arzeden hizmetlerde çalışanlara iş riski zammı, c) Sayıştay'a hesap vermekle yükümlü olan saymanlarla, vezne açığından malen sorumlu olan veznedar ve diğer görevlilere mali sorumluluk zammı, d) Temininde, görevde tutulmasında veya belli yerlerde istihdam edilmesinde güçlük bulunan elemanlar için temininde güçlük zammı, ödenir II- Tazminatlar: (Değişik: 20/3/1997 – KHK-570/9 md.) Görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro ünvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar gözönüne alınarak bu Kanunda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının, A – ÖZEL HİZMET TAZMİNATI: a) Genel İdare hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda bulunanlarla üst yönetim görevi yapan personelden; 1. Birinci derece kadrolarda bulunanlar için % 345 ine, 2. İkinci derece kadrolarda bulunanlar için % 100 üne, 3. Üçüncü derece kadrolarda bulunanlar için % 80 ine, 4. Dördüncü derece kadrolarda bulunanlar için % 70 ine, 5. Beş, Altı ve Yedinci derecelerden aylık alan Şube Müdürü, Müdür, Sayman (Muhasip ve muhasebeci kadrosunda olanlar dahil), Başkan ve bunların yardımcıları için % 60 ına, b) Sağlık Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda görev yapanlardan; 1. Eğitim görevlisi, Başasistanlık görevini yapanlar ile Uzman Tabipler için % 215 196 ine, 31/7/1970 tarihli ve 1327 sayılı Kanun ile 213 üncü madde sonuna numarasız “Ek Madde” olarak eklenen bu madde; 4/7/2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi ile 152 nci madde olarak teselsül ettirilmiştir. 195 2. Diğer dört yıl ve daha fazla süreli yükseköğrenim veren okul mezunları için % 145 ine, 3. Dört yıldan aşağı yükseköğrenim veren okul mezunları için % 100 üne, 4. Lise dengi mesleki öğrenim veren okul mezunları için % 72 sine, 5. Ortaokul dengi mesleki öğrenim veren okul mezunları için % 60 ına Ancak, Sağlık Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda görevli olup da, bu görevleri ile ilgili olmayan bir üst öğrenimi bitirenler için önceki öğrenim durumlarına ait tazminat oranları esas alınır. Sağlık Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden; kalkınmada öncelikli yörelere sürekli görevle atananlara bu yörelerde fiilen çalıştıkları sürece uzman tabipler için 90, diğerleri için 75 puana kadar, diğer yörelerden Cumhurbaşkanınca belirlenecek köy ve diğer yerleşim birimlerine sürekli görevle atananlara ise 15 puana kadar ilave ödeme yapılabilir.197 c) Teknik Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda görev yapanlardan; 1. Dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğrenim veren okul mezunları için % 168’ine,198 Yüksek Mühendis, Yüksek Mimar, Mühendis, Mimar ve Şehir Plancısı kariyerlerini haiz olup (Bunlardan Müdür ve daha üst merkez ve taşra birim yöneticileri dahil) 1-4 üncü derecelerden aylık alan ve kurumlarınca belirlenen büyük yatırım projelerinde fiilen çalışanlara bu projelerde çalıştıkları sürece ayrıca % 30'una, Ancak, bu hükme göre ilave ödeme yapılacak toplam personel sayısı, ilgili kurumun belirtilen kariyerleri haiz toplam personel sayısının % 10'unu geçemez. (Hesaplamalarda küsurlar tama iblağ edilir.) 2. Dört yıldan aşağı yükseköğrenim veren okul mezunları için % 100 üne, 3. Lise dengi mesleki öğrenim veren okul mezunları için % 72 sine, Ancak, Teknik Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda görevli olup da, bu görevleri ile ilgili olmayan bir üst öğrenimi bitirenler için önceki öğrenim durumlarına ait tazminat oranları esas alınır. Teknik Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden kalkınmada öncelikli yörelere sürekli görevle atananlara, bu yörelerde fiilen çalıştıkları sürece ayrıca 35 puana kadar ilave yapılabilir. (Ek paragraf: 21/3/2006 – 5473/3 md.) Teknik Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara, bulundukları kadrolar esas alınmak suretiyle, çalışılan her gün için belirlenecek oranlarda ve üçer aylık dönemler 11/10/2011 tarihli 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle bu bentteki “klinik şefi, klinik şef yardımcısı” ibareleri “Eğitim görevlisi,” şeklinde değiştirilmiştir. 197 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu alt bentte yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 198 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu alt bentde yer alan "% 145’ine" ibaresi; "% 168’ine" şeklinde değiştirilmiştir. 196 itibarıyla toplamı 60 puanı aşmayacak şekilde, dönem sonlarında ödenmek üzere ek özel hizmet tazminatı verilebilir. d) Avukatlık Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlar için % 135 ine, e) Başbakanlık Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları için % 230 una, f) Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan, Üye, Başdenetçi, Denetçi ve Denetçi Yardımcıları, Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık (…)199 ve Gelir İdaresi Başkanlığı İç Denetçileri ile Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı199 merkez denetim elemanları için % 210 una,200 g) Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Başmüfettiş Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları ile, Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyelerine bağlı genel müdürlük,201 Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nin 8 inci maddesiyle; a) (f) bendinde yer alan ", Avrupa Birliği Genel Sekreterliği" ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı bentte yer alan "Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Gümrük Müsteşarlığı" ibaresi "Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı" olarak değiştirilmiştir. b) (g) bendine "Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere ", Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Denetçi ve Denetçi Yardımcıları" ibaresi eklenmiştir. c) (h) bendinde yer alan "D.P.T. Planlama Uzmanları" ibaresi "Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanları" şeklinde, "Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri" ibaresi "Ürün Denetmenleri" şeklinde değiştirilmiş, "Sosyal Yardım Uzmanları," ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. ç) (i) bendinde yer alan "Çevre ve Orman Uzmanları, Sanayi ve Ticaret Uzmanları," "Gümrük Uzmanları," ve "Özürlüler Uzmanları, Aile ve Sosyal Araştırma Uzmanları, Kadının Statüsü Uzmanları," ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve aynı bende "Tapu ve Kadastro Uzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Sanayi ve Teknoloji Uzmanları, Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanları, Gençlik ve Spor Uzmanları, Gümrük ve Ticaret Uzmanları, İhracatı Geliştirme Uzmanları, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanları" ibaresi eklenmiş, daha sonra 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı KHK’nin 37 nci maddesiyle, “Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanları” ibaresi “Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Orman ve Su İşleri Uzmanları” şeklinde değiştirilmiştir. 200 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, (f) bendine "Denetçi Yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere ",Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ve Gelir İdaresi Başkanlığı İç Denetçileri," ibaresi; (g) bendine "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı" ibaresinden önce gelmek üzere ",Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri," ibaresi; (h) bendine "Sosyal Yardım Uzmanları ve bunların yardımcıları" ibaresinden sonra gelmek üzere ",(f) ve (g) bendinde sayılmayan İç Denetçiler" ibaresi; (i) bendine "Gelir Uzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Malî Hizmetler Uzmanları," ibaresi eklenmiştir. 201 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nin 5 inci maddesiyle, bu bölümün; (g) bendine “Büyükşehir Belediyesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Büyükşehir Belediyelerine bağlı genel müdürlük,” ibaresi eklenmiş, (h) bendinde yer alan “Başbakanlık Uzmanları, Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanları, Hazine Uzmanları, Dış Ticaret Uzmanları, Diyanet İşleri Uzmanları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanları, Avrupa Birliği İşleri Uzmanları, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanları, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanları, Maliye Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanları, Denizcilik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları,”, “Millî Eğitim Uzmanları, TİKA Uzmanları ve”, “Sağlık Uzmanları,” ibareleri ile (i) bendinde yer alan “Devlet Gelir Uzmanları,”, “Marka Uzmanları, Patent Uzmanları, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzmanları, Bakanlık ve Bağlı Kuruluşların A.B. Uzmanları, Savunma Sanayi Müsteşarlığı Uzmanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanları, İstihdam Uzmanları,”, “Kültür ve Turizm Uzmanları, Yazma Eser Uzmanları, Vakıf Uzmanları, Tapu ve Kadastro Uzmanları, Sanayi ve Teknoloji Uzmanları, Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Orman ve Su İşleri Uzmanları, Meteoroloji Uzmanları, 199 ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Bakanlık Maarif Müfettişi ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcıları202 ve Bakanlıklar merkez teşkilatına dahil kadrolarda görevli Başkontrolör, Kontrolör ve Stajyer Kontrolörler, İçişleri Bakanlığı Denekler Denetçisi ve Dernekler Denetçi Yardımcıları, Sosyal Güvenlik Kurumu Başmüfettişi, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Denetçi ve Denetçi Yardımcıları199, (…)203 Sağlık Denetçi ve Denetçi Yardımcıları,204 Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçi ve Denetçi Yardımcıları,205 Gençlik ve Spor Denetçi Yardımcıları, için % 195 ine,206207208209210200211212213 Gençlik ve Spor Uzmanları, Gümrük ve Ticaret Uzmanları, İhracatı Geliştirme Uzmanları, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanları, Basın ve Enformasyon Uzmanları,”, “Yüksek Kurum Uzmanları,” ve “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları,” ibareleri yürürlükten kaldırılmış, (h) bendine “Defterdarlık Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İçişleri Bakanlığı İl Planlama Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 202 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu bölümün (g) bendinde yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Bakanlık Maarif Müfettişi ve Bakanlık Maarif Müfettiş Yardımcıları” ibaresi eklenmiştir. 203 1/3/2014 tarihli ve 6528 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle, bu bölümün (g) bendinde yer alan “Millî Eğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve (h) bendinde yer alan “İl Eğitim Denetmenleri” ibaresi “Maarif Müfettişleri” şeklinde değiştirilmiştir. 204 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle bu bölümün (g) bendine “Millî Eğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Denetçi ve Denetçi Yardımcıları”; (h) bendine “İl Eğitim Denetmenleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Uzmanları” ibareleri eklenmiştir. 205 11/10/2011 tarihli ve 662 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle, bu bölümünün (g) bendine “Millî Eğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçi ve Denetçi Yardımcıları” ibaresi, (i) bendine “Basın ve Enformasyon Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 206 6/7/2000 tarihli ve 613 sayılı KHK ile “Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişleri” ibaresi, eklenmiştir. 613 sayılı KHK, 5/4/2001 tarih ve 4636 sayılı Kanun ile değiştirilmek suretiyle kanunlaşmıştır. 207 7/2/2002 tarihli ve 4745 sayılı Kanunla, bu fıkraya, “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müsteşarlık” ibaresi eklenmiştir. 208 616, 617, 618 ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile bu bentlere eklenen Başkanlık Başmüfettişi, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Sosyal Sigorta Uzmanları, İstihdam ve Meslek Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, BağKur Denetmenleri ibareleri sözkonusu KHK'lerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmeleri nedeniyle metinden çıkarılmıştır. 209 31/7/2003 tarihli ve 4970 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle "Emniyet Genel Müdürlüğü Dernek Denetçisi ve Dernek Denetçi Yardımcıları” ibaresi, “İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi ve Dernekler Denetçi Yardımcıları” olarak değiştirilmiştir. 210 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle “Sosyal Sigortalar Kurumu” ibaresinden sonraki “Başkanlık Başmüfettişi, Müfettişi ve Müfettiş Yardımcıları” ve “Sosyal Sigorta Uzmanları” ibareleri eklenmiştir. 211 Bu bendin (g) alt bendinde yer alan "Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Başmüfettişi, Müfettişi ve Müfettiş Yardımcıları, Sigorta Müfettişi ve Sigorta Müfettiş Yardımcıları," ibaresi "Sosyal Güvenlik Kurumu Başmüfettişi, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları" şeklinde değiştirilmiş, (i) alt bendinde yer alan "Sosyal Sigorta Uzmanları" ile "Bağ-Kur Denetmenleri" ibaresi metinden çıkarılmıştır. 212 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı KHK’nn 44 üncü maddesiyle, bu bölümün (g) bendine “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Denetçi ve Denetçi Yardımcıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Millî Eğitim Denetçi ve Denetçi Yardımcıları” ibaresi eklenmiş, (h) bendinde yer alan “Eğitim Müfettişleri” ibaresi “Millî Eğitim Uzmanları ve İl Eğitim Denetmenleri” şeklinde değiştirilmiştir. ğ) (Ek: 11/10/2011 – KHK-666/5 md.) Adalet Uzmanları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanları, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanları, Avrupa Birliği İşleri Uzmanları, Bakanlık ve Bağlı Kuruluşların Avrupa Birliği Uzmanları, Basın ve Enformasyon Uzmanları, Başbakanlık Uzmanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Denizcilik Uzmanları, Devlet Gelir Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Dış Ticaret Uzmanları, Dışişleri Uzmanları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanları, Diyanet İşleri Uzmanları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları, Gençlik ve Spor Uzmanları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanları, Gümrük ve Ticaret Uzmanları, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanları, Hazine Uzmanları, İçişleri Uzmanları, İhracatı Geliştirme Uzmanları, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanları,214 İstihdam Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanları, Kültür ve Turizm Uzmanları, Maliye Uzmanları, (…)215 Meteoroloji Uzmanları, Millî Eğitim Uzmanları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzmanları, Millî Savunma Uzmanları, Orman ve Su İşleri Uzmanları, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanları, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzmanları, (…)215 Sağlık Uzmanları, Sanayi ve Teknoloji Uzmanları, Savunma Sanayii Uzmanları, Seçim Uzmanları,216 Sınai Mülkiyet Uzmanları,215 Sosyal Güvenlik Uzmanları, Tapu ve Kadastro Uzmanları, TİKA Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları, Vakıf Uzmanları, Yazma Eser Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanları, Yüksek Kurum Uzmanları, Yükseköğretim Kurulu Uzmanları, Göç Uzmanları217, Helal Akreditasyon Uzmanları218 ve bunların yardımcıları için % 130 una, h) (…)201 (…)199201 (…)201 (…)201 (…)201 (…)219201 (…)201 (…)201 (…)220201 (…)201 (…)201 (…)201 (…)221201, (…)201 (…)222201, (…)222201, (…)222201, (…)201 (…)201 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu bölümün (g) bendine “Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçi ve Denetçi Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gençlik ve Spor Denetçi Yardımcıları,” ibaresi eklenmiştir. 214 21/6/2012 tarihli ve 6332 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle (ğ) bendine “İhracatı Geliştirme Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İnsan Hakları Uzmanları,” ibaresi eklenmiş olup, daha sonra 6/4/2016 tarihli ve 6701 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle “İnsan Hakları Uzmanları” ibaresi “İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanları” şeklinde değiştirilmiştir. 215 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Kanunun 187 inci maddesiyle, bu bölümün (ğ) bendinde yer alan “Marka Uzmanları,” ve “Patent Uzmanları,” ibareleri metinden çıkarılmış ve aynı bende “Savunma Sanayii Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sınai Mülkiyet Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 216 30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu bölümün (ğ) bendinde yer alan “Savunma Sanayii Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 217 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Kanunun 123 üncü maddesiyle, bu bölümünün (ğ) bendine “Yükseköğretim Kurulu Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Göç Uzmanları” ibaresi, (h) bendine “İçişleri Bakanlığı İl Planlama Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İl Göç Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 218 1/11/2017 tarihli ve 7060 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu bölümün (ğ) bendinde yer alan “Göç Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Helal Akreditasyon Uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 219 1/7/2010 tarihli ve 6002 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, (h) alt bendine “Dış Ticaret Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Diyanet İşleri Uzmanları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 220 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, (h) alt bendine “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 213 (…)201 Defterdarlık Uzmanları221, İçişleri Bakanlığı İl Planlama Uzmanları,201 İl Göç Uzmanları,217 Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, (…)201 (…)223201 Maarif Müfettişleri212203 (…)204201 ile Ürün Denetmenleri199, (…)199 ve bunların yardımcıları, (f) ve (g) bendinde sayılmayan İç Denetçiler için % 130 una,208224225226200227228229230231 i) (…)221, (…)221, (…)221, (…)201 (…)221, (…)221, Vergi İstihbarat Uzmanları, Gelir Uzmanları, Mali Hizmetler Uzmanları, (…)221, (…)199, (…)199, (…)201 (…)201 (…)201 (…)222, (…)199, (…)211, (…)223 (…)201 (…)201 (…)199, (…)199, (…)199, (…)211 (…)201, (…)201 İl İstihdam Uzmanları,232 (…)201 (…)233201 (…)222 (…)201 (…)234201 (…)199201 (…)201 (…)199201 (…)235201, (…)199201 (…)199201 (…)199201, (…)199201 (…)199201 (…)236201 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nn 17 nci maddesiyle, bu bölümün (h) bendinde yer alan “Devlet Bütçe Uzmanları,” ibaresi “Maliye Uzmanları” şeklinde “Maliye Bakanlığı Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenleri” ibaresi “Defterdarlık Uzmanları” şeklinde değiştirilmiş ve aynı bölümün (i) bendinde yer alan “Mali Suçları Araştırma Uzmanları, Devlet Muhasebe Uzmanları, Devlet Gelir Politikaları Uzmanları,”, “Devlet Malları Uzmanları, Maliye Uzmanları” ve “Milli Emlak Uzmanları,” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır. 222 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı KHK’nn 44 üncü maddesiyle, bu bölümün (i) bendinde yer alan “Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları,” ve “Denizcilik Uzmanları,” ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve aynı bölümün (h) bendine “Sosyal Güvenlik Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları,”, “Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanları,” ve “Denizcilik Uzmanları,” ibareleri eklenmiştir. 223 24/10/2011 tarihli ve 656 sayılı KHK’nn 20 nci maddesiyle, bu bölümün (i) bendinde yer alan “Teknik Yardım Uzmanları,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı bölümün (h) bendine “Milli Eğitim Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, TİKA Uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 224 16/7/2003 tarihli ve 4947 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle, (h) bendine, "Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları"; (i) bendine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanları" ibareleri eklenmiştir. 225 1/12/2004 tarihli ve 5263 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu alt bende, “Sosyal Yardım Uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 226 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Kanunun 57 nci maddesiyle bu alt bende, "Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları," ibaresi eklenmiştir. 227 29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; (h) alt bendine “Devlet Personel Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 228 24/6/2009 tarihli ve 5916 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; (h) alt bendine "Dış Ticaret Uzmanları," ibaresinden sonra gelmek üzere "Avrupa Birliği İşleri Uzmanları," ibaresi eklenmiştir. 229 24/3/2010 tarihli ve 5978 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle; (h) alt bendine “Avrupa Birliği İşleri Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 230 4/6/2010 tarihli ve 5984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu bentte yer alan “İlköğretim Müfettişleri” ibaresi “Eğitim Müfettişleri” şeklinde değiştirilmiştir. 231 7/72011 tarihli ve 646 sayılı KHK’nin 6 ncı maddesiyle, bu bölümün (h) bendinde yer alan “Vergi,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı bölümün (i) bendine “Devlet Muhasebe Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Devlet Gelir Politikaları Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 232 10/10/2011 tarihli ve 665 sayılı KHK’nın 27 nci maddesiyle, bu bölümün (i) bendinde yer “İstihdam ve Meslek Uzmanları” ibaresi “İstihdam Uzmanları, İl İstihdam Uzmanları” şeklinde değiştirilmiştir. 233 28/12/2010 tarihli ve 6093 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, (i) alt bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yazma Eser Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 234 25/11/2010 tarihli ve 6083 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, (i) alt bendine “Vakıf Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Tapu ve Kadastro Uzmanları,” ibaresi eklenmiş ve aynı alt bentte yer alan “, Tapu ve Kadastro Denetmenleri” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 235 10/10/2011 tarihli ve 657 sayılı KHK’nın 37 nci maddesiyle, bu bölümün (i) bendinde yer alan “Orman ve Su İşleri Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Meteoroloji Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 236 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bölümün (i) bendine “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Basın ve Enformasyon Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 221 (…)237201 (…)205201 Gümrük ve Ticaret Denetmenleri,238 Sosyal Güvenlik Denetmenleri,239 (…)234 ile bunların yardımcıları için % 120 sine,240241242243224244210245246247200248249250231 j) Diğer belediyeler ve bunlara bağlı genel müdürlük Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları, Yüksekokul mezunu olmak şartı ile Belediye İktisat Müfettişleri ve Büyükşehir Belediyeleri Hesap İşleri Murakıpları ve bunların yardımcıları için % 100 üne, k) (Mülga: 11/10/2011 – KHK-666/5 md.) l) (Değişik: 7/7/2010-6004/23 md.) Dışişleri Bakanlığı meslek memurları için (aday meslek memurları dahil) % 140'ına, konsolosluk ve ihtisas memurları için (aday konsolosluk ve ihtisas memurları dahil) % 130'una, m) M.İ.T. fiili kadrosuna dahil personel için % 345 ine, n) (Ek: 10/9/2014 – 6552/68 md.) Türkiye İş Kurumu iş ve meslek danışmanları için %150 sine, B – EĞİTİM, ÖĞRETİM TAZMİNATI Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil öğretmen unvanlı kadrolarda fiilen öğretmenlik yapanlara; (Öğretmen unvanlı kadrolarda bulunanlardan okul müdürü ve okul müdür yardımcısı, yönetici ve eğitim uzmanı olarak görevlendirilenler ile cezaevi okullarında çalışan öğretmenler dahil (…)251 olmak üzere)252 11/10/2011 tarihli ve 664 sayılı KHK’nın 28 inci maddesiyle (i) bendine “Basın ve Enformasyon Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Kurum Uzmanları,” ibaresi eklenmiştir. 238 24/10/2011 tarihli ve 661 sayılı KHK’nın 102 inci maddesiyle (i) bendine “Basın ve Enformasyon Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gümrük ve Ticaret Denetmenleri,” ibaresi eklenmiştir. 239 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu bölümün (i) bendine “Gümrük ve Ticaret Denetmenleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sosyal Güvenlik Denetmenleri,” ibaresi eklenmiştir. 240 25/3/1997 tarih ve 571 sayılı KHK ile, "Özürlüler Uzmanı" ibaresi, 7/6/2000 tarih ve 4576 sayılı Kanun ile “Tapu ve Kadastro Denetmenleri” ibaresi ise eklenmiştir. 2/5/2001 tarihli ve 4668 sayılı Kanunla “Teknik Yardım Uzmanları” ibaresi, eklenmiştir. 241 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle "Kültür ve Turizm Uzmanları" ibaresi eklenmiş, 27/6/2000 tarihli ve 4587 sayılı Kanuun Geçici 2 nci maddesi uyarınca; "A.T." ibaresi, "A.B." olarak değiştirilmiştir. 242 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Kanunun 42 inci maddesiyle, "Çevre Uzmanları" ibaresi, "Çevre ve Orman Uzmanları" olarak değiştirilmiştir. 243 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle "İstihdam ve Meslek Uzmanları" ibaresi eklenmiştir. 244 24/7/2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle "Bağ-Kur Denetmenleri” ibaresi, eklenmiştir. 245 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen “Marka Uzmanları”, “Patent Uzmanları” ibareleri daha sonra, 6/11/2003 tarihli ve 5000 sayılı Kanun ile Kanunlaşmıştır. 246 27/10/2004 tarihli ve 5251 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu alt bende, “Kadının Statüsü uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 247 10/11/2004 tarihli ve 5256 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle bu alt bende, “Aile ve Sosyal Araştırma uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 248 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle bu alt bende, "Kültür ve Turizm Uzmanları" ibaresinden sonra gelmek üzere "Vakıf Uzmanları" ibaresi eklenmiştir. 249 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Kanunun 67 nci maddesiyle; (i) alt bendine “Kültür ve Turizm Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları” ibaresi eklenmiştir. 250 7/1/2009 tarihli ve 5830 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle “Tüketici ve Rekabet Uzmanları” ibaresi, “Sanayi ve Ticaret Uzmanları” olarak değiştirilmiştir. 251 4/6/2010 tarihli ve 5984 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu bölümün birinci fıkrasında yer alan “İlköğretim Müfettişleri hariç” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 237 a) 1-2 nci derecelerden aylık alanlar için % 100 üne, b) 3 ve 4 üncü derecelerden aylık alanlar için % 95 ine, c) Diğer derecelerden aylık alanlar için % 85 ine, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı mesleki ve teknik öğretim okul ve kurumlarına atelye, laboratuvar veya meslek dersleri öğretmeni olarak Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil öğretmen ünvanlı kadrolara atananlardan Cumhurbaşkanınca belirlenecek okul, kurum ve branşlarda görev yapanlara ayrıca;253 a) Dört yıl veya daha fazla yükseköğrenim görenler için % 15 ine, b) Üç ve iki yıllık yükseköğrenim görenler için % 10 una, (Ek fıkra: 30/6/2004-5204/2 md.) Birinci fıkrada sayılanlardan ayrıca;254 a) Başöğretmen unvanını kazanmış olanlara % 120’sine, b) Uzman öğretmen unvanını kazanmış olanlara % 60’ına, C) DİN HİZMETLERİ TAZMİNATI a) (Değişik: 1/7/2010-6002/21 md.) İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, eğitim görevlisi ve mesleği ile ilgili yüksek öğrenim mezunu olup “Vaiz” kadrosuna atananlar için %175’ine, b) (Değişik: 1/7/2010-6002/21 md.) Din Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan; 1. Yükseköğrenim mezunu olanlar için % 95’ine, 2. İmam-Hatip Lisesi mezunları için % 93’üne, 3. Diğerleri için % 89’una, c) (Mülga: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)255 d) (Ek: 1/7/2010-6002/21 md.) (a) ve (b) alt bentlerinde sayılanlardan ayrıca; başvaiz, başimam-hatip, Kur’an kursu başöğreticisi kadrolarına atananlara % 40’ına, uzman vaiz, uzman imam-hatip, Kur’an kursu uzman öğreticisi ve başmüezzinlik kadrolarına atananlara % 20’sine, D) EMNİYET HİZMETLERİ TAZMİNATI a) Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan;256 1. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Emniyet Genel Müdürü için %419’una, 2. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğü kadrolarına atananlardan; 3/4/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile bu bölümün (a) fıkrasında % 82, (b) fıkrasında % 78, (c) fıkrasında % 70 olarak yer alan oranlar, metne işlendikleri şekliyle değiştirilmiştir. Oranların uygulanması için, 3/4/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesine bakınız. 253 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 254 3/2/2022 tarihli ve 7354 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu bölümde yer alan “% 40’ına” ibaresi “% 120’sine” şeklinde, “% 20’sine” ibaresi “% 60’ına” şeklinde değiştirilmiştir. 255 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK ile bu bentte yapılan düzenleme; 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. 256 24/4/2008 tarihli ve 5757 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle; bu bölümün (a) bendine (11) numaralı alt bent eklenmiş, takip eden alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir. 252 – Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Ankara, İstanbul ve İzmir İl Emniyet Müdürleri için %356’sına, – Daire Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, diğer İl Emniyet Müdürleri için %331’ine, – Diğerleri için %269’una, 3. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) İkinci Sınıf Emniyet Müdürlüğü kadrolarına atananlar için %244’üne, 4. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürlüğü kadrolarına atananlar için %231’ine, 5. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürlüğü kadrolarına atananlar için %219’una, 6. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Emniyet Amirliği kadrolarına atananlar için %189’una, 7. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Başkomiser kadrolarına atananlar için %173’üne, 8. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Komiser kadrolarına atananlar için %164’üne, 9. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Komiser Yardımcılığı kadrolarına atananlar için %158’ine, 10. (Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Diğerlerinden; – 1, 2, 3 ve 4’üncü derecelerden aylık alanlar için %148’ine, – 5, 6 ve 7’nci derecelerden aylık alanlar için %139’una, – 8, 9, 10 ve 11’inci derecelerden aylık alanlar için %128’ine, 11. (Ek: 24/4/2008-5757/3 md.; Değişik: 29/1/2016-6663/8 md.) Çarşı ve Mahalle bekçileri için %90’ına, 12. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde çevik kuvvet müdürlüklerine ait kadrolara atanmış olanlara ayrıca % 5 ine, b) (Mülga: 24/4/2008-5757/3 md.) E) MÜLKİ İDARE AMİRLİĞİ ÖZEL HİZMET TAZMİNATI Mülki İdare Amirliği Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan;257 a) Müsteşar için % 345 ine, b) Olağanüstü Hal Bölge Valisi, İl Valileri ve Emniyet Genel Müdürü (Vali) için % 335 ine, c) Kurul Başkanı, Müsteşar Yardımcısı, 1.Hukuk Müşaviri, Genel Müdürler, Strateji Geliştirme Başkanı ile bu görevleri yürüten Merkezde görevli Valiler için % 330’una,258 d) Merkezde görevli diğer Valiler için % 290 ına, e) (Değişik: 1/7/2006-5540/5 md.) Diğerlerinden; 1/7/2006 tarihli ve 5538 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle (b) bendinde yer alan "Olağanüstü Hal Bölge Valisi," ibaresinden sonra gelmek üzere "İl Valileri ve" ibaresi eklenmiş, (c) bendinde yer alan "ve İl Valileri" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı bentte yer alan "% 325’ine" ibaresi "% 330’una" şeklinde değiştirilmiştir. 258 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle bu bende “Genel Müdürler” ibaresinden sonra gelmek üzere “Strateji Geliştirme Başkanı” ibaresi eklenmiştir. 257 – 1 inci dereceden aylık alanlar için % 290’ına, – 2 ve 3 üncü derecelerden aylık alanlar için % 280’ine, – 4 ve 5 inci derecelerden aylık alanlar için % 260’ına, – Diğer derecelerden aylık alanlar için % 240’ına, – Kaymakam adayları için % 175’ine, – Vali unvanını kazananlar hariç olmak üzere kaymakamlık unvanını kazandıktan sonra İçişleri Bakanlığı merkez teşkilâtında görev yapanlar ile merkez val ilerine ayrıca % 30’una, F) DENETİM TAZMİNATI Özel Hizmet Tazminatı bölümünün; a) (e), (f) ve (g) sırasında sayılanlardan: – Kamu İktisadi Teşebbüslerindeki görevliler için % 10 una, – Diğerleri için %30 una b) (ğ), (h), (i) ve (j) sırasında sayılanlar için % 20 sine,259 G) ADALET HİZMETLERİ TAZMİNATI Yüksek Mahkemeler,Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay, İl ve İlçe Seçim Kurulları, Adli, İdari, Askeri Yargıda (ceza infaz kurumları ve icra müdürlükleri personeli dahil) görevli bu Kanuna tabi personelden; a) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında bulunanlar için % 180 ine, b) Yardımcı Hizmetler Sınıfında bulunanlar ile Teknik Hizmetler Sınıfında olduğu halde bu sınıfın özel hizmet tazminatından yararlanamayanlar için % 56 sına, c) (Mülga: 11/10/2011-KHK-666/1 md.)260 d) Cezaevi Müdürü, İnfaz ve Koruma Başmemuru, İnfaz ve Koruma Memurlarına ayrıca % 10 una, e) (Ek:24/11/2021-7343/35 md.) İcra başmüdürlerine ayrıca % 50 sine, H) Bu kanunda belirtilen hizmet sınıflarında olup da yukarıdaki bölümlerde yer alan tazminatlardan yararlanmayan personelden; a) Yardımcı Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda bulunanlar için % 45 ine, b) Diğer hizmet sınıflarına ait kadrolarda bulunanlar için % 50 sine, kadar, bu nispetleri aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde yukarıdaki tazminatlar ödenir.261 Hizmetin niteliği itibariyle birden fazla özel hizmet tazminatı verilmesi gereken durumlarda bu tazminatlardan fazla olanı ödenir. Mülki İdare Amirliği Özel Hizmet 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nin 5 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “(h), (i), (j) ve (k) sırasında sayılanlar” ibaresi “(ğ), (h), (i) ve (j) sırasında sayılanlar” olarak değiştirilmiştir. 260 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK ile bu bentte yapılan düzenleme; 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. 261 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu bentte yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 259 Tazminatı, Emniyet Hizmetleri Tazminatı, Din Hizmetleri Tazminatı ve Adalet Hizmetleri Tazminatı (C ve G bölümlerinin (c) bentlerinde sayılanlar hariç) ödenenlere özel hizmet tazminatı ödenmez.262 III- Ortak Hükümler:263 Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları (…)263 bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154 üncü madde uyarınca katsayının Cumhurbaşkanınca değiştirilmesi durumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulur. Ancak Milli İstihbarat Teşkilatı fiili kadrosuna dahil bulunanlara ödenecek iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zammının miktarları ile özel hizmet tazminatı oranları, ödeme usul ve esasları (…)263 Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.264 (Değişik: 6/7/1995 – KHK-562/5 md.) Bu zam ve tazminatlara hak kazanmada ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ancak; a) Sağlık kurulu raporu üzerine verilen hastalık izinleri, b) Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananların kullandığı hastalık izinleri, c) Hastalıkları sebebiyle resmi yataklı tedavi kurumlarında yatarak tedavi gördükleri tedavi süreleri, hariç olmak üzere bir takvim yılı içinde kullanılan hastalık izin süreleri toplamının 7 günü aşması halinde, aşan sürelere isabet eden zam ve tazminatlar % 25 eksik ödenir. Yurt dışına sürekli görevle görevlendirelenlere bu zam ve tazminatlar ödenmez. Ancak bunlardan yurt içine geçici olarak geri çağrılanlardan yurt dışı aylıklarının kesilmesini gerektirecek kadar yurt içinde kalanlara, bu süre içinde zam ve tazminatları ödenir. Kamu kurum ve kuruluşları (Mahalli İdareler dahil) bu maddede belirtilen zam ve tazminatları; hizmetin gerekleri ve mali imkanlarını dikkate alarak personeline Cumhurbaşkanınca belirlenen oran ve miktarlardan daha düşük bir oran ve miktar üzerinden ödeyebilirler. Bu maddenin ikinci bölümünde yer alan tazminatlar damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi değildir. Her sınıfın son aylık derecesi ve en çok aylık miktarı: 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan "(G bendi (c) sırasında sayılanlar hariç)" ibaresi "(C ve G bölümlerinin (c) bentlerinde sayılanlar hariç)" şeklinde değiştirilmiştir. 263 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkranın birinci ve beşinci paragraflarında yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca” şeklinde, birinci paragrafında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın birinci paragrafında yer alan “ilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca” ibaresi ile ikinci paragrafında yer alan “Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 264 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 262
Madde 153
Madde 153 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.) Katsayı:
Madde 154
Madde 154 – (Değişik: 13/7/1993 – KHK-486/24 md.) Aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge ve kıdem aylığı gösterge rakamlarının aylık tutarlarına çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı ile memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylık katsayısı üçer veya altışar aylık dönemler itibariyle uygulanmak üzere Genel Bütçe Kanunu ile tespit olunur. Ancak mali yılın ikinci yarısında, memleketin ekonomik gelişmesi genel geçim şartları ve Devletin mali imkanları gözönünde bulundurulmak suretiyle Cumhurbaşkanı bu katsayıları ikinci yarının tamamı veya üçer aylık dönemleri itibariyle uygulanmak üzere değiştirmeye yetkilidir.265 Katsayılardaki değişiklik aylıklarda artış veya eksiliş sayılmaz. Memurlara ödenecek aylık tutarları:
Madde 155
Madde 155 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/56 md.) Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir. Yurt dışında aylıklar:
Madde 156
Madde 156 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/57 md.) Kurumların yurt dışı kuruluşlarına dahil kadrolarında görev alan Devlet memurlarının aylıkları, 155 inci maddeye göre tespit edilen brüt aylık tutarın, Cumhurbaşkanı tarafından tespit edilecek emsal ile çarpılmasından hasıl olacak miktar üzerinden ödenir. Asıl aylığın ödeme miktarı ile emsali tutarı arasındaki fark, her türlü vergiden müstesnadır.266267 (Mülga ikinci fıkra: 29/6/2012-6338/3 md.) Dış memleketler aylık katsayısı:
Madde 157
Madde 157 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) 156 ncı maddede yazılı katsayılar her yabancı memleketin ekonomik durumu, para ve geçim şartları ile memurun temsil görevi ve aile yükümlülüğü gözönünde tutulmak suretiyle saptanır ve aynı usul uyarınca değiştirilir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 266 29/6/2012 tarihli ve 6338 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “aylık tutarından, alınacak vergi ve kanunlar gereğince yapılacak bütün kesintiler indirildikten sonra (Kefalet Sandığı kesintileri hariç) kalan kısmın,” ibaresi “brüt aylık tutarın,” şeklinde değiştirilmiştir. 267 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Devlet Personel Başkanlığı Dışişleri ve Maliye bakanlıklarının görüşüne dayanılarak Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 265 Adayların aylıkları:
Madde 158
Madde 158 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Herhangi bir sınıfta aday olarak göreve başlayanlar bu Kanunun 54 üncü maddesindeki esaslara göre, girecekleri derecenin hak edecekleri kademe aylığını alırlar. Aday memurlara, asaletleri tasdik edilinceye kadar kademe ilerlemesi uygulanmaz. Asaleti onaylanan memurların kademe ilerlemeleri:
Madde 159
Madde 159 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Adaylık süresi sonunda bu Kanun hükümlerine göre asıl memurluğa atananların adaylıkta geçirdikleri süreler, kademe ilerlemelerinde ve derece yükselmelerinde değerlendirilir. Kademe ilerlemesinde verilecek aylık:
Madde 160
Madde 160 – Kademe ilerlemesinde memur bir ileri kademeye ait göstergeye tekabül eden aylığı alır. (Mülga ikinci fıkra: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Derece değişikliğinde verilecek aylık:
Madde 161
Madde 161 – (Değişik: 12/2/1982 – 2595/10 md.) Derece yükselmesi veya daha aşağı bir dereceye atama halinde, A) (Değişik: 26/6/1984 – KHK-241/8 md.) Bulunduğu dereceden yukarı derecelere atanan memur; a) 68 nci maddenin (B) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yeni girdiği derecenin ilk kademe göstergesine, b) Yeni girdiği derecenin ilk kademe göstergesi evvelce iktisap ettiği göstergeden düşük ise, iktisap ettiği göstergeye eşit olan kademenin göstergesine, Tekabül eden aylığı alır. Alt derecede eşit göstergeli kademede geçirilen süre dikkate alınır. B) Kazanılmış hak aylık derecelerinden daha aşağı bir dereceye atanan memur, kazanılmış hak aylık dereceleri saklı kalmak kaydıyla, a) Atandığı derecede eski derecesinde almakta olduğu kademe göstergesine, b) Atandığı derecede eşit gösterge yok ise, eski göstergesine en yakın kademenin göstergesine, Tekabül eden aylığı alır. Başka sınıfa geçen memurun alacağı aylık:
Madde 162
Madde 162 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/61 md.) İstisnai memurluklardan ayrılanların durumu:
Madde 163
Madde 163 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/62 md.) İstisnai memuriyetlere: a) Bu Kanuna tabi kurumlardan atanmış olanlar, ayrıldıkları sınıfa dönmek istedikleri takdirde, istisnai memuriyetlerde geçirmiş oldukları süre, bu Kanunda derece terfii için belirtilen esaslara göre girebilecekleri yeni derecenin tayininde normal derece terfii sürelerine karşılık sayılır. Bu gibilerin, derece terfii süresine karşılık sayılan süreden geri kalan kısmı kademe terfiinde dikkate alınır. Bu gibiler, aynı şartlardan faydalanarak, 71 inci madde hükümlerine uyulmak kaydiyle, başka bir sınıfa da girebilirler. b) Bu Kanuna tabi olmıyan kurumlardan atananlar, bu Kanuna tabi kurumlarda bir göreve atanmayı istedikleri takdirde, istisnai memuriyette geçirilen süre (a) fıkrasındaki esaslara göre ve girilecek derecenin sınav veya seçmesini başarmak kaydiyle, derece ve kademe ilerlemesine sayılır. Bu gibiler için adaylık hükümleri uygulanmaz. Aylığın ödeme zamanı ve Esasları:268
Madde 164
Madde 164 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Memurlara aylıkları her ayın başında peşin ödenir. Emekliye ayrılma ve ölüm hallerinde o aya ait peşin ödenen aylık, geri alınmaz. Sözleşmeli personelin ücretleri sözleşme şartlarına göre; geçici personelin gündelikleri gün hesabıyla hafta veya ay sonlarında ödenir. (Ek: 5/7/1991 – KHK-433/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/5/1992 tarihli ve E. 1991/33, K. 1992/32 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/7 md.) Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre almakta bulunan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri (sözleşmeli statüdeki personel dahil) ile kamu ve özel kesimde iş kanunlarına göre istihdam edilen işçilere çeşitli adlar altında yapılan nakdi ve ayni nitelikteki tüm ödemelerin hesaplanma kolaylığını ve basitliğini sağlamak amacıyla, bordro düzenlemesine, tahakkuk ve ödeme işlem ve sürelerine ilişkin esas ve usulleri tesbit etmeye, aydan daha kısa ya da daha uzun sürelerde yapılan ödemelerin aylık dönemler itibariyle tahakkuk ettirilmesi ve ödenmesine karar vermeye Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkilidir. 433 sayılı KHK'nin 2 nci maddesi ile bu maddenin başlığı "Aylığın ödeme zamanı" iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 268 (Ek: 5/7/1991 – KHK-433/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/5/1992 tarihli ve E. 1991/33, K. 1992/32 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/7 md.) Üçüncü fıkra kapsamına giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye Bakanlığı yetkilidir. Açıktan atanmada aylığa hak kazanma:
Madde 165
Madde 165 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Bir göreve açıktan aday veya asıl memur olarak atananlar, göreve başladıkları günden itibaren aylığa hak kazanırlar. Bu suretle göreve başlamada ilk aylık, gün hesabiyle ay sonunda ödenir. Kademe ilerlemesinde aylığa hak kazanma:
Madde 166
Madde 166 – (Değişik: 12/2/1982 – 2595/11 md.) Kademe ilerlemesinde Devlet Memuru, bu ilerlemeye müstehak olduğu tarihi takip eden ay başından itibaren aynı derecenin bir ileri kademesine ait aylığa hak kazanır. Derece değişikliğinde aylığa hak kazanma:
Madde 167
Madde 167 – (Değişik: 30/5/1973 – KHK-5/7 md.) Derece yükselmesinde veya daha aşağı derecelere atamada memur, yükseldiği veya atandığı derecenin görevine başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren bu derecenin 161 inci maddeye göre kazandığı kademe aylığını alır. (Ek: 12/2/1982 – 2595/12 md.) Ancak, yürütülmekte olan görevin niteliğinde bir değişme olmaması halinde derece yükselmesine ilişkin onayın geçerlilik tarihini takip eden ay başından itibaren bu derecenin 161 inci maddeye göre kazandığı kademe aylığını alır. Başka bir sınıfa geçmede aylığa hak kazanma:
Madde 168
Madde 168 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.) Görev yeri değiştirilen memurların aylıkları:
Madde 169
Madde 169 – (Değişik – 28/3/1988 – KHK-318/3 md.) Bulundukları yerden başka yerlerdeki görevlere nakledilen ve 62 nci maddede belirtilen süre içinde yeni görevlerinde işe başlayan memurlarla,yer değiştirme suretiyle başka kurumlara atanan memurların aylıkları, işe başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren yeni görev yerinde ödenir. Eski görev yerinde alınan aylıklar için kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz. İzin veya geçici görevde iken görev yeri değiştirilen memurların aylıkları:
Madde 170
Madde 170 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Kanuni izinlerin kullanılması sırasında veya geçici bir görevde iken asıl görev yeri değiştirilen memurların aylıkları, izin veya geçici görevin sona ermesine kadar eski görev yerlerinde kadro tasarrufundan ödenir. Sayman ve sayman mutemetlerinin devir süreleri ve aylıkları:
Madde 171
Madde 171 – (Değişik : 17/9/2004 – 5234/1 md.) Hesaplarını, görevi devralanlara devir zorunluluğu bulunan saymanların devir süresi yedi gündür. Devir teslim süresinin aylık ödeme zamanına rastlaması halinde bu aya ait aylıkları eski görev yerinde, kadro tasarrufundan ödenir. Sayman mutemetleri için devir süresi iki gündür. Görev yeri değiştirilenlerden eski görevlerine devamları tebliğ edilenlerin aylıkları:
Madde 172
Madde 172 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Görev yerleri değiştirilen memurlardan görevlerine devamları kurumlarınca yazılı olarak tebliğ edilenlerin aylıkları eski görev yerlerinde kadro tasarrufundan ödenir. Vekalet aylığına hak kazanma:
Madde 173
Madde 173 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.) Vekalet görevinin fiilen yapılması şartı:
Madde 174
Madde 174 – Vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması şarttır. Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler:
Madde 175
Madde 175 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek : 4/7/2001 – KHK-631/5 md.) Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. (Değişik: 26/6/1984 – KHK-241/9 md.) 88 inci maddeye göre ikinci görev verilen memurlara, bu görevleri karşılığında aylık ödenebilmesi için boş bir kadroya ait görevin ikinci görev olarak yürütülmesi gerekir. Bu şekilde görevlendirilenlere, görevlendirildikleri kadro derecesinin ilk kademe aylığının üçte ikisi ödenir. Ancak, sağlık grup başkanlığı, baştabip ve baştabip yardımcılığı hizmetlerinin ikinci görev olarak yürütülmesi halinde kadro şartı aranmaz ve bu hizmetleri yürütenlere almakta oldukları aylığın üçte ikisi ikinci görev aylığı olarak ödenir.269 (Değişik: 22/8/1989 – KHK-378/4 md) Açıktan vekil olarak atananlar bu Kanunla memurlara tanınan sosyal haklardan da yararlanırlar ve bunlara ödenecek vekalet aylığının hesabına memuriyet taban aylığı da dahil edilir. Ders ve konferans ücretleri:
Madde 176
Madde 176 – (Değişik: 3/4/1998 – 4359/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 21/3/2006 – 5473/3 md.) Bu Kanunun 89 uncu maddesine göre kendilerine ders görevi verilenlere, ders saati başına gündüz öğretimi için 140, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile saat 18.00'den sonra başlayan öğretim faaliyetleri için 150 gösterge rakamının bu Kanuna göre belirlenen aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ek ders ücreti ödenir. (Değişik ikinci fıkra: 27/3/2015 – 6639/9 md.) Bu ücretler, özel eğitime muhtaç öğrencilerin eğitim ve öğretim gördüğü kurumlarda görevli öğretmen ve yöneticiler ile bu öğrencilere yönelik olarak açılan özel sınıf öğretmenlerine ve cezaevlerinde görevli öğretmenlere %25, Millî Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi kapsamında görev alan yönetici ve öğretmenlere %100 fazlasıyla ödenir. Bu madde kapsamında ücretle ders vermek üzere yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen öğretim elemanlarına 2914 sayılı Kanun hükümlerine göre ek ders ücreti ödenir. Konferans ücreti her yıl bütçe kanunlarında gösterilir.270 Yolluk giderleri ve gündelikleri:
Madde 177
Madde 177 – Bu Kanun hükümlerine tabi Devlet memurlarından bir görevin ifası için sürekli veya geçici olarak görev yerinden ayrılanların yol giderleri ve gündelikleri, yolluklar hakkındaki özel kanun hükümlerine göre ödenir. Sözleşmeli olarak çalıştırılanların yol masrafları ile gündelikleri sözleşmelerindeki şartlara göre ödenir. Fazla çalışma ücreti:
Madde 178
Madde 178 – (Değişik: 5/7/1991 – KHK-433/3 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/5/1992 tarihli ve E. 1991/33, K. 1992/32 sayılı Kararı ile, Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/8 md.) 28/6/2006 tarihli ve 5528 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Ancak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “sağlık grup başkanlığı” ibaresi eklenmiştir. 270 4/3/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesi gereğince bu maddede yer alan 80 ve 90 gösterge rakamları, sırasıyla 1999 yılında 90 ve 100'e, 2000 yılından itibaren ise 100 ve 110'a yükseltilerek uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 269 A) 99 ve 100 üncü maddeler hükümleri uyarınca tespit olunan günlük çalışma saatleri dışında; a) Salgın hastalık ve tabii afetler gibi olağanüstü hallerin olması (Bu hallerin devamı süresince), b) Fabrika, atelye, şantiye, işletme gibi yerlerde İş Kanununa tabi olarak işçi çalıştıran kurumlarca hizmetin gereği olarak işçi ile birlikte çalışma saatleri ve günü dışında çalışmanın zorunlu bulunması, hallerine münhasır olmak üzere, yapılan fazla çalışmalar ücretle karşılanır. Yukarıda sayılan hallerde yaptırılacak fazla çalışmanın süresi ve saat başına ödenecek ücret Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir.271 B) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 14/2/1997 tarihli ve E: 1997/20, K: 1997/32 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 3/4/1998 – 4359/4) Kurumlar gerektiği takdirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti vermeksizin çalıştırabilirler. Bu durumda personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verilir. Ancak, bu suretle verilecek iznin en çok on günlük kısmı yıllık izinle birleştirilerek yılı içinde kullandırılabilir. Fazla çalışmanın uygulama esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarına ödenecek fazla çalışma ücretleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı tarafından onaylanacak bir talimatla tesbit edilir.272 Temsil giderleri ve yönetmeliği:
Madde 179
Madde 179 – Hangi kurumlarda hangi sınıf ve kadrolardaki Devlet memurlarının görevler icabı temsili mahiyette masraf yapabilecekleri ve bu masrafların sarfı ile ilgili usul ve şartlar ve bunların sarf alanları ilgili kurumların görüşleri alınarak Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ile birlikte hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Sürekli görevle yurt dışında bulunan memurların aylıkları:
Madde 180
Madde 180 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Sürekli görevle yurt dışına atanan memurların aylıkları görevlerine başladıkları tarihten itibaren; sürekli görevle yurt dışına gönderilen veya kurumların yurt dışı kuruluşlarına dahil kadrolarında görev alan memurlardan görevlerine başladıktan sonra yurt içinde veya yurt dışında başka bir göreve atananların aylıkları ise atanma emrinin tebliği tarihini izleyen onbeşinci gün sonuna kadar 156 ncı maddedeki esaslara göre ödenir. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 272 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 29 uncu maddesiyle, bu paragrafta yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 271 Yurt dışında bulunanlardan yerlerine atananların gelişine kadar bekleme emri alanların aylıkları, atama emirlerinin tebliğ tarihinden itibaren, iki ayı geçmemek üzere aynı maddeye göre ödenir. (Ek: 4/7/2001 – KHK-631/6 md.) Sürekli görevle yurt dışına atanan memurlara, yıllık izin ile 181 inci maddede belirtilen hal dışında, yurt içinde geçirilen süreler için yurt dışı aylığı ödenmez. Ancak, yurt dışı görev süresince toplam dört ayı geçmemek üzere, yurt içinde yataklı tedavi kurumlarında yatarak görülen tedavi süresince 156 ncı maddeye göre belirlenen emsal katsayının 1/3’ü esas alınarak yurt dışı aylığı ödenir. Yurt dışındaki memurlardan geçici görevle merkeze çağrılanların aylıkları:
Madde 181
Madde 181 – Sürekli görevle yurt dışına gönderilen Devlet memurları, geçici görevle en çok bir ay süre ile merkeze çağrılabilir. Bu süre içinde aylığı katsayılı ödenir. Yurt dışında görevli memurlardan farklı katsayılı memlekete atananların aylıkları:
Madde 182
Madde 182 – Yukardaki maddelerde gösterilen memurların, aylıklarına uygulanmakta bulunan ödeme katsayılarından farklı ödeme katsayısı uygulanan bir başka memlekete naklen atanmalarında 180 inci madde hükmü uygulanır. Hazarda eğitim ve manevra için silah altına alınanların aylıklarının ödenmesi:
Madde 183
Madde 183 – Hazarda muvazzaflık hizmeti dışında eğitim ve manevra maksadiyle silah altına alınan Devlet memurlarının aylıkları kendi kurumlarınca tam olarak ödenir. Devlet memurlarından rütbeli olanların rütbe aylığı tutarı, bağlı bulundukları kurumdan aldıkları aylık tutarından fazla olanlara, aradaki fark askeri kurumlarına katılmaları veya yeni rütbeyi kazandıkları tarihten itibaren silah altında bulundukları sürece Milli Savunma Bakanlığı tarafından ödenir. Seferde muvazzaflık hizmeti dışında silah altına alınan memurların aylıklarının ödenmesi:
Madde 184
Madde 184 – Seferde muvazzaflık hizmeti dışında, silah altına alınan Devlet memurlarına rütbeli olsun olmasın silah altında bulundukları sürece aylıkları aşağıdaki hükümlere göre ödenir. A) Yedek subay, yedek askeri memur ve yedek astsubay olanların rütbelerine ait aylıkları Milli Savunma Bakanlığınca ödenir. Bunların aylıkları bağlı bulundukları kurumdan aldıkları aylık tutarından eksikse aradaki fark kurumlarınca ödenir B) (A) bendi dışında kalan ve rütbesiz memurların aylıklarının tamamı kurumlarınca ödenir. Sefer haline geçişte silah altında bulunan memurların aylıkları:
Madde 185
Madde 185 – Sefer haline geçiş sırasında 183 üncü maddeye göre silah altında bulunan Devlet memurlarının aylıkları adı geçen maddeye; sefer haline geçişten sonraki aylıkları 184 üncü maddeye göre ödenir. Silah altına alınmazdan önce kadrolarından açıkta bulunanların aylıkları:

KISIM – VI Sosyal Haklar ve Yardımlar Emeklilik hakları:

Madde 187
Madde 187 – Devlet memurlarının emeklilik ve malûllük hallerinde kendilerinin, ölümleri halinde dul ve yetimlerinin sahip bulundukları haklar emeklilik kanunlariyle düzenlenir. Hastalık ve analık sigortası:
Madde 188
Madde 188 – A) Devlet memurlarının hastalık, analık ve görevden doğan kaza ile mesleki hastalık, B) Devlet memurlarının eşleri ve bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve çocuklarının hastalık ve analık, C) Bir kanuna dayanılarak emekli veya malûllük aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumunca uygulanan iş kazaları ile meslek hastalıkları, malûllük ve yaşlılık sigortalarından gelir veya aylık bağlananlar hariç) hastalık ve analık, Ç) (C) bendinde belirtilen emekli veya malûllük aylığı alanların aile fertlerinin hastalık ve analık, D) Bir kanuna dayanılarak dul veya yetim aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir veya aylık alanlar hariç) hastalık ve analık. Hallerinde, gerekli sosyal sigorta yardımları sağlanır. Bu sigorta yardımları özel kanunlarla düzenlenir. Bu sigortalardan tanınan hak ve sağlanan yardımlar, genel sosyal sigorta rejimleri ile kabul edilen hak ve yardımlardan az olamaz. Yeniden işe alıştırma:
Madde 189
Madde 189 – Malûllük aylığı bağlanan Devlet memurlarından çalışma gücünün artırılabileceği umulanlar eski sınıflarında veya yeni sınıf veyahut meslekte çalışabilmelerini sağlamak üzere işe alıştırılmaya tabi tutulabilirler. İşe alıştırmanın ne suretle ve hangi esaslara göre yapılacağı özel kanununda gösterilir. Ek sosyal sigorta ve Yardımlaşma:
Madde 190
Madde 190 – (Mülga: 12/2/1982 – 2595/19-a) Memurların sosyal tesis ihtiyaçları:
Madde 191
Madde 191 – (Yeniden düzenleme: 29/11/1984 – KHK-243/29 md.) Devlet Memurları için lüzum ve ihtiyaç görülen yerlerde çocuk bakımevi ve sosyal tesisler kurulabilir. Bunların kuruluş ve işletme esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye ve Gümrük Bakanlığınca birlikte hazırlanacak genel yönetmelikle belirlenir. Devlet memurları için konut kredisi:
Madde 192
Madde 192 – (Yeniden düzenleme: 29/11/1984 – KHK-243/30 md.) Devlet Memurlarından T. C. Emekli Sandığına tabi hizmeti 10 yıl ve daha fazla olanlara, istekleri üzerine Toplu Konut Fonundan özel şartlarla ve öncelikle konut kredisi verilebilir. Bu krediden faydalanma şartları ile kredi borcunun memurlardan tahsili ve her yıl ödenecek toplam kredi tutarı gibi diğer hususlar Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir. Devlet memurları için konut:
Madde 193
Madde 193 – (Değişik: 31/7/1970 – 1327/69 md.) Devlet memurlarının lüzum ve zaruret görülen yerlerle kiralık konut ihtiyaçları, Cumhurbaşkanınca onanacak programlar gereğince, genel ve katma bütçelere her yıl konulacak ödeneklerle tesis edilecek fondan karşılanır.273 Bu madde hükmü özel kanunlarla düzenlenir. Bazı devlet memurları için konut tahsisi: 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “İmar ve İskan Bakanlığınca tespit edilerek Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 273
Madde 194
Madde 194 – (Mülga: 9/11/1983 – 2946/12 md.) Mahrumiyet yeri ödeneği:
Madde 195
Madde 195 – (Mülga: 2/12/1993 – 3920/2 md.) Ödeme usulü ve mahrumiyet yeri derecesi:
Madde 196
Madde 196 – (Mülga: 2/12/1993 – 3920/2 md.) Miktarı:
Madde 197
Madde 197 – (Mülga: 2/12/1993 – 3920/2 md.) Mahrumiyet yeri ödeneğinin ödenme usulü:
Madde 198
Madde 198 – (Mülga: 2/12/1993 – 3920/2 md.) Öğrenim bursları ve yurtları:
Madde 199
Madde 199 – Mahrumiyet yerlerinde çalışan Devlet memurları görev yerlerinde çocuğunun girmesi gereken orta dereceli okul bulunmadığı takdirde, bu dereceli okullarda okuma hakkını kazanmış bulunan çocuklarını yatılı okullarda okutmak isterlerse, pansiyon ücret indiriminden faydalanırlar. Bu indirim her yıl bütçe kanunu ile tesbit olunan pansiyon ücretlerinden en azının çocukların her biri için % 50 si oranındadır. İndirim sonucunda meydana çıkan fark Devlet bütçesinden ödenir. Ancak, memurlar çocuklarını daha yüksek ücretli okul pansiyonlarından veya Milli Eğitim Bakanlığının denetimi altında faaliyette bulunan özel pansiyonlardan faydalandırmak isterlerse aradaki ücret farkı kendileri tarafından ödenir. Sınıfta kalan çocuklar için burs verilemiyeceği:
Madde 200
Madde 200 – Pansiyonlarda ücret indiriminden faydalanan memurların çocukları sınıfta kalırlarsa aynı sınıf için ikinci sene bu haktan faydalanamazlar. Mahrumiyet yerinden başka yere atanan, ölen, emekliye ayrılanların burs haklarının devamı:
Madde 201
Madde 201 – Öğrenim yılı içinde mahrumiyet yeri ödeneğine tabi olmayan yerlerdeki bir göreve atanan veya ölen veyahut emekliye ayrılan memurların çocukları için yapılan indirim, bulundukları ders yılı sonuna kadarı kendi isteğiyle atananlar için de, atandıkları tarihteki taksit dönemi sonuna kadar devam eder. Aile yardımı ödeneği:274
Madde 202
Madde 202 – Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. (Değişik: 27/6/1989 – KHK – 375/10 md.) Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından herbiri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. (Mülga ikinci cümle: 13/2/2011 6111/117 md.) Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. (Ek: 9/4/1990 – KHK-418/7 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile, Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK-527/9 md.) Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.275276277 Dul memurların çocukları için yukarıki fıkralar hükmü uygulanır. Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir. Devlet memurunun, geçimini sağladığı üvey çocukları için de bu ödenek verilir. Aile yardımı ödeneğinin ödeme usulü:
Madde 203
Madde 203 – Aile yardımı ödeneği Devlet memurlarına her ay aylıklariyle birlikte ödenir. Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir. Aile yardımı ödenekleri hiç bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir ve borç için haczedilemez. Aile yardımı ödeneğine hak kazanma:
Madde 204
Madde 204 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneğine evlendiği; çocuk için ödenen yardıma da çocuğunun doğduğu tarihi takip eden ay başından itibaren hak kazanır. Aile yardımı ödeneği hakkını kaybetme: 3/7/2011 tarihli ve 2011/2022 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 3 üncü maddesiyle, bu maddede yer alan ve eş için ödenmekte olan aile yardımı ödeneğine esas (1.500) gösterge rakamının 1/7/2011 tarihinden itibaren (2.134) olarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 275 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan "250" ibaresi "1500", "50" rakamı "250", "5 katına" ibaresi ise "3 katına" şeklinde değiştirilmiştir. 276 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle bu fıkraya "50 gösterge rakamının" ibaresinden sonra gelmek üzere, "(72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) " ibaresi eklenmiştir. 277 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir. 274
Madde 205
Madde 205 – Memur, eş için ödenen aile yardımı ödeneği hakkını eşinden boşanma veya eşinin ölümü, çocuk için ödenen yardım ödeneği hakkını da çocuğun ölümü veya 206 ncı maddedeki hallerin vukuunu takip eden ay başından itibaren kaybeder. Çocuk için aile yardımı ödeneği verilmiyecek haller:
Madde 206
Madde 206 – Aşağıdaki hallerde çocuklar için aile yardımı ödeneği verilmez: 1. Evlenen çocuklar, 2. (Değişik: 21/4/2005 – 5335/28 md.) 25 yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını bitirdiği halde evlenmemiş kız çocukları ile çalışamayacak derecede malûllükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler için süresiz olarak ödeneğin verilmesine devam olunur.), 3. Kendileri hesabına ticaret yapan veya gerçek veya tüzel kişiler yanında her ne şekilde olursa olsun menfeat karşılığı çalışan çocuklar (Öğrenim yapmakta iken tatil devresinde çalışanlar hariç), 4. Burs alan veya Devletçe okutulan çocuklar. Doğum yardımı ödeneği:
Madde 207
Madde 207 – (Mülga: 27/3/2015 – 6637/23 md.) Ölüm yardımı ödeneği:
Madde 208
Madde 208 – (Değişik birinci fıkra: 6/7/1995 – KHK-562/4 md.) Devlet memurlarından: memur olmayan eşi ile (…)278 aile yardımı ödeneğine müstehak çocuğu ölenlere en yüksek Devlet memuru aylığı (ek gösterge dahil) tutarında, memurun ölümü halinde sağlığında bildiri ile gösterdiği kimseye, eğer bildiri vermemiş ise eşine ve çocuklarına, bunlar yoksa ana ve babasına, bunlar da yoksa kardeşlerine en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) iki katı tutarında, ölüm yardımı ödeneği verilir. Ölüm yardımı ödeneği, hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve ödeme emri aranmaksızın saymanlarca derhal ödenir. Bu yardım borç için hacizedilemez. Yurt dışında sürekli görevde bulunan memurlara verilecek ölüm yardımı ödeneğinde 156 ıncı maddede yazılı katsayı uygulanmaz. Tedavi yardımı:
Madde 209
Madde 209 – (Mülga: 31/5/2006-5510/106 md.) Cenaze giderleri:
Madde 210
Madde 210 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı K.H K.’nin 7 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “memur olmayan eşi ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “ikiden fazla dahi olsa” ibaresi eklenmiş olup, daha sonra 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 117 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 278 Devlet memurlarının ölümü halinde cenaze giderleri (cenazenin başka yere nakil dahil) kurumlarınca ödenir. Sürekli veya geçici görevle veyahut 78 inci maddeye göre yurt dışında bulunan Devlet memurlarından ölenlerin ve yurt dışında sürekli görevlerde bulunanların eşleri, bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve (…)279 çocuklarının cenazelerini yurda getirmek için yapılması zorunlu olan giderler kurumlarınca karşılanır. 209 uncu madde ile bu madde hükümleri Maliye ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak yönetmeliğe göre uygulanır. Giyecek yardımı:
Madde 211
Madde 211 – Devlet memurlarından hangilerinin ne şekilde giyecek yardımından faydalanacakları Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlıyacakları bir yönetmelik ile tesbit olunur. Yiyecek yardımı:
Madde 212
Madde 212 – Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlıyacakları bir yönetmelik ile tesbit olunur. Yakacak yardımı:

KISIM – VII Devlet Memurlarının Yetiştirilmesi Kurumların memurlarını hizmet içinde yetiştirme esasları:

Madde 214
Madde 214 – (Değişik : 31/7/1970 – 1327/72 md.) Devlet memurlarının yetişmelerini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileriki görevlere hazırlamak amaciyle uygulanacak hizmet içi eğitim, Devlet Personel Başkanlığı tarafından ilgili kurumlarla birlikte hazırlanacak yönetmelikler dahilinde yürütülür. Eğitim birimleri: 29/11/1984 tarihli ve 243 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “aile yardımı ödeneğine müstehak” ibaresi kaldırılmıştır. 279
Madde 215
Madde 215 – Her kurumda, yetiştirme faaliyetlerini düzenlemek, yürütmek ve değerlendirmekle görevli bir "Eğitim birimi" kurulur. Birden çok birim kurulan kurumlarda bunlardan biri "Merkez Eğitim Birimi" adını alır. Eğitim merkezleri:
Madde 216
Madde 216 – Kurumlar kendi eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim merkezleri açabilirler. Kurumlararası eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Cumhurbaşkanı kararıyla, kurumlararası eğitim merkezleri de açılabilir.280 Eğitim birim ve merkezlerinin kuruluş ve işleyişleri Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle kurumlarınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir. Devlet memurları eğitimi genel planı:
Madde 217
Madde 217 – Devlet memurları eğitimi genel planı, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe konulur.281 Yurt dışında yetiştirme:
Madde 218
Madde 218 – Devlet memurları, yabancı memleketlerin hizmetle ilgili kurumlarında veya yetiştirme – eğitim merkezlerinde de yetiştirilebilirler. Bunlardan sınıflarının kapsadığı hizmetlerin niteliği bakımından, aynı zamanda belirli bir dalda öğrenim ve ihtisas yapması gerektiği kurumları ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığınca kararlaştırılmış olanlara öğrenim veya ihtısas yapma müsaadesi verilebilir. Bu maddede söz konusu olan Devlet memurları hakkında 79 uncu madde hükümleri uygulanır. Rapor verme:
Madde 219
Madde 219 – Kurumlar yıllık eğitim programlarına göre yapmakta oldukları eğitim çalışmalarının sonuçlarını her altı aylık dönemin bitiminden en geç bir ay sonra Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığına bir raporla bildirmek zorundadırlar. Koordinasyon ve denetleme: 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararnamesiyle” ibaresi “Cumhurbaşkanı kararıyla” şeklinde değiştirilmiştir. 281 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Maliye ve Milli Eğitim Bakanlıklariyle Türkiye ve Orta – Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Planlama Teşkilatı ve ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararnamesiyle” ibaresi “Cumhurbaşkanı kararıyla” şeklinde değiştirilmiştir. 280
Madde 220
Madde 220 – Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı kurumları yurt içi ve yurt dışı eğitim programlarının hazırlanmasında ve uygulanmasında yol göstermek, yetiştirme faaliyetlerini koordine etmek ve denetlemekle görevlidir. Devlet memurluğuna eleman yetiştirilmesi:
Madde 221
Madde 221 – Kurumlar belirli sınıflardaki memurluklara eleman yetiştirmek amaciyle: A) Kendi bünyeleri içerisinde mesleki öğretim ve eğitim yapabilirler. B) Yurt içindeki öğrenim kurumlarında öğrenci okutabilir ve ihtisas yaptırabilirler. C) Dış memleketlerde öğrenci okutabilir ve ihtısas yaptırabilirler. Seçme usulü:
Madde 222
Madde 222 – Kurumlarca yurt içinde veya yurt dışında okutulacak öğrenciler yarışma sınavı ile seçilirler. Öğrenci okutma şartlarını düzenliyen yönetmelikler:
Madde 223
Madde 223 – Hangi kurumların ve sınıfların eleman ihtiyaçlarını karşılamak üzere okul ve kurslar açabileceği, yurt içinde veya dışında hangi öğrenim dallarında öğrenci okutabileceği, okutulacak öğrencilerin ayrılma ve seçilme usulleri, çalışmalarının izlenip denetlenmesi, çıkarılma veya geri çağrılma usulleri, ilgili kurumların ve Devlet Planlama Teşkilatının görüşleri alınmak suretiyle, Milli Eğitim ve Maliye Bakanlıklariyle Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlıyacakları yönetmeliklerde belirtilir. Öğrenimi sırasında Devlet hesabına okuma hakkını kaybeden veya öğrenim kurumunu terk edenler için kurumlarınca yapılmış masraflar kendilerinden faizi ile birlikte tahsil olunur. Özel kanun ve yüklenme senedi hükümleri saklıdır. Mecburi hizmet:
Madde 224
Madde 224 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12/1 md.; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Cumhurbaşkanınca belirtilen her derecedeki öğretim kurumları ve öğretim dalları dışında kalan kurum ve dallarda Devlet tarafından okutulanlardan,282 a) Yurtiçinde Devlet hesabına okutulan öğrenciler (Tatiller dahil) öğrenim süreleri kadar, b) Yurtdışındaki öğretim kurumlarında Devlet hesabına öğrenimlerini bitiren öğrenciler (Tatiller dahil) öğrenim sürelerinin iki katı kadar, Mecburi hizmetle yükümlüdürler. 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “İlgili Bakanlığın isteği, Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi ile Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 282 (Değişik: 14/1/1988 – KHK-311/2.md.) Yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak üzere 3 ay ve daha fazla süre ile dış memleketlere gönderilen memurlara gönderilme şekillerine bakılmaksızın yurtdışında kaldıkları sürenin iki katı kadar mecburi hizmet yüklenir. Mecburi hizmet yükümlülüğünün 13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin a, b, d fıkraları kapsamına giren kurumlar arasında devri mümkündür. Mecburi hizmetle yükümlü bulunanlar, yarışma sınavına tabi tutulmaksızın atanırlar.283 Mecburi hizmetle ilgili yükümlülükler:

KISIM – VIII Çeşitli Hükümler Danışma kurulları:

Madde 226
Madde 226 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Yüksek danışma kurulu:
Madde 227
Madde 227 – (Mülga: 13/2/2011 – 6111/117 md.) Kamu personeli yüksek kurulu karar verme usulü:
Madde 228
Madde 228 – (Mülga: 30/5/1974 – KHK-12/7 md.; aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/7 md.) Devlet memurlurı yüksek kurulu:
Madde 229
Madde 229 – (Mülga: 30/5/1974 – KHK-12/7 md.; aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/7 md.) Diğer personel için kurulacak kurullar:
Madde 230
Madde 230 – (Mülga: 30/5/1974 – KHK-12/7 md.; aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/7 md.) Kamu personeli bilgi sistemi:285
Madde 231
Madde 231 – (Değişik: 13/2/2011 – 6111/114 md.) Devlet Personel Başkanlığı, kuruluş kanunlarına ve bütçe türlerine bağlı kalınmaksızın, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat yapılarına ve personeline ilişkin konularda, gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri kamu kurum ve kuruluşlarından talep eder. Kamu kurum ve kuruluşları bu bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. Kamu kurum ve kuruluşları; atama, yer değiştirme, görevde yükselme, unvan değişikliği ve Devlet Personel Başkanlığınca belirlenecek diğer personel hareketlerini bildirmek zorundadır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ile istisna tutulacak kamu kurum ve kuruluşları Cumhurbaşkanınca belirlenir.286 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 114 üncü maddesiyle bu madde başlığı “Danışma kurulları ile ilgili yönetmelik:” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 286 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 285 Türk silahlı kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmıyacak maddeler:
Madde 232
Madde 232 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun ve bunlar hakkında halen yürürlükte bulunan diğer mevzuatın uygulanmasını sağlama bakımından Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler hakkında bu kanunun; Çalışma saatleri hakkındaki 99 uncu, Günlük çalışma saatlerinin tespiti hakkındaki 100 üncü, Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışma saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 inci, fazla çalışma ücreti hakkındaki 178 inci, Görevden uzaklaştırmaya yetkilileri sayan 138 inci, maddeleri hükümleri uygulanmaz. Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmaya devam olunacak hükümler:
Madde 233
Madde 233 – Bu kanunun 7 nci bölümünde yer alan "Disiplin" e ait 124, 136 ncı maddelerindeki hükümlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar ile sözleşmeli ve yevmiyeli personel hakkında uygalanmasından, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer hükümleri saklıdır. İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri öğrenim üyeleri ve yardımcılarına uygulanmıyacak maddeler:
Madde 234
Madde 234 – (Mülga: 23/12/1972 – KHK-2/5 md.) Dışişleri Bakanlığınca derhal gerekli görülecek kadrolar:
Madde 235
Madde 235 – (Mülga: 31/7/1970 – 1327/73 md.) 22 Ocak 1962 tarihli ve 1 sayılı kanunun değiştirilmesi:

KISIM – IX Geçici Hükümler Sınıf hakkındaki tekliflerin iki ay zarfında bildirilmesi: 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan

Madde 237
Madde 237 – Bu kanunun birinci maddesi kapsamına giren kurumlardaki memurlar hakkında: a) 31/3/1926 tarih ve 788 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri (238 inci maddenin 3 ve 4 üncü fıkralarında söz konusu edilen maddelerin düzenlediği konularla ilgili hükümler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izliyen mali yıl başına kadar saklı kalmak şartiyle) bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; b) (Değişik: 31/7/1970 – 1327/91 md.) 20/6/1927 tarih ve 1108 sayılı, 30/6/1939 tarih ve 3656 sayılı, 28/2/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 Temmuz 1965 tarihinden evvel ve sonra yürürlüğe giren teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini,atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını, ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenliyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar. c) (Ek: 31/7/1970 – 1327/91 md.) Ancak, Atom Enerjisi Komisyonunda hangi hizmetlerin 234 sayılı Kanun hükumleri uyarınca sözleşme ile yürütülmesine devam olunacağı Atom Enerjisi Komisyonunun teklifi üzerine Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığının mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulunca tespit olunur. d) (Ek : 31/7/1970 – 1327 /91 md.) 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu hükümleri saklıdır. e) (Ek : 31/7/1970 – 1327/91 md.) 30/9/1960 tarihli ve 91 sayılı Kanunun 17 ve 19 uncu maddeleri, 12/10/1960 tarihli ve 99 sayılı Kanunun 1 inci maddesi, 933 sayılı Kanunun 4 ve 8 inci maddeleri hükümleri saklıdır. Hizmet sözleşmesi esasları Bakanlar Kurulu kararı ile tespit olunur. f) (Ek : 25/6/1973 – 1757/224 md.) Toprak ve Tarım Reformu Kanununun 189, 191, 192, 193, 195, 197, 199 ve 200 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.322 Kanunun yürürlüğe girmesi: Anayasa Mahkemesinin 19/10/1976 tarihli ve E. 1973/42, K.1976/48 sayılı Kararı ile 25/6/1973 tarihli ve 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu iptal edilmiştir. 322
Madde 238
Madde 238 – (Mülga : 23/12/1972 – KHK-2/5)
Madde 239
Madde 239 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. I SAYILI CETVEL (Ek: 9/4/1990-KHK-418/3 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E.1990/22, K.1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994-KHK-527/3 md.) (Değişik:1/7/2022-7417/6 md.) HİZMET SINIFLARI İTİBARİYLE UNVAN VEYA AYLIK ALINAN DERECELERE GÖRE EK GÖSTERGELER UNVANI Derece Ek Göstergeler I- GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI a) aa) Diyanet İşleri Başkanı 9000 bb) Başbakanlık Müsteşarı, Bakan Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı 1 b) Müsteşarlar, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri 1 7800 c) Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı, Devlet Personel Başkanı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı, Toplu Konut İdaresi Başkanı, Gelir İdaresi Başkanı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı, Kentsel Dönüşüm Başkanı323 1 7600 d) GAP İdaresi Başkanı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı, Kalkınma Araştırmaları Merkezi Başkanı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı, Başbakan 1 7000 8000 7/11/2023 tarihli ve 7471 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle Ekli (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin; “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (c) bendine “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Kentsel Dönüşüm Başkanı” ibaresi ve (d) bendine “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkan Yardımcısı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kentsel Dönüşüm Başkan Yardımcısı,” ibaresi eklenmiştir. 323 Derece Ek Göstergeler e) Başbakan Müşavirleri, Adalet Bakanlığı Bakanlık Yüksek Müşavirleri, Türkiye İstatistik Kurumu Başkan Yardımcıları, Toplu Konut İdaresi Başkan Yardımcıları 1 5900 f) Bakanlar Kurulu Sekreteri, Başbakanlık Başkanları, Avrupa Birliği Bakanlığı Başkanları, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Yardımcıları ile Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanları, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü, Adli Tıp Kurumu Başkanı, Milli Kütüphane Başkanı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Üyesi, Yükseköğretim Kurulu Genel Sekreteri, Büyük Şehir Belediye Genel Sekreteri, Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi, GAP İdaresi Başkan 1 5400 UNVANI Başmüşaviri, Başbakanlık Müsteşar Yardımcıları, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı, Diyanet Akademisi Başkanı, Büyükelçi ve Daimi Temsilci unvanını kazanmış olanlar, Müsteşar Yardımcıları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı ve Genel Müdürler, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Başkanı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı, Strateji Geliştirme Başkanları, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Kentsel Dönüşüm Başkan Yardımcısı, Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı, Bakanlıklar merkez teşkilatına dahil Kurul Başkanları, Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanları, Bakanlık Rehberlik ve Denetim Başkanları, Bakanlık Denetim Hizmetleri Başkanları, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanı, Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkanı, Hazine Kontrolörleri Kurulu Başkanı, Denizcilik Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanı ile Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, Helal Akreditasyon Kurumu Genel Sekreteri323324 UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 4200 2 3600 3 2800 4 2200 5 1900 6 1750 7 1550 8 1450 Yardımcısı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı, (…)324 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkan Yardımcısı, Vergi Dairesi Başkanı (Ankara, İstanbul, İzmir) g) En az üç yıl süreli yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokulları bitirerek mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda (veya yüksek öğrenimli olup, özel kanunların öngördüğü şartları taşıyanlardan en az sekiz yıl mesleki görev yaptıktan sonra yine bu kanunların öngördüğü usule göre seçilerek) atanan Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Bağımsız Genel Müdürlük ve Büyük Şehir Belediyesiyle Büyük Şehir Belediye sınırları içindeki ilçe Belediyeleri Müfettişleri, Başbakanlık Uzmanları, Adalet Uzmanları, Seçim Uzmanları, Milli Savunma Uzmanları, İçişleri Uzmanları, Dışişleri Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanları, Kültür ve Turizm Uzmanları, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanları, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanları, Sanayi ve Teknoloji Uzmanları, Çevre ve Şehircilik Uzmanları, Gençlik ve Spor Uzmanları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Uzmanları, Gümrük ve Ticaret Uzmanları, İhracatı Geliştirme Uzmanları, Orman ve Su İşleri Uzmanları, Diyanet İşleri Uzmanları, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Uzmanları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanları, Devlet Gelir Uzmanları, Tapu ve Kadastro Uzmanları, Meteoroloji Uzmanları, Basın ve Enformasyon Uzmanları, Yüksek Kurum Uzmanları, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanları, Savunma Sanayii Uzmanları, Vakıf Uzmanları, Sınai Mülkiyet Uzmanları, TİKA Uzmanları, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Uzmanları, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Uzmanları, Yazma Eser Uzmanları, 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu bölümün (f) bendinde yer alan “Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Başkan Yardımcısı,” ibaresi çıkarılmış, (d) bendinde yer alan “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkan Yardımcısı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Başkan Yardımcısı,” ibaresi eklenmiştir. 324 UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 3600 İstihdam Uzmanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Uzmanları, Bakanlık ve Bağlı Kuruluşların Avrupa Birliği Uzmanları, Göç Uzmanları, Yükseköğretim Kurulu Uzmanları, Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanları, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Uzmanları, Dışişleri Meslek Memurları ile Konsolosluk ve İhtisas Memurları, Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişleri ile Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları ve Hazine Kontrolörleri, Hazine Uzmanları, Sigorta Denetleme Uzmanları ile Aktüerleri, Dış Ticaret Uzmanları, Avrupa Birliği İşleri Uzmanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş ve İş Güvenliği Müfettişleri ve Bakanlıkların Merkez Teşkilatına dahil Genel Müdürlükleri Kontrolörleri ve İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri ile Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişleri, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Ulaştırma ve Haberleşme Uzmanları, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Uzmanları, Denizcilik Uzmanları, Sağlık Uzmanları ve Sağlık Denetçileri, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişleri, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçileri ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre atanan İç Denetçiler, Milli Eğitim Uzmanları, Bakanlık Maarif Müfettişleri ve Maarif Müfettişleri, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçileri, Gençlik ve Spor Denetçileri, Maliye Uzmanları, Helal Akreditasyon Uzmanları h) En az 3 yıl süreli yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokulları bitirerek mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda atanan Gelir Uzmanları, İl İstihdam Uzmanları, Mali Hizmetler Uzmanları, Vergi İstihbarat Uzmanları, İçişleri Bakanlığı Planlama Uzmanları, İl Göç Uzmanları, Ürün Denetmenleri, Gümrük ve Ticaret Denetmenleri, Sosyal Güvenlik Denetmenleri, Defterdarlık Uzmanları kadrosuna atanmış olanlar ı) Bölge müdür yardımcısı, il müdür yardımcısı, ilçe müdürü, daire başkan yardımcısı, başkan yardımcısı, şube müdürü, sayman, şube müdür yardımcısı, müdür UNVANI yardımcısı, sayman yardımcısı, hazine sayman yardımcısı, yüksekokul sekreteri, enstitü sekreteri, merkez sekreteri, kurum sekreteri, birlik sekreteri, savunma sekreteri, genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, sivil savunma uzmanı kadrolarında bulunanlar, diğer müdür ve başkan unvanlı kadrolar ile bunların yardımcıları, (II) sayılı Cetvelde sayılan unvanların birinci derece dışındaki kadrolarında bulunanlar Derece Ek Göstergeler 2 3000 3 2200 4 2100 1 2800 2 2200 3 1700 4 1400 1 2100 2 1700 3 1400 4 1250 1 4200 2 3600 3 2800 4 2200 5 1900 6 1750 7 1550 8 1450 i) Bu sınıfa dahil olup da yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan, 1. Yükseköğrenim mezunları 2. Diğerleri II- TEKNİK HİZMETLER SINIFI a) Kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl süreli yükseköğretim veren fakülte veya yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre Yüksek Mühendis, Mühendis, Yüksek Mimar, Mimar, Peyzaj Mimarı ve İç Mimar ile şehir plancısı ve Bölge Plancısı unvanını almış olanlar325 30/3/2023 tarihli ve 7446 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu bentte yer alan “ve Mimar” ibaresi “, Mimar, Peyzaj Mimarı ve İç Mimar” şeklinde değiştirilmiştir. 325 UNVANI b) Kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl süreli yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre Jeolog, Hidrojeolog, Hidrolog, Jeomorfolog, Jeofizikçi, Fizikçi, Matematikçi, İstatistikçi, Yöneylemci (hareket araştırmacısı), Matematiksel İktisatçı, Ekonomici ve Kimyager unvanını almış olanlarla Teknik Yüksek Öğretmen Okulu mezunları c) Kadroları bu sınıfa dahil olup da yukarıda sayılanlar dışındaki yükseköğrenim mezunları ile Yüksek Tekniker ve Tekniker unvanını almış olanlar d) Kadroları bu sınıfa dahil olup da yukarıda sayılanlar dışında kalanlar Derece Ek Göstergeler 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 2800 2 2200 3 2100 4 1700 1 2100 2 1700 3 1400 4 1250 1 4200 2 3600 3 2800 4 2200 5 1900 6 1750 7 1550 8 1450 III- SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI a) Uzman Tabip, Tabip, Diş Hekimi, Uzman Veteriner Hekim, Veteriner Hekim, Eczacı, Biyolog, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda uzmanlık belgesi alanlar veya bu dallarda uzmanlık unvanını doktora aşaması ile kazanmış bulunanlar UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 2100 2 1700 3 1400 4 1250 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 3600 2 3000 b) Yükseköğrenim mezunları c) Kadroları bu sınıfa dahil olup da yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan diğerleri IV- (EĞİTİM VE ÖĞRETİM HİZMETLERİ SINIFI Kadroları bu sınıfa dahil olanlardan; Öğretmen V- AVUKATLIK HİZMETLERİ SINIFI Kadroları bu sınıfa dahil olanlardan Derece Ek Göstergeler 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 2100 2 1700 3 1400 4 1250 a) Emniyet Genel Müdürü 1 7600 b) Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı ve Emniyet Genel Müdür Yardımcıları, Ankara, İstanbul, İzmir İllerinin İl Emniyet Müdürleri 1 6400 c) Daire Başkanları ile Diğer Birinci Sınıf Emniyet Müdürleri 1 5400 UNVANI VI- DİN HİZMETLERİ SINIFI Kadroları bu sınıfa dahil olanlardan; a) Yükseköğrenim mezunları b) Diğerleri VII- EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI UNVANI d) Kadroları bu sınıfa dahil olup da Emniyet Müdürü sıfatını kazanmış olanlar ile emniyet amirleri e) Başkomiser ile Komiser Yardımcısı rütbesi arasında olanlar Derece Ek Göstergeler 1 4800 2 4200 3 3600 4 3000 1 4200 2 3600 3 3000 4 2200 1 3600 2 3000 3 2200 4 2100 5 1800 6 1700 7 1500 8 1400 1 2100 2 1700 3 1400 4 1250 1 7800 f) Kadroları bu sınıfa dahil olup da, yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan; aa) Yükseköğrenim mezunları bb) Diğerleri VIII- MÜLKİ İDARE AMİRLİĞİ HİZMETLERİ SINIFI a) Müsteşar, Vali b) Birinci Sınıf Mülki İdare Amirlerinden (Genel İdare Hizmetleri Sınıfında aynı görev unvanları için 6400 UNVANI Derece belirlenen ek gösterge rakamlarından düşük olmamak üzere) 1 inci derecenin 4 üncü kademesi 1 inci derecenin 4 üncü kademesi 1 c) Kadroları bu sınıfa dahil olup da; yukarıda sayılanlar dışında kalanlar (1 inci derecenin kademelerinden aylık alanlar için Genel İdare Hizmetleri Sınıfında aynı görev unvanları için belirlenen ek gösterge rakamlarından düşük olmamak üzere) Ek Göstergeler 2 3 4 5 6 7 8 9 5400 4600 4200 3600 2900 2800 2200 2100 1900 1750 IX- YARDIMCI HİZMETLER SINIFI Kadroları bu sınıfa dahil olanlardan 1-4 dereceler 600 II SAYILI CETVEL (Ek cetvel: 9/4/1990 – KHK-418/3 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E.1990/22, K.1992/6 sayı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 – KHK527/3 md.) (Değişik:1/7/2022-7417/6 md.) KADROLARI GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFININ BİRİNCİ DERECESİNDE BULUNANLARIN EK GÖSTERGELERİ UNVANI Derece Ek Göstergeler Derece Ek Göstergeler a) Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkan Yardımcısı, Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Milli Kütüphane Başkan Yardımcısı, Genel Müdür Yardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Hazine ve Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı (Ana ve Yardımcı Hizmet Birimi), Yüksek Fen Kurulu Üyesi, Millî Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Grup Başkanı ile İnşaat ve Emlak Grup Başkanı 1 4400 b) Başbakanlık Müşaviri, Başbakanlık Başkan Yardımcısı, Bakanlık Müşaviri, Başbakanlık Basın Müşaviri, Elçi – Müsteşar, I. Sınıf Başkonsolos, Büyükelçilik I. Müsteşarı, Daire Başkanı, Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi, Dışişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi Sekreteri, İl İdare Kurulu üyesi, Bakanlık İl Müdürleri ile Ankara, İstanbul ve İzmir illerindeki diğer Bakanlık İl Müdürleri, Bakanlık Bölge Müdürü, Maliye Başkanı, Milli Emlak Dairesi Başkanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanı, Avrupa Birliği Bakanlığı Daire Başkanları, Serbest Bölge Müdürü, Genel Müdürlük ve Başkanlık Daire Başkanı, Millî Eğitim Bakanlığı Grup Başkanı 1 4200 1 4400 UNVANI 1- BAŞBAKANLIK VE BAKANLIKLARDA 2- YARGI KURULUŞLARI, BAĞLI VE İLGİLİ KURULUŞLAR İLE YÜKSEK ÖĞRETİM KURULUŞLARINDA a) Devlet Personel Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Başkan Yardımcısı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkan Yardımcısı, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkan Yardımcısı, Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkan Yardımcısı, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkan Yardımcısı, Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Denetleme Kurulu Başkanı ile Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkan Yardımcıları, Teftiş Kurulu Başkanı, Teftiş ve Kontrol Kurulu Başkanı, Teftiş ve Tetkik Kurulu Başkanı, Genel Müdürlük Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Vakıflar Meclisi Üyesi, Hazine Müsteşarlığı Daire Başkanı UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 4200 1 4200 1 3600 (Ana ve Yardımcı Hizmet Birimi), Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Daire Başkanı, Gelir İdaresi Daire Başkanı, Türkiye İstatistik Kurumu Daire Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Aktüerya ve Fon Yönetimi Daire Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu İnsan Kaynakları Daire Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Destek Hizmetleri Daire Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu İnşaat ve Emlak Daire Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı, Üniversite Genel Sekreteri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanı b) Yönetim Kurulu Üyesi, A.O.Ç. Müdürü, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Genel Sekreter Müşaviri, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Daire Başkanı, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Bölge Müdürü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Müşaviri, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Daire Başkanı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Daire Başkanı, Vergi Dairesi Başkanı, Sosyal Güvenlik İl Müdürü (Ankara, İstanbul, İzmir), Üniversitelerarası Kurul Sekreteri, Müşavir (Müsteşarlıklarda), Türkiye İstatistik Kurumu Bölge Müdürü, Daire Başkanı, Gelir İdaresi Grup Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Grup Başkanı, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürü, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşavirleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Daire Başkanı, Din İşleri Yüksek Kurulu Sekreteri, İl Müftüsü, Diyanet İşleri Başkanlığı Dinî Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Üyesi, Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları, Sayıştay Başkanlığı Birim Başkanı, Sayıştay Başkanlığı Strateji Geliştirme Birim Başkanı 3- MAHALLİ İDARELER İLE BAĞLI VE İLGİLİ KURULUŞLARDA Büyükşehir Belediye Teftiş Kurulu Müdürü, Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür Yardımcıları 4- BAŞBAKANLIK VE BAKANLIKLARDA Hukuk Müşaviri, Bakanlık Özel Kalem Müdürü, Basın UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 3600 ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Başbakanlık Merkez Teşkilatında Araştırmacı, Dışişleri Bakanlığı Özel Müşaviri, Savunma Sekreteri, Bütçe Dairesi Başkanı, Saymanlık Müdürü, Bakanlık İl Müdürü, Askeri Defterdar, Muhasebe Müdürü, Muvazzaf Uzlaşma Komisyonu Başkanı, Milli Emlak Müdürü, Cezaevi Müdürü, Denetimli Serbestlik Müdürü, Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü, İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü, Bayındırlık ve İskan Müdürü, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Müdürü, Müze Müdürü (İstanbul Topkapı), Okul Müdürü (Unvanlılar dahil), Maliye Kursu Müdürü, Muhakemat Müdürü, Hastane Müdürü, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkan Yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Bölge Laboratuvar Müdürü, Gemi Sürvey Kurulu Başkanı, İstanbul Validebağ Sanatoryum ve Öğr. Hst. Başk., Sivil Savunma Koleji Müdürü, Defterdar Yardımcısı, Ekonomi Bakanlığı Bölge Müdür Yardımcısı ve Serbest Bölge Müdür Yardımcısı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Bölge Müdür Yardımcısı, Mal Müdürü, Emlak Müdürü (Maliye Bakanlığı – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı), Müze Başkanı (Kültür ve Turizm Bakanlığı) 5- YARGI KURULUŞLARI BAĞLI VE İLGİLİ KURULUŞLAR İLE YÜKSEKÖĞRETİM KURULUŞLARINDA Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Denetleme Kurul Üyesi, Başhukuk Müşaviri, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanlık Müşavirleri ile Basın Müşaviri, Hukuk Müşaviri, İstatistik Müşaviri, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Müşaviri, Hazine Saymanı, Genel Sekreter, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı, R.S. Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, İl Müdürü, Afet ve Acil Durum Eğitim Merkezi Müdürü, Türkiye İstatistik Kurumunda Müdür, Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Diyanet İşleri Başkanlığı Özel Kalem Müdürü, Diyanet İşleri Başkanlığı Dinî İhtisas Merkezi Müdürü, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkezi Müdürü, Kur’an Eğitim Merkezi Müdürü, İl Müftü Yardımcısı, İlçe Müftüsü, Sosyal Sigortalar Kurumu Sigorta İl Müdürü, Sosyal UNVANI Derece Ek Göstergeler Sigortalar Kurumu Sigorta Müdürü, Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık İşleri İl Müdürü, Sosyal Sigortalar Kurumu Hastane Müdürü, Savunma Sekreteri, Tapu ve Kadastro Eğitim Müdürü, Yüksek Fen Kurulu Başkanı, Tetkik Kurulu Başkanı, Fen ve Tetkik Kurulu Başkanı, Araştırma Geliştirme Kurulu Başkanı, Tetkik ve İstişare Kurulu Başkanı, Devlet Opera ve Balesi Müdürü, Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı, A.O.Ç. Müdür Yardımcısı, Araştırma ve Teknik Eğitim Merkezi Başkanı, S.S.K. Sağlık Meslek Lisesi Müdürü, Yurt Müdürü, Tapu Müdürü, Kadastro Müdürü, Kentsel Dönüşüm Müdürü, Kambiyo Müdürü, Borsa Komiseri, Üniversite Hastaneleri Başmüdürü, Nükleer Araştırma Eğitim Merkezi Müdürü, Bölge Başmüdürü, Gelir İdaresi Grup Müdürü, Vergi Dairesi Müdürü, Bölge İstihbarat Müdürü, Bölge İnşaat Müdürü, Kandilli Rasathanesi Müdürü, Başmüdür, Güneydoğu Anadolu Fosfatları Grup Başkanı, Müessese Müdürü, İşletme Müdürü, Fabrika Müdürü, Kombina Müdürü, Üniversitelerarası Kurul Genel Sekreter Yardımcısı, Fakülte Sekreteri, Şirket Müdürü, Enstitü Müdürü, Tesis Müdürü, Kırıkkale Yardımcı Tesisler Müdürü, Çiftlik Müdürü, Kuruluş Müdürü, Banka Şubesi Müdürü,326 T.C. Ziraat Bankası, T. Emlak Bankası ve T. Halk Bankası Genel Müdürlüklerinde 1 inci derece kadrolu müdürlerden; – Ticari Krediler Müdürü, – Sanayi Kredileri Müdürü, – Teşvik ve Geliştirme Kredileri Müdürü, – Zirai Krediler Müdürü, – Zirai Kalkınma Kredileri Müdürü, – Su Ürünleri Kredileri Müdürü, – Kooperatif Kredileri Müdürü, – Kooperatifler Müdürü, – İpotekli Krediler Müdürü, – Fon Kredileri Müdürü, – Para ve Tahvil Müdürü, – Tahvilat Müdürü, – Tevdiat ve Banka Hizmetleri Müdürü, – Para ve Menkul Kıymetler Müdürü, – Banka Hizmetleri Müdürü, 7/11/2023 tarihli ve 7471 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle Ekli (II) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “5- Yargı Kuruluşları Bağlı ve İlgili Kuruluşlar ile Yükseköğretim Kuruluşlarında” bölümüne “Kadastro Müdürü,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kentsel Dönüşüm Müdürü,” ibaresi eklenmiştir. 326 UNVANI Derece Ek Göstergeler 1 3600 – Dış Muameleler Müdürü, – Dış İlişkiler Müdürü, – İstihbarat Müdürü, – Proje Müdürü, – Genel Muhasebe Müdürü, – Muhasebe Müdürü, – Personel Müdürü, – Malzeme ve Satınalma Müdürü, – İnşaat Müdürü, – Emlak Müdürü, – İnşaat ve Proje Müdürü, – Emlak İşleri Müdürü, – Otomasyon Müdürü, – Bilgi İşlem Merkezi Müdürü, Özel Tarımsal Krediler Müdürü, Proje Değerlendirme Müdürü, Sistem Servisleri Müdürü, Bankacılık Hizmetleri Müdürü, Fon Yönetimi Müdürü, Eğitim Müdürü, Haberleşme ve Arşiv Müdürü, Planlama, Bütçe ve Kontrol Müdürü, Sosyal Hizmetler Müdürü, Sağlık Hizmetleri Müdürü, İştirakler Müdürü, Halkla İlişkiler Müdürü, Kurumsal Bankacılık Müdürü, Sermaye Piyasaları Müdürü, G.A.P. Kredileri Müdürü, Krediler Kanuni Takip Müdürü, Bireysel Bankacılık Müdürü, Bankacılık Kartları Müdürü, Elektronik Fon Transferi Müdürü, Matbaa Müdürü, Araştırma ve Geliştirme Müdürü, Kredi ve Risk İzleme Müdürü, İstihbarat ve Kredi Değerlendirme Müdürü, Emlak İşleri Müdürü, Merkez Muhasebe Müdürü, İstihbarat ve Proje Değerlendirme Müdürü, Bireysel ve Özel Bankacılık Müdürü, Mevduat ve Banka Hizmetleri Müdürü, İnşaat ve Emlak Müdürü, Araştırma, Geliştirme ve Planlama Müdürü, Kredi Pazarlama Müdürü, Dış İlişkiler Operasyon Müdürü, Dış Muhabir İlişkiler Müdürü, Hukuk İşleri Müdürü, Büro Müdürü ve Disiplin Kurulu Başkanı olanlar, Sosyal Güvenlik İl Müdürü, Sosyal Güvenlik Kurumu Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkan Yardımcısı, Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay Başkanlığı Müdürleri 6- MAHALLİ İDARELER İLE BAĞLI VE İLGİLİ KURULUŞLARDA Daire Başkanı, Büyükşehir Belediye ile bağlı kuruluşlarındaki I. Hukuk Müşaviri, UNVANI Derece Ek Göstergeler Belediye Başkan Yardımcısı, Boğaziçi İmar Müdürü, İl Afet ve Acil Durum Müdürü, Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü, Fen ve Tetkik Kurulu Başkanı III SAYILI CETVEL SAYIŞTAY BAŞKANI, DAİRE BAŞKAN VE ÜYELERİ İLE SAYIŞTAY MESLEK MENSUPLARI VE SAYIŞTAY SAVCI VE SAVCI YARDIMCILARININ EK GÖSTERGELERİ (Ek: 9/4/1990 – KHK-418/3 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile;) IV SAYILI MAKAM TAZMİNATI CETVELİ: (Ek: 9/4/1990 – KHK-418/10 md.; Değişik: 20/3/1997 – KHK-570/10 md.) Sıra No 1 Kadro ve Görev Unvanı Başbakanlık Müsteşarı, Bakan Yardımcısı327 Tazminat Göstergeleri 15.000 2 (Değişik: 1/7/2010-6002/21 md.) a) Diyanet İşleri Başkanı 13.000 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nın 8 inci maddesiyle, bu cetvelin 1 inci sırasına yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Bakan Yardımcısı” ibaresi eklenmiştir. 327 b) Müsteşar, Vali, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri328 (…)329 10.000 3 Büyükelçiler (Türkiye’de sürekli görev yaptıkları süre ile sınırlı olmak şartıyla), Genel Müdürler ile ek göstergeleri bu düzeyde veya daha yüksek tespit edilen kadrolara atanmış olanlar, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanı, Sosyal Güvenlik Kurumu 330331 Başkanı, 7.000 4 a) Başbakan Müşavirleri ile ek göstergeleri bu düzeyde veya daha yüksek tesbit edilen kadrolara atanmış olanlar332 b) 1, 2, 3 ve 4.sıralarda yazılı kadro ve görevlerde fiilen altı ay çalıştıktan sonra bu Kanunun 43 üncü maddesinin ‘B’ bendinin üçüncü paragrafında belirtilen kadro ve görevlere atananlar c) (Ek: 1/7/2006-5540/7 md.) Birinci Sınıf Mülki İdare amirleri 4.500 5 a) Bu Kanuna ekli 1 Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin I-Genel İdare Hizmetleri Sınıfı bölümünün (f) fıkrasında sayılanlar ile Milli İstihbarat Hizmetleri Sınıfından ek göstergeleri bu düzeyde tespit edilen kadrolara atanmış olanlar b) Başbakanlığa bağlı kuruluşların Kurum Başkan Yardımcıları ile ek göstergeleri bu 3.000 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nin 5 inci maddesiyle, bu cetvelin 2 nci sırasının (b) bendine “, Vali, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri” ibaresi eklenmiştir. 329 Bu ibare 27/6/2000 tarihli ve 4587 sayılı Kanun ile cetvele eklenmiştir. Daha sonra 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nın 8 inci maddesiyle, bu cetvelin 2 nci sırasında yer alan “, Avrupa Birliği Genel Sekreteri” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 330 Bu ibareler, 6/7/2000 tarihli ve 613 sayılı KHK ile cetvele eklenmiştir. 613 sayılı KHK, 5/4/2001 tarih ve 4636 sayılı Kanun ile değiştirilerek kanunlaşmıştır. 331 3 üncü sırada yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı”, (5/c) bendinde yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları (Ana ve Yardımcı Hizmet Birimi)”, (5/d) bendinde yer alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi” ibareleri, 16/7/2003 tarihli ve 4947 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle eklenmiş, daha sonra 16/5/2006 tarihli ve 5502 saylı Kanunun 42 nci maddesiyle; (5/c)bendinde yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları (Ana ve Yardımcı Hizmet Birimi)” ibareleri çıkartılarak, “Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları,” ibaresi eklenmiştir. 332 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu bentte yer alan “Devlet Planlama Teşkilatı Genel Sekreteri” ibaresi metinden çıkarılarak yerine “Başbakan Müşavirleri” ibaresi eklenmiştir. 328 düzeyde tespit edilmiş diğer Kurum Başkan Yardımcıları c) Genel Müdür Yardımcıları, Gelir İdaresi Daire Başkanı, Vergi Dairesi Başkanı, Başbakanlık, Bakanlık ve Müsteşarlık Müstakil Daire Başkanları (Ana ve Yardımcı Hizmet Birimi), (…)333, Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları, Sayıştay Başkanlığı Birim Başkanı, Sayıştay Başkanlığı Strateji Geliştirme Birim Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Vakıflar Meclis Üyesi, Maliye Başkanı, Milli Kütüphane Başkanı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkan Yardımcısı, Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı,334 Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkan Yardımcısı330331335 d) Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve Müstakil Genel Müdürlüklerin Birinci Hukuk Müşavirleri (1 er kişi) ile Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirleri (6 kişi)331 e) 3 ve 4 üncü sıra kapsamında bulunmayan Teftiş Kurulu Başkanları, Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı336 f) Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin; İl İdare Kurulu Üyesi Bakanlık İl Müdürleri ile aynı Bu sıraya, 27/6/2000 tarihli ve 4587 sayılı Kanunla “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Daire Başkanları,” ibaresi eklenmiş ve daha sonra 24/6/2009 tarihli ve 5916 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle aynı ibare yürürlükten kaldırılmıştır. 334 7/7/2011 tarihli ve 646 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, 5 inci sıranın (c) bendine “Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkan Yardımcısı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı,” ibaresi eklenmiştir. 335 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Sosyal Güvenlik Kurumu Daire Başkanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sayıştay Başkanlığı Birim Başkanı, Sayıştay Başkanlığı Strateji Geliştirme Birim Başkanı,” ibareleri eklenmiştir. 336 Bu bendin sonuna, 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle “Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanı” ibaresi eklenmiştir. 333 illerin; İl Emniyet Müdürleri, İl Müftüleri ve Vali Yardımcıları337 6 7 a) Kazanılmış hak aylıkları birinci derecede olmak şartıyla; 1. (Değişik: 1/7/2006-5540/7 md.) Birinci Sınıf Mülki İdare amirleri hariç kaymakamlar ile Kaymakamlık unvanını kazandıktan sonra İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında görev yapanlar, 2. Başkonsoloslar (Türkiye’de sürekli görev yaptıkları süre ile sınırlı olmak şartıyla) 3.000 b) Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla, 1. Kaymakamlar ile Kaymakamlık ünvanını kazandıktan sonra İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında görev yapanlar, 2. Başkonsoloslar (Türkiye’de sürekli görev yaptıkları süre ile sınırlı olmak şartıyla) 2.000 Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla; Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı Daire Başkanı,338 kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı dahil), Millî Eğitim Bakanlığı Grup Başkanı,339 Gelir 2.000 1/7/2010 tarihli ve 6002 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, bu cetvelin 5 inci sırasının (f) bendine “İl Emniyet Müdürleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, İl Müftüleri” ibaresi eklenmiş, 7 nci sırasında yer alan “ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları” ibaresi “, Diyanet İşleri Başkanlığı Dinî Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü” olarak değiştirilmiş, 9 uncu sırasının (a) bendine “İl Emniyet Müdürleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İl Müftüleri,”, (b) bendine “İl Emniyet Müdürleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İl Müftüleri,” ibaresi eklenmiştir. 338 24/10/2011 tarihli ve 656 sayılı KHK’nın 20 nci maddesiyle bu bölüme “Daire Başkanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Daire Başkanı” ibaresi eklenmiş olup, daha sonra bu ibare 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle “Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı Daire Başkanı,” şeklinde değiştirilmiştir. 339 25/8/2011 tarihli ve 526 sayılı KHK’nin 44 üncü maddesiyle, bu cetvelin 7 inci sırasına “Gelir İdaresi Grup Başkanı” ibaresinden önce gelmek üzere “Millî Eğitim Bakanlığı Grup Başkanı,” ibaresi, 8 inci sırasının (a) bendine “Aile ve Sosyal Politikalar Denetçileri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Millî Eğitim Denetçileri” ibaresi eklenmiştir. 337 İdaresi Grup Başkanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanı,340 Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 1. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Grup Başkanı,341 Milli Kütüphane Başkan 342 Yardımcısı, Bölge Müdürleri (Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Belediyeler ve bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar hariç), (…)343 Üniversite Genel Sekreterleri, Din İşleri Yüksek Kurulu Sekreteri344 Diyanet İşleri Başkanlığı Dinî Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü345346337 8 a) En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, birinci dereceli kadroya atanmış ve Türkiye düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine sahip merkez denetim elemanlarından; Başbakanlık Müfettişleri, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Denetçileri, Bakanlık Müfettişleri, Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişleri,347 Sigorta Denetleme Uzmanları ve Sigorta Denetleme Aktüerleri, Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişleri, Müsteşarlık ve Genel 2.000 4/4/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu cetvelin 7 nci sırasına “Gelir İdaresi Grup Başkanı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanı,” ibaresi eklenmiştir. 341 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nin 5 inci maddesiyle, bu cetvelin 7 nci sırasına “Gelir İdaresi Grup Başkanı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 1. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Grup Başkanı,” ibaresi eklenmiştir. 342 Burada yer alan “Milli Kütüphane Başkan Yardımcısı” ibaresi, 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle eklenmiştir. 343 3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı KHK’nın 8 inci maddesiyle bu cetvelin 7 inci sırasında yer alan “Gümrük Müsteşarlığı Başmüdürleri” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. 344 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 143 üncü maddesiyle bu sırada yer alan “Üniversite Genel Sekreterleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Din İşleri Yüksek Kurulu Sekreteri” ibaresi eklenmiştir. 345 Bu sıraya, 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle Başbakanlık, Bakanlık, Müsteşarlık, Kurum Başkanlığı ve Müstakil Genel Müdürlüklerin merkez teşkilatı Daire Başkanı kadrolarına atananlar (Bütçe Dairesi Başkanı hariç),” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gelir İdaresi Grup Başkanı,” ibaresi eklenmiştir. 346 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, “(Bütçe Dairesi Başkanı hariç)” ibaresi, “(Bütçe Dairesi Başkanı dahil)” şeklinde değiştirilmiştir. 347 7/7/2011 tarihli ve 646 sayılı KHK’nin 6 ncı maddesiyle, bu cetvelin 8 inci sırasının (a) bendinde yer alan “Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları” ibaresi “Maliye Bakanlığı Vergi Müfettişleri” şeklinde değiştirilmiştir. 340 Müdürlük Müfettişleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişleri, Müsteşarlık ve Başkanlık Kontrolörleri, Bakanlıkların merkez teşkilatına dahil Genel Müdürlüklerin Kontrolörleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATOPOL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişleri, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçileri, Bakanlık Maarif Müfettişleri, Sağlık Denetçileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçileri, Gençlik ve Spor Denetçileri,348349350351352353339338354355356357 b) (Değişik: 20/8/2016-6745/11 md.) En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş ve birinci dereceli kadroya atanmış olmak kaydıyla, 152 nci maddenin “II- Tazminatlar” kısmının “A- Özel 2.000 “Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişleri” ibaresi, 6/7/2000 tarihli ve 613 sayılı KHK ile eklenen ve 5/4/2001 tarih ve 4636 sayılı Kanun ile değiştirilmek suretiyle kanunlaşan ibareler metne işlenmiş, 616 sayılı KHK ile eklenen “Sosyal Siortalar Kurumu Başkanlığı Müfettişleri ile Sigorta Müfettişleri” ibareleri ise sözkonusu KHK’nin Anayasa Mahkemesince iptal edilmeleri nedeniyle metinden çıkarılmıştır. 349 “İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri” ibaresi, 31/7/2003 tarihli ve 4970 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle eklenmiştir. 350 “Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Müfettişleri ile Sigorta Müfettişleri” ibaresi, 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle eklenmiş, daha sonra bu ibare 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle “Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişleri” şeklinde değiştirilmiştir. 351 Bu bentteki “Müsteşarlık kontrolörleri,” ibaresi, 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle “Müsteşarlık ve Başkanlık kontrolörleri,” şeklinde değiştirilmiştir. 352 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle “Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sigorta Denetleme Uzmanları ve Sigorta Denetleme Aktüerleri” ibaresi eklenmiştir. 353 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı KHK’nin 37 maddesinin (19) numaralı fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan hükme istinaden bu cetvelin 8 inci sırasının (a) bendinin sonuna “, Aile ve Sosyal Politikalar Denetçileri” ibaresi eklenmiştir. 354 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nın 58 inci maddesiyle bu Cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendine “Millî Eğitim Denetçileri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Denetçileri” ibaresi eklenmiştir. 355 11/10/2011 tarihli ve 662 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle, bu Cetvelin 8 inci sırasının (a) bendine “Millî Eğitim Denetçileri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçileri” ibaresi eklenmiştir. 356 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu Cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendine “Enerji ve Tabii Kaynaklar Denetçileri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Gençlik ve Spor Denetçileri” ibaresi eklenmiştir. 357 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun 22 ici maddesiyle, bu Cetvelinin 8 inci sırasının (a) bendinde yer alan “Millî Eğitim Denetçileri” ibaresi “Bakanlık Maarif Müfettişleri” şeklinde değiştirilmiştir. 348 Hizmet Tazminatı” bölümünün (ğ) bendinde yer alanlardan merkez teşkilatına ait uzman unvanlı kadrolarda bulunanlar c) (Ek: 22/12/2005-5436/13 md.) Birinci dereceli kadroya atanmış İç Denetçiler 2.000 d) (Ek: 21/3/2006 – 5473/3 md.) En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olmuş, birinci dereceli kadroya atanmış ve doğrudan belediye başkanı veya genel müdür adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri ve büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediye müfettişleri 1.000 Birinci dereceli kadroya atanmış olmak şartıyla;358 337 9 10 a) Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl İdare Kurulu Üyesi Bakanlık İl Müdürleri ile aynı illerin İl Emniyet Müdürleri, İl Müftüleri, Sosyal Güvenlik İl Müdürleri (Ankara, İstanbul, İzmir) 1.500 b) Diğer illerin İl İdare Kurulu Üyesi Bakanlık İl Müdürleri ile İl Emniyet Müdürleri, İl Müftüleri, Sosyal Güvenlik İl Müdürleri 1.000 a) 5, 6 ve 7 nci sıralar ile 8 inci sıranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı kadro ve görevlerde fiilen altı ay çalıştıktan sonra bu Kanunun 43 üncü maddesinin ‘B’ bendinin üçüncü paragrafında belirtilen kadro ve görevlere atananlar359 2.000 b) 8 inci sıranın (d) bendi ile 9 uncu sırada 1.000 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle; (9/a) bendine “İl Emniyet Müdürleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “,Sosyal Güvenlik İl Müdürleri (Ankara, İstanbul, İzmir)”, (9/b) bendine “İl Emniyet Müdürleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “,Sosyal Güvenlik İl Müdürleri” ibareleri eklenmiştir. 359 1/7/2006 tarihli ve 5538 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, (a) bendinde yer alan “5, 6, 7 ve 8 inci sıralarda” ibaresi “5, 6 ve 7 nci sıralar ile 8 inci sıranın (a), (b) ve (c) bentlerinde” şeklinde, (b) bendinde yer alan “9 uncu sırada” ibaresi ise “8 inci sıranın (d) bendi ile 9 uncu sırada” olarak değiştirilmiştir. 358 yazılı kadro ve görevlerde fiilen altı ay çalıştıktan sonra bu Kanunun 43 üncü maddesinin ‘B’ bendinin üçüncü paragrafında belirtilen kadro ve görevlere atananlar359 14/7/1965 TARİHLİ VE 657 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN KANUN HÜKÜMLERİ 1) 15/5/1975 tarihli ve 1897 sayılı Kanunun geçici maddeleri: Geçici Madde 1 – Bu kanundan önce çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin uygulanması sonunda bulunan yeni derece ve kademelere göre 5 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 3 ve 4; 8 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1 inci maddeleri uyarınca intibak çizelgelerine müsteniden yapılan aylık ödemelerine ilgili kararname hükümlerine göre devam olunur. 1/3/1975 tarihine kadar yapılacak kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi işlemleri söz konusu Kararname hükümlerine göre yapılır. Bu kanun gereğince yapılacak ödemelere 1/3/1975 tarihinden itibaren başlanır. Kurumların yurt dışı kuruluşlarının daimi kadrolarında çalışanlar hakkında Bütçe kanunlarındaki hükümlere göre işlem yapılır. Bu Kanuna göre yapılacak intibak esasları: Geçici Madde 2 – Evvelce 1/3/1970 tarihi itibari ile intibak yapılmış olanlar ile bu tarihten sonra göreve alınanların intibakı 1/3/1975 tarihinden geçerli olmak üzere bu kanun hükümlerine göre düzenlenir. Bu Kanun ile yapılan intibaklar sonunda bulunacak derece ve kademe üzerinden yapılacak ödemelere 1/3/1975 tarihinden itibaren başlanacağı: Geçici Madde 3 – Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kazanılmış hak aylıklarının ödenmesine devam olunur. Bu kanun ile getirilen intibak hükümlerinin uygulanması sonunda memur (her ne suretle olursa olsun görevlerinden ayrılmış bulunanlar dahil) lehine doğan durumlar dolayısiyle, 1/3/1970 tarihinden 1/3/1975 tarihine kadar geçen süre için bir fark ödemesi yapılmaz. Aynı süre içinde haklarında emeklilik hükümleri uygulanmış olanlara da aylık veya ikramiye farkı ödenmez. Ancak, 1/3/1970 – 30/11/1970 tarihleri arasına ait aylık farkları 1327 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanarak ödenir. Ayrıca, 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihle 1/3/1975 tarihi arasında yaş haddi, maluliyet veya ölüm sebebiyle haklarında emeklilik işlemleri uygulananların bu kanunun hükümlerine göre yapılacak intibakları sonunda kazanılmış hak aylıkları yükselmiş bulunduğu takdirde, emekli ikramiyeleri yeni tutarlara göre hesaplanır ve farkları 1/3/1975 tarihinde ödenir. 1623 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce, maluliyet veya ölüm sebepleriyle memuriyetleri sona erenlerin askerlikte geçen hizmetlerinin nazara alınmaması sebebi ile aylığa hak kazanma süresini dolduramamış olanların bu kanunun ek geçici 2 nci maddesinin (C) bendinin (c) fıkrasında gösterilen askerlikle ilgili olarak hesaplanacak sürelerinin eklenmesi suretiyle aylığa hak kazandıkları takdirde ilgililerin müracaatı üzerine bu süreler borçlandırılmak suretiyle, evvelce yapılan işlemler 1623 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren yeni duruma göre düzeltilir. Geçici Madde 4 – 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa 31/7/1970 tarihli ve 1327 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle getirilen ve 8/10/1973 tarihli ve 8 sayılı eğişi Hükmünde Kararname ile değiştirilen Ek madde 1/3/1975 tarihine kadar uygulanmaz. Bu tarihe kadar hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara, hangi miktarda iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zammı verileceği ilgili kurum, Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca 1/7/1974 ten önce çıkarılacak kararname ile kararlaştırılır. Geçici Madde 5 – 1/3/1975 tarihinde görevde bulunan Emniyet Müfettişi, Emniyet Müfettiş Muavini, sivil başmemur (dedektif), sivil memur (Dedektif), mali polis mütehassısı, mali polis eksperi, polis enstitüsü ve polis okulları dahiliye müdürlerinin intibakları emniyet hizmetleri sınıfına yapılır. Bu kadrolar boşaldıkça yeniden atanma yapılmayarak kaldırılır. Bu kadrolarda çalışanlar için tahsil durumlarına göre 36 ncı maddenin (A) bendinin 8 (a) ve (b) fıkralarındaki başlangıç dereceleri nazara alınır. Geçici Madde 6 – Bu Kanunun değişik 33 üncü maddesine göre Genel Kadro Kanunu çıkıncaya kadar, 1322 sayılı Genel Kadro Kanunu ile kurumlara tahsis edilen kadrolar ile bütçe kanunları hükümlerine göre ihdas edilip kurumlara tahsis edilen kadrolar ve bu kadrolarda yapılan eğişiklikler geçerlidir. Geçici Madde 7 – 36 ncı maddenin (B) bendinin 1 inci fıkrasında sözü edilen yönetmelik çıkıncaya kadar ilgili bakanlığın tespit edeceği esaslar dairesinde yapılacak özel yükselme sınavını başaranlar da 1 inci derecenin son kademe aylığına kadar yükselebilirler. Geçici Madde 8 – İntibak hatalarından doğan Devlet alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri dairesinde tahsil edilir. Geçici Madde 9 – 197 nci maddeden sonra gelen zam ve tazminatlar başlığı altındaki ek maddenin son fıkrasında yer alan ve yılda bir defa ve bütün kurumlar için toplu olarak tespiti öngörülen tazminat ve zamların 1975 Mali yılına münhasır olmak kaydı ile kurumların müracaatı üzerine yılda 2 defa diğer hükümler saklı kalmak kaydi ile Bakanlar Kurulunca tespit olunabilir. 2) 2/2/1981 tarihli ve 2381 sayılı Kanunun geçici maddesi: Geçici Madde – Halen sonuçlandırılmamış disiplin ve soruşturma işlemlerinde bu Kanun hükümleri uygulanır.360 3) 20/8/1981 tarihli ve 2509 sayılı Kanunun geçici maddesi: Geçici Madde – Adalet Bakanlığında mevcut Bakanlık Başmüşavirliği, Bakanlık Müşavirliği, Bakanlık özel Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği unvanları ve kadroları kaldırılmıştır. Yukarıdaki fıkra hükümleri gereğince unvanları ve kadroları kaldırılanların şahıslarına bağlı ve görevleri süresince geçerli olmak kaydıyla Adalet Bakanlığına aşağıdaki kadrolar ek olarak tahsis edilmiştir. Birinci fıkrada belirtilen kadrolarda halen görevli bulunanlar bu Kanunla verilen emekli mükteseplerine uygun kadrolara en geç bir ay içinde atanırlar ve bunlar atandıkları görevin unvanını taşırlar. Derece 1 2 5 7 9 Ek Kadrolar Sınıf Genel İdare Hizmetleri ” ” ” ” ” ” ” ” ” ” ” ” Adet 1 4 2 1 2 4) 12/2/1982 tarihli ve 2595 sayılı Kanunun geçici maddeleri: Geçici Madde 1 – Bu Kanun ile Aylık Gösterge Tablosunda yapılmış olan değişiklik nedeniyle aylıklarda meydana gelecek olan artışlar hakkında 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (c) fıkrası uygulanmaz. Geçici Madde 2 – Genel ve Katma Bütçeli kurumlarda, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında ve Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde görevli olan memurlar hakkında Kadro Kanunu; bunlar dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının memurları hakkında ilgili mevzuatında yapılacak düzenleme yürürlüğe konuluncaya kadar; bunların Genel İdare Hizmetleri sınıfına dahil 1, 2, 3 ve 4 üncü derece kadrolarında bulunanlara, 657 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin bu Kanunla 360 Bu madde 134 üncü maddenin ilk fıkrası ile ilgilidir. değiştirilmeden önceki hükümlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca tespit edilmiş olan ek göstergelerin uygulanmasına devam olunur. Geçici Madde 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın 1, 2, 3 ve 4 üncü derece kadrolara atanmış olup da, 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin bu Kanunla yeniden düzenlenen (B) bendinde öngörülen şartları taşıyanlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın; bu şartları taşımayanlardan sicillerine göre başarılı olanlar Bakanlarının veya atamaya yetkili amirlerinin takdirleri ile bulundukları görevlerde çalıştırılabilirler ve bu sürece aynı haklardan yararlanmaya devam ederler. Bu nitelikte bulunmayanlar durumlarına uygun derecelerdeki kadrolara atanırlar. Geçici Madde 4 – (Değişik: 30/12/1982 – 2771/8 md.) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bu Kanunla kaldırılan 190 ve Ek Geçici 20 nci maddeleri uyarınca T.C. Merkez Bankasında açılmış bulunan özel hesap Hazineye devredilmiştir. Özel hesapta toplanmış olup 1/1/1983 tarihi itibariyle iadesine hak kazanılmamış olan Memur Yardımlaşma Kurumu kesenekleri % 60 fazlası ile ve Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar dahilinde ilgililerine iade edilir. Özel hesapta toplanmış bulunan keseneklerden konut edinme ve kullandırma programının finansmanında kullanılmış miktarı 8/7/1981 tarih ve 2487 sayılı Kanun gereğince kurulmuş Kamu Konut Fonuna maledilmesine; özel hesabın mevcut ve alacaklarının tasfiyesine; keseneklerin Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar dahilinde ilgililerine iadesine; bu amaçla gerekli bütün işlemleri yapmaya ve bu işlemlerin gerçekleşmesi amacıyla yeterli tutarı bütçede mevcut veya yeniden açılacak tertiplere gelir, ödenek ve gider kaydettirmeye; özel hesabın karşılıklı borç ve alacaklarının tasfiyesine, mahsup işlemlerini tamamlamaya ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer esas ve usulleri düzenlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Ancak, haklarında emeklilik hükümleri uygulananlar ile ölenlerin ve her ne suretle olursa olsun (T.C. Emekli Sandığına tabi görevlere naklen atananlarla, muvazzaf askerlik hizmeti için ayrılanlar hariç) görevlerinden ayrılanlara, istedikleri takdirde, 1/3/1982 tarihinden sonraki süreler için vadeli mevduat munzam karşılıklarına T.C. Merkez Bankasınca uygulanan oran üzerinden tahakkuk ettirilecek faizi ile birlikte birikmiş kesenekleri iade edilir. 1/3/1982 tarihinden sonra ödenen faizler dahil, bu madde uyarınca yapılan ödemeler ve işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Geçici Madde 5 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde olup da 657 sayılı Kanunun değişik 146 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kendilerine daha önce tazminat ödenenlerin bu tazminatları, aşağıda yer alan aylık göstergelerin hizalarındaki brüt miktarlar üzerinden ve özlük hakları ile ilgilendirilmeksizin 31/12/1982 tarihine kadar ayrıca ödenmeye devam olunur. Aylık Göstergeler Ödenecek Miktar (TL.) 380 385 390 395 400 405 410 415 420 425 430 435 440 450 460 1 650 1 550 1 450 1 350 1 250 1 150 1 050 950 850 750 650 550 450 300 150 Yukarıda belirtilen süre içinde 146 ncı maddenin son fıkrasının uygulanmasını gerektiren bir değişikliğin meydana gelmesi halinde bu miktarların ödenmesi durdurulur. Geçici Madde 6 – Bu Kanunla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Zam ve Tazminatlar” başlıklı Ek Maddesine eklenen fıkra uyarınca ödenmesi öngörülen özel Hizmet Tazminatı, 31/12/1980 tarih ve 2368 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan ödeme çeşitleri ile birlikte fark tazminatı mukayesesine dahil edilir. Geçici Madde 7 – 1/4/1981 tarih ve 2443 sayılı Kanunda değişiklik yapılıncaya kadar, Devlet Denetleme Kurulu Başkan ve Üyeleri 657 sayılı Kanunun “Zam ve Tazminatlar” başlıklı maddesine bu Kanunun 13 üncü maddesi ile eklenen (c) bendi hükümlerinden yararlandırılırlar. Buna göre ödenecek özel hizmet tazminatı miktarı 657 sayılı Kanuna göre en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 20’sini geçmemek üzere Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterince tespit olunur.361 2443 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre Devlet Denetleme Kurulu üyelerine verilecek ücretlerin tespitinde bu tazminat ayrıca dikkate alınmaz. Geçici Madde 8 – 23/1/1981 tarih ve 2377 sayılı Öğretmenlere Eğitim ve Öğretim Tazminatı ödenmesi Hakkında Kanunda değişiklik yapılıncaya kadar, anılan Kanunun 1 inci maddesinde yer alan 1 000 lira 1 500 lira olarak ödenir. 26/6/1984 tarihli ve 241 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 nci maddesi ile bu fıkradaki % 20’lik tazminat oranı, % 40’a yükseltilmiştir. 361 Geçici Madde 9 – Bu Kanuna tabi kurumlarda sürekli işçi statüsü ile çalışanlarla sözleşmeli personelden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde memurluğa geçmek için yazılı olarak müracaat edenler, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri tavanı aşmamak kaydı ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik Ek Geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri hükümleri, 13/12/1960 tarih ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kuruluşlarda 1/3/1979 tarihinde görevli olanlar için ayrıca 20/2/1979 tarih ve 2182 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınarak derece ve kademeleri tespit edilmek suretiyle mevcut veya yeniden alınacak memur kadrolarına intibak ettirilebilirler. Geçici Madde 10 – (Ek: 30/12/1982 – 2771/9 md.) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 43 üncü maddesinin (j) fıkrasında yazılı unvanları bu fıkrada yazılı şartlarla kazanmamış olmakla birlikte, 1/3/1982 tarihine kadar kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine dayanarak almış bulunanlardan yükseköğrenimli olanlar hakkında da anılan (j) fıkrası hükümleri uygulanır. 5) 24/2/1988 tarihli ve 3409 sayılı Kanunun geçici maddesi: Geçici Madde 5 – 12.3.1986 tarihli ve 3268 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair ve 9.4.1987 Tarihli ve 3347 Sayılı, 12.3.1986 Tarih ve 3268 Sayılı Kanun ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilatlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunları ile Bakanlar Kuruluna verilen Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi 6.6.1985 Tarihli ve 3221 Sayılı, 24.2.1983 Tarihli ve 2802 Sayılı, 14.7.1965 Tarihli ve 657 Sayılı Kanunlar için adı geçen yetki kanunları ile verilen süre bitimine kadar geçerlidir. 14/7/1965 TARİHLİ VE 657 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME HÜKÜMLERİ 1) 23/12/1972 tarihli ve 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddeleri: Bu kararnameye göre yapılacak intibakların esasları: Geçici Madde 1 – 30/11/1970 tarihi ile bu Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih arasında 1327 Sayılı Kanuna göre yapılan intibaklar, 30/11/1970 tarihindeki hukuki durumlar esas alınarak, bu Kararname ile getirilen hükümler çerçevesinde 1/6/1973 tarihinden geçerli olmak üzere ek geçici 45 inci maddede sözü edilen yönetmelik esaslarına göre yeniden düzenlenir. Bu düzenlemede 1/12/1970 tarihi ile 1/6/1973 tarihi arasında geçen ve geçecek başarılı hizmet süreleri, ilgililerin intibakları sonunda kazandıkları derece ve kademeler üzerine eklenerek değerlendirilir. Bu değerlendirmede 68 inci maddedeki derece yükselmesine ilişkin kanuni bekleme sürelerinden artan süreler üst derecede kademe ilerlemesi verilmek suretiyle dikkate alınır. Şu kadarki, öğrenim durumları itibariyle yükselebilecekleri dereceleri aşanlar hakkında yukarıdaki fıkra ile değerlendirilmesi öngörülen süreler sadece kademe ilerlemesinden sayılır. Kazanılmış hak aylıklarının üstünde kadro aylıkları üzerinden aylık alanlarda değerlendirilecek bu süre öğrenim durumları gözönünde bulundurulmak suretiyle kazanılmış hak aylıklarının yükseltilmesinde dikkate alınır. Bu Kararname ile yapılan intibaklar sonunda memurlar lehine doğan farkların 1/6/1973 den itibaren ödeneceği: Geçici Madde 2 – (Birinci fıkra ile ikinci fıkra-son cümlesi hariç-iptal: Anayasa Mahkemesinin 8/10/1974 tarihli E.:1974/18 K.:1974/42 sayılı kararı) Aynı süre içinde haklarında emeklilik hükümleri uygulanmış olanlara da aylık veya ikramiye farkı ödenmez. (Üçüncü fıkra İptal: Anayasa Mahkemesinin 8/10/1974 tarihli ve E.:1974/18, K.:1974/42 sayılı kararı) İntibaklar sonucunda bulunacak derece ve kademe, personelin halen bulunduğu derece ve kademeden aşağı ise, aradaki fark kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi suretiyle giderilinceye kadar ödenmeye devam olunur. Ancak, bu yükselmede, emeklilik keseneğine esas aylık dereceleri, ilgililerin öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri geçemez. Şu kadar ki, bunlardan 1/6/1973 tarihinden itibaren bir yıl içinde emekliye ayrılma isteğinde bulunanlar ile maluliyet, yaş haddi veya ölüm sebebiyle görevlerinden ayrılanların emeklilik işlemleri, bu karaname ile getirilen intibak hükümlerinin uygulanmasından önceki emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademeleri üzerinden yapılır. Bu takdirde, kesenek farkları ilgililerce, karşılıkları da kurumlarınca T.C. Emekli Sandığına ödenir. Ayrıca, bu Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihle 1/6/1973 tarihi arasında yaş haddi, maluliyet veya ölüm sebebiyle haklarında emeklilik işlemleri uygulananların kararname hükümlerine göre yapılacak intibakları sonunda kazanılmış hak aylıkları yükselmiş bulunduğu takdirde, emekli aylık ve ikramiyeleri yeni tutarlara göre hesaplanır. 2) 30/5/1973 tarihli ve 5 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen hükümleri: Geçici Madde 3 – Bu Kararname ile getirilen intibak hükümlerine ait işlemlerin 1/6/1973 tarihine kadar tamamlanamaması halinde yeni intibak çizelgelerinin tanzimini müteakip gerekli tediye ve kesinti işlemleri yapılmak kaydiyle aylıklarının geçici 2 nci maddenin 1 inci fıkrası uyarınca ödenmesine devam olunur. İntibak işlemleri tamamlanan dairelerde, Devlet Memurları Kanunu ve 1973 yılı Bütçe Kanununun kadrolara ilişkin hükümlerine göre kadro işlemleri tamamlanıncaya kadar aylıklar, intibak çizelgelerine müsteniden yeni derece ve kademeler üzerinden ödenir. Ancak intibak ve kadro işlemlerinin tamamlanması 1/10/1973 tarihini geçemez. Kurumların yurt dışı kuruluşlarına dahil kadrolarda görevli Devlet Memurları hakkında intibak hükümlerinin uygulanması sonucunda ulaştıkları dereceleri, yurt dışı görevlerine ilişkin kadro derecesini aşanlar hakkında 161 inci maddenin (B) bendine göre işlem yapılır. Bu gibilerin yurt dışı aylıkları mezkür maddeye göre tespit edilecek aylıklarına yurt dışı emsaller uygulanmak suretiyle bulunur. Bu suretle tespit olunacak aylık tutarlarına tekabül eden döviz miktarı (yurt dışı emsallerde bir değişiklik yapılmadıkça) 31/5/1973 tarihinde aldıkları döviz miktarını geçemez. Şu kadarki, bu şekilde ödeme yapılması ilgililerin intibak ettirildikleri derece ve kademeden emeklilik kesenekleri ödemelerine ve bu derece emeklilik yönünden kademe ilerlemesi yapmalarına engel teşkil etmez. Geçici Madde 4 – A) Bu Kararname ile getirilen intibak hükümlerinin uygulanması sonunda Devlet Memuruna; a) Ulaştığı derece 31/5/1973 tarihinde işgal etmekte olduğu kadro derecesinin üstünde olduğu takdirde bu kadroda değişiklik yapılmaksızın ulaştığı derece ve kademeden, b) Ulaştığı derece 31/5/1973 tarihinde işgal etmekte olduğu kadro derecesine eşit olduğu takdirde bu derece ve bulunacak kademeden, aylık ödenir. Şu kadar ki, durumları (a) fıkrasına uyanlardan, 31/5/1973 tarihinde almakta oldukları aylıkların derece ve kademesinin göstergesi daha yüksek olanlara, ulaştıkları derecedeki bu göstergeye eşit veya en yakın göstergeye tekabül eden kademenin aylığı, kazanılmış hak oluncaya kadar ödenmeye devam olunur. B) Ulaştığı derece 31/5/1973 tarihinde işgal etmekte olduğu kadro derecesinin altında olan Devlet Memuru hakkında bu Kararnamenin geçici 2 nci maddesine göre işlem yapılır. (A) Fıkrasının kapsamına girip de kadrolarının üstündeki bir dereceden aylık ödenenlerin; a) Ödemeye esas olan derecelerinde, genel hükümlere göre, kademe ilerlemesi yapmaları, b) 68 inci maddedeki derece yükselmesi için öngörülen şartları ihraz etmeleri ve üst derecede boş kadronun bulunması halinde, üst dereceye yükselmeleri, caizdir. Geçici Madde 5 – Ek geçici 8 inci madde kapsamına girenlerin ek geçici 49 uncu madde gereğince yapılacak değerlendirmeler de dikkate alınarak 1/12/1970 tarihi ile 1/6/1973 tarihi arasında geçen başarılı hizmet süreleri, ilgililerin 30/11/1970 tarihi itibariyle intibak ettirilecekleri derece ve kademeler üzerine eklenerek derece ve kademe verilmek suretiyle değerlendirilir. Bu değerlendirmeden sonra kanuni bekleme sürelerinden artan süreler, üst derecede dikkate alınır. Şu kadar ki, haklarında bu Kararname hükümlerinin uygulanması sonucunda (her ne suretle olursa olsun görevinden ayrılmış bulunanlar dahil) lehe doğan durumlar dolayısiyle 1/3/1970 tarihinden 1/6/1973 tarihine kadar geçen süre için bir fark ödemesi yapılmaz. 3) 8/10/1973 tarihli ve 8 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde 1 – Durumları bu Kararname ile değiştirilen veya yeniden getirilen hükümlere uyanların intibakları 657 sayılı Kanunun değişik 36 ncı maddesinin bu Kararnameyle değişik hükümleri ile 2 ve 5 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin geçici 14 üncü maddeleri hükümleri de gözönünde bulundurularak ve söz konusu geçici maddelerdeki tarihlerden geçerli olmak üzere yeniden düzenlenir. Ancak intibak ve kadro işlemlerinin tamamlanması 28/2/1974 tarihini geçemez. 4) 15/1/1974 tarihli ve 9 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddeleri: Geçici Madde 1 – Bu Kararnamenin yürürlük tarihinde 16 ncı derecede bulunanlar 15 inci dereceye yükseltilmiş sayılırlar ve bu gibilerin aylıkları, haklarında genel hükümlere göre kademe ilerlemesi uygulanıncaya kadar, 15 inci derecenin ilk kademesi üzerinden ödenir. 16 ncı derece kadrolar Bütçe Kanunlarının intibak düzeltmelerine ilişkin hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca karşılığı olan 15 inci derece kadroların ihdası suretiyle iptal edilir. Bu işlemler sırasında boş bulunan 16 ncı derecedeki diğer kadrolar, ilgili kurumlarca, 15 inci derece kadrolar olarak değiştirilmek üzere bu Kararnamenin yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde Maliye Bakanlığına ve Devlet Personel Başkanlığına gönderilir. Bu tarihe kadar işlem görmeyen kadrolar iptal edilmiş sayılır. Geçici Madde 2 – 23/12/1972 tarihli ve 7/5519 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tesbit olunan katsayılarında değişiklik yapılıncaya kadar, sürekli görevle yurt dışında bulunan memurların aylıklarının hesabında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1327 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 43 üncü maddesi ile düzenlenen gösterge tablosu esas alınır. 5) 26/6/1984 tarihli ve 241 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddeleri: Geçici Madde 1 – 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca personel rejimi ile ilgili düzenleme yapılıncaya kadar, anılan Kararname Kapsamına giren kuruluşlarda, 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerden alınabilecek kadrolar ve 500 veya 400 ek gösterge verilebilecek görevler, genel ve katma bütçeli kuruluşlarda bu derecelere tahsis edilmiş kadroların sayısı ve görev nitelikleri gözönünde bulundurulmak suretiyle ve yılda bir defa olmak üzere Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir. Geçici Madde 2 – Ek göstergeleri yeniden tespit olunan kadrolarda halen görevli bulunanların aylıklarının hesabında uygulanacak ek göstergeler, bu görevlerinde kaldıkları sürece, yararlanmakta oldukları ek göstergelerden düşük olamaz. Geçici Madde 3 – Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca ek göstergelerin yeniden tespiti dolayısıyla aylıklarda meydana gelen artışlar hakkında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 14 üncü maddesinin (c) fıkrası uygulanmaz. Geçici Madde 4 – 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 43 üncü maddesinin (j) fıkrasına dahil edilen “Başbakanlık Uzmanı” ünvanı ile aynı maddeye eklenen (k) fıkrasında yazılı ünvanları ilgili fıkralarda yazılı şartlarla kazanmamış olmakla birlikte, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelik hükümlerine dayanarak almış bulunanlardan yükseköğrenimli olanlar hakkında da anılan fıkralar hükümleri uygulanır. Geçici Madde 5 – İlgili Kanunlarında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar, Başbakanlık merkez teşkilatında, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Başbakan Müşaviri ve Başbakanlık Müşavirleri, Teftiş Kurulu Başkanı, Hukuk Müşaviri, Basın Müşaviri, Genel Müdür ve Başbakanlık Başkanı ile Uzman ve Uzman Yardımcısı kadroları karşılık gösterilmek kaydıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Ancak, uzman yardımcısı ve uzman kadrolarında çalıştırılacaklar için 8/6/1984 gün ve 203 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 33 üncü maddesinde belirtilen şartlar, yukarıda sayılan diğer görevlerde çalıştırılacaklar için yüksek öğrenim yanında, 657 Sayılı Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen şartlar aranır. Ayrıca, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde özel bilgi ve ihtisası gerektiren konularda kadro aranmaksızın ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın yerli ve yabancı elemanlar sözleşmeli olarak çalıştırılabilir. Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Sözleşme ile çalıştırılacak personel istekleri üzerine T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilir. 6) 29/11/1984 tarihli ve 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde 2 – Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin öngördüğü yönetmelikler Devlet Personel Başkanlığınca en geç bir yıl içinde hazırlanarak uygulamaya konulur. Bu süre zarfında uygulanmakta olan mevcut tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmasına devam edilir. 7) 23/1/1987 tarihli ve 269 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde – Gerekli düzenleme yapılıncaya kadar yukarıdaki 2 nci maddedeki oran % 25 olarak uygulanır.362 8) 18/5/1987 tarihli ve 281 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde – Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte, Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun haber ve program hizmetleri ile teknik hizmetlerinde (yöneticiler dahil), Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi olarak çalışanlardan, sözleşmeli personel statüsüne geçenlerle, daha önce bu statüye geçmiş olanlardan, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına yazı ile müracaat edenlerin, müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren Sandıkla ilgileri devam ettirilir. Bunların emeklilik kesenekleri; emeklilik keseneğine esas aylıkları üzerinden % 15 olarak kesilir, kurumları da % 20 karşılık öderler. Kesenek ve karşılık yüzdelerinin artması halinde, bu maddedeki yüzdeler de aynı miktarda artırılır. 9) 30/12/1987 tarihli ve 306 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde – Gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesi ile belirlenen özel hizmet tazminatının hangi miktarlarda uygulanacağı Bakanlar Kurulu Kararı ile tesbit edilir. 10) 28/3/1988 tarihli ve 318 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddeleri: Geçici Madde 1 – 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin Ortak Hükümler Bölümünün (A) bendinin 11 inci fıkrasında sayılan unvanları sözkonusu fıkrada belirtilen şartlarla kazanmamış olmakla birlikte ilgili kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine dayanarak almış bulunanlardan bir derece yükseltmesinden yararlanmamış olanlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere sözkonusu unvanları fıkrada gösterilen şekilde almış oldukları kabul edilmek suretiyle işlem yapılır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 uncu maddesinde belirtilen kuruluşlarda görevli bulunanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. Geçici Madde 2 – İlgili kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında kalan ve yönetim kurulları ile idare edilen kanunla kurulu teşebbüs ve kurumların yönetim kurulu üyesi genel müdür ve genel müdür yardımcılarına kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu üyeleri için öngörülen miktarda ücret ve ek ödemede bulunulur. Bu geçici maddede sözü edilen 2 nci madde, 23/1/1987 tarih ve 269 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi olup 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinden sonra zam ve tazminatlar bölümü olarak eklenen ek maddenin (d) fıkrasına işlenmiştir. 362 11) 23/12/1988 tarihli ve 351 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde – Müsteşar, Vali ve Emniyet Genel Müdürü (Vali) unvanını almış olup, 13/11/1981 tarihli ve 2559 sayılı Kanunun Ek Geçici 1 inci ve 2 nci maddelerine göre emekli olanlardan 241 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değişik 39 uncu maddesinin (b) fıkrasında öngörülen şartları taşımayanlar hakkında da mezkur fıkra hükümleri uygulanır. 12) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin hükmü:
Madde 3
Madde 3 – 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ek göstergeden yararlanan personelin ek gösterge rakamları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. a) Genelkurmay Başkanı, b) Orgeneral ve Oramiral olmak kaydıyla Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı, c) Orgeneral-Oramiraller, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı ve Başbakanlık Müsteşarı, d) Korgeneral-Koramiraller, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Sayıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, e) (Değişik: 25/1/1990-KHK-402/2 md.) Tümgeneral-Tümamiraller, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Üyeleri, Yargıtay Cumhriyet Başsavcı Vekili, Birinci Sınıf Hakim ve Savcılar, Müsteşarlar, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı f) Başbakanlık Müsteşar Yardımcıları. g) (Ek: 23/10/1989-KHK-386/2 md.) Talim ve Terbiye Kurulu üyesi 4500 4200 4000 3800 3500 2600 2400 Yukarıda unvan olarak sayılanlar dışında kalan personelin halen uygulanmakta olan ek gösterge rakamları, aşağıda gösterildiği şekilde değiştirilmiştir. 30.6.1989 itibariyle uygulanmakta olan Ek Göstergeler 3300 3000 2700 2400 1950 1800 1650 1500 1200 900 600 450 300 150 15.7.1989 tarihinden itibaren uygulanacak Ek Göstergeler 3800 3500 3200 2900 2400 2150 2000 1800 1500 1100 750 550 400 200 13) 27/12/1991 tarihli ve 475 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi: Geçici Madde 4 – 11 inci maddenin (a) bendi ile kaldırılan 657 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hüküm uyarınca bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımından önce Müsteşar veya Müsteşar Yardımcılığna atanmış olanların, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde görevleri sona erer, bunlar mükteseplerine uygun görevlere atanırlar. 657 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi 657 Sayılı Kanunun 191 inci ve 192 nci 31/7/1970 1327 68 maddeleri; 657 Sayılı Kanunun geçici 14, 15, 17, 18 ve 31/7/1970 1327 85 19 uncu maddeleri; 657 Sayılı Kanunun geçici 21 inci maddesi; 31/7/1970 1327 87 657 Sayılı Kanunun 22, 49, 75, 152, 153, 168, 173, 234 ve 238 inci maddeleri ile geçici 3, 4, 7,16, 22 ve 24 üncü maddeleri ve 23/12/1972 KHK-2 5 bu Kanuna 1327 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi ile getirilen ek 4 üncü maddesi; 30/5/1974 KHK-12 2 657 sayılı Kanuna 1327 sayılı Kanunla ve 1589 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile eklenen Ek Geçici maddelerden 27, 29, 36, 39, 45, 53 ve Ek Geçici 5 inci madde; 15/5/1975 1897 2 30/5/1974 KHK-12 7 657 sayılı Kanunun değişik 32, 228, 229, 230 uncu maddeleri ile 7 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddesi; 15/5/1975 1897 7 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 4 üncü maddesinin (B) bendinin üçüncü fıkrasındaki “bu Kanunun 196 ncı maddesi 2/2/1982 2595 19 uyarınca tespit edilen mahrumiyet yerlerinde” ibaresi; 154 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Emekli Kanunu hükümleri dışında” 12/2/1982 2595 19 ibaresi; 190 ıncı maddesi ve Ek Geçici 20 nci 12/2/1982 2595 19 maddesi; 1765 sayılı Üniversite Personel Kanununun 12/2/1982 2595 19 değişik 16 ncımaddesinin ikinci fıkrası; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa 24/12/1980 tarih ve 2363 sayılı Kanun ile 12/2/1982 2595 19 eklenen Ek 3 üncü maddenin yedinci fıkrasının (a) ve (b) bendleri; 31/12/1980 tarih ve 2368 sayılı Kanunun 5 12/2/1982 2595 19 inci maddesi 13/6/1968 tarih ve 1046 sayılı Kadro Dolayısıyla Açıkta Kalanların Açıkta 12/5/1982 2670 41 geçirdikleri Sürelerin Kıdem ve Emekliliklerine sayılmasına Dair Kanunun 657 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi tümü; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 93 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri KHK-241 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26/6/1984 40 Geçici 7 inci maddesinin son fıkrası 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek 18 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemelerinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrası 5/11/1980 tarih ve 2333 sayılı Kanun (1/1/1933 tarihinde) 657 sayılı Kanunun değişik 92 inci maddesinin 2 nci fıkrası ile 116 ncı maddesi 6245 sayılı Kanunun değişik 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası 26/6/1984 tarih ve 241 Sayılı KHK’nin 37.maddesinin (e) fıkrası a) 10/10/1984 tarih ve 3056 sayılı Kanunun (değişik) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, b) 27/10/1989 tarih ve 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, c) 2377 sayılı Öğretmenlere Eğitim ve Öğretim Hizmeti Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile ek ve değişiklikleri, d) (Değişik: 12/4/1990-KHK-420/15 md.) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 23 üncü maddesi ile Ek 28 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, e) 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek 9 uncu maddesi, f) 2424 sayılı Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Tazminat Kanunu ile ek ve değişiklikleri, g) 6/12/1989 gün ve 396 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrası, a) Fazla mesai ücreti ödenmesine ilişkin; 1) 17/8/1983 tarihli ve 2879 sayılı Kanunun 22/9/1988 tarihli 343 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 4 üncü maddesinin 5 inci fıkrası, 2) 13/10/1983 tarihli ve 2919 sayılı Kanunun 5/4/1988 tarihli ve 3424 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesi, 3) 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanunun 351 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 31 inci maddesi, 4) 6/3/1991 tarihli ve 3701 sayılı 26/6/1984 KHK-241 40 26/6/1984 KHK-241 40 18/12/1986 KHK-266 2 29/11/1984 KHK-243 56 23/1/1987 KHK-269 4 30/12/1987 KHK-306 18 9/4/1990 KHK/418 45 5/7/1991 KHK/433 16 657 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi Kanunun 41 inci maddesinin son fıkrası ile geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun 14/3/1991 tarihli ve 3703 sayılı Kanunla değişik 16 ncı maddesinin son fıkrası, 6) 14/3/1991 tarihli ve 3703 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi, 7) 27/10/1989 tarihli ve 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesinin son fıkrasının son cümlesi, 8) 6/12/1989 tarihli ve 396 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 24 üncü maddesine 13/4/1990 tarihli ve 423 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen (d) bendi, 9) 8/4/1990 tarihli ve 417 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesi, 10) 11/8/1983 tarihli ve 2876 sayılı Kanunun 15/5/1991 tarihli ve 3742 sayılı Kanunla değişik 97 nci maddesinin (c) bendinin son fıkrası, 11) 22/6/1965 tarihli ve 633 sayılı Kanuna 29/5/1991 tarihli ve 3745 sayılı Kanunla eklenen ek 2 nci maddesi, b) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Kanunun 3418 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle eklenen ek 13 üncü maddesinin 4 numaralı fıkrasının 15/12/1990 tarihli ve 3689 sayılı Kanunla değişik (a) bendi, c) 6/3/1991 tarihli ve 3701 sayılı Kanunun 42 nci maddesi, d) 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Bu hesaba yatırılan paraların % 10’u her ayın ilk haftası içinde Ankara’da bir kamu bankasında açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir. Mahalli hesapta toplanan paraların arta kalanı o yargı çevresinde görevli adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personeline (ceza infaz kurumları personeli hariç) ayda bir eşit miktarda ödenir.” cümleleri ile 7 ve 8 inci fıkraları, e) Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı hükümleri, f) 9/4/1990 tarihli ve 418 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin 657 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi 23/1/1987 tarih ve 270 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1, 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan Yüksek Hakimlik Tazminatı göstergelerinin 1/1/1992 ve müteakip yıllarda yükseltilerek uygulanmasına ilişkin hükümleri ile 20 nci maddesi, a) 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen “Başbakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının müsteşarları ve yardımcıları (MİT hariç) …” ibaresi, b) 433 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü 27/12/1991 KHK/475 11 maddesinin (B) bendinin sonuna eklenen fıkra, c) 10/10/1984 tarih ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin (a) bendi, 657 sayılı Kanunun ek 26 ncı maddesinin (b) fıkrasında yer alan (Valiler için İl 1/7/1992 3828 1 Valiliğinde) ibaresi, 657 sayılı Kanunun 195, 196, 197, 198 ve Ek 2/12/1993 3920 2 28 nci maddeleri 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin VIII Yardımcı Hizmetler Sınıfı bendine 527 sayılı 28/2/1995 4081 3 KHK ile eklenen fıkra; 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 819 (1069 sayılı Kanunla değişik) (657 sayılı Kanuna Ek Kanun) 1/3/1966 tarihinden geçerli olmak üzere 1/1/1967 1127 (657 sayılı Kanunun 237 nci maddesi ile 238 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanmasına dair Kanun) 28/2/1969 1136 Ek Madde 1, Geçici Madde 25 7/7/1969 1327 1, 3, 4, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40, 41, 42, 43, 44, 48, 49, 50, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 60, 61, 65, 68, 70, 71, 72, 73, 74, 77, 79, 83, 84, 85, 86, 88, 89, 91, 92, 93, 94, 99, 102, 108, 125, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 154, 155, 156, 158, 159, 161, 162, 163, 173, 175, 176, 178, 190, 191, 192, 193, 196, Ek Madde, 214, 232, 235, 237, Ek Madde 1, Ek Madde 2, Ek Madde 3, Ek Madde 4, Geçici Madde 1, Geçici Madde 2, Geçici
Madde 4
Madde 4, Geçici Madde 5, Geçici Madde 6, Geçici Madde 7, Geçici
Madde 8
Madde 8, Geçici Madde 9, Geçici Madde 10, Geçici Madde 11, Geçici 14/8/1970 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi
Madde 12
Madde 12, Geçici Madde 13, Geçici Madde 14, Geçici Madde 15, Geçici
Madde 17
Madde 17, Geçici Madde 18, Geçici Madde 19, Geçici Madde 20, Geçici
Madde 21
Madde 21, Geçici Madde 22, Geçici Madde 23, Ek Geçici Madde 1, Ek Geçici Madde 2, Ek Geçici Madde 3, Ek Geçici Madde 4, Ek Geçici
Madde 5
Madde 5, Ek Geçici Madde 6, Ek Geçici Madde 7, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 9, Ek Geçici Madde 10, Ek Geçici Madde 11, Ek Geçici Madde 12, Ek Geçici Madde 13, Ek Geçici Madde 14, Ek Geçici
Madde 15
Madde 15, Ek Geçici Madde 16, Ek Geçici Madde 17, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 19, Ek Geçici Madde 20, Ek Geçici Madde 21, Ek Geçici Madde 22, Ek Geçici Madde 23, Ek Geçici Madde 24, Ek Geçici
Madde 25
Madde 25, Ek Geçici Madde 26, Ek Geçici Madde 27, Ek Geçici Madde 28, Ek Geçici Madde 29, Ek Geçici Madde 30, Ek Geçici Madde 31, Ek Geçici Madde 32, Ek Geçici Madde 33, Ek Geçici Madde 34, Ek Geçici
Madde 35
Madde 35, Ek Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 37 1449 79 30/11/1970 KHK/1 Ek Geçici Madde 37 12/9/1972 1, 2, 4, 5, 22, 33, 36, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 59, 60, 61, 62, 63, 66, 68, 71, 74, 75, 76, 80, 82, 86, 90, 97, 125, 126, 127, 132, 134, 135, 136, 139, 141, 146, 147, 152, 153, 157, 159, 165, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 175, 178, 180, 210, 224, 225, 232, 234, 238, Ek Madde 4, Geçici
Madde 3
Madde 3, Geçici Madde 4, Geçici Madde 5, Geçici Madde 6, Geçici
Madde 7
Madde 7, Geçici Madde 8, Geçici Madde 13, Geçici Madde 16, Geçici
Madde 20
Madde 20, Geçici Madde 22, Geçici Madde 24, Ek Geçici Madde 2, Ek Geçici Madde 3, Ek Geçici Madde 4, Ek Geçici Madde 5, Ek Geçici
Madde 6
Madde 6, Ek Geçici Madde 9, Ek Geçici Madde 12, Ek Geçici Madde 13, Ek Geçici Madde 14, Ek Geçici Madde 15, Ek Geçici Madde 16, Ek Geçici Madde 17, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 19, Ek Geçici
Madde 20
Madde 20, Ek Geçici Madde 21, Ek Geçici Madde 27, Ek Geçici Madde 28, Ek Geçici Madde 29, Ek Geçici Madde 31, Ek Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 39, Ek Geçici Madde 40, Ek Geçici Madde 41, Ek Geçici
Madde 42
Madde 42, Ek Geçici Madde 43, Ek Geçici Madde 44, Ek Geçici Madde 45, Ek Geçici Madde 46, Ek Geçici Madde 47, Ek Geçici Madde 48 30/12/1972 87, 88, 89 1/6/1973 KHK/3 89 7/4/1973 KHK/4 224 9/4/1973 KHK/5 Ek Geçici Madde 49 31/5/1973 KHK/6 178 16/6/1973 1757 237 19/7/1973 KHK/7 4, Ek Geçici Madde 21 15/9/1973 36, 74, 80, 93, 121, 134, 146, 147, Ek Madde, Ek Madde 2, Ek Geçici
Madde 2
Madde 2, Ek Geçici Madde 3, Ek Geçici Madde 15, Ek Geçici Madde 17, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 27, Ek Geçici Madde 29, Ek Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 39, Ek Geçici Madde 40, Ek Geçici
Madde 49
Madde 49, Ek Geçici Madde 50, Ek Geçici Madde 51, Ek Geçici Madde 52, Ek Geçici Madde 53 18/10/1973 126 1/12/1973 36, 43, Ek Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 40, Ek Geçici Madde 50 1/2/1974 178 1/3/1974 KHK/2 KHK/8 KHK/9 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi KHK/10 Ek Geçici Madde 10 30/1/1974 KHK/11 Ek Geçici Madde 10 15/2/1974 1, 4, 28, 32, 33, 36, 41, 43, 45, 59, 61, 66, 68 nci maddenin (A) bendi haricindeki kısmı, 71, 73, 74, 76, 77, 83, 86, 87, 89, 92, 93, 105, 129, 132, 141, 146, 147, 158, 159, 164, 175, 178, 180, 196, 197, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, Ek Madde 2, Ek Geçici Madde 2, Ek Geçici Madde 3, Ek Geçici Madde 4, Ek Geçici Madde 5, Ek Geçici
Madde 6
Madde 6, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 9, Ek Geçici Madde 10, Ek Geçici Madde 15, Ek Geçici Madde 17, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 20, Ek Geçici Madde 21, Ek Geçici Madde 28, Ek Geçici
Madde 30
Madde 30, Ek Geçici Madde 41, Geçici Madde 49, Ek Geçici Madde 50, Ek Geçici Madde 53 31/5/1974 99 1/7/1974 65, 68 nci maddenin (A) bendi, Ek Madde 1/3/1975 1, 4, 28, 32, 33, 36, 41, 43, 45, 61, 65, 66, 68 nci maddenin (B) bendi haricindeki kısmı, 71, 73, 76, 83, 86, 87, 89, 92, 93, 99, 105, 129, 132, 146, 147, 158, 159, 164, 175, 178, 180, 196, 197, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, Ek Madde 2, Ek Geçici Madde 2, Ek Geçici Madde 3, Ek Geçici Madde 4, Ek Geçici Madde 5, Ek Geçici Madde 6, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 9, Ek Geçici Madde 10, Ek Geçici
Madde 15
Madde 15, Ek Geçici Madde 17, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 20, Ek Geçici Madde 21, Ek Geçici Madde 28, Ek Geçici Madde 30, Ek Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 39, Ek Geçici Madde 41, Ek Geçici
Madde 45
Madde 45, Geçici Madde 49, Ek Geçici Madde 50, Ek Geçici Madde 53 1/3/1975 59, 68 nci maddenin (B) bendi, 74, 77 26/5/1975 2156 Ek Geçici Madde 4 1/3/1975 tarihinden geçerli olmak üzere 29/6/1978 KHK/14 43, Ek Geçici Madde 20 1/11/1978 2182 Ek Geçici Madde 1, Ek Geçici Madde 2, Ek Geçici Madde 3 1/3/1979 2183 43 28/2/1979 2228 Ek Geçici Madde 8 28/2/1979 tarihinden geçerli olmak üzere 25/4/1979 2261 1, Ek Geçici Madde 54 23/2/1980 2381 126, 134 5/2/1981 2509 59 1/9/1981 2543 Ek Geçici Madde 21 24/10/1981 2595 4, 43, 45, 53, 62, 68, 105, 146, 154, 161, 166, 167, 190, Ek Madde, Ek Geçici Madde 7, Ek Geçici Madde 10, Ek Geçici Madde 16, Ek Geçici
Madde 20
Madde 20 1/3/1982 6, 7, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 21, 26, 31, 46, 47, 48, 49, 51, 52, 54, 55, 56, 57, 58, 63, 72, 83, 92, 93, 97, 108, 133, 134, Ek Madde 1, Ek Madde 2, Ek Madde 3, Geçici Madde 1, Geçici Madde 2, Geçici Madde 3, Geçici
Madde 4
Madde 4, Geçici Madde 5 16/5/1982 124, 125, 126, 127, 128, 129, 132, 135, 136 16/8/1982 KHK/12 1897 2670 (2906 Sayılı Kanunla değişik) 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 50 1/1/1985 108 16/5/1982 43, 146, Ek Geçici Madde 10 1/1/1983 209 1/4/1983 2902 Ek Madde 2 29/9/1983 2910 131 8/10/1983 2946 194 11/11/1983 2954 Ek Geçici Madde 10 1/1/1984 KHK/199 68 21/5/1984 KHK/241 43, 65, 66, 68, 123, 146, 154, 161, 175, 202, 207, Ek Madde, Ek Geçici
Madde 7
Madde 7, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 1/7/1984 tarihinden geçerli olmak üzere 29/6/1984 KHK/243 36, 37, 43, 48, 49, 50, 51, 59, 64, 67, 69, 71, 72, 77, 88, 96, 97, 105, 112, 118, 119, 120, 121, 123, 124, 126, 178, 191, 192, 209, 210, Ek Madde, Ek Geçici Madde 7, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 12 31/12/1984 KHK/244 43 28/12/1984 KHK/269 Ek Madde 2/2/1987 KHK/281 59, Ek Madde, Ek Geçici Madde 7 1/7/1987 KHK/276 48 29/9/1987 KHK/306 Ek Madde, Ek Geçici Madde 7, Ek Geçici Madde 8 1/1/1988 KHK/309 112 13/1/1988 KHK/310 59 5/2/1988 KHK/311 146, 224 29/2/1988 36, 169 31/3/1988 43 1/4/1988 Geçici Madde 30/6/1988 36, Ek Madde, 15/1/1989 77, Ek Geçici Madde 4 30/12/1988 3520 Ek Madde 1, Ek Madde 2, Ek Madde 3, Ek Madde 4, Ek Madde 5, Ek
Madde 6
Madde 6, Ek Madde 7, Ek Madde 8, Ek Madde 9, Ek Madde 10, Ek
Madde 11
Madde 11, Ek Madde 12, Ek Madde 13, Ek Madde 14, Ek Madde 15, Ek
Madde 16
Madde 16, Ek Madde 17, Ek Madde 18, Ek Madde 19, Ek Madde 20, Ek
Madde 21
Madde 21, Ek Madde 22, Ek Madde 23, Ek Madde 24, Ek Madde 25, Ek
Madde 26
Madde 26, Ek Madde 27, Ek Madde 28, Ek Madde 29, Ek Madde 30, Geçici Madde 26, Geçici Madde 27, Geçici Madde 28, Geçici Madde 29, Geçici Madde 30, Geçici Madde 31, Ek Geçici Madde 55, Ek Geçici
Madde 56
Madde 56, Ek Geçici Madde 57, Ek Geçici Madde 58 10/2/1989 KHK/366 43 15/4/1989 KHK/368 59, 108, Geçici Madde 14/6/1989 36, 68, 79, 146, 213 1/7/1989 43, 202, Ek Madde, Ek Madde 23, Ek Geçici Madde 7 15/7/1989 2771 KHK/318 KHK/331 KHK/351 KHK/375 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi KHK/378 79, 154, 175, Ek Geçici Madde 16 8/11/1989 KHK/386 Ek Madde 2/11/1989 KHK/402 59 15/2/1990 36, Ek Madde 31, Ek Geçici Madde 11/4/1990 64, 72, Ek Madde 28’in 5 inci fıkrası 1/5/1990 43, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (III) Sayılı Cetvel, 79, 202, Ek Madde, Ek Madde 26, (IV) Sayılı Cetvel, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici
Madde 16
Madde 16, Ek Madde 28’in 2 nci ve 3 üncü fıkraları 1/1/1991 3649 Ek Madde 31 25/5/1990 3657 13 20/6/1990 3697 48 18/1/1991 3698 Ek Madde 1/1/1991 4, 178 1/1/1992 tarihinden geçerli olmak üzere 8/7/1991 164, Ek Madde, (IV) Sayılı Cetvel 15/7/1991 tarihinden geçerli olmak üzere 8/7/1991 KHK/450 Ek Madde, Ek Geçici Madde 7 15/9/1991 tarihinden geçerli olmak üzere 13/9/1991 KHK/449 Ek Madde 15/10/1991 KHK/461 Ek Geçici Madde 7 8/11/1991 59 10/1/1992 (I) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 15/1/1992 176 1/11/1992 (I) Sayılı Cetvel, Ek Madde 1/1/1992 36 3/7/1992 3828 Ek Madde 26, (IV) Sayılı Cetvel 11/7/1992 3872 Ek Madde 1/1/1993 tarihinden geçerli olmak üzere 23/3/1993 KHK/486 36, 154, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 15/7/1993 KHK/494 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel 9/9/1993 KHK/495 Ek Madde 1/9/1993 KHK/501 68 8/9/1993 KHK/508 36, (I) Sayılı Cetvel 16/9/1993 KHK/514 36, Ek Madde 13/9/1993 KHK/516 36, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, Ek Madde 16/9/1993 3920 195, 196, 197, 198 15/1/1994 tarihinden geçerli olmak üzere KHK/418 KHK/433 KHK/475 3803 3814 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 10/12/1993 KHK/527 36, 43, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel, 64, 72, 79, 164, 178, 202, Ek Madde 26, Ek Madde 32 (Ek Madde 31), Ek Geçici
Madde 16
Madde 16 20/5/1994 KHK/535 36 Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 3/6/1994 4003 Ek Madde 15/11/1994 4046 59 27/11/1994 4048 (IV) Sayılı Cetvel 15/1/1995 4049 36 6/12/1994 4065 Ek Geçici Madde 59 30/12/1994 KHK/547 43, 88, 146, Ek Madde, (IV) Sayılı Cetvel, Ek Madde 33 15/4/1995 tarihinden geçerli olmak üzere 9/3/1995 36, 103, 108, 208, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel 25/7/1995 (IV) Sayılı Cetvel 15/8/1995 tarihinden geçerli olmak üzere 25/7/1995 Ek Madde 35 19/7/1996 Ek Madde 34 5/8/1996 KHK/569 Ek Madde 25/1/1997 KHK/570 146, Ek Madde, (IV) Sayılı Cetvel 15/4/1997 tarihinden geçerli olmak üzere 3/4/1997 KHK/571 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 30/5/1997 KHK/572 (4382 sayılı Kanunla değişik) 50, 53 üncü maddenin 3 üncü fıkrası, 209 6/6/1997 53 üncü maddenin 2 nci fıkrası, 209 1/1/1999 4275 22 17/6/1997 36 ncı maddenin 1 inci fıkrası, 176, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel IVEĞİTİM VE ÖĞRETİM HİZMETLERİ SINIFI Bölümü 1/1/1998 36 ncı maddenin A fıkrası, (I) Sayılı Cetvel IV-TEKNİK HİZMETLER SINIFI Bölümü, 178 4/4/1998 4375 209 2/8/1998 4576 Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel 13/6/2000 4587 (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 4/7/2000 KHK/608 59 25/8/2000 KHK/613 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 4/10/2000 KHK/616 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 4/10/2000 KHK/617 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel 4/10/2000 KHK/618 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 4/10/2000 KHK/619 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel 4/10/2000 KHK/562 4160 4359 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 4636 36, Ek Madde, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 4/10/2000 tarihinden geçerli olmak üzere 13/4/2001 152 (Ek Madde), 208 13/7/2001 KHK/631 67, 175, 180, Ek Madde 36, Ek Madde 37, Geçici Madde 32 (Geçici Madde), Geçici Madde 33 1/1/2002 4748 13 9/4/2002 4848 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 29/4/2003 (I) Sayılı Cetvelin II- TEKNİK HİZMETLER SINIFI Bölümü 21/10/2001 4856 36, 152, (I) Sayılı Cetvelin I- GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI Bölümü 8/5/2003 4904 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 5/7/2003 4905 209 1/7/2003 4924 36, (I) Sayılı Cetvel 24/7/2003 4947 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 24/7/2003 (I) Sayılı Cetvelin III- Sağlık HİZMETLERİ SINIFI Bölümü 24/7/2003 tarihinden geçerli olmak üzere 12/8/2003 (I) Sayılı Cetvelin I/e, I/e bentleri, (IV) Sayılı Cetvel 12/8/2003 5176 29 8/6/2004 5204 152 1/1/2005 5223 104, 108 21/7/2004 36 16/7/2004 tarihinden geçerli olmak üzere 21/9/2004 79, 80, 125, 209, Ek Madde 36, (I) Sayılı Cetvel 21/9/2004 171, Ek Madde 34, Ek Madde 38 1/1/2005 5251 36,152, (I) Sayılı Cetvel 8/11/2004 5256 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 13/11/2004 5263 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 9/12/2004 202 15/1/2005 tarihinden geçerli olmak üzere 27/4/2005 4, 36, 48, 206, 207 27/4/2005 5345 36, 59, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 16/5/2005 5371 86, Ek Madde 33 5/7/2005 5378 53, Ek Madde 39 7/7/2005 5429 36, 59, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 18/11/2005 5436 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 24/12/2005 4, 86, 146, 176, 202 31/3/2006 152, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 31/3/2006 tarihini izleyen 4969 5234 5335 5473 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi aybaşı 5502 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 20/5/2006 5528 88, 175 4/7/2006 5540 152, (I) Sayılı Cetvel, (IV) Makam Tazminatı Cetveli 5/7/2006 5535 Geçici Madde 34 8/7/2006 108 1/6/2006 tarihinden geçerli olmak üzere 12/7/2006 152, Geçici Madde 35, (IV) Makam Tazminatı Cetveli, (I) Sayılı Cetvel 12/7/2006 5548 36, Ortak Hükümler Bölümü 1/10/2006 5620 4 21/4/2007 5655 209, Ek Madde 22 20/5/2007 5670 (I) Sayılı Cetvel 1/11/2007 5728 48 8/2/2008 5737 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Makam Tazminatı Cetveli 27/2/2008 5757 36, 152 8/5/2008 5793 Ek Madde 33 6/8/2008 5797 (II) Sayılı Cetvel 19/8/2008 5510 (5754 sayılı Kanunla değişik) 107, 209, Ek Madde 22 1/10/2008 5809 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 10/11/2008 5830 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 16/1/2009 5902 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 17/6/2009 5916 36, 59, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 9/7/2009 Ek Geçici Madde 13, (I) Sayılı Cetvel 10/7/2009 4 1/1/2010 5947 Ek Madde 33 30/1/2010 5952 (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 4/3/2010 5953 (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 9/3/2010 5978 36, 59, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 6/4/2010 5984 36, 152, Ek Madde 32, (I) Sayılı Cetvel 13/6/2010 6002 36, 59, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 13/7/2010 6004 36, 59, 152, (I) Sayılı Cetvel 13/7/2010 tarihinden otuz gün sonra 6009 79 1/1/2010 tarihinden geçerli olmak üzere 1/8/2010 6083 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 10/12/2010 5538 5917 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 6085 (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 19/12/2010 6093 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel 30/12/2010 2, 26, 37, 38, 50, 53, 56, 57, 58, 64, 65, 66, 68, 77, 91, 98, 100, 101, 104, 105, 106, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 115, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 129, 132, 133, 135, 136, 160, 202, 208, 226, 227, 231, Ek Madde 2, Ek Madde 3, Ek Madde 4, Ek Madde 6, Ek Madde 7, Ek Madde 8’in son fıkrası haricindeki kısmı, Ek Madde 9, Ek Madde 13, Ek Madde 16, Ek Madde 17, Ek Madde 18, Ek Madde 20, Ek Madde 21, Ek Madde 25, Ek Madde 30, Geçici Madde 5, Geçici Madde 6, Geçici Madde 8, Geçici Madde 12, Geçici Madde 13, Geçici Madde 20, Geçici Madde 23, Geçici Madde 26, Geçici Madde 27, Geçici Madde 28, Geçici Madde 29, Geçici Madde 30, Geçici Madde 31, Geçici Madde 32, Geçici Madde 33, Geçici Madde 36, Ek Geçici Madde 4, Ek Geçici Madde 6, Ek Geçici Madde 7, Ek Geçici Madde 8, Ek Geçici Madde 11, Ek Geçici Madde 18, Ek Geçici Madde 22, Ek Geçici Madde 23, Ek Geçici Madde 24, Ek Geçici Madde 26, Ek Geçici Madde 28, Ek Geçici Madde 30, Ek Geçici Madde 32, Ek Geçici Madde 33, Ek Geçici Madde 34, Ek Geçici Madde 35, Ek Geçici Madde 37, Ek Geçici Madde 40, Ek Geçici Madde 41, Ek Geçici Madde 42, Ek Geçici Madde 43, Ek Geçici Madde 44, Ek Geçici Madde 46, Ek Geçici Madde 47, Ek Geçici Madde 49, Ek Geçici Madde 50, Ek Geçici Madde 51, Ek Geçici Madde 52, Ek Geçici Madde 54, Ek Geçici Madde 55, Ek Geçici Madde 56, Ek Geçici Madde 57, Ek Geçici Madde 58, Ek Geçici Madde 25/2/2011 Ek Madde 8’in son fıkrası 1/1/2012 6114 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 3/3/2011 6191 1 22/3/2011 6216 59, (II) Sayılı Cetvel 3/4/2011 KHK/632 Geçici Madde 37 4/6/2011 Ek Madde 40, Geçici Madde 38 8/6/2011 36, 59, 152, (I), (II) ve (IV) Sayılı Cetvel 12/6/2011 tarihinde yapılan milletvekili seçiminden sonra kurulan ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin atandığı tarihte KHK/644 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 12/6/2011 tarihinde yapılan milletvekili seçiminden sonra kurulan ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin atandığı tarihte KHK/646 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 10/7/2011 KHK/649 36, 59, (I) Sayılı Cetvel 17/8/2011 KHK/650 28 26/8/2011 KHK/651 36, 152, (1) Sayılı Ek Gösterge Cetveli 27/8/2011 KHK/652 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 14/9/2011 KHK/653 86, (I) Sayılı Cetvel 17/9/2011 6111 KHK/643 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi KHK/655 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 1/11/2011 KHK/656 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/657 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/659 36, 146, 152, (I) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/661 36, 152, Ek Madde 36, (I) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/662 36, 152, (I) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/663 36, 152, Ek Madde 33, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/664 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 2/11/2011 KHK/665 36, 152, (I) Sayılı Cetvel 2/11/2011 36, 104, Geçici Madde 39’un birinci ve üçüncü fıkraları 2/11/2011 152 31/12/2011 tarihinden geçerli olmak üzere 2/11/2011 Ek Madde 41, Ek Madde 42, Geçici Madde 39’un diğer fıkraları, 152, (I) Sayılı Cetvel, (II) Sayılı Cetvel, (IV) Sayılı Cetvel 15/1/2012 6253 36, Ek Madde 41, Geçici madde 39 18/12/2011 6291 II Sayılı cetvel 11/4/2012 6318 36, 122 3/6/2012 6328 36 29/6/2012 6331 II Sayılı cetvel 30/6/2012 6332 36, 152, I Sayılı cetvel 30/6/2012 6353 59 12/7/2012 6354 88 12/7/2012 6338 156 1/1/2013 6428 68, Geçici Madde 40 9/3/2013 6458 36, 152, (I) sayılı cetvel, 11/4/2013 6462 53, 100, 101, Ek Madde 39 3/5/2013 6487 II Sayılı cetvel 11/6/2013 KHK/666 Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113, K.: 2012/108 sayılı Kararı 28 inci maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile ikinci fıkrası 6495 36, 86, 101, 152, Ek Madde 40, 41, Geçici Madde 39, 41, I sayılı Cetvel, IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli 1/1/2013 tarihinden altı ay sonra (1/7/2013) Anayasa Mahkemesinin 22/11/2012 tarihli ve E.: 2011/148, K.: 2012/186 sayılı Kararı (II) sayılı Ek Gösterge cetveli Anayasa Mahkemesinin 27/12/2012 tarihli ve E.: 152 2/8/2013 8/10/2013 tarihinden altı ay sonra (8/4/2014) 10/10/2013 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı 31/12/2013 tarihinden dokuz ay sonra Anayasa Mahkemesinin 14/2/2013 tarihli ve E.: 2011/89, K.: 2013/29 sayılı Kararı Geçici Madde 38 6514 28, Ek Madde 33 18/1/2014 6518 72 19/2/2014 6519 Ek Madde 41 22/2/2014 6525 36, 104, 152, I sayılı Cetvel, IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli 27/2/2014 Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve E.: 2013/15, K.: 2013/131 sayılı Kararı 57 28/2/2014 6528 36, 152, I sayılı Cetvel 14/3/2014 Anayasa Mahkemesinin 27/3/2014 tarihli ve E.: 2013/101, K.: 2014/63 sayılı Kararı 36 22/7/2014 6552 4, 57, 152, Ek Madde 33, II sayılı Cetvel, 11/9/2014 6639 176, Ek Madde 33 15/4/2015 6645 II sayılı Cetvel, IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli 23/4/2015 6637 207 15/5/2015 36, 104, 108, Ek Madde 43, Geçici Madde 42 10/2/2016 152, (I) sayılı Ek Gösterge cetveli 10/2/2016 tarihini izleyen ayın onbeşinde 36,152, (I) sayılı Ek Gösterge cetveli 20/4/2016 6663 6701 (30/9/2014) 24/5/2016 tarihinden başlayarak bir yıl sonra Anayasa Mahkemesinin 5/5/2016 tarihli ve E.: 2016/34, K.: 2016/30 sayılı Kararı (IV) sayılı cetvel KHK/668 36 27/7/2016 6745 IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli 7/9/2016 KHK/676 48, 125 29/10/2016 6755 36 24/11/2016 (24/5/2017) 36,152, (I) sayılı Ek Gösterge cetveli, 6764 9/12/2016 (IV) sayılı Makam Tazminatı Cetveli KHK/680 122 6/1/2017 36, 152, Geçici Madde 41, (I) sayılı Ek Gösterge cetveli, 6769 10/1/2017 (II) sayılı Ek Gösterge cetveli 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi KHK/682 122 23/1/2017 KHK/694 36, 43, 80, 96, 152, 178, Ek Madde 29 25/8/2017 7060 36, 152, (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli 18/11/2017 7062 36, 152, (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli 12/12/2017 KHK/696 4, Geçici Madde 43, Geçici Madde 44 2/1/2018 7068 122 8/3/2018 7070 48, 125 8/3/2018 7072 122 8/3/2018 7078 36, 43, 80, 96, 152, 178, Ek Madde 29 8/3/2018 7079 4, Geçici Madde 43, Geçici Madde 44 2/1/2018 KHK/702 59 24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018) KHK/703 2, 4, 10, 11, 13, 15, 17, 21, 28, 33, 34, 35, 36, 41, 43, 55, 59, 60, 61, 61/A, 62, 68, 71, 79, 80, 87, 88, 89, 99, 100, 108, 124, 131, 134, 146, 152, 154, 156, 178, 193, 202, 216, 217, 224, 225, 231, Ek Madde 14, Ek
Madde 19
Madde 19, Ek Madde 24, Ek Madde 32, Ek Madde 34, Ek Madde 36, Ek
Madde 40
Madde 40, Ek Madde 41, Ek Madde 43, Ek Madde 44, Geçici Madde 39, Geçici Madde 45, Ek Geçici Madde 9, Ek Geçici Madde 16, Ek Geçici
Madde 48
Madde 48, (II) sayılı Ek Gösterge Cetveli, IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli 24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018) 7161 36, Geçici Madde 46 18/1/2019 7179 68 26/6/2019 Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı 48 29/11/2019 7196 59, Ek Madde 35 24/12/2019 7245 36 18/6/2020 7343 152 30/11/2021 7354 152, (I) sayılı Cetvel 15/1/2023 7381 59 8/3/2022 7383 (I) sayılı Cetvel, (II) sayılı Cetvel 24/3/2022 7417 Geçici Madde 47, (I) sayılı Cetvel, (II) sayılı Cetvel 15/1/2023 7433 4, Geçici Madde 48, Geçici Madde 49, Geçici Madde 50 26/1/2023 657 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE DeğiştirenKanunun /KHK’nin veya İptal Kararının Numarası 657 sayılı Kanunun Değişen, Yürürlükten Kaldırılan veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi 7437 Ek Madde 41 9/2/2023 7418 47 1/4/2023 7446 (II) sayılı Ek Gösterge Cetveli 5/4/2023 Anayasa Mahkemesinin 25/1/2023 tarihli ve E: 2022/97, K: 2023/13 sayılı Kararı Ek Madde 33 Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra (5/11/2023) 7471 (I) sayılı Cetvel 9/11/2023 7533 (I) sayılı Ek Gösterge Cetveli 30/11/2024 7537 4, 77, 92, 108, Ek Madde 41, Geçici Madde 51, Geçici Madde 52 27/12/2024 7547 61/A, Ek Madde 41, Ek Madde 44 16/5/2025 7548 Ek Madde 40 30/5/2025 Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 Tarihli ve E: 2018/117, K: 2023/212 Sayılı Kararı Geçici Madde 45 4/6/2025 Anayasa Mahkemesinin 16/1/2025 tarihli ve E.: 2024/128; K.: 2025/19 sayılı Kararı Geçici Madde 47 7573 56, 57, 127 Yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra (26/11/2025) 29/1/2026
02 · 6098 Sayılı Kanun

Türk Borçlar Kanunu

↑ Başa Dön

TÜRK BORÇLAR KANUNU

Kanun No: 6098
Kabul: 11 Ocak 2011
R.G. Tarihi: 4 Şubat 2011
R.G. Sayı: 27836
BİRİNCİ KISIM – Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM – Borç İlişkisinin Kaynakları
BİRİNCİ AYIRIM – Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri
A. Sözleşmenin kurulması
I. İrade açıklaması
1. Genel olarak
MADDE 1

Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak

açıklamalarıyla kurulur.

İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.

2. İkinci derecedeki noktalar

MADDE 2

Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki

noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır.

İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak

karara bağlar.

Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır.

II. Öneri ve kabul

1. Süreli öneri

MADDE 3

Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin

sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır.

Kabul bu süre içinde kendisine ulaşmazsa; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.

2. Süresiz öneri

a. Hazır olanlar arasında

MADDE 4

Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen

kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.

Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında

yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır.

b. Hazır olmayanlar arasında

MADDE 5

Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan öneri,

zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana

kadar, önereni bağlar.

Öneren, önerisini zamanında ulaşmış sayabilir.

Zamanında gönderilen kabul, önerene geç ulaşır ve öneren onunla bağlı olmak

istemezse, durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır.

3. Örtülü kabul

MADDE 6

Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü

beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş

sayılır.

4. Ismarlanmayan şeyin gönderilmesi

MADDE 7

Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz. Bu şeyi alan kişi,

onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.

5. Bağlayıcı olmayan öneri ve herkese açık öneri

MADDE 8

Öneren, önerisi ile bağlı olmama hakkının saklı olduğunu açıkça belirtirse

veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığı anlaşılırsa,

önerisi kendisini bağlamaz.

Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin

gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır.

6. İlan yoluyla ödül sözü verme

MADDE 9

Bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında ödül vereceğini ilan yoluyla

duyuran kimse, sözünü yerine getirmekle yükümlüdür.

Ödül sözü veren, sonucun gerçekleşmesinden önce sözünden cayarsa veya sonucun

gerçekleşmesini engellerse, dürüstlük kurallarına uygun olarak yapılan giderleri ödemekle

yükümlüdür. Ancak, bir ya da birden çok kişiye ödenecek giderlerin toplamı, ödülün değerini

aşamaz.

Ödül sözü veren, giderlerinin ödenmesini isteyenlerin beklenen sonucu

gerçekleştiremeyeceklerini ispat ederse, giderleri ödeme yükümlülüğünden kurtulur.

7. Önerinin ve kabulün geri alınması

MADDE 10

Geri alma açıklaması, diğer tarafa öneriden önce veya aynı anda ulaşmış

ya da daha sonra ulaşmakla birlikte diğer tarafça öneriden önce öğrenilmiş olursa, öneri

yapılmamış sayılır.

Bu kural, kabulün geri alınmasında da uygulanır.

III. Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmenin hüküm anı

MADDE 11

Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün gönderildiği

andan başlayarak hüküm doğurur.

Açık bir kabulün gerekli olmadığı durumlarda, sözleşme önerinin ulaşma anından

başlayarak hüküm doğurur.

B. Sözleşmelerin şekli

I. Genel kural

MADDE 12

Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle

bağlı değildir.

Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen

şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.

II. Yazılı şekil

1. Yasal şekil

a. Kapsamı

MADDE 13

Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin

değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak, sözleşme metniyle çelişmeyen

tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.

Bu kural, yazılı şekil dışındaki geçerlilik şekilleri hakkında da uygulanır.

b. Unsurları

MADDE 14

Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin

imzalarının bulunması zorunludur.

Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce

imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya

da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer.

c. İmza

MADDE 15

İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli

elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.

İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen

durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır.

(Değişik fıkra: 13/2/2011-6111/213 md.) Görme engellilerin talepleri halinde

imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları

yeterlidir.

d. İmza yerine geçen işaretler

MADDE 16

İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması

koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilirler.

Kambiyo senetlerine ilişkin hükümler saklıdır.

2. İradi şekil

MADDE 17

Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde

yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz.

Herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa, yasal yazılı şekle

ilişkin hükümler uygulanır.

C. Borç tanıması

MADDE 18

Borcun sebebini içermemiş olsa bile borç tanıması geçerlidir.

D. Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler

MADDE 19

Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında,

tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın,

gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye

karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.

E. Genel işlem koşulları

I. Genel olarak

MADDE 20

Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok

sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa

sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması,

kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.

Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin

içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.

Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu

koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel

işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili

makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları

sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.

II. Kapsamı

1. Yazılmamış sayılma

MADDE 21

Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin

kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların

varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı

tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları

yazılmamış sayılır.

Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da

yazılmamış sayılır.

2. Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi

MADDE 22

Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri

geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer

hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.

III. Yorumlanması

MADDE 23

Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse

veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.

IV. Değiştirme yasağı

MADDE 24

Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir

sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları

içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren

kayıtlar yazılmamış sayılır.

V. İçerik denetimi

MADDE 25

Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın

aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.

F. Sözleşmenin içeriği

I. Sözleşme özgürlüğü

MADDE 26

Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde

özgürce belirleyebilirler.

II. Kesin hükümsüzlük

MADDE 27

Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik

haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin

geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça

anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.

III. Aşırı yararlanma

MADDE 28

Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu

oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da

deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun

özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini

ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda

kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin

kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.

IV. Önsözleşme

MADDE 29

Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir.

Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak

sözleşmenin şekline bağlıdır.

G. İrade bozuklukları

I. Yanılma

1. Yanılmanın hükümleri

MADDE 30

Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı

olmaz.

2. Yanılma hâlleri

a. Açıklamada yanılma

MADDE 31

Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır:

1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa.

2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa.

3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden

başkasına açıklamışsa.

4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına

karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa.

5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya

gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa.

Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile

yetinilir.

b. Saikte yanılma

MADDE 32

Saikte yanılma, esaslı yanılma sayılmaz. Yanılanın, yanıldığı saiki

sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun

olması hâlinde yanılma esaslı sayılır. Ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması

gerekir.

c. İletmede yanılma

MADDE 33

Sözleşmenin kurulmasına yönelik iradenin haberci veya çevirmen gibi bir

aracı ya da bir araç tarafından yanlış iletilmiş olması hâlinde de yanılma hükümleri uygulanır.

3. Yanılmada dürüstlük kuralları

MADDE 34

Yanılan, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremez.

Özellikle diğer tarafın, sözleşmenin yanılanın kasdettiği anlamda kurulmasına razı

olduğunu bildirmesi durumunda, sözleşme bu anlamda kurulmuş sayılır.

4. Yanılmada kusur

MADDE 35

Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden

doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi

gerekiyorsa, tazminat istenemez.

Hâkim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak

kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir.

II. Aldatma

MADDE 36

Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa,

yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.

Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı

sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı

değildir.

III. Korkutma

1. Hükmü

MADDE 37

Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir

sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.

Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek

durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa,

diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.

2. Koşulları

MADDE 38

Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya

yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar

tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.

Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme

yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda

kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.

IV. İrade bozukluğunun giderilmesi

MADDE 39

Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme

yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı

andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri

istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.

Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış

sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.

H. Temsil

I. Yetkili temsil

1. Genel olarak

a. Temsilin hükmü

MADDE 40

Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan

hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.

Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları

kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya

çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması

farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.

Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.

b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi

MADDE 41

Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil

yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden

doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.

Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu

bildirime göre belirlenir.

2. Hukuki işlemden doğan yetki

a. Yetkinin sınırlanması ve geri alınması

MADDE 42

Temsil olunan, hukuki bir işlemden doğan temsil yetkisini her zaman

sınırlayabilir veya geri alabilir. Ancak, taraflar arasındaki hizmet, vekâlet veya ortaklık

sözleşmeleri gibi hukuki ilişkilerden doğabilecek haklar saklıdır.

Temsil olunan, bu hakkından önceden feragat edemez.

Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse,

bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri

alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez.

b. Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar

MADDE 43

Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça

veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar

verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır.

c. Yetki belgesinin geri verilmesi

MADDE 44

Temsilciye yetki belgesi verilmişse, yetkinin sona ermesi durumunda

temsilci, bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmakla

yükümlüdür.

Temsil olunan veya halefleri, temsilcinin belgeyi geri vermesi için gerekeni yapmazlarsa,

bundan dolayı iyiniyetli üçüncü kişilerin zararını gidermekle yükümlüdürler.

d. Yetkinin sona erdiğinin ileri sürülememesi

MADDE 45

Temsilci, yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil

olunan veya halefleri, temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlıdırlar.

Bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona ermiş olduğunu bildikleri durumlarda

uygulanmaz.

II. Yetkisiz temsil

1. Onama hâlinde

MADDE 46

Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem

yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.

Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir

süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde

işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.

2. Onamama hâlinde

MADDE 47

Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması

hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden

istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz

olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi

istenemez.

Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de

istenebilir.

Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.

III. Saklı hükümler

MADDE 48

Ortaklık temsilcileri ile organlarının ve ticari vekillerin yetkisine ilişkin

hükümler saklıdır.

İKİNCİ AYIRIM – Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri
A. Sorumluluk
I. Genel olarak
MADDE 49

Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille

başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

II. Zararın ve kusurun ispatı

MADDE 50

Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan

akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete

uygun olarak belirler.

III. Tazminat

1. Belirlenmesi

MADDE 51

Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve

özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle

yükümlüdür.

2. İndirilmesi

MADDE 52

Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya

da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise

hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde

yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.

IV. Özel durumlar

1. Ölüm ve bedensel zarar

a. Ölüm

MADDE 53

Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

1. Cenaze giderleri.

2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından

ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

b. Bedensel zarar

MADDE 54

Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

1. Tedavi giderleri.

2. Kazanç kaybı.

3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

c. Belirlenmesi

MADDE 55

Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun

hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu

edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların

belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat,

miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.

Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu

diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da

kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

d. Manevi tazminat

MADDE 56

Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda,

olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi

tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da

manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

2. Haksız rekabet

MADDE 57

Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya

da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan

veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun

varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir.

Ticari işlere ait haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır.

3. Kişilik hakkının zedelenmesi

MADDE 58

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara

karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya

bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın

yayımlanmasına hükmedebilir.

4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

MADDE 59

Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişi, bu sırada verdiği

zararları gidermekle yükümlüdür. Ancak, ayırt etme gücünü kaybetmede kusuru olmadığını

ispat ederse, sorumluluktan kurtulur.

V. Sorumluluk sebeplerinin çokluğu

1. Sebeplerin yarışması

MADDE 60

Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim,

zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi

giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.

2. Müteselsil sorumluluk

a. Dış ilişkide

MADDE 61

Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı

zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil

sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.

b. İç ilişkide

MADDE 62

Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında

paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek

kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.

Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer

müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.

VI. Hukuka aykırılığı kaldıran hâller

1. Genel olarak

MADDE 63

Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan

bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.

Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin

davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin

zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya

zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.

2. Sorumluluk

MADDE 64

Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği

zarardan sorumlu tutulamaz.

Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer

bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre

belirler.

Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o

sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba

uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da

yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

B. Kusursuz sorumluluk

I. Hakkaniyet sorumluluğu

MADDE 65

Hakkaniyet gerektiriyorsa; hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin

verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.

II. Özen sorumluluğu

1. Adam çalıştıranın sorumluluğu

MADDE 66

Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında

başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve

denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat

ederse, sorumlu olmaz.

Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını

önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep

olunan zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat

sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.

2. Hayvan bulunduranın sorumluluğu

a. Giderim yükümlülüğü

MADDE 67

Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen

kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini

ispat ederse sorumlu olmaz.

Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa,

hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.

b. Alıkoyma hakkı

MADDE 68

Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği

takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir;

hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.

Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini

bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.

3. Yapı malikinin sorumluluğu

a. Giderim yükümlülüğü

MADDE 69

Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki

bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan

zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı

saklıdır.

b. Zarar tehlikesini önleme

MADDE 70

Bir başkasına ait bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme

tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını hak

sahiplerinden isteyebilir.

Kişilerin ve malların korunması hakkındaki kamu hukuku kuralları saklıdır.

III. Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme

MADDE 71

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu

takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.

Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz

önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi

durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun

önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda

benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu

işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır.

Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.

Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin

verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun

bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.

C. Zamanaşımı

I. Kural

MADDE 72

Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü

öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın

geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir

zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız

fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan

kaçınabilir.

II. Rücu isteminde

MADDE 73

Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin

öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten

başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu

kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına

göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.

D. Yargılama

I. Ceza hukuku ile ilişkisinde

MADDE 74

Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün

bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili

hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı

değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine

ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.

II. Tazminat hükmünün değiştirilmesi

MADDE 75

Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak

belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat

hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir.

III. Geçici ödemeler

MADDE 76

Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu

ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene

geçici ödeme yapmasına karar verebilir.

Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata

hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri

vermesine karar verir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri
A. Koşulları
I. Genel olarak
MADDE 77

Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya

emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da

sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.

II. Borçlanılmamış edimin ifası

MADDE 78

Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak,

kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.

Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş

olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.

Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri

saklıdır.

B. Geri vermenin kapsamı

I. Zenginleşenin yükümlülüğü

MADDE 79

Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden

çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.

Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken

ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin

tamamını geri vermekle yükümlüdür.

II. Giderleri isteme hakkı

MADDE 80

Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme

isteminde bulunandan isteyebilir.

Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri

verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.

Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini

isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca

ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.

C. Geri istenememe

MADDE 81

Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey

geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.

D. Zamanaşımı

MADDE 82

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme

hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin

gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer

taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.

İKİNCİ BÖLÜM – Borç İlişkisinin Hükümleri
BİRİNCİ AYIRIM – Borçların İfası
A. Genel olarak
I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması
MADDE 83

Borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati

bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir.

II. İfanın konusu

1. Kısmen ifa

MADDE 84

Borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmen ifayı reddedebilir.

Alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlu, borcun kendisi tarafından ikrar olunan

kısmını ifadan kaçınamaz.

2. Bölünemeyen borç

MADDE 85

Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa, alacaklılardan her

biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir. Borçlu, edimini alacaklıların hepsine

birden ifa etmek zorundadır.

Bölünemeyen borcun birden çok borçlusu varsa, borçlulardan her biri borcun

tamamını ifa etmekle yükümlüdür.

Durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, ifada bulunan borçlu, alacaklıya halef olur

ve diğer borçlulardan payları oranında alacağını isteyebilir.

3. Çeşit borcu

MADDE 86

Çeşit borçlarında hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça,

edimin seçimi borçluya aittir. Ancak borçlunun seçeceği edim, ortalama nitelikten daha düşük

olamaz.

4. Seçimlik borç

MADDE 87

Seçimlik borçlarda, hukuki ilişkiden ve işin özelliğinden aksi

anlaşılmadıkça, edimlerden birinin seçimi borçluya aittir.

5. Faiz

MADDE 88

Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede

kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine

göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık

faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.

B. İfa yeri

MADDE 89

Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir.

Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,

2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,

3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde,

ifa edilir.

Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının

yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki

yerleşim yerinde ifa edilebilir.

C. İfa zamanı

I. Süreye bağlanmamış borç

MADDE 90

İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin

özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.

II. Süreye bağlı borç

1. Aya ilişkin sürelerde vade

MADDE 91

Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın

birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın onbeşinci günü anlaşılır.

Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü

anlaşılır.

2. Diğer sürelerde vade

MADDE 92

Bir borcun veya taraflardan birine düşen herhangi bir yükümlülüğün

sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gerekiyorsa, ifa zamanı

aşağıdaki biçimde belirlenir:

1. Gün olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın, bu sürenin

son günü dolmuş olur. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre ise, bir veya iki haftayı

değil, tam sekiz veya onbeş günü ifade eder.

2. Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan

gününde dolmuş olur.

3. Ay olarak veya yıl, yarıyıl ve yılın dörtte biri gibi birden çok ayı içeren bir zaman

olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunu

karşılayan gününde dolmuş olur. Son ayda bunu karşılayan gün yoksa süre, bu ayın son günü

dolmuş sayılır.

4. Yarım aydan onbeş günlük süre anlaşılır. Bir veya birden çok ay ve yarım ay olarak

belirlenmiş sürenin dolduğu gün, son aya onbeş gün eklenerek belirlenir.

Bu kurallar, sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir andan işlemeye başladığı

durumlarda da uygulanır.

Borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken bir borcu, bu sürenin

dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür.

3. Tatil günleri

MADDE 93

İfa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen

bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer.

Aksine anlaşma geçerlidir.

III. İş saatlerinde ifa

MADDE 94

Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir.

IV. Sürenin uzatılması

MADDE 95

Süre uzatılmış ise yeni süre, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, önceki

sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar.

V. Erken ifa

MADDE 96

Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun

gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona

ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça

borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.

VI. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde

1. İfada sıra

MADDE 97

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın,

sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi

borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

2. İfa güçsüzlüğü

MADDE 98

Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu

ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz

kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence

altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir.

Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse

sözleşmeden dönebilir.

D. Ödeme

I. Ülke parası ile

MADDE 99

Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.

Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa,

sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme

günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.

Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme

ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi

üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden

Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.

II. Mahsup

1. Kısmen ödemede

MADDE 100

Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı

ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.

Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu

kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup

etme hakkına sahip değildir.

2. Birden çok borçta

a. Borçlu ve alacaklının bildirimine göre

MADDE 101

Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan

hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.

Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş

olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.

b. Kanuna göre

MADDE 102

Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık

bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise

ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip

yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.

Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan

hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.

III. Makbuz ve senetlerin geri verilmesi

1. Borçlunun hakkı

MADDE 103

Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse, buna

ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir.

Borcun tamamı ödenmemiş veya borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte

ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir.

2. Hükümleri

MADDE 104

Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için, alacaklı

tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa

edilmiş sayılır.

Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul

edilir.

Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.

3. Senedin geri verilememesi

MADDE 105

Alacaklı, borç senedini kaybettiğini iddia ederse, borçlunun istemi

üzerine, borcu ödeme sırasında, kendisine borç senedinin iptalini ve borcun sona ermiş

olduğunu gösteren resmen düzenlenmiş veya usulüne göre onaylanmış bir belge vermek

zorundadır.

Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır.

E. Alacaklının temerrüdü

I. Koşulları

MADDE 106

Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı,

haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi

tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.

Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da

temerrüde düşmüş olur.

II. Hükümleri

1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde

a. Tevdi hakkı

MADDE 107

Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri

alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.

Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı

olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.

b. Satma hakkı

MADDE 108

Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi

edilmesine uygun düşmez veya teslim edilecek şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya

tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirir ise, borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması

koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir.

Teslim edilecek şey, borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere

oranla değeri az ise, satışın açık artırma yoluyla yapılması zorunlu olmadığı gibi, hâkim,

önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.

c. Tevdi konusunu geri alma

MADDE 109

Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin

ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir.

Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.

2. Diğer edimlerde

MADDE 110

Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa, alacaklının temerrüdü

hâlinde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.

F. Diğer ifa engelleri

MADDE 111

Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya

alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir

sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde

olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

İKİNCİ AYIRIM – Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları
A. Borcun ifa edilmemesi
I. Giderim borcu
1. Genel olarak
MADDE 112

Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun

yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

2. Yapma ve yapmama borçlarında

MADDE 113

Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı,

masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin

verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.

Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı

gidermekle yükümlüdür.

Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı

borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir.

II. Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı

1. Genel olarak

MADDE 114

Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun

sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar

sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir.

Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık

hâllerine de uygulanır.

2. Sorumsuzluk anlaşması

MADDE 115

Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden

yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle

sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak

hükümsüzdür.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili

makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu

olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

MADDE 116

Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın

kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna

uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı

gidermekle yükümlüdür.

Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla

tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili

makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden

sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

B. Borçlunun temerrüdü

I. Koşulları

MADDE 117

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka

dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu

günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin

gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli

olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

II. Hükümleri

1. Genel olarak

a. Gecikme tazminatı

MADDE 118

Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat

etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

b. Beklenmedik hâlden sorumluluk

MADDE 119

Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan

sorumludur.

Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş

olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan

kurtulabilir.

2. Temerrüt faizi

a. Genel olarak

MADDE 120

Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa,

faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca

belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa

ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı

hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.

b. Faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi

MADDE 121

Faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte

temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak,

temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

Buna aykırı olarak yapılan anlaşmalar, ceza koşulu hükümlerine tabi olur.

Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez.

3. Aşkın zarar

MADDE 122

Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu

kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının

istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde

a. Süre verilmesi

MADDE 123

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde

düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre

verilmesini hâkimden isteyebilir.

b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

MADDE 124

Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz

olacağı anlaşılıyorsa.

2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.

3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi

üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

c. Seçimlik haklar

MADDE 125

Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse

veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun

ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.

Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini

hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya

sözleşmeden dönebilir.

Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar

ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte

kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı

zararın giderilmesini de isteyebilir.

d. Sürekli edimli sözleşmelerde

MADDE 126

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü

hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek,

sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi
A. Alacaklıya halef olma
MADDE 127

Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hâllerde ifası

ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur:

1. Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde

mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde.

2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan

önce alacaklıya bildirildiği takdirde.

Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

B. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme

MADDE 128

Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin

gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa

etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği

kararlaştırılabilir.

C. Üçüncü kişi yararına sözleşme

I. Genel olarak

MADDE 129

Kendi adına sözleşme yapan kişi, sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir

edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir.

Üçüncü kişi veya üçüncü kişiye halef olanlar da, tarafların amacına veya örf ve âdete

uygun düştüğü takdirde edimin ifasını isteyebilirler. Bu durumda, üçüncü kişi veya ona halef

olanlar bu hakkı kullanmak istediklerini borçluya bildirdikten sonra, alacaklı borçluyu ibra

edemeyeceği gibi, borcun nitelik ve kapsamını da değiştiremez.

II. Sorumluluk sigortalarında

MADDE 130

Başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu

güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya

çalışana ait olur.

Ancak, çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan

indirilir.

Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı
BİRİNCİ AYIRIM – Sona Erme Hâlleri
A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi
MADDE 131

Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet,

faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.

İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar

yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu

anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.

Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

B. İbra

MADDE 132

Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı

tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle

tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.

C. Yenileme

I. Genel olarak

MADDE 133

Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu

yöndeki açık iradesi ile olur.

Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak

senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça

yenileme sayılmaz.

II. Cari hesaplarda

MADDE 134

Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun

yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.

Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda,

borç yenilenmiş olur.

Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun

kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.

D. Birleşme

MADDE 135

Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer.

Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.

Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür.

Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.

E. İfa imkânsızlığı

I. Genel olarak

MADDE 136

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa,

borç sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu,

karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle

yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya

sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu

hükmün dışındadır.

Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın

artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.

II. Kısmi ifa imkânsızlığı

MADDE 137

Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen

imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi

ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça

anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve

alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya

razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık

hükümleri uygulanır.

III. Aşırı ifa güçlüğü

MADDE 138

Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi

de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve

sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük

kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa

etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa

borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı

takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural

olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.

Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.

F. Takas

I. Koşulları

1. Genel olarak

MADDE 139

İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri

birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas

edebilir.

Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.

Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz

zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.

2. Kefalet hâlinde

MADDE 140

Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulundukça, kefili de alacaklıya

ifada bulunmaktan kaçınabilir.

3. Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde

MADDE 141

Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer

tarafından olan alacağını takas edemez.

4. Borçlunun iflası hâlinde

MADDE 142

Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile, alacaklarını,

müflise olan borçları ile takas edebilirler.

II. Hükümleri

MADDE 143

Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle

gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca

sona erer.

Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır.

III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar

MADDE 144

Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak

alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:

1. Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.

2. Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri

verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.

3. Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel

niteliği gereği, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.

IV. Takastan feragat

MADDE 145

Borçlu, takas hakkından önceden de feragat edebilir.

İKİNCİ AYIRIM – Zamanaşımı
A. Süreler
I. On yıllık zamanaşımı
MADDE 146

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık

zamanaşımına tabidir.

II. Beş yıllık zamanaşımı

MADDE 147

Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:

1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.

2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta

ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.

3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.

4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri

ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya

ortaklar arasındaki alacaklar.

5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı

dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi

dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

III. Sürelerin kesinliği

MADDE 148

Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez.

IV. Zamanaşımının başlangıcı

1. Genel olarak

MADDE 149

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.

Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu

bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.

2. Dönemsel edimlerde

MADDE 150

Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı

için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar.

Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de

zamanaşımına uğramış olur.

V. Sürelerin hesaplanması

MADDE 151

Süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve

zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur.

Zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da, borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına

ilişkin hükümler uygulanır.

B. Bağlı alacaklarda zamanaşımı

MADDE 152

Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar

da zamanaşımına uğramış olur.

C. Zamanaşımının durması

MADDE 153

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:

1. Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.

2. Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri

sebebiyle Devletten olan alacakları için.

3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.

4. Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.

5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.

6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.

7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe

etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece.

Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı

işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.

D. Zamanaşımının kesilmesi

I. Sebepleri

MADDE 154

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya

da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra

takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.

II. Birlikte borçlulara etkisi

MADDE 155

Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun

borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.

Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.

III. Yeni sürenin başlaması

1. Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde

MADDE 156

Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.

Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise,

yeni süre her zaman on yıldır.

2. Alacaklının fiili hâlinde

MADDE 157

Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince

tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden

işlemeye başlar.

Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra

yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere

göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.

E. Davanın reddinde ek süre

MADDE 158

Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da

düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle

reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış

günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

F. Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta

MADDE 159

Alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak

için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden

alma yetkisi devam eder.

G. Zamanaşımından feragat

MADDE 160

Zamanaşımından önceden feragat edilemez.

Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez.

Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragat etmiş olması durumunda da aynı

hüküm uygulanır.

Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.

H. İleri sürülmesi

MADDE 161

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne

alamaz.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM – Borç İlişkilerinde Özel Durumlar
BİRİNCİ AYIRIM – Teselsül
A. Müteselsil borçluluk
I. Doğuşu
MADDE 162

Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından

sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.

Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde

doğar.

II. Dış ilişki

1. Hükümleri

a. Borçluların sorumluluğu

MADDE 163

Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse

borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.

Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.

b. Borçluların savunmaları

MADDE 164

Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi

arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve

itirazları ileri sürebilir.

Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı

sorumlu olur.

c. Borçluların bireysel davranışı

MADDE 165

Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi

davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.

2. Borcun sona ermesi

MADDE 166

Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını

sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.

Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular

bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.

Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen

borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.

III. İç ilişki

1. Paylaşım

MADDE 167

Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin

niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı

eşit paylarla sorumludurlar.

Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer

borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında

rücu edebilir.

Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle

yükümlüdürler.

2. Alacaklıya halef olma

MADDE 168

Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği

miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.

Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse,

bunun sonuçlarına katlanır.

B. Müteselsil alacaklılık

MADDE 169

Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun

tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar.

Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş

olur.

Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine

bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir.

Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden

anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir.

Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan

diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.

İKİNCİ AYIRIM – Koşullar
A. Geciktirici koşul
I. Genel olarak
MADDE 170

Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği

bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.

Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği

andan başlayarak hüküm ifade eder.

II. Koşulun askıda olduğu sıradaki durum

MADDE 171

Koşul gerçekleşinceye kadar borçlu, borcun gereği gibi ifasını

engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.

Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, alacağı koşula bağlı olmayan

alacaklıların haklarını korumak üzere başvurabilecekleri önlemleri alabilir.

Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği

oranda geçersiz olur.

III. Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar

MADDE 172

Borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce

kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği

yararların sahibi olur.

Koşul gerçekleşmezse alacaklı, elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.

B. Bozucu koşul

MADDE 173

Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir

olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur.

Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan

kalkar.

Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe

etkili olmaz.

C. Ortak hükümler

I. Koşulun gerçekleşmesi

MADDE 174

Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış

değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.

II. Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme

MADDE 175

Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına

aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.

Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa,

koşul gerçekleşmemiş sayılır.

III. Yasak koşullar

MADDE 176

Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini

sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu
A. Bağlanma parası
MADDE 177

Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma

parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.

Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.

B. Cayma parası

MADDE 178

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden

caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan

cayarsa aldığının iki katını geri verir.

C. Ceza koşulu

I. Alacaklının hakları

1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi

MADDE 179

Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir

ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın

ifasını isteyebilir.

Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa

alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl

borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.

Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle

sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.

2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki

MADDE 180

Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası

gerekir.

Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun

kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.

3. Kısmi ifanın yanması

MADDE 181

Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan

kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.

Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.

II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi

MADDE 182

Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.

Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan

borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası

istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir

sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

BEŞİNCİ BÖLÜM – Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri
BİRİNCİ AYIRIM – Alacağın Devri
A. Koşulları
I. İradi devir
1. Genel olarak
MADDE 183

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun

rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.

Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış

olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını

ileri süremez.

2. Şekli

MADDE 184

Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.

II. Yasal veya yargısal devir ve etkisi

MADDE 185

Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse,

bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü

kişilere karşı ileri sürülebilir.

B. Devrin hükümleri

I. Borçlunun durumu

1. İyiniyetle yapılan ifa

2. İfadan kaçınma ve tevdi
MADDE 187

Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan

kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur.

Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak

sonuçlardan sorumlu olur.

Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel

ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.

3. Borçluya ait savunmalar

MADDE 188

Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları,

devralana karşı da ileri sürebilir.

Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce

veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.

II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi

MADDE 189

Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik

hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.

Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.

III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi

MADDE 190

Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer

belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.

IV. Garanti

1. Genel olarak

MADDE 191

Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında

alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.

Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına

geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden

sorumlu değildir.

2. İfaya yönelik devir

MADDE 192

Alacaklı, alacağını borcu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte

borca mahsup edilecek miktarı belirlememişse devralan, ancak borçludan aldığı veya gereken

özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı, kendi alacağına mahsup etmek zorundadır.

3. Sorumluluğun kapsamı

MADDE 193

Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde

bulunabilir:

1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini.

2. Devrin sebep olduğu giderleri.

3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin

yol açtığı giderleri.

4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.

C. Özel hükümlerin saklılığı

MADDE 194

Bazı hakların devrine özgü olarak kanunla konulmuş bulunan hükümler

saklıdır.

İKİNCİ AYIRIM – Borcun Üstlenilmesi
A. İç üstlenme sözleşmesi
MADDE 195

Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya

alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur.

Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan borçlarını ifa etmedikçe, diğer taraftan

yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez.

Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa, diğer taraftan güvence isteyebilir.

B. Dış üstlenme sözleşmesi

I. Öneri ve kabul

MADDE 196

Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu

üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur.

İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya

bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir.

Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin

üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza

gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.

II. Önerinin bağlayıcılığı

MADDE 197

Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri alacaklı tarafından her zaman kabul

edilebilir. Ancak, üstlenen veya önceki borçlu, kabul için bir süre koyabilir. Alacaklı bu

sürenin bitimine kadar susarsa, öneri reddedilmiş sayılır.

Önerinin alacaklı tarafından kabul edilmesinden önce yeni bir iç üstlenme sözleşmesi

yapılır ve bu ikinci üstlenmeye ilişkin olarak alacaklıya öneride bulunulursa, ilk öneride

bulunan, önerisi ile bağlı olmaktan kurtulur.

C. Borçlunun değişmesinin sonuçları

I. Bağlı hak ve borçlar

MADDE 198

Borçlu değişmiş olsa bile, alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olanlar

dışındaki bağlı hakları saklı kalır.

Bununla birlikte borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin

sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde

devam eder.

II. Savunmalar

MADDE 199

Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer.

Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu, alacaklıya karşı önceki

borçlunun ileri sürebileceği kişisel savunmalarda bulunamaz.

Yeni borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları alacaklıya karşı

ileri süremez.

D. Sözleşmenin hükümsüzlüğü

MADDE 200

Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü

kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.

Bundan başka, borcu üstlenen üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve

alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe

alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi yüzünden veya başka herhangi bir sebeple

uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir.

E. Borca katılma

MADDE 201

Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere,

katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması

sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması

MADDE 202

Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte

devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde,

diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla

duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan

sorumlu olur.

Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu

olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha

sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.

Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan

sonuçlarla özdeştir.

Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe,

ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.

G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi

MADDE 203

Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak

devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin

alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını

yeni işletmeden alabilirler.

Bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir

işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır.

H. Özel hükümlerin saklılığı

MADDE 204

Mirasın paylaşılması ve rehinli taşınmazların devri konusundaki borcun

üstlenilmesine ilişkin özel hükümler saklıdır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma
A. Sözleşmenin devri
MADDE 205

Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede

kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte

bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.

Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça

önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri

hükümlerine tabidir.

Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.

Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.

B. Sözleşmeye katılma

MADDE 206

Sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında

yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer

aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır.

Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf,

sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar.

Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.

İKİNCİ KISIM – Özel Borç İlişkileri
BİRİNCİ BÖLÜM – Satış Sözleşmesi
BİRİNCİ AYIRIM – Genel Hükümler
A. Tanımı ve hükümleri
MADDE 207

Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya

devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve

alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.

Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel

hükmündedir.

B. Yarar ve hasar

MADDE 208

Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel

koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin

devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.

Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi

durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.

Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve

hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.

İKİNCİ AYIRIM – Taşınır Satışı
A. Konusu
MADDE 209

Taşınır satışı, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar

dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır.

Ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi, taşınmazdan

ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların satılması da taşınır satışıdır.

B. Satıcının borçları

I. Zilyetliğin devri

1. Kural

MADDE 210

Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya

devretmekle yükümlüdür.

2. Devir ve taşıma giderleri

MADDE 211

Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri

satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere

taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.

Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır.

Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit

ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır; ancak satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada

ödenmiş olan tüketim vergilerini üstlenmiş sayılmaz.

3. Satıcının temerrüdü

a. Kural ve ayrık durum

MADDE 212

Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel

hükümler uygulanır.

Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde

düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının

giderilmesini istediği kabul edilir.

Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu

satıcıya hemen bildirmek zorundadır.

b. Giderim borcu ve kapsamı

MADDE 213

Borcunu ifa etmeyen satıcı, alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle

yükümlüdür.

Satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın

yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel

arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise alıcı, onun yerine bir

başkasını satın alma zorunda olmaksızın, satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa

fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

II. Zapttan sorumluluk

1. Konusu

MADDE 214

Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla,

satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı,

bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.

Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı,

ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz.

Satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama

konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

2. Yargılama usulü

a. Davanın bildirimi

MADDE 215

Satılanın elinden alınması tehlikesi ile karşılaşan alıcı, kendisine karşı

açılan davayı satıcıya bildirdiği zaman satıcı, durumun gereğine göre ve yargılama usulü

uyarınca ya alıcının yanında davaya katılmak ya da alıcı yerine geçerek üçüncü kişiye karşı

davayı takip etmek ve savunmak zorundadır.

Bildirme, davaya katılmaya ve savunmaya elverişli bir zamanda yapılmışsa, alıcının

aleyhinde verilen hüküm, onun ağır kusuru yüzünden verildiği ispat edilmedikçe, satıcı için

de sonuç doğurur.

Dava, kendisine yüklenilemeyen sebeplerden dolayı satıcıya bildirilmemişse satıcı,

zamanında bildirilmiş olsaydı daha elverişli bir hüküm elde edilebileceğini ispatladığı ölçüde

sorumluluktan kurtulur.

b. Mahkeme kararı olmaksızın satılanı verme

MADDE 216

Satıcının zapttan sorumluluğu aşağıdaki hâllerde devam eder:

1. Alıcı, bir mahkeme kararı beklemeksizin üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kurallarına

uygun olarak tanımış ve satılanı ona vermişse.

2. Alıcı, üçüncü kişinin kendisine karşı dava açmasını beklemeden, satıcıyı satılan

üzerindeki hak iddiasına ilişkin uyuşmazlığı dava yoluyla çözümlemesi, aksi takdirde tahkim

yoluna başvuracağı konusunda gecikmeksizin uyarmış ve bundan sonuç alamadığı için tahkim

yoluna başvurmuşsa.

Satıcının sorumluluğu, alıcının satılanı üçüncü kişiye vermekle yükümlü olduğunu

ispat etmesi durumunda da devam eder.

3. Alıcının hakları

a. Tam zapt hâlinde

MADDE 217

Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa, satış sözleşmesi

kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcı satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

1. Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek,

ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesini.

2. Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderleri.

3. Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek olanlar dışında kalan bütün yargılama

giderleri ile yargılama dışındaki giderleri.

4. Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden doğrudan doğruya uğradığı diğer

zararları.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın

elinden alınması yüzünden uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.

b. Kısmi zapt hâlinde

MADDE 218

Satılanın bir kısmı elinden alınmış veya satılan sınırlı ayni bir hakla

yüklenmişse alıcı, sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.

Ancak alıcının, satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve

koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini

isteyebilir. Bu durumda alıcı, satılanın elinde kalmış olan kısmını o zamana kadar elde etmiş

olduğu yararlarla birlikte, satıcıya geri vermekle yükümlüdür.

III. Ayıptan sorumluluk

1. Konusu

a. Genel olarak

MADDE 219

Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda

bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı

olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan

kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından

da sorumlu olur.

Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

b. Hayvan satışında

MADDE 220

Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru

olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.

2. Sorumsuzluk anlaşması

MADDE 221

Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan

sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

3. Alıcının bildiği ayıplar

MADDE 222

Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen

ayıplardan sorumlu değildir.

Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak

böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.

4. Gözden geçirme ve satıcıya bildirme

a. Genel olarak

MADDE 223

Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân

bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp

görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş

sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp

bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa,

hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

b. Hayvan satışında

MADDE 224

Hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak

belirlenmemiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin

yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün

içinde kendisine bildirilmesi ve ayrıca, hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre

içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur.

5. Satıcının ağır kusurunun sonuçları

MADDE 225

Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde

bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.

Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm

geçerlidir.

6. Satılanın başka yerden gönderilmesi

MADDE 226

Başka yerden gönderilen satılanın ayıplı olduğunu ileri süren alıcı,

bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa, satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici

olarak almakla yükümlüdür. Alıcı, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü satılanın korunması için

gerekli önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez.

Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür.

Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu

ispat yükü alıcıya düşer.

Satılanın kısa zamanda bozulma tehlikesi varsa, alıcı onu bulunduğu yerdeki mahkeme

aracılığıyla sattırmaya yetkili, hatta satıcının yararı gerektiriyorsa sattırmakla yükümlüdür.

Alıcı, durumu satıcıya en kısa zamanda bildirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.

7. Alıcının seçimlik hakları

a. Genel olarak

MADDE 227

Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki

seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere

satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın

tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı

göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.

Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme

veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.

b. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması

MADDE 228

Alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik

hâlden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının

sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne

kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.

Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına

devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış

bedelinden indirilmesini isteyebilir.

8. Dönmenin sonuçları

a. Genel olarak

MADDE 229

Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile

birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki

istemlerde bulunabilir:

1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.

2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış

olduğu giderlerin ödenmesi.

3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer

zararlarını da gidermekle yükümlüdür.

b. Birden çok mal satışında

MADDE 230

Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte

satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı

çıkanlar için kullanılabilir. Ancak, alıcıya veya satıcıya önemli bir zarar vermeksizin ayıplı

parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa, dönme hakkının satılanın tamamını kapsaması

zorunludur.

Satılanın aslı için satıştan dönülmesi, ayrı satış bedeli gösterilerek satılmış olsalar bile,

eklentilerini de kapsar; fakat eklentiler için dönme, satılanın aslını kapsamaz.

9. Zamanaşımı

MADDE 231

Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından

doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile,

satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın

kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin

geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı

süresinden yararlanamaz.

C. Alıcının borçları

I. Satış bedelinin ödenmesi ve satılanın devralınması

MADDE 232

Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini

ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür.

Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir.

II. Satış bedelinin belirlenmesi

MADDE 233

Alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse

satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır.

Satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir.

Bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir

indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari

teamüller saklıdır.

III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi

MADDE 234

Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli

muaccel olur.

Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa veya alıcı maldan ürün ya da diğer

verimler elde etme imkânına sahip ise ya da belirli günün geçmesiyle temerrüdün

gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.

IV. Alıcının temerrüdü

1. Satıcının dönme hakkı

MADDE 235

Satılanın, ancak satış bedeli ödendikten sonra veya ödenme anında

devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem

gerekmeksizin satıştan dönebilir.

Bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır.

Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü

sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede

açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.

2. Zararın hesaplanması ve giderimi

MADDE 236

Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı

gidermekle yükümlüdür.

Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın

başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre

hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa

gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı

arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar
A. Şekil
MADDE 237

Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde

düzenlenmesi şarttır.

Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe

geçerli olmaz.

Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

B. Satış ilişkisi doğuran haklar

I. Süresi ve şerhi

MADDE 238

Önalım, geri alım ve alım hakları en çok on yıllık süre için

kararlaştırılabilir ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline şerh edilebilir.

II. Devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi

MADDE 239

Aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri

alım hakları devredilemez, ancak miras yoluyla geçer.

Bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın

kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

III. Önalım hakkı

1. İleri sürülmesi

MADDE 240

Önalım hakkı, taşınmazın satışı ya da ekonomik bakımdan satışa

eşdeğer her türlü işlemin yapılması hâllerinde kullanılabilir.

Taşınmazın, mirasın paylaşımında mirasçılardan birine özgülenmesi, cebrî artırma

yoluyla satışı ve kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bunlara benzer amaçlarla edinilmesi

hâllerinde önalım hakkı kullanılamaz.

2. Koşulları ve hükümleri

MADDE 241

Satıcı veya alıcı, satış sözleşmesinin yapıldığını ve içeriğini önalım

hakkı sahibine noter aracılığıyla bildirmek zorundadır.

Önalım hakkı kullanıldıktan sonra satış sözleşmesi ortadan kaldırılırsa ya da alıcının

şahsından kaynaklanan sebeplerle onaylanmazsa, bu durum önalım hakkı sahibine karşı ileri

sürülemez.

Önalım hakkını kuran sözleşmede aksi öngörülmemişse, önalım hakkı sahibi

taşınmazı, satıcının üçüncü kişiyle kararlaştırdığı satışa ilişkin koşullarla kazanır.

Ekonomik bakımdan satışa eşdeğer işlemlerde de yukarıdaki hükümler uygulanır.

3. Kullanılması ve hükümleri

MADDE 242

Sözleşmeden doğan önalım hakkını kullanmak isteyen hak sahibi, bu

hak şerhedilmiş ve taşınmazın mülkiyeti alıcı adına tescil edilmişse alıcıya; aksi takdirde

satıcıya karşı, satışın veya ekonomik bakımdan satışa eşdeğer başka bir işlemin kendisine

bildirildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde satışın yapılmasından başlayarak iki yıl

içinde dava açmak zorundadır.

C. Taşınmaz satışı

I. Koşullu satış ve mülkiyetin saklı tutulması

MADDE 243

Bir taşınmazın koşula bağlı satışında, koşul gerçekleşmedikçe tapu

siciline tescil yapılamaz.

Taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu da tescil edilemez.

II. Sorumluluk

MADDE 244

Aksine sözleşme olmadıkça, satılan taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı

yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı, eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür.

Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü

tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir.

Bir yapının ayıplı olmasından doğan davalar, mülkiyetin geçmesinden başlayarak beş

yılın ve satıcının ağır kusuru varsa yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

III. Yarar ve hasar

MADDE 245

Satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması

için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse, onun yarar ve hasarı, alıcıya teslimle geçer. Bu

hüküm, alıcının satılanı teslim almada temerrüde düşmesi durumunda da uygulanır.

Bu sözleşmenin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

IV. Taşınır satışına ilişkin kuralların uygulanması

MADDE 246

Taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da

uygulanır.

DÖRDÜNCÜ AYIRIM – Bazı Satış Türleri
A. Örnek üzerine satış
I. Tanımı
MADDE 247

Örnek üzerine satış, tarafların sözleşmenin konusu olan malın alıcıya

veya üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe ya da tespit ettikleri bir mala uygun olması

üzerinde anlaşmalarıyla yapılan satıştır.

II. İspat yükü

MADDE 248

Örnek üzerine satışta kendisine örnek verilen taraf, elindeki örneğin

kendisine verilmiş örnek olduğunu ispat yükü altında olmayıp, örneğin biçimi değişmiş olsa

bile, bu değişiklik gözden geçirmenin zorunlu bir sonucu ise, alıcının iddiası doğru sayılır.

Ancak, karşı tarafın her hâlde bunun aksini ispat hakkı vardır.

Örnek, alıcının elindeyken bozulmuş veya yok olmuşsa, kusuru olmasa bile, satılanın

örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya düşer.

B. Beğenme koşuluyla satış

I. Tanımı

MADDE 249

Beğenme koşuluyla satış, alıcının satılanı deneyerek veya gözden

geçirerek beğenmesi koşuluyla yapılan satıştır.

II. Hükümleri

MADDE 250

Beğenme koşuluyla satışta alıcı, satılanı kabul etmekte veya hiçbir

sebep göstermeksizin geri vermekte serbesttir.

Satılan, alıcının zilyetliğine geçmiş olsa bile, satılanın mülkiyeti, beğenme koşulunun

gerçekleştiği ana kadar satıcıda kalır.

III. Deneme veya gözden geçirme

1. Satıcının yanında

MADDE 251

Deneme veya gözden geçirme satıcının yanında yapılmak gerekip de

alıcı, satılanı sözleşme veya âdete göre gerekli süre içinde kabul edip etmediğini açıklamazsa,

satıcı sözleşmeyle bağlılıktan kurtulur.

Böyle bir süre belirlenmemişse, satıcı uygun bir süre geçtikten sonra, satılanı kabul

edip etmediğini bildirmesi için alıcıya ihtarda bulunabilir; bu ihtara hemen cevap verilmezse

satıcı, sözleşmeyle bağlılıktan kurtulur.

2. Alıcının yanında

MADDE 252

Satılan, denenmeksizin veya gözden geçirilmeksizin alıcıya verilmişse,

sözleşme veya âdete göre gereken süre içinde veya böyle bir süre yoksa, satıcının ihtarı

üzerine alıcı, satılanı beğenmediğini hemen bildirmez veya onu geri vermezse, beğenme

koşulu gerçekleşmiş olur.

Alıcının, herhangi bir çekince belirtmeksizin satış bedelinin tamamını veya bir kısmını

ödemesiyle ya da satılanı deneme veya gözden geçirme amacını aşacak biçimde kullanmasıyla

da beğenme koşulu gerçekleşmiş olur.

C. Kısmi ödemeli satışlar

I. Taksitle satış

1. Tanımı, şekli ve içeriği

MADDE 253

Taksitle satış, satıcının, satılan taşınırı alıcıya satış bedelinin

ödenmesinden önce teslim etmeyi, alıcının da satış bedelini kısım kısım ödemeyi üstlendikleri

satıştır.

Taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Malın satıcının ticari faaliyeti kapsamında satılması hâlinde, sözleşmede aşağıdaki

hususlar belirtilir:

1. Tarafların adı ve yerleşim yeri.

2. Satışın konusu.

3. Satılanın peşin satış bedeli.

4. Taksitle ödeme sebebiyle belirtilecek ilave bedel.

5. Toplam satış bedeli.

6. Alıcının nakden veya aynen üstlendiği diğer bütün edimler.

7. Peşinat ve taksitlerin tutarı ile vadesi ve ikiden az olmamak üzere taksit sayısı.

8. Alıcının yedi gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri

alma hakkı.

9. Öngörülmüşse, mülkiyetin saklı tutulmasına veya satış bedeli alacağının devrine

ilişkin anlaşma kayıtları.

10. Temerrüt veya vadenin ertelenmesi durumunda, yasal faiz oranının yüzde otuz

fazlasını geçmemek üzere ödenecek faiz.

11. Sözleşmenin kurulduğu yer ve tarih.

2. Yasal temsilcinin rızası

MADDE 254

Ayırt etme gücüne sahip bir küçük veya kısıtlı tarafından yapılmış olan

taksitle satış sözleşmesinin geçerliliği, yasal temsilcinin yazılı rızasına bağlıdır. Bu durumda

rızanın, en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.

3. Sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurması ve geri alma açıklaması

MADDE 255

Taksitle satış sözleşmesi, alıcı bakımından, taraflarca imzalanmış

sözleşmenin bir nüshasının eline geçmesinden yedi gün sonra hüküm ve sonuçlarını doğurur.

Alıcı, bu süre içinde irade açıklamasını geri aldığını satıcıya yazılı olarak bildirebilir. Bu

haktan önceden feragat edilemez. Geri alma bildiriminin sürenin son gününde postaya

verilmiş olması, sonuç doğurması için yeterlidir.

Satıcı geri alma süresi içinde malı alıcıya devretmişse alıcı, malı ancak olağan bir

gözden geçirmenin gerektirdiği ölçüde kullanabilir; aksi takdirde sözleşme hüküm ve

sonuçlarını doğurmuş olur.

Alıcının geri alma hakkını kullanması hâlinde, kendisinden cayma parası istenemez.

4. Tarafların hak ve borçları

a. Peşinatı ödeme borcu ve sözleşmenin süresi

MADDE 256

Alıcı, peşin satış bedelinin en az onda birini en geç teslim anında peşin

olarak, satış bedelinin geri kalan kısmını da sözleşmenin kurulmasını izleyen üç yıl içinde

ödemekle yükümlüdür.

Cumhurbaşkanı, satılanın türüne göre peşinat miktarı ile yasal ödeme sürelerini yarıya

kadar indirebileceği gibi, iki katına kadar çıkartabilir.1

Kanunda belirlenen asgari peşinatı tamamen almaksızın, satılanı alıcıya devreden

satıcı, peşinatın ödenmeyen kısmı üzerinde istem hakkını kaybeder.

Peşinattan vazgeçilmesi karşılığında, satış bedelinde yapılacak artırma hükümsüzdür.

b. Alıcının def’ileri

MADDE 257

Alıcı, satıcının taksitle satıştan doğan alacağı ile kendisinin satıcıdan

olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat edemez.

Alacağın devredilmesi durumunda alıcının, satış bedeli alacağına ilişkin def’ileri

sınırlanamaz ve ortadan kaldırılamaz.

2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer

alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

1

c. Satış bedelinin tamamen ödenmesi

MADDE 258

Taksit borcu kambiyo senedine bağlanmış olmadıkça, alıcı satış

bedelinin kalan kısmını her zaman bir defada ödeyerek borcundan kurtulabilir. Bu durumda,

peşin satış bedeline ilave edilen bedelin ödenmemiş taksitlere isabet eden kısmı, yarısından az

olmamak üzere ödeme süresinin kısaltılmasına uygun olarak indirilir.

5. Alıcının temerrüdü

a. Satıcının seçimlik hakkı

MADDE 259

Alıcı peşinatı ödemede temerrüde düşerse satıcı, sadece peşinatı

isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Alıcı taksitleri ödemede temerrüde düşerse satıcı, muaccel olmuş taksitlerin veya geri

kalan satış bedelinin tamamının bir defada ödenmesini isteyebilir ya da sözleşmeden

dönebilir. Satıcının geri kalan satış bedelinin tamamını isteyebilmesi veya sözleşmeden

dönebilmesi, ancak bu hakkı açık biçimde saklı tutmuş olmasına ve alıcının kararlaştırılan

satış bedelinin en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen en az iki taksidi veya en az

dörtte birini oluşturan bir taksidi ya da en son taksidi ödemede temerrüde düşmüş olmasına

bağlıdır. Ancak, satıcının dönme dolayısıyla isteyebileceği miktar, ödenmiş olan taksitler

tutarına eşit veya daha fazla ise satıcı sözleşmeden dönemez.

Satıcı, satış bedelinin geri kalan kısmının tamamen ödenmesini isteme veya

sözleşmeden dönme haklarını kullanmadan önce, alıcıya en az onbeş günlük bir süre tanımak

zorundadır.

b. Sözleşmeden dönme

MADDE 260

Satıcı, alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi sebebiyle

satılanın alıcıya devrinden sonra sözleşmeden dönerse, her iki taraf aldığını geri vermekle

yükümlüdür. Satıcı, ayrıca hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli ve satılanın olağandışı

kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde tazminat da isteyebilir. Ancak satıcı,

sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı elde edecek olduğundan fazlasını isteyemez.

Satıcı, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden satılanın devrinden

önce sözleşmeden dönerse, alıcıdan sadece ödenmeyen peşinat üzerinden, sözleşmeden

döndüğü tarihe kadar işleyecek yasal faiz ile sözleşmenin kurulmasından sonra, satılanın

uğramış olduğu değer kaybı sebebiyle tazminat isteyebilir. Ceza koşulu kararlaştırılmışsa,

peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz.

c. Hâkimin müdahalesi

MADDE 261

Hâkim, temerrüde düşen alıcının borçlarını ödeyeceği konusunda

güvence vermesi ve satıcının da bu yeni düzenleme dolayısıyla herhangi bir zararının söz

konusu olmaması koşuluyla, alıcıya ödeme kolaylıkları sağlayabilir ve satıcının satılanı geri

almasını yasaklayabilir.

6. Yetkili mahkeme ve tahkim

MADDE 262

Yerleşim yeri Türkiye’de olan alıcı, tarafı olduğu taksitle satış

sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklar konusunda, yerleşim yerindeki mahkemenin yetkisinden

önceden feragat edemeyeceği gibi, tahkim sözleşmesi de yapamaz.

7. Uygulama alanı

MADDE 263

Taksitle satışa ilişkin hükümler, aynı ekonomik amaçla yapılan

işlemlere de uygulanır.

Bir taşınırı edinme amacıyla yapılan ödünç sözleşmelerinde satıcının, mülkiyeti saklı

tutma kaydı ile birlikte veya bundan bağımsız olarak satış bedeli alacağını ödünç verene

devretmesi veya satıcı ile ödünç verenin başka surette anlaşarak, alıcının satış bedelini daha

sonra taksitler hâlinde ödemek üzere malın teslimini sağlamaları durumunda, taksitle satışa

ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ödünç sözleşmesinde, taksitle satış sözleşmelerine

konulması zorunlu olan hususların yer alması şarttır. Ancak, bunlardan peşin satış bedeli ile

toplam satış bedeli yerine, ödünç alınan miktar ile ödünç verene ödenecek toplam ödünç

miktarı gösterilir.

Peşin satışla bağlantılı taksitle ödünç sözleşmelerinde, ödünç verene, yasal asgari

peşinatın ödenmiş ve peşin satış bedelinin ödünç sözleşmesinin yapılması sırasında herhangi

bir ilave yapılmaksızın tamamen karşılanmış olması hâlinde, taksitle satışa ilişkin hükümler

uygulanmaz.

Alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiği veya malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için ya da

meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, taksitle satışa ilişkin hükümlerden sadece 259

uncu maddenin ikinci fıkrası, 260 ıncı maddenin birinci fıkrası ve 261 inci maddesi hükümleri

uygulanır.

II. Ön ödemeli taksitle satış

1. Tanımı, şekli ve içeriği

MADDE 264

Ön ödemeli taksitle satış, alıcının taşınır bir malın satış bedelini

önceden kısım kısım ödemeyi, satıcının da bedelin tamamen ödenmesinden sonra satılanı

alıcıya devretmeyi üstlendikleri satıştır.

Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Sözleşmede aşağıdaki hususlar belirtilir:

1. Tarafların adı ve yerleşim yeri.

2. Satışın konusu.

3. Toplam satış bedeli.

4. Taksitlerin sayısı, tutarı, vadesi ve sözleşmenin süresi.

5. Taksitleri kabule yetkili banka.

6. Alıcıya karşı üstlenilen faiz miktarı.

7. Alıcının yedi gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri

alma hakkı.

8. Alıcının sözleşmeden cayma hakkı ve bu sebeple ödeyeceği cayma parası.

9. Sözleşmenin kurulduğu yer ve tarih.

2. Tarafların hak ve borçları

a. Ödemelerin güvenceye bağlanması

MADDE 265

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde

alıcı, ödemeleri sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir

tasarruf veya yatırım hesabına yatırmakla yükümlüdür.

Banka, her iki tarafın çıkarlarını gözetmek zorundadır. Açılan hesaptan her iki tarafın

rızasıyla ödeme yapılabilir. Bu rıza önceden verilemez.

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, satılanın

devrine kadar 269 uncu madde uyarınca sözleşmeden cayarsa satıcı, bu hesap üzerindeki

bütün haklarını kaybeder.

b. Alıcının malın devrini isteme hakkı

MADDE 266

Alıcı satış bedelinin tamamını ödedikten sonra, her zaman malın

kendisine devredilmesini isteyebilir. Ancak, satıcı malı başkasından sağlayarak devredecek

ise alıcı, bunun için kendisine uygun bir süre tanımak zorundadır.

Satıcının malı alıcıya devredebilmesi için, taksitle satışa ilişkin koşullara uyulması gerekir.

Alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuş ise, satılanın kısım

kısım devredilmesini, ancak 256 ncı maddede öngörülen asgari peşinatı ödedikten sonra

isteyebilir. Satılanın eşya topluluğu oluşturduğu hâllerde bu istemde bulunulamaz. Satış

bedelinin tamamen ödenmemesi hâlinde, satıcıdan satılanı kısmen devretmesi, ancak geri

kalan kısmın yüzde onunun kendisine güvence olarak bırakılması koşuluyla istenebilir.

c. Satış bedelinin ödenmesi

MADDE 267

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış

bedelinin, satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerekir. Satılanın devredilmesini

isteyen alıcı, hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine

serbest bırakabilir. Ancak, sözleşmenin kuruluşu sırasında buna ilişkin taahhütte bulunulamaz.

d. Satış bedelinin belirlenmesi

MADDE 268

Satıcının sözleşmenin kurulduğu sırada belirlenen toplam satış bedeline

ek bir bedel isteme hakkını saklı tutan bütün kayıtlar geçersizdir.

Ödenecek toplam satış bedeli sözleşmede belirlenmiş olmakla birlikte, devredilecek

eşya önceden belirlenmemiş ve satıcı tarafından bu eşyayı seçme hakkı alıcıya tanınmış ise

satıcı, peşin satıştaki olağan bedelleri göz önünde tutmak suretiyle alıcının yapacağı seçime

tam olarak uymakla yükümlüdür.

Buna aykırı anlaşmalar, ancak alıcının yararına olduğu ölçüde geçerlidir.

3. Sözleşmenin sona ermesi

a. Cayma hakkı

MADDE 269

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde

alıcı, malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.

Sözleşmeden cayma hâlinde alıcı tarafından ödenmesi öngörülen cayma parası,

durumun özelliğine ve sözleşmenin kurulması ile cayma arasında geçen süreye bakılarak

belirlenir. Ancak, bu miktar satıcının toplam alacağının yüzde ikisinden az ve yüzde beşinden

fazla olamaz. Alıcı, yapmış olduğu ödemelerin cayma parasını aşan kısmının, getirileri ile

birlikte kendisine geri verilmesini isteyebilir.

Alıcının ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön

ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla

yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul

edilmemesi yüzünden sözleşmeden cayılmış olursa, cayma parası istenemez.

b. Sözleşmenin süresi

MADDE 270

Ön ödemeleri ifa borcu, beş yılın geçmesiyle sona erer.

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, sekiz yıl

geçtiği hâlde satılanın devri isteminde bulunmazsa, satıcı kendisini uyararak üç aylık süre

tanır. Alıcı bu süre içinde kayıtsız kalırsa satıcı, alıcıya sözleşmeden cayma hâlinde tanınan

haklara sahip olur.

c. Alıcının temerrüdü

MADDE 271

Alıcı bir veya daha çok ön ödemede temerrüde düşerse satıcı, ancak

vadesi gelmiş olan ödemeleri isteyebilir. Bununla birlikte, toplam alacağın en az onda birini

oluşturan ve birbirini izleyen iki ön ödemenin veya toplam alacağın en az dörtte birini

oluşturan bir tek ön ödemenin ya da sonuncu ön ödemenin vadesi gelmişse satıcı, ayrıca

alıcıya tanıyacağı bir aylık ödeme süresinin geçmesinden sonra sözleşmeden dönme hakkına

sahip olur.

Satıcı, ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmeden dönerse, 260 ıncı maddenin

ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. Süresi bir yılı aşan sözleşmelerde satıcı, ancak

269 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen cayma parasını ve alıcıya ödenmesi gereken

ortalama banka mevduat faizini aşan zararlarının giderilmesini isteyebilir.

Bir yıldan daha uzun süreli sözleşmelerde temerrüde düşmüş olan alıcının malın

devrini istemesi hâlinde satıcı, yasal anapara faizi ile birlikte, devir isteminden sonra malın

değerinde oluşacak eksilmelerin giderilmesini isteyebilir. Ceza koşulu öngörülmüşse miktarı,

satış bedelinin yüzde onunu geçemez.

Satılanın devredilmiş olduğu hâllerde, dönme konusunda 260 ıncı maddenin birinci

fıkrası hükmü uygulanır.

4. Uygulama alanının sınırlanması

MADDE 272

Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi veya malın bir ticari işletmenin

ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, 264 ilâ 271 inci maddeler

uygulanmaz.

III. Ortak hükümler

MADDE 273

Taksitle satışa ilişkin hükümlerden yasal temsilcinin rızasına,

sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurmasına ve geri alma açıklamasına, alıcının

def’ilerine, satıcının alacağının devrine, hâkim tarafından sağlanan ödeme kolaylıklarına ve

yetkili mahkeme ile tahkime ilişkin olanlar, ön ödemeli taksitle satışa da uygulanır.

Satılanı devir süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan taksitle satışta alıcı,

satılanın devrinden önce ödemeleri yapmakla yükümlü ise, ön ödemeli taksitle satışa ilişkin

hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

D. Açık artırma yoluyla satış

I. Tanımı

MADDE 274

Açık artırma yoluyla satış; yeri, zamanı ve koşulları önceden

belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satıştır.

II. Kurulması

MADDE 275

Satıcı artırma koşullarında aksi yönde bir irade açıklamasında

bulunmamışsa, herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesi,

artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.

Cebrî artırma yoluyla satış, artırmayı yöneten memurun en yüksek bedeli öneren

kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.

III. Hükümleri

1. Artırmaya katılanın bağlandığı an

a. Genel olarak

MADDE 276

Artırmaya katılan kişi, satış için konulmuş olan koşullar çerçevesinde

önerisiyle bağlıdır.

Aksine bir koşul yoksa, öneride bulunanın bağlılığı, kendisinden daha yüksek bir öneri

yapılmasıyla sona erer veya daha yüksek öneri olup olmadığının sorulması üzerine böyle bir

önerinin olmadığının anlaşılması hâlinde, önerisinin hemen kabul edilmemesiyle ortadan kalkar.

b. Taşınmazın açık artırma yoluyla satışında

MADDE 277

Taşınmazın açık artırma yoluyla satışında, ihalenin veya reddinin

artırmadan hemen sonra yapılması gerekir.

Öneride bulunanın bağlılığının artırmadan sonra da devam edeceğini öngören koşul

geçersizdir. Ancak, bu kural cebrî artırmalarda ve ihalenin bir kamu görevlisince onaylanması

gerektiği durumlarda uygulanmaz.

2. Ödemenin peşin olması gereği

MADDE 278

Artırma koşullarında aksi kararlaştırılmamışsa, ihale bedelinin peşin

ödenmesi gerekir.

İhale bedeli peşin olarak veya artırma koşulları uyarınca ödenmezse satıcı, satıştan

hemen dönebilir.

3. Mülkiyetin geçmesi

MADDE 279

Artırmada taşınır bir mal alan kişi, onun mülkiyetini ihale anında

kazanır. Artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer.

Artırma görevlisi, satış tutanağında gösterilen taşınmazın alıcı adına tescilini hemen

tapu idaresine bildirir.

Cebrî artırma sonucunda yapılan ihalelerde mülkiyetin geçmesine ilişkin özel

hükümler saklıdır.

İsteğe bağlı özel artırmalarda mülkiyetin geçmesi genel hükümlere tabidir.

4. Zapttan ve ayıptan sorumluluk

MADDE 280

Cebrî artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler

uygulanmaz.

Artırmadan mal alan kişi, o mala, tapu siciline veya satış koşullarına ya da kanuna

göre belirli olan durumu, hakları ve yükleri ile birlikte malik olur.

İsteğe bağlı açık artırmalarda satıcı, satılanın zaptından ve ayıplarından sorumludur.

Ancak, aldatma durumu dışında, artırma koşullarında açıkça belirtip duyurmak suretiyle bu

sorumluluktan kurtulabilir.

IV. Artırmanın iptali

MADDE 281

Hukuka veya ahlaka aykırı yollara başvurularak ihalenin gerçekleştirilmesi

sağlanmışsa her ilgili, iptal sebebini öğrendiği günden başlayarak on gün ve her hâlde ihale

tarihini izleyen bir yıl içinde ihalenin iptalini mahkemeden isteyebilir.

Cebrî artırmalar hakkında özel hükümler saklıdır.

İKİNCİ BÖLÜM – Mal Değişim Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 282

Mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğer tarafa bir veya birden

çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğer tarafın da karşı edim olarak başka bir veya birden çok

şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir.

B. Tabi olduğu hükümler

MADDE 283

Satış sözleşmesine ilişkin hükümler, mal değişim sözleşmesine de

uygulanır; buna göre taraflardan her biri, vermeyi üstlendiği şey bakımından satıcı, kendisine

verilmesi üstlenilen şey bakımından alıcı durumundadır.

C. Zapttan ve ayıptan sorumluluk

MADDE 284

Satış sözleşmesinin zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümleri

uygun düştüğü ölçüde, mal değişim sözleşmesine de uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – Bağışlama Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 285

Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere,

malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama

değildir.

Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.

B. Bağışlama ehliyeti

I. Bağışlayan için

MADDE 286

Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya

miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabilir.

Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın,

savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir.

II. Bağışlanan için

MADDE 287

Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı

kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar

veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

C. Kurulması

I. Bağışlama sözü verme

MADDE 288

Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde

yapılmasına bağlıdır.

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin

geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan

tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle

bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.

II. Elden bağışlama

MADDE 289

Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim

etmesiyle kurulmuş olur.

III. Koşullu bağışlama

MADDE 290

Bağışlama, bir koşula bağlanarak yapılabilir.

Yerine getirilmesi bağışlayanın ölümüne bağlı olan bağışlamada, vasiyete ilişkin hükümler

uygulanır.

IV. Yüklemeli bağışlama

MADDE 291

Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir.

Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin

yerine getirilmesini isteyebilir.

Kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini

isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer.

Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz

ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.

V. Bağışlayana dönme koşullu bağışlama

MADDE 292

Bağışlayan, bağışlananın kendisinden önce ölmesi durumunda,

bağışlama konusunun kendisine dönmesi koşulunu koyabilir.

Bağışlama konusu, taşınmaza veya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin ise,

bağışlayana dönme koşulu tapu siciline şerh verilebilir.

VI. Bağışlama önerisinin geri alınması

MADDE 293

Bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından

fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir.

D. Bağışlayanın sorumluluğu

MADDE 294

Bağışlayan, bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla

sebep olmadıkça, bağışlanana karşı sorumlu değildir.

Bağışlayan, bağışlanılan şey veya alacak hakkında ayrıca garanti sözü vermişse, bununla

sorumlu olur.

E. Bağışlamanın ortadan kalkması

I. Bağışlamanın geri alınması

MADDE 295

Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden

bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem

tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan

yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine

getirmemişse.

II. Bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma

MADDE 296

Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve

onu ifadan kaçınabilir:

1. Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteyebileceği sebeplerden biri varsa.

2. Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır

kılacak ölçüde değişmişse.

3. Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya

bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa.

Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar

verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.

III. Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi

MADDE 297

Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl

içinde bağışlamayı geri alabilir.

Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve

mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.

Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden

başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.

Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma

hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.

IV. Bağışlayanın ölümü

MADDE 298

Aksi kararlaştırılmamışsa, dönemsel edimleri içeren bağışlama,

bağışlayanın ölümüyle sona erer.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM – Kira Sözleşmesi
BİRİNCİ AYIRIM – Genel Hükümler
A. Tanımı
MADDE 299

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya

kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık

kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

B. Kira süresi

MADDE 300

Kira sözleşmesi, belirli ve belirli olmayan bir süre için yapılabilir.

Kararlaştırılan sürenin geçmesiyle herhangi bir bildirim olmaksızın sona erecek kira

sözleşmesi belirli sürelidir; diğer kira sözleşmeleri belirli olmayan bir süre için yapılmış sayılır.

C. Kiraya verenin borçları

I. Teslim borcu

MADDE 301

Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan

kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda

bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine

değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu

hükme aykırı düzenleme yapılamaz.

II. Vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu

MADDE 302

Kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi

kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise, kiraya veren katlanır.

III. Yan giderlere katlanma borcu

MADDE 303

Kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere, kendisi veya

üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür.

IV. Kiraya verenin kiralananın ayıplarından sorumluluğu

1. Kiralananın teslim anındaki ayıplarından sorumluluk

MADDE 304

Kiralananın önemli ayıplarla teslimi hâlinde kiracı, borçlunun

temerrüdüne veya kiraya verenin kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesinden doğan

sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.

Kiralananın önemli olmayan ayıplarla tesliminde ise kiracı, kiralananda sonradan

ortaya çıkan ayıplardan dolayı kiraya verenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir.

2. Kiralananın sonradan ayıplı hâle gelmesinden sorumluluk

a. Genel olarak

MADDE 305

Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden

ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da

zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak, zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların

kullanılmasını önlemez.

Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır.

b. Ayıbın giderilmesini isteme ve fesih

MADDE 306

Kiracı, kiraya verenden kiralanandaki ayıbın uygun bir sürede

giderilmesini isteyebilir; bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, ayıbı kiraya veren hesabına

gidertebilir ve bundan doğan alacağını kira bedelinden indirebilir veya kiralananın ayıpsız bir

benzeri ile değiştirilmesini isteyebilir.

Ayıbın, kiralananın öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırması ya da önemli

ölçüde engellemesi ve verilen sürede giderilmemesi hâlinde kiracı, sözleşmeyi feshedebilir.

Kiraya veren, kiralanandaki ayıbı gidermek yerine, uygun bir süre içinde ayıpsız

benzeriyle değiştirebilir.

Kiraya veren, kiracıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı

zararın tamamını gidererek, onun seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

c. Kira bedelinin indirilmesi

MADDE 307

Kiracı, kiralananın kullanımını etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, bu

ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için,

kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını isteyebilir.

d. Zararın giderimi

MADDE 308

Kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe, kiralananın ayıplı

olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür.

V. Üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle sorumluluk

1. Zapttan sorumluluk

MADDE 309

Bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak

ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve

kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlüdür.

2. Üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasından sonra üstün hak sahibi olması

a. Kiralananın el değiştirmesi

MADDE 310

Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el

değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.

Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır.

b. Üçüncü kişinin sınırlı ayni hak sahibi olması

MADDE 311

Sözleşmenin kurulmasından sonra üçüncü bir kişi, kiralanan üzerinde

kiracının hakkını etkileyen bir ayni hak sahibi olursa, kiralananın el değiştirmesiyle ilgili

hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

c. Tapu siciline şerh

MADDE 312

Taşınmaz kiralarında, sözleşmeyle kiracının kiracılık hakkının tapu

siciline şerhi kararlaştırılabilir.

D. Kiracının borçları

I. Kira bedelini ödeme borcu

1. Genel olarak

MADDE 313

Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

2. İfa zamanı

MADDE 314

Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve

gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle

yükümlüdür.

3. Kiracının temerrüdü

MADDE 315

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya

yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu

sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.

Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz

gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye

başlar.

II. Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu

MADDE 316

Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve

kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle

yükümlüdür.

Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve

çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde

sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise,

kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi

hemen feshedebilir.

Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi,

kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe

aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından

çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen

feshedebilir.

III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu

MADDE 317

Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım

giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır.

IV. Ayıpları kiraya verene bildirme borcu

MADDE 318

Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene

gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bundan doğan zarardan sorumludur.

V. Ayıpların giderilmesine ve kiralananın gösterilmesine katlanma borcu

MADDE 319

Kiracı, kiralananın ayıplarının giderilmesine ya da zararların önlenmesine

yönelik çalışmalara katlanmakla yükümlüdür.

Kiracı, bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde, kiraya verenin

ve onun belirlediği üçüncü kişinin kiralananı gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür.

Kiraya veren, çalışmaları ve kiralananın gezilip görüleceğini uygun bir süre önce

kiracıya bildirmek ve bunların yapıldığı sırada kiracının yararlarını göz önünde tutmak

zorundadır.

Kiracının kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine ilişkin hakları saklıdır.

E. Özel durumlar

I. Kiralananda yenilik ve değişiklik yapılması

1. Kiraya veren tarafından

MADDE 320

Kiraya veren, kiralananda, kira sözleşmesinin feshini gerektirmeyen ve

kiracıdan katlanması beklenebilecek olan yenilik ve değişiklikler yapabilir.

Bu yenilik ve değişikliklerin yapılması sırasında kiraya veren, kiracının menfaatlerini

gözetmekle yükümlüdür. Kiracının, kira bedelinin indirilmesine ve zararının giderilmesine

ilişkin hakları saklıdır.

2. Kiracı tarafından

MADDE 321

Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananda yenilik ve değişiklikler

yapabilir.

Yenilik ve değişikliklere rıza gösteren kiraya veren, yazılı olarak kararlaştırılmış

olmadıkça, kiralananın eski durumuyla geri verilmesini isteyemez.

Kiracı, aksine yazılı bir anlaşma yoksa, kiraya verenin rızasıyla yaptığı yenilik ve

değişiklikler sebebiyle kiralananda ortaya çıkan değer artışının karşılığını isteyemez.

II. Alt kira ve kullanım hakkının devri

MADDE 322

Kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak

koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım

hakkını da başkasına devredebilir.

Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça,

kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez.

Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka biçimde kullandığı takdirde kiracı,

kiraya verene karşı sorumlu olur. Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu

hakları alt kiracıya veya kullanım hakkını devralana karşı da kullanabilir.

III. Kira ilişkisinin devri 2

MADDE 323

Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına

devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten

kaçınamaz.

Bu madde 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu

maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri

tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri

uygulanır.

2

Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde

kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur.

İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl

süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.

IV. Kiralananın kullanılmaması

1. Genel olarak

MADDE 324

Kullanıma elverişli bulundurulduğu sürece kiralanan, kiracının

kendisinden kaynaklanan bir sebeple kullanılmasa veya sınırlı olarak kullanılsa bile kiracı,

kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Bu durumda, kiraya verenin yapmaktan kurtulduğu

giderler kira bedelinden indirilir.

2. Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi2

MADDE 325

Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı

geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya

verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya

verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır

yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla

elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.

V. Takastan feragat yasağı

MADDE 326

Kiracı ve kiraya veren, kira sözleşmesinden doğan alacaklarını takas

etme hakkından önceden feragat edemezler.

F. Sözleşmenin sona ermesi

I. Sürenin geçmesi

MADDE 327

Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu

sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.

Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira

sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi

1. Genel olarak

MADDE 328

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, daha uzun bir

fesih bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırılmış olmadıkça, yasal fesih

dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Fesih dönemlerinin

hesabında, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınır.

Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa,

bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur.

2. Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında

MADDE 329

Taraflardan her biri, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira

sözleşmesini yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin

bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine

uyarak feshedebilir.

3. Taşınır kiralarında

MADDE 330

Taraflardan her biri, bir taşınıra ilişkin kira sözleşmesini üç gün

önceden yapılacak fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.

Kiraya verenin meslekî faaliyeti gereği kiraya verdiği ve kiracının da özel kullanımına

yarayan taşınır bir malın kiracısı, kira sözleşmesini, üç aylık kira dönemi sonu için en az bir

ay önceden yapacağı bir fesih bildirimiyle sona erdirebilir. Bu durumda kiraya verenin,

zararının giderilmesini isteme hakkı yoktur.

III. Olağanüstü fesih

1. Önemli sebepler2

MADDE 331

Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle

getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak

her zaman feshedebilir.

Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal

sonuçlarını karara bağlar.

2. Kiracının iflası

MADDE 332

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra iflas ederse kiraya veren,

işleyecek kira bedelleri için güvence verilmesini isteyebilir.

Kiraya veren, güvence verilmesi için kiracı ve iflas masasına yazılı olarak uygun bir

süre verir. Bu süre içinde kendisine güvence verilmezse kiraya veren, sözleşmeyi herhangi bir

fesih bildirim süresine uymaksızın hemen feshedebilir.

3. Kiracının ölümü

MADDE 333

Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine

uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler.

G. Kiralananın geri verilmesi

I. Genel olarak

MADDE 334

Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin

bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma

dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir.

Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak

zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin

anlaşmalar geçersizdir.

II. Kiralananın gözden geçirilmesi ve kiracıya bildirme

MADDE 335

Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden

geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak

bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak,

teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların

varlığı hâlinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve

ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.

H. Kiraya verenin hapis hakkı

I. Konusu

MADDE 336

Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan

altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın

döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak

üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar.

Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz.

II. Üçüncü kişilere ait olan eşya

MADDE 337

Üçüncü kişilerin, kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya

bilmesi gerektiği eşya ile çalınmış, kaybolmuş veya başka bir biçimde malikinin elinden

iradesi dışında çıkmış eşya üzerindeki hakları, kiraya verenin hapis hakkından önce gelir.

Kiraya veren, kiracı tarafından kiralanana getirilmiş olan taşınırların kiracının

mülkiyetinde olmadığını kira sözleşmesi devam ederken öğrendiği hâlde, sözleşmeyi en yakın

fesih döneminin sonu için feshetmezse, bu eşya üzerindeki hapis hakkını kaybeder.

III. Hakkın kullanılması

MADDE 338

Kiracı, taşınmak veya kiralananda bulunan taşınırları başka bir yere

taşımak istediği takdirde, kiraya veren, alacağını güvence altına almasını sağlayacak

miktardaki taşınırı, sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir.

Alıkoyma kararının konusu olan eşya, gizlice veya zorla götürülürse, götürülmelerinden

başlayarak on gün içinde kolluk gücünün yardımıyla kiralanana geri getirilir.

İKİNCİ AYIRIM – Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları
A. Uygulama alanı
MADDE 339

Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler, bunlarla birlikte kullanımı

kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanır. Ancak bu hükümler, niteliği gereği geçici kullanıma

özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında uygulanmaz.

Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları

bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır.

B. Bağlantılı sözleşme2

MADDE 340

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da

sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan

bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.

C. Kullanma giderleri

MADDE 341

Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmede aksi öngörülmemişse

veya aksine yerel âdet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla

yükümlüdür.

Giderlere katlanan taraf, bu giderleri ispat edici belgelerin birer örneğini, istem üzerine

diğer tarafa vermek zorundadır.

D. Kiracının güvence vermesi2

MADDE 342

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme

borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.

Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya

verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır,

kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya

icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.

Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira

sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı

olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

E. Kira bedeli

I. Genel olarak2

MADDE 343

Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı

aleyhine değişiklik yapılamaz.

II. Belirlenmesi234

III. Dava açma süresi ve kararın etkisi
MADDE 345

Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.

Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte

açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak

kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna

kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin

başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar.

Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa,

yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu

yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.

IV. Kiracı aleyhine düzenleme yasağı2

MADDE 346

Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme

yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza

koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar

geçersizdir.

F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi

I. Bildirim yoluyla

1. Genel olarak

MADDE 347

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin

süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla

bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi

sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her

uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep

göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın

başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi

sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya

kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.

2. Bildirimin geçerliliği

a. Şekil

MADDE 348

Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği, yazılı

şekilde yapılmasına bağlıdır.

b. Aile konutu

MADDE 349

Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı,

eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını

vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir.

Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı

sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme

süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

II. Dava yoluyla

1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle

a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

MADDE 350

Kiraya veren, kira sözleşmesini;

1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü

olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da

değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,

belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya

ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere

uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.

b. Yeni malikin gereksinimi

MADDE 351

Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya

kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi

sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu

kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla

sona erdirebilir.

Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme

hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da

kullanabilir.

2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

MADDE 352

Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı,

kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya

veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava

açmak suretiyle sona erdirebilir.

Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha

uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira

bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa

kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının

bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde

oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin

kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde

sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.

3. Dava süresinin uzaması

MADDE 353

Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava

açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.

4. Dava sebeplerinin sınırlılığı2

MADDE 354

Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler,

kiracı aleyhine değiştirilemez.

5. Yeniden kiralama yasağı

MADDE 355

Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında,

haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.

Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı

sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve

imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda

öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde

kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden

başkasına kiralanamaz.

Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında

ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.

6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi

MADDE 356

Ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı

yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun

hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Ürün Kirası
A. Tanımı
MADDE 357

Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın

kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği

sözleşmedir.

Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak

kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre

belirlenir.

B. Genel hükümlerin uygulanması

MADDE 358

Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira

sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır.

C. Tutanak düzenleme

MADDE 359

Kira sözleşmesi, araç ve gereçleri, hayvanları, devredilen eşyayı veya

stoklanmış malları da içeriyorsa taraflar, bunların değerlerini birlikte takdir ederek iki nüsha

düzenleyecekleri tutanağa geçirip imzalayarak, birbirlerine vermekle yükümlüdürler.

D. Kiraya verenin borçları

I. Teslim borcu

MADDE 360

Kiraya veren, birlikte kiralanmış taşınır şeyler varsa bunlar da içinde

olmak üzere, kiralananı, sözleşmenin amacına uygun biçimde kullanılmaya ve işletilmeye

elverişli bir durumda kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla

yükümlüdür.

II. Esaslı onarımlar

MADDE 361

Kiraya veren, kira süresi içinde yapılması zorunlu olan esaslı

onarımları, kiracı tarafından bildirilir bildirilmez, gideri kendisine ait olmak üzere yapmakla

yükümlüdür.

E. Kiracının borçları

I. Kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu

1. Genel olarak

MADDE 362

Kiracı, sözleşmede aksine bir hüküm veya yerel âdet olmadıkça, kira

bedelini ve yan giderleri her kira yılının ve en geç kira süresinin sonunda ödemekle yükümlüdür.

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra vadesi gelmiş kira bedelini veya yan giderleri

ödemezse kiraya veren, kiracıya yazılı olarak en az altmış günlük bir önel verip, bu önel

içinde ödememesi durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.

2. Olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirim

MADDE 363

Tarımsal bir taşınmazın her zamanki verimi, olağanüstü felaket veya

doğal olaylar yüzünden önemli ölçüde azalırsa kiracı, kira bedelinden orantılı bir miktarın

indirilmesini isteyebilir.

Bu haktan başlangıçta feragat, ancak kira bedelinin belirlenmesi sırasında bu gibi

durumların meydana gelmesi olasılığı göz önünde tutulmuş veya doğan zarar bir sigorta ile

karşılanmış ise, geçerli olur.

II. Kiralananı kullanma ve işletme borcu

MADDE 364

Kiracı, kiralananı özgülendiği amaca uygun ve iyi bir biçimde

işletmekle, özellikle ürün vermeye elverişli bir durumda bulundurmakla yükümlüdür.

Kiracı, kiraya verenin izni olmaksızın, kiralananın işletme usulünü, kira süresinin

bitiminden sonra etkisi görülebilecek biçimde değiştiremez.

III. Bakım borcu

MADDE 365

Kiracı, kiralananın bakımını gereği gibi sağlamakla yükümlüdür.

Kiracı, yerel âdete uygun olarak küçük onarımları yapmak, bozulan veya kullanılmayla

yok olan düşük değerli araç ve gereçlerin yerine yenilerini koymak zorundadır.

F. Alt kira ve kullanım hakkını devir yasağı

MADDE 366

Kiracı, kiraya verenin rızası olmaksızın kiralananı başkasına kiraya

veremeyeceği gibi, kullanım ve işletme hakkını da başkasına devredemez. Ancak kiracı,

kiralananda bulunan bazı yerleri, kiraya veren için zarar doğuracak bir değişikliği gerektirmemek

koşuluyla kiraya verebilir.

Kiracının, başkasıyla yaptığı bu kira sözleşmelerine, alt kiraya ilişkin kurallar, kıyas

yoluyla uygulanır.

G. Sözleşmenin sona ermesi

I. Sona erme sebepleri

1. Sürenin geçmesi

MADDE 367

Belirli süreli kira sözleşmesi, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

Ancak, tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri hâlinde, aksi kararlaştırılmadıkça,

kira sözleşmesi birer yıl için yenilenmiş sayılır.

Yenilenen kira sözleşmesi yasal bildirim süresine uyularak, her kira yılının sonu için

feshedilebilir.

2. Fesih bildirimi

MADDE 368

Belirsiz süreli sözleşmede, fesih bildirim süresi sözleşme veya yerel

âdetle belirlenmemişse, en az altı aylık bir bildirim süresine uyulmak koşuluyla, taraflardan

her biri sözleşmeyi feshedebilir.

Aksine bir anlaşma yoksa, tarımsal taşınmazlara ilişkin ürün kiralarında yerel âdetçe

uygulanan bahar veya güz mevsimleri için; diğer ürün kiralarında ise herhangi bir zaman için

fesih bildirimi yapılabilir.

3. Olağanüstü fesih

a. Önemli sebepler

MADDE 369

Taraflardan biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle

getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak

her zaman feshedebilir.

Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal

sonuçlarını karara bağlar.

b. Kiracının iflası

MADDE 370

Kiracının iflası hâlinde sözleşme, iflasın açıldığı anda, kendiliğinden

sona erer. Ancak, kiraya veren, işlemekte olan kira ve tutanağa geçirilen eşya için yeterli

güvence verildiği takdirde, sözleşmeyi kira yılının sonuna kadar sürdürmekle yükümlüdür.

c. Kiracının ölümü

MADDE 371

Kiracının ölümü hâlinde, onun mirasçıları ve kiraya veren, altı aylık

yasal fesih bildirim sürelerine uymak koşuluyla, sözleşmeyi feshedebilirler.

II. Sona ermenin sonuçları

1. Geri verme

MADDE 372

Kira süresinin bitiminde kiracı, kiralananı, tutanağa geçirilmiş olan

bütün eşyalarla birlikte ve bulundukları durumda geri vermekle yükümlüdür.

Kiracı, iyi işletilme durumunda kaçınılabilecek olan değer eksiklikleri için tazminat

ödemekle yükümlüdür.

Kiracı, kiralanana göstermekle yükümlü olduğu özen çerçevesinde meydana gelen

değer artışları için tazminat isteyemez.

2. Tutanağa geçirilmiş eşya

MADDE 373

Kiralanan teslim edilirken tutanağa geçirilmiş olan eşyalara değer

biçilmişse kiracı, kira sözleşmesi sona erince, bunları özdeş tür ve değerde olmak üzere geri

vermekle veya değer eksikliklerini gidermekle yükümlüdür.

Kiracı, kiraya verenin kusurunu ya da mücbir sebebin varlığını ispat ederek geri

vermekten veya tazminat ödemekten kurtulabilir.

Kiracı, kendisinin yaptığı masraflardan veya emeğinden doğan değer artışı için

tazminat isteyebilir.

3. Ürün ve yetişme giderleri

MADDE 374

Tarımsal bir taşınmazın kiracısı, kira sözleşmesinin sona erdiği anda

henüz devşirilmemiş ürünler üzerinde bir hak ileri süremez.

Ancak kiracı, ürünün yetişmesi için yapmış olduğu tarım giderlerinin hâkim tarafından

belirlenecek miktarını, kiraya verenden tazminat olarak isteyebilir ve bu tazminat işlemiş

kiralardan indirilir.

4. Saman, gübre ve benzerleri

MADDE 375

Kiralananı geri veren kiracı, düzenli bir işletmenin gerektirdiği oranda,

son yılın samanlarını, hayvan yataklarını, kuru ot ve gübrelerini kiralananda bırakmakla

yükümlüdür.

Kiracı, almış olduğundan daha fazlasını bırakıyorsa, bıraktığı fazlalık için tazminat

isteme hakkına sahiptir; aldığından daha az bırakıyorsa, eksikleri tamamlamak veya değer

eksikliğini gidermekle yükümlüdür.

H. Hayvan kirası

I. Konusu

MADDE 376

Tarımsal bir taşınmazın kirasıyla bağlantılı olmayan geviş getirici

hayvanların kirasında, aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, kiralanan hayvanların kira süresi

içindeki bütün ürünleri kiracının olur.

Kiracı, kiralanan hayvanları beslemek, onlara iyi bakmak ve kiraya verene para veya

hayvanlardan elde ettiği ürünün belli bir payını ödemekle yükümlüdür.

II. Sorumluluk

MADDE 377

Aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa kiracı, kiralanan hayvanların

uğradığı bir zarardan, bu zararın, korumada dikkat ve özen gösterildiği hâlde meydana gelmiş

olduğunu ispat etmedikçe sorumludur.

Kiracı, kendi kusuruyla sebebiyet vermediği olağanüstü koruma giderleri için kiraya

verenden tazminat isteyebilir.

Kiracı, önemli kazaları ya da hastalıkları gecikmeksizin kiraya verene bildirmekle

yükümlüdür.

III. Fesih

MADDE 378

Aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, belirsiz bir süre için yapılan

sözleşmeyi, taraflardan her biri, dilediği zaman feshedebilir.

Ancak, fesih dürüstlük kurallarına aykırı ve uygun olmayan bir zamanda yapılamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM – Ödünç Sözleşmeleri
BİRİNCİ AYIRIM – Kullanım Ödüncü
A. Tanımı
MADDE 379

Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak

kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri

vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

B. Hükümleri

I. Ödünç alanın kullanım hakkı

MADDE 380

Ödünç alan, ödünç konusunu ancak sözleşmede kararlaştırılan şekilde,

sözleşmede hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanabilir.

Ödünç alan, ödünç konusunu başkasına kullandıramaz.

Ödünç alan, bu hükümlere aykırı davrandığı durumlarda, beklenmedik hâllerden doğan

zararlardan da sorumludur. Ancak, bu hükümlere uymuş olsaydı bile zararın doğacağını ispat

ederse sorumluluktan kurtulur.

II. Bakım ve koruma giderleri

MADDE 381

Ödünç alan, ödünç konusunun olağan bakım ve koruma giderlerini

karşılamakla yükümlüdür.

Ödünç alan, ödünç verenin yararına yapmak zorunda kaldığı olağanüstü giderlerin

ödenmesini isteyebilir.

III. Müteselsil sorumluluk

MADDE 382

Bir şeyi birlikte ödünç alanlar, ondan müteselsilen sorumlu olurlar.

C. Sona ermesi

I. Amacı belirlenmiş kullanmada

MADDE 383

Kullanma için belirli bir süre öngörülmemişse, ödünç alanın, ödünç

konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla veya kullanabilecek kadar bir zaman

geçmesiyle sözleşme sona erer.

Ödünç alan, ödünç konusunu sözleşmeye aykırı olarak kullanır, onu bozar veya

kullanmak için başka bir kimseye verirse ya da önceden bilinmeyen bir durum yüzünden

ödünç verenin ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa, ödünç veren o şeyi daha önce geri isteyebilir.

II. Amacı belirlenmemiş kullanmada

MADDE 384

Ödünç konusu, kullanım süresi ve hangi amaçla kullanılacağı

belirlenmeden verilmişse, ödünç veren onu dilediği zaman geri isteyebilir.

III. Ödünç alanın ölümü

MADDE 385

Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç alanın ölmesiyle kendiliğinden

sona erer.

İKİNCİ AYIRIM – Tüketim Ödüncü
A. Tanımı
MADDE 386

Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da

tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi

geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

B. Hükümleri

I. Faiz

1. Genel olarak

MADDE 387

Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış

olmadıkça faiz istenemez.

Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz

istenebilir.

2. Faize ilişkin özel kurallar

MADDE 388

Tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural

olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır.

Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faiz, yıllık olarak ödenir.

Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.

II. Zamanaşımı

MADDE 389

Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu

şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden

başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

III. Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü

MADDE 390

Ödünç alan, ödünç sözleşmesinin kurulmasından sonra ödeme

güçsüzlüğüne düşerse ödünç veren, ödünç konusunun tesliminden kaçınabilir.

Ödünç veren, ödünç alanın sözleşmenin kurulmasından önce ödeme güçsüzlüğüne

düşmüş olduğunu daha sonra öğrenmişse, aynı hakka sahiptir.

C. Para yerine verilen şeyler

MADDE 391

Ödünç alana, sözleşmede kararlaştırılan para yerine, kıymetli evrak

veya ticari mallar verilirse, borcun tutarı, bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da

piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine yapılan sözleşme geçersizdir.

D. Geri verme zamanı

MADDE 392

Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi

veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk

istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

ALTINCI BÖLÜM

Hizmet Sözleşmeleri

BİRİNCİ AYIRIM – Genel Hizmet Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 393

Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli

olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi

üstlendiği sözleşmedir.

İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi

üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.

Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de

uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır.

B. Kurulması

MADDE 394

Hizmet sözleşmesi, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle

bağlı değildir.

Bir kimse, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli

bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi

kurulmuş sayılır.

Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya

kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.

C. İşçinin borçları

I. Bizzat çalışma borcu

MADDE 395

Sözleşmeden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, işçi

yüklendiği işi bizzat yapmakla yükümlüdür.

II. Özen ve sadakat borcu

MADDE 396

İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin

korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.

İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları

usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim

edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.

İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret

karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete

girişemez.

İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet

ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz.

İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona

ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.

III. Teslim ve hesap verme borcu

MADDE 397

İşçi, üstlendiği işin görülmesi sırasında üçüncü kişiden işveren için

aldığı şeyleri ve özellikle paraları derhâl ona teslim etmek ve bunlar hakkında hesap vermekle

yükümlüdür.

İşçi, hizmetin ifasından dolayı elde ettiği şeyleri de derhâl işverene teslim etmekle

yükümlüdür.

IV. Fazla çalışma borcu

MADDE 398

Fazla çalışma, ilgili kanunlarda belirlenen normal çalışma süresinin

üzerinde ve işçinin rızasıyla yapılan çalışmadır. Ancak, normal süreden daha fazla çalışmayı

gerektiren bir işin yerine getirilmesi zorunluluğu doğar, işçi bunu yapabilecek durumda

bulunur ve aynı zamanda kaçınması da dürüstlük kurallarına aykırı olursa işçi, karşılığı

verilmek koşuluyla, fazla çalışmayı yerine getirmekle yükümlüdür.

Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

V. Düzenlemelere ve talimata uyma borcu

MADDE 399

İşveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili

genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimat verebilir. İşçiler, bunlara dürüstlük

kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar.

VI. İşçinin sorumluluğu

MADDE 400

İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur.

Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi

gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken

yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulur.

D. İşverenin borçları

I. Ücret ödeme borcu

1. Ücret

a. Genel olarak

MADDE 401

İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen;

sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti

ödemekle yükümlüdür.

b. Fazla çalışma ücreti

MADDE 402

İşveren, fazla çalışma için işçiye normal çalışma ücretini en az yüzde

elli fazlasıyla ödemekle yükümlüdür.

İşveren, işçinin rızasıyla fazla çalışma ücreti yerine, uygun bir zamanda fazla

çalışmayla orantılı olarak izin verebilir.

c. İşin sonucundan pay alma

MADDE 403

Sözleşmeyle işçiye ücretle birlikte üretilenden, cirodan veya kârdan

belli bir pay verilmesi kararlaştırılmışsa, hesap dönemi sonunda bu pay, yasal hükümler veya

genellikle kabul edilmiş ticari esaslar göz önünde tutularak belirlenir.

İşçiye belli bir pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde, payın hesaplanmasında

uyuşulamazsa işveren, işçiye veya onun yerine, birlikte kararlaştırdıkları ya da hâkimin

atadığı bilirkişiye bilgi vermek ve bilginin dayanağını oluşturan işletmeyle ilgili defter ve

belgeleri incelemesine sunmak; kârdan bir pay verilmesi kararlaştırılmışsa, işveren işçiye,

istemi üzerine ayrıca yıl sonu kâr zarar cetvelini vermek zorundadır.

d. Aracılık ücreti

MADDE 404

İşçiye belli işlerde aracılık yapması karşılığında işverence bir ücret

ödeneceği kararlaştırılmışsa, aracılık yapılan işlemin üçüncü kişi ile geçerli olarak kurulmasıyla

işçinin istem hakkı doğar.

Borçların kısım kısım ifa edileceği sözleşmeler ile sigorta sözleşmelerinde, her kısma

ilişkin ücret isteminin bu kısma ilişkin borcun muaccel olmasıyla veya yerine getirilmesiyle

doğacağı yazılı olarak kararlaştırılabilir.

İşçinin aracılığı suretiyle işveren ile üçüncü kişi arasında kurulan sözleşme, işveren

tarafından kusuru olmaksızın ifa edilmezse veya üçüncü kişi borçlarını yerine getirmezse,

ücret istemine yönelik hak sona erer. Sadece kısmi ifa hâlinde, ücretten orantılı olarak indirim

yapılır.

Sözleşmeyle işçiye, kendisine ödenecek aracılık ücretinin hesabını tutma yükümlülüğü

getirilmemişse, işveren işçiye ücretin muaccel olduğu her dönem için, bu ücrete tabi işlemleri

de içeren yazılı hesap vermekle yükümlüdür.

Hesabı gözden geçirme ihtiyacı ortaya çıkarsa işveren, işçiye veya onun yerine,

birlikte kararlaştırdıkları ya da hâkimin atadığı bilirkişiye bilgi vermek ve bilginin dayanağını

oluşturan işletmeyle ilgili defter ve belgeleri onun incelemesine sunmak zorundadır.

e. İkramiye

MADDE 405

İşveren, bayram, yılbaşı ve doğum günü gibi belirli günler dolayısıyla

işçilerine özel ikramiye verebilir. Ancak, işçilerin ikramiyeyi istem hakları bu konuda

anlaşmanın veya çalışma şartının ya da işverenin tek taraflı taahhüdünün varlığı hâlinde doğar.

Hizmet sözleşmesi ikramiyenin verildiği dönemden önce sona ermişse, ikramiyenin

çalıştığı süreye yansıyan bölümü ödenir.

2. Ücretin ödenmesi

a. Ödeme süresi

MADDE 406

Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak,

hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir.

Daha kısa bir ödeme süresi kararlaştırılmamışsa veya aksine âdet yoksa, aracılık ücreti

her ayın sonunda ödenir. Ancak, işlemlerin yapılması altı aydan daha uzun bir süre

gerektirdiği takdirde, aracılık ücreti asıl ücrete ek olarak kararlaştırılmışsa, yazılı anlaşmayla

ödeme daha ileri bir tarihe bırakılabilir.

Asıl ücrete ek olarak üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde, ürün payı belirlenir

belirlenmez, cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise payın, hesap

dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmesi şarttır.

İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği

ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür.

b. Ücretin korunması

MADDE 407

Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkaktan o ay içinde ödenenlerin özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle

ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi

sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri unsurları dikkate alarak iş sahiplerini zorunlu

tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkakın, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup

olmayacağını belirlemeye Cumhurbaşkanlığı yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim,

ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla

ödeme zorunluluğuna tabî tutulan iş sahipleri, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu

nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. Her

ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilir. İşçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu

nitelikteki her çeşit istihkaklarının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle

ödenmesine ilişkin diğer ûsul ve esaslar, anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak

yönetmelikle düzenlenir.5

İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez.

Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar,

ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.

Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

3. İşgörme ediminin ifasının engellenmesi hâlinde ücret

a. İşverenin temerrüdü hâlinde

MADDE 408

İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse

veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu

edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle

yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek

kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.

b. İşçinin çalışmayı durdurması hâlinde

MADDE 409

Uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan

doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre

için işgörme edimini ifa edemezse işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için

işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.

4. Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi

MADDE 410

İşçilerin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına

devredilemez ve rehnedilemez. Ancak, işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için

hâkim tarafından takdir edilecek miktar, bu orana dâhil değildir. Nafaka alacaklılarının hakları

saklıdır.

Gelecekteki ücret alacaklarının devredilmesi veya rehnedilmesi geçersizdir.

2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 190 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer

alan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu

Devlet Bakanlığı müştereken” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.

5

5. Parça başına veya götürü iş

a. İş verme

MADDE 411

İşçi, sözleşme gereğince yalnız bir işveren için sadece parça başına

veya götürü iş yapmayı üstlenmişse işveren, ona yeterli iş vermekle yükümlüdür.

İşveren, kendi kusuru olmaksızın sözleşmede öngörülen parça başına veya götürü iş

sağlayamayacak durumda bulunduğu veya işletme koşulları geçici olarak gerektirdiği takdirde

işçiye, ücreti zaman esasına göre öder. Bu durumda, zamana göre ödenecek ücret, anlaşmada

veya hizmet ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenmemişse işveren, işçiye parça başına veya

götürü olarak daha önce aldığı ortalama ücrete eşdeğer bir ücret ödemekle yükümlüdür.

Parça başına veya götürü ya da zamana göre iş sağlayamayan işveren, en azından

işgörme edimini kabulde temerrüt hükümleri uyarınca zamana göre işgörmede ödeyeceği

ücreti ödemekle yükümlüdür.

b. Birim ücreti

MADDE 412

İşçi, sözleşme gereğince parça başına veya götürü olarak çalışmayı

üstlendiği takdirde işveren, her işin başlamasından önce ona ödenecek birim ücretini

bildirmekle yükümlüdür.

Bu bildirimi yapmayan işveren, aynı veya benzer bir iş için belirlenmiş olan birim

ücretini ödemekle yükümlüdür.

II. İş araç ve malzemeleri

MADDE 413

Aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa, işveren işçiye bu iş için gerekli

araçları ve malzemeyi sağlamakla yükümlüdür.

İşçi işverenle anlaşarak kendi araç veya malzemesini işin görülmesine özgülerse, aksi

anlaşmada kararlaştırılmadıkça veya yerel âdet bulunmadıkça işveren, bunun için işçiye

uygun bir karşılık ödemekle yükümlüdür.

III. Giderler

1. Genel olarak

MADDE 414

İşveren, işin görülmesinin gerektirdiği her türlü harcama ile işçiyi

işyeri dışında çalıştırdığı takdirde, geçimi için zorunlu olan harcamaları da ödemekle

yükümlüdür.

Yazılı olarak yapılmış bir hizmet veya toplu iş sözleşmesinde, bizzat işçi tarafından

karşılanması kararlaştırılan harcamaların, işçiye götürü biçimde günlük, haftalık veya aylık

olarak ödenmesi öngörülebilir. Ancak bu ödeme, zorunlu harcamaları karşılayacak miktardan

az olamaz.

Zorunlu harcamaların kısmen veya tamamen işçi tarafından bizzat karşılanmasına

ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

2. Taşıma araçları

MADDE 415

İşçi, işin görülmesi için işverenle anlaşarak işverenin veya kendisinin

sağladığı bir taşıma aracı kullanıyorsa, taşıtın işletilmesi ve bakımı için gerekli olağan

giderler, hizmet için kullanıldığı ölçüde işverence karşılanır.

İşçi işverenle anlaşarak, işin görülmesinde kendi motorlu aracını kullanıyorsa, işveren

ayrıca bu araçla ilgili vergiyi, zorunlu mali sorumluluk sigortası primini ve aracın yıpranması

karşılığında uygun bir tazminatı hizmet için kullanıldığı ölçüde işçiye ödemekle yükümlüdür.

İşçi işverenle anlaşarak, hizmetin görülmesinde kendisine ait diğer taşıma araçlarını ve

hayvanlarını kullanıyorsa işveren, bunların kullanma ve bakımı için gerekli olan olağan

giderleri hizmet için kullanıldığı ölçüde karşılamakla yükümlüdür.

3. Giderlerin ödenmesi

MADDE 416

İşçinin yapmış olduğu giderlerden doğan alacağı, daha kısa bir süre

kararlaştırılmamışsa veya yerel âdet yoksa, her defasında ücretle birlikte ödenir.

İşçi, sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmek için düzenli olarak masraf

yapıyorsa, kendisine en az ayda bir olmak üzere belirli aralıklarla uygun bir avans verilir.

IV. İşçinin kişiliğinin korunması

1. Genel olarak

MADDE 417

İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı

göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin

psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar

görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi

almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda

alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle

işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı

zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.

2. Ev düzeni içinde çalışmada

MADDE 418

İşçi işverenle birlikte ev düzeni içinde yaşıyorsa işveren, yeterli gıda ve

uygun bir barınak sağlamakla yükümlüdür.

İşçi, kusuru olmaksızın hastalık veya kaza gibi sebeplerle işgörme edimini yerine

getiremezse işveren, sosyal sigortalar yardımlarından yararlanamayan, bir yıla kadar çalışmış

işçinin bakımını ve tedavisini, iki hafta süreyle sağlamak zorundadır. İşçinin bir yılı aşan her

hizmet yılı için söz konusu süre, dört haftayı aşmamak üzere ikişer gün artırılır.

İşveren, işçinin gebeliğinde ve doğum yapması durumunda da aynı edimleri yerine

getirmekle yükümlüdür.

3. Kişisel verilerin kullanılmasında

MADDE 419

İşveren, işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili

veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir.

Özel kanun hükümleri saklıdır.

V. Ceza koşulu ve ibra

MADDE 420

Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu

geçersizdir.

İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi

itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması,

ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran

noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri

veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını

muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu

hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer

yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına

da uygulanır.

VI. Tatil ve izinler

1. Hafta tatili ve iş arama izni

MADDE 421

İşveren, işçiye her hafta, kural olarak pazar günü veya durum ve

koşullar buna imkân vermezse, bir tam çalışma günü tatil vermekle yükümlüdür.

İşveren, belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin feshi hâlinde, bildirim süresi içinde işçiye

ücretinde bir kesinti olmaksızın, günde iki saat iş arama izni vermekle yükümlüdür.

İzin saatlerinin ve günlerinin belirlenmesinde, işyerinin ve işçinin haklı menfaatleri

göz önünde tutulur.

2. Yıllık izin

a. Süresi

MADDE 422

İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve

onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık

izin vermekle yükümlüdür.

b. İndirimi

MADDE 423

İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuruyla toplam bir aydan daha uzun

bir süreyle hizmeti yerine getirmediği takdirde işveren, çalışılmayan her tam ay için, yıllık

ücretli izin süresinden bir gün indirim yapabilir.

İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuru olmaksızın hastalık, kaza, yasal bir

yükümlülüğün veya kamu görevinin yerine getirilmesi gibi kişiliğine bağlı sebeplerle en çok

üç ay süreyle işgörme edimini yerine getiremediği takdirde, işveren yıllık ücretli izin

süresinden indirim yapamaz.

İşveren, gebelik ve doğum yapma sebebiyle işgörme edimini en çok üç ay süreyle

yerine getiremeyen kadın işçinin yıllık ücretli izin süresinden indirim yapamaz.

Hizmet veya toplu iş sözleşmeleriyle, işçinin aleyhine hüküm doğuracak şekilde,

ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerine aykırı düzenleme yapılamaz.

c. Kullanılması

MADDE 424

Yıllık ücretli izinler, kural olarak aralıksız biçimde verilir; ancak

tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünerek de kullanılabilir.

İşveren, yıllık ücretli izin tarihlerini, işyerinin veya ev düzeninin menfaatleriyle

bağdaştığı ölçüde, işçinin isteklerini göz önünde tutarak belirler.

d. Ücreti

MADDE 425

İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık ücretli izin

süresine ilişkin ücretini, ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya

avans olarak vermekle yükümlüdür.

İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, işverenden alacağı para ve başka menfaatler

karşılığında yıllık ücretli izin hakkından feragat edemez.

Hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazanıp da

kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti

üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı, hizmet

sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar.

VII. Hizmet belgesi

MADDE 426

İşveren, işçinin isteği üzerine her zaman, işin türünü ve süresini içeren

bir hizmet belgesi vermekle yükümlüdür.

İşçinin açıkça istemde bulunması hâlinde, hizmet belgesinde onun işgörmedeki

becerisi ile tutum ve davranışları da belirtilir.

Hizmet belgesinin zamanında verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler

bulunmasından zarar gören işçi veya işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat

isteyebilir.

E. Sınaî ve fikrî mülkiyet hakkı

MADDE 427

Hizmet buluşları üzerinde işçinin ve işverenin hakları, bunların

kazanılması ile diğer sınaî ve fikrî mülkiyet hakları konusunda özel kanun hükümleri

uygulanır.

F. Hizmet ilişkisinin devri

I. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün devri

II. Sözleşmenin devri
MADDE 429

Hizmet sözleşmesi, ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli

olarak başka bir işverene devredilebilir.

Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte, hizmet sözleşmesinin

işveren tarafı olur. Bu durumda, işçinin, hizmet süresine bağlı hakları bakımından, devreden

işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır.

G. Sözleşmenin sona ermesi

I. Belirli süreli sözleşmede

MADDE 430

Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih

bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa,

belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli

süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.

Taraflardan her biri, on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra,

altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir. Fesih, ancak bu süreyi izleyen aybaşında

hüküm ifade eder.

Sözleşmenin fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış ve iki taraf da fesih

bildiriminde bulunmamışsa, sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

II. Belirsiz süreli sözleşmede

1. Genel olarak fesih hakkı

MADDE 431

Taraflardan her birinin, belirsiz süreli sözleşmeyi fesih sürelerine

uyarak feshetme hakkı vardır.

2. Fesih bildirim süresi

a. Genel olarak

MADDE 432

Belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinin feshinden önce, durumun diğer

tarafa bildirilmesi gerekir.

Hizmet sözleşmesi; bildirimin diğer tarafa ulaşmasından başlayarak, hizmet süresi bir

yıla kadar sürmüş olan işçi için iki hafta sonra; bir yıldan beş yıla kadar sürmüş işçi için dört

hafta ve beş yıldan fazla sürmüş işçi için altı hafta sonra sona erer.

Bu süreler kısaltılamaz; ancak sözleşmeyle artırılabilir.

İşveren, fesih bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle hizmet sözleşmesini

feshedebilir.

Fesih bildirim sürelerinin, her iki taraf için de aynı olması zorunludur; sözleşmede

farklı süreler öngörülmüşse, her iki tarafa da en uzun olan fesih bildirim süresi uygulanır.

Hizmet sözleşmesinin askıya alındığı hâllerde fesih bildirim süreleri işlemez.

b. Deneme süresi içinde

MADDE 433

Taraflar, hizmet sözleşmesine iki ayı aşmamak koşuluyla deneme

süresi koyabilirler. Deneme süresi konulmuşsa taraflar, bu süre içinde fesih süresine uymak

zorunda olmaksızın, hizmet sözleşmesini tazminatsız feshedebilirler.

İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır.

III. Feshe karşı koruma

MADDE 434

Hizmet sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona

erdirildiği durumlarda işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında

tazminat ödemekle yükümlüdür.

IV. Derhâl fesih

1. Koşulları

a. Haklı sebepler

MADDE 435

Taraflardan her biri, haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir.

Sözleşmeyi fesheden taraf, fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi

beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır.

b. İşverenin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi

MADDE 436

İşverenin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi hâlinde işçi, sözleşmeden

doğan hakları uygun bir süre içinde işveren tarafından güvenceye bağlanmazsa, sözleşmeyi

derhâl feshedebilir.

2. Sonuçları

a. Haklı sebeple fesihte

MADDE 437

Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından

doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde

tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür.

Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple

feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.

b. Haklı sebebe dayanmayan fesihte

MADDE 438

İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse

işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise,

sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği

miktarı, tazminat olarak isteyebilir.

Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi

yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten

kaçındığı gelir, tazminattan indirilir.

Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe

belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat

miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.

c. İşçinin haksız olarak işe başlamaması veya işi bırakması

MADDE 439

İşçi, haklı sebep olmaksızın işe başlamadığı veya aniden işi bıraktığı

takdirde işveren, aylık ücretin dörtte birine eşit bir tazminat isteme hakkına sahiptir.

İşverenin, ayrıca ek zararlarının giderilmesini isteme hakkı da vardır.

İşveren zarara uğramamışsa veya uğradığı zarar işçinin aylık ücretinin dörtte birinden

az ise, hâkim tazminatı indirebilir.

Tazminat isteme hakkı takas yoluyla sona ermemişse işveren, işçinin işe

başlamamasından veya işi bırakmasından başlayarak otuz gün içinde, dava veya takip yoluyla

bu hakkını kullanmak zorundadır. Aksi takdirde, tazminat isteme hakkı düşer.

V. İşçinin veya işverenin ölümü

1. İşçinin ölümü

MADDE 440

Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin

sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm

gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki

aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür.

2. İşverenin ölümü

MADDE 441

İşverenin ölümü hâlinde, yerini mirasçıları alır. Bu durumda işyerinin

tamamının veya bir bölümünün devri ile gerçekleşen hizmet ilişkisinin devrine ilişkin

hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Hizmet sözleşmesi ağırlıklı olarak işverenin kişiliği dikkate alınmak suretiyle

kurulmuşsa, onun ölümüyle kendiliğinden sona erer. Ancak, işçi sözleşmenin süresinden önce

sona ermesi yüzünden uğradığı zarar için, mirasçılardan hakkaniyete uygun bir tazminat

isteminde bulunabilir.

VI. Sözleşmenin sona ermesinin sonuçları

1. Borçların muaccel olması

MADDE 442

Sözleşmenin sona ermesiyle, sözleşmeden doğan bütün borçlar

muaccel olur.

Muacceliyet anı, işçinin aracılığı suretiyle kurulan hukuki ilişkilerde üçüncü kişinin

üstlendiği borç, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra tamamen veya kısmen ifa

edilecekse altı aya; dönemsel edimler içeren ilişkilerde bir yıla; sigorta sözleşmelerinde veya

ifası altı aydan uzun bir süreye yayılmış olan işlerde ise iki yıla kadar, yazılı bir anlaşmayla

ertelenebilir.

Üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde ürün payı belirlenir belirlenmez, cirodan

veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise pay, hesap dönemini izleyen en geç üç

ay sonunda muaccel olur.

2. Geri verme yükümlülüğü

MADDE 443

Sözleşmenin sona ermesi durumunda, taraflardan her biri, diğerinden

veya üçüncü bir kişiden diğerinin hesabına, hizmetle ilişkili olarak almış olduğu şeyleri geri

vermekle yükümlüdür.

İşçi, özellikle motorlu taşıtları ve trafik izin belgelerini, alacaklarından fazla olduğu

ölçüde ücret ve masraf avanslarını geri vermekle yükümlüdür.

Tarafların hapis hakları saklıdır.

VII. Rekabet yasağı

1. Koşulları

MADDE 444

Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona

ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına

rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında,

rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak

üstlenebilir.

Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları

ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu

bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

2. Sınırlandırılması

MADDE 445

Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak

tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan

sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.

Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe

değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde

göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.

3. Aykırı davranışların sonuçları

MADDE 446

Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin

uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür.

Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir

hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan

kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır.

İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede

yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin

önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de

isteyebilir.

4. Sona ermesi

MADDE 447

Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir

yararının olmadığı belirlenmişse sona erer.

Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir

nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.

İKİNCİ AYIRIM – Pazarlamacılık Sözleşmesi
A. Tanımı ve kurulması
I. Tanımı
MADDE 448

Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari

işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık

etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi

işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

II. Kurulması

MADDE 449

Pazarlamacılık sözleşmesi, sözleşmenin süresini, sona ermesini,

pazarlamacının yetkilerini, ücret ve masrafların nasıl ödeneceğini, taraflardan birinin yerleşim

yeri yabancı ülkede ise uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin hangisi olduğunu içerir.

Yukarıdaki fıkra uyarınca sözleşmede yer alması öngörülen hususlar taraflarca

belirlenmemişse, kanun hükümleri ve alışılmış hizmet koşulları uygulanır.

B. Pazarlamacının yükümlülük ve yetkileri

I. Yükümlülükleri

MADDE 450

Pazarlamacı, talimata uymamasını zorunlu kılan haklı bir sebep

olmadıkça, kendisine verilen talimata uygun olarak müşterileri ziyaret etmekle yükümlüdür;

işverenin izni olmadıkça, kendisi veya üçüncü kişiler hesabına işlem yapamaz, aracılık

edemez.

Pazarlamacı, işlem yapmaya yetkiliyse, talimatta öngörülen fiyatlara ve diğer işlem

koşullarına uymak zorundadır; işveren razı olmadıkça, bunlarda değişiklik yapamaz.

Pazarlamacı, pazarlama faaliyetleri ile ilgili olarak düzenli biçimde ayrıntılı bilgi

vermek, aldığı siparişleri işverene derhâl ulaştırmak ve müşteri çevresini ilgilendiren önemli

olayları bildirmekle yükümlüdür.

II. Garanti

MADDE 451

Pazarlamacının, müşterilerin ödememelerinden veya diğer

yükümlülüklerini ifa etmemelerinden sorumlu olacağına ya da alacağın tahsili için yapılacak

masrafları tamamen veya kısmen karşılayacağına ilişkin anlaşmalar, kesin olarak hükümsüzdür.

Pazarlamacı, kendi müşteri çevresiyle işlem yapıyorsa, müşterilerin borçlarını ifa

etmemesi durumunda, işverenin her bir işlemde uğrayacağı zararın dörtte birini geçmemek

üzere karşılamayı, uygun bir ek komisyon kararlaştırılması koşuluyla yazılı olarak üstlenebilir.

Sigorta sözleşmelerinde aracılık yapan pazarlamacılar, bir primin tamamının veya bir

kısmının ödenmemesi sebebiyle, bunun tahsili için dava veya icra takibi yoluna başvurulması

durumunda, bu amaçla yapılacak masrafların en çok yarısını karşılayacaklarını, yazılı olarak

üstlenebilirler.

III. Yetkileri

MADDE 452

Aksine yazılı anlaşma olmadıkça pazarlamacı, sadece işlemlere aracılık

etmeye yetkilidir.

Pazarlamacı, işlem yapmaya yetkili kılınmışsa yetkisi, bu işlerin icrası için gereken

bütün olağan hukuki işlem ve fiilleri kapsar; özel yetki verilmedikçe müşterilerden tahsilat

yapamaz ve ödeme günlerini değiştiremez.

C. İşverenin özel yükümlülükleri

I. Faaliyet alanı

MADDE 453

Pazarlamacıya belirli bir pazarlama alanında veya belirli bir müşteri

çevresinde faaliyette bulunma yetkisi verilmiş ve aksine yazılı anlaşma da yapılmamışsa

işveren, başkalarına aynı alan veya çevrede faaliyette bulunma yetkisi veremez; ancak,

kendisi üçüncü kişilerle işlem yapabilir.

Sözleşmenin pazarlama alanı veya müşteri çevresine ilişkin hükmünün değiştirilmesini

gerektiren bir sebep varsa işveren, söz konusu hükmü, sözleşmede fesih bildirim süresi

öngörülmüş olsa bile, bu süreye uymadan tek taraflı olarak değiştirebilir; ancak, bu durumda

pazarlamacının tazminat ve hizmet sözleşmesini haklı sebeple sona erdirme hakkı saklıdır.

II. Ücret

1. Genel olarak

MADDE 454

İşveren, pazarlamacıya sadece belirli bir miktardan veya bu miktarla

birlikte komisyondan oluşan bir ücret ödemekle yükümlüdür.

Ücretin tamamının veya önemli kısmının komisyondan oluşacağına ilişkin yazılı

anlaşma, kararlaştırılan komisyonun, pazarlamacının faaliyetinin uygun karşılığını

oluşturması koşuluyla geçerlidir.

Deneme süresi için ödenecek ücret, serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak, deneme süresi

iki ayı geçemez.

2. Komisyon

MADDE 455

Pazarlamacı, belirli bir pazarlama alanı veya belirli bir müşteri

çevresinde faaliyette bulunma yetkisi sadece kendisine verilmişse, kendisinin veya işverenin

bu alan veya çevrede yaptığı bütün işlerde kararlaştırılmış ya da alışılmış olan komisyonun

ödenmesini isteyebilir.

Belirli bir pazarlama alanı veya belirli müşteri çevresinde faaliyette bulunma yetkisi

pazarlamacıyla birlikte başkalarına da verilmişse pazarlamacıya, sadece kendisinin aracılık

ettiği veya bizzat yaptığı işler için komisyon ödenir.

Komisyonun muaccel olması anında, yapılan işin değeri henüz kesin olarak

belirlenemiyorsa komisyon, önce alışılmış olan en az değeri üzerinden, geri kalanı ise, en geç

işin yerine getirilmesinde ödenir.

3. Pazarlama faaliyetinin engellenmesi

MADDE 456

Pazarlamacının pazarlama işlerini yürütmesi, kendi kusuru olmaksızın

imkânsız hâle gelir ve sözleşme veya kanun gereği bu hâlde bile kendisine ücret ödenmesi

gerekirse ücret, sabit ücrete ve komisyonun kaybı sebebiyle ödenebilecek uygun tazminata

göre belirlenir. Ancak komisyon, ücretin beşte birinden az ise, komisyon kaybı sebebiyle

tazminat ödenmeyeceği yazılı olarak kararlaştırılabilir.

Pazarlamacı, pazarlama işlerini kendi kusuru olmaksızın yürütme imkânını

bulamamasına karşın ücretinin tamamını almışsa, işverenin istemi üzerine, kendisinin

yapabileceği ve kendisinden beklenebilecek işleri onun işletmesinde yapmakla yükümlüdür.

III. Harcamalar

MADDE 457

Pazarlamacı, aynı zamanda birden fazla işveren hesabına faaliyette

bulunuyorsa, aksi yazılı şekilde kararlaştırılmadıkça, her işveren, pazarlamacının

harcamalarına eşit olarak katılmakla yükümlüdür.

Harcamaların tamamen veya kısmen sabit ücrete veya komisyona dâhil edilmesine

ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

IV. Hapis hakkı

MADDE 458

Pazarlamacılık ilişkisinden doğan muaccel alacaklar ile işverenin ödeme

güçsüzlüğüne düşmesi durumunda, henüz muaccel olmayan alacakların güvence altına alınması

için pazarlamacı, taşınırlar, kıymetli evrak ve tahsil yetkisine dayanarak müşterilerden almış

olduğu paralar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Pazarlamacı, araç ve taşıma belgelerini, fiyat tarifelerini, müşterilerle ilgili kayıtlar ile

diğer belgeleri alıkoyamaz.

D. Sona ermesi

I. Özel fesih süresi

MADDE 459

Komisyon, sabit ücretin en az beşte birini oluşturuyor ve önemli

mevsimlik dalgalanmalardan etkileniyorsa işveren, bir önceki mevsimin sona ermesinden beri

kendisiyle çalışmaya devam eden pazarlamacının sözleşmesini, yeni mevsim sırasında iki

aylık fesih süresine uyarak feshedebilir.

Aynı koşullar altında pazarlamacı da, kendisini bir önceki mevsim sonuna kadar

çalıştırmış ve bundan sonra da çalıştırmaya devam eden işverene karşı, bir sonraki mevsimin

başlamasına kadar olan dönemde, iki aylık fesih süresine uyarak sözleşmeyi feshedebilir.

II. Özel sonuçlar

MADDE 460

Sözleşmenin sona ermesi hâlinde, pazarlamacının bizzat yaptığı veya

yapılmasına aracılık ettiği bütün işlemler ile kabul ve yerine getirme zamanına bakılmaksızın,

sözleşmenin sona ermesine kadar işverene iletilen bütün siparişler için komisyon ödenir.

Sözleşmenin sona ermesi hâlinde pazarlamacı, pazarlamacılık faaliyetinde bulunması

için kendisine verilen örnek ve modelleri, fiyat tarifelerini, müşterilerle ilgili kayıtları ve diğer

belgeleri işverene geri vermekle yükümlüdür. Ancak, pazarlamacının hapis hakkı saklıdır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Evde Hizmet Sözleşmesi
A. Tanımı ve çalışma koşulları
I. Tanımı
MADDE 461

Evde hizmet sözleşmesi, işverenin verdiği işi, işçinin kendi evinde

veya belirleyeceği başka bir yerde, bizzat veya aile bireyleriyle birlikte bir ücret karşılığında

görmeyi üstlendiği sözleşmedir.

II. Çalışma koşullarının bildirilmesi

MADDE 462

İşveren, işçiye her yeni iş verişinde genel çalışma koşulları dışında

kalan ve o işe özgü özellikleri bildirir; gerekiyorsa işçi tarafından sağlanacak malzemeyi, bu

malzemenin sağlanması için kendisine ne miktarda ödemede bulunacağını ve iş için

ödeyeceği ücreti de işçiye yazılı olarak bildirir.

İşin verilmesinden önce malzeme için ödenecek bedel ve iş için ödenecek ücret

yazıyla bildirilmemişse, bu işlerde uygulanan alışılmış bedel ve ücret ödenir.

III. İşçinin özel borçları

1. İşin yapılması

MADDE 463

İşçi, işe zamanında başlamak, işi kararlaştırılan zamanda bitirmek ve

çalışmanın sonucunu işverene teslim etmekle yükümlüdür.

İş, işçinin kusuruyla ayıplı olarak görülmüşse işçi, giderilmesi mümkün olan ayıpları,

masrafı kendisine ait olmak üzere gidermek zorundadır.

2. Malzeme ve iş araçları

MADDE 464

Malzeme ve iş araçları işveren tarafından sağlanmışsa, işçi bunları

gereken özeni göstererek kullanmak, bundan dolayı hesap vermek, ayrıca kalan malzeme ile

iş araçlarını da işverene teslim etmekle yükümlüdür.

İşçi işi görürken, kendisine teslim edilen malzemenin veya iş araçlarının bozuk olduğunu

belirlerse, durumu hemen işverene bildirir ve işe devam etmeden önce, onun talimatını bekler.

İşçi, kendisine teslim edilen malzeme veya iş araçlarını kendi kusuruyla kullanılmaz

hâle getirirse, işverene karşı onun kullanılmaz hâle geldiği gündeki rayiç bedeli kadar

sorumludur.

IV. İşverenin özel borçları

1. Ürünün kabulü

MADDE 465

İşveren, işçinin üreterek teslim ettiği ürünü inceler; varsa bulduğu

ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirir. Süresinde bildirim yapılmamışsa,

ürün mevcut durumuyla kabul edilmiş sayılır.

2. Ücret

a. Ödenmesi

MADDE 466

Yapılan işin ücreti, işçi, işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırıldığı

takdirde, onbeş günde bir veya işçinin rızasıyla ayda bir; aralıklı olarak çalıştırıldığı takdirde,

ürünün her tesliminde ödenir.

Her ücret ödenmesinde işçiye, bir hesap özeti verilir. Hesap özetinde, varsa

kesintilerin miktarı ve sebebi de gösterilir.

b. Çalışmanın engellenmesi hâlinde

MADDE 467

İşçiyi aralıksız biçimde çalıştıran işveren, ürünü kabulde temerrüde

düştüğü veya işçinin kişiliğinden kaynaklanan sebeplerle ve kusuru olmaksızın çalışma

engellendiği takdirde, hizmet ediminin engellenmesi durumundaki ücret ödenmesine ilişkin

hükümler gereğince, ona ücretini ödemekle yükümlüdür. Diğer durumlarda işveren, bu

hükümlere göre ücret ödemekle yükümlü değildir.

V. Sona ermesi

MADDE 468

İşçiye deneme amacıyla bir iş verilmişse, aksi kararlaştırılmadıkça,

sözleşme deneme süresi için kurulmuş sayılır.

İşçi, işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırıldığı takdirde, aksi kararlaştırılmadıkça,

sözleşme belirsiz süreyle yapılmış sayılır; diğer durumlarda sözleşmenin belirli süreyle

yapıldığı kabul edilir.

B. Genel hükümlerin uygulanması

MADDE 469

Pazarlamacılık sözleşmesine ve evde hizmet sözleşmesine ilişkin

hüküm bulunmayan hâllerde, hizmet sözleşmesinin genel hükümleri uygulanır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Eser Sözleşmesi

A. Tanımı

MADDE 470

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin

de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

B. Hükümleri

I. Yüklenicinin borçları

1. Genel olarak

MADDE 471

Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini

gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.

Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki

işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun

davranışı esas alınır.

Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi

yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin

kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.

Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için

kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.

2. Malzeme bakımından

MADDE 472

Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin

ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur.

Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek

kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür.

Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için

gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana

getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen

işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.

3. İşe başlama ve yürütme

MADDE 473

Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine

aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan

gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda

bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda

olmaksızın sözleşmeden dönebilir.

Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya

sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek

üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın

giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe

devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.

4. Ayıp sebebiyle sorumluluk

a. Ayıbın belirlenmesi

MADDE 474

İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân

bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye

bildirmek zorundadır.

Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini

ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.

b. İşsahibinin seçimlik hakları

MADDE 475

Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi,

aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı

ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.

2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak

üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar

doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.

c. İşsahibinin sorumluluğu

MADDE 476

Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın,

işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine

yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.

d. Eserin kabulü

MADDE 477

Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü

sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden

geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.

İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş

sayılır.

Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye

bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.

e. Zamanaşımı

MADDE 478

Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak

davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz

yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın

yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

II. İşsahibinin borçları

1. Bedelin muacceliyeti

MADDE 479

İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.

Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse,

her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur.

2. Bedel

a. Götürü bedel

MADDE 480

Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana

getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile

yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.

Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde

tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya

son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını

isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme

hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih

hakkını kullanabilir.

Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen

bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.

b. Değere göre bedel

MADDE 481

Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak

belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine

bakılarak belirlenir.

C. Sözleşmenin sona ermesi

I. Yaklaşık bedelin aşılması

MADDE 482

Başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, işsahibinin kusuru

olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa işsahibi, eser henüz tamamlanmadan veya

tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.

Eser, işsahibinin arsası üzerine yapılıyorsa işsahibi, bedelden uygun bir miktarın

indirilmesini isteyebileceği gibi, eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan

alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi

feshedebilir.

II. Eserin yok olması

MADDE 483

Eser teslimden önce beklenmedik olay sonucu yok olursa işsahibi, eseri

teslim almada temerrüde düşmedikçe yüklenici, yaptığı işin ücretini ve giderlerinin

ödenmesini isteyemez. Bu durumda malzemeye gelen hasar, onu sağlayana ait olur.

Eserin işsahibince verilen malzeme veya gösterilen arsanın ayıbı veya işsahibinin

talimatına uygun yapılması yüzünden yok olması durumunda yüklenici, doğabilecek olumsuz

sonuçları zamanında bildirmişse, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerinin

ödenmesini isteyebilir. İşsahibinin kusuru varsa, yüklenicinin ayrıca zararının giderilmesini

de isteme hakkı vardır.

III. Tazminat karşılığı fesih

MADDE 484

İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını

ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.

IV. İşsahibi yüzünden ifanın imkânsızlaşması

MADDE 485

Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla

imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.

İfa imkânsızlığının ortaya çıkmasında işsahibi kusurluysa, yüklenicinin ayrıca

tazminat isteme hakkı vardır.

V. Yüklenicinin ölümü veya yeteneğini kaybetmesi

MADDE 486

Yüklenicinin kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılmış olan

sözleşme, onun ölümü veya kusuru olmaksızın eseri tamamlama yeteneğini kaybetmesi

durumunda kendiliğinden sona erer. Bu durumda işsahibi, eserin tamamlanan kısmından

yararlanabilecek ise, onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Yayım Sözleşmesi

A. Tanımı

MADDE 487

Yayım sözleşmesi, bir fikir ve sanat eseri sahibinin veya halefinin, o

eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı, yayımcının da onu çoğaltarak yayımlamayı

üstlendiği sözleşmedir.

B. Şekli

MADDE 488

Yayım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

C. Hükümleri

I. Yayımlatma hakkının geçişi ve sorumluluk

MADDE 489

Yayım sözleşmesiyle eser sahibinin hakları, sözleşmenin ifasının

gerektirdiği ölçüde ve süreyle yayımcıya geçer.

Yayımlatan, yayımcıya karşı, sözleşmenin kurulduğu anda eseri yayımlatma hakkının

bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, eser korunmakta ise, telif hakkının olmamasından da

sorumludur.

Eserin tamamı veya bir bölümü yayımlanmak üzere başka bir yayımcıya bırakılmış ya

da yayımlatanın bilgisi altında yayımlanmış ise yayımlatan, yayım sözleşmesinin yapılmasından

önce, bunu karşı tarafa bildirmek zorundadır.

II. Yayımlatanın tasarruf hakkı

MADDE 490

Yayımlatan, sözleşmede kararlaştırılan süre sona ermedikçe veya süre

belirlenmemişse kararlaştırılan baskı adedinin tükenmesi için alışılmış süre geçmedikçe,

eserin tamamı veya bir bölümü üzerinde, yayımcının zararına olacak biçimde tasarrufta

bulunamaz.

Süreli yayınlarda yer alan kısa yazılar, yayımlatan tarafından her zaman, başka yerde

de yayımlatılabilir.

Yayımlatan, toplama bir eserin kendisine ait bölümlerini veya dergilerde çıkan uzun

yazılarını, yayımın bitmesinden başlayarak üç ay geçmedikçe yeniden yayımlatamaz.

III. Basım sayısı ve baskı adedinin belirlenmesi

MADDE 491

Sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım

yapma hakkı vardır.

Taraflar, sözleşmenin süresini veya baskı adedini kararlaştırmak zorundadırlar.

Sözleşmede yayımcıya belirli birkaç basım veya bütün yeni basımları yapma yetkisi

verildiği hâllerde, yayımcı eserin baskı adedi tükenmiş iken yeni bir basım yapmayı ihmal

ederse, yayımlatan yeni basım için yayımcıya uygun bir süre verir. Yayımcı, verilen süre

içinde basımı gerçekleştirmezse; yayımlatan sözleşmeden cayabilir.

IV. Çoğaltma ve dağıtım

MADDE 492

Yayımcı, eseri hiçbir kısaltma, ekleme ve değişiklik yapmaksızın

uygun biçimde çoğaltmakla yükümlüdür; ayrıca, satışın artırılması için gerekli tanıtım ve

dağıtımı yapmak ve bu konuda her türlü önlemi almak zorundadır.

Satış fiyatını, eserin satılmasını güçleştirmemek koşuluyla yayımcı belirler.

V. Düzeltme ve iyileştirme

MADDE 493

Yayımcının menfaatlerini zedelememek ve onun sorumluluğunu

artırmamak koşuluyla, eser sahibi eserde düzeltme ve iyileştirme, halefleri ise ancak

güncelleştirme yapabilir. Bu düzeltme ve iyileştirme gerektirdiği hâlde sözleşmede

öngörülmemiş giderler, yayımlatan tarafından karşılanır.

Yayımcı, eser sahibine eserini iyileştirme, haleflerine de güncelleştirme imkânı

vermeden yeni bir basım yapamaz ve onu çoğaltamaz.

VI. Birarada basım ve ayrı ayrı yayım

MADDE 494

Bir eser sahibinin birden çok eserini ayrı ayrı yayımlama hakkı,

yayımcıya bunların bir arada basılması yetkisini vermez.

Aynı şekilde, eser sahibinin bütün eserlerini veya bunlardan yalnız bir türünü birarada

yayımlama hakkı, yayımcıya bunlar içinden her birinin ayrı ayrı basıp yayma hakkını vermez.

VII. Çeviri hakkı

MADDE 495

Çeviri hakkının yayımcıya geçebilmesi, bunun sözleşmede açıkça

belirtilmiş olmasına bağlıdır.

VIII. Bedel isteme hakkı

1. Bedelin belirlenmesi

MADDE 496

Sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça yayımlatan, bedel

ödenmesini isteyebilir.

Bedel ödenmesi gereken hâllerde ödenecek miktar belli değilse bedel, hâkim

tarafından belirlenir.

Yayımcının birden fazla basım yapma hakkı varsa, ilk basım için kararlaştırılan bedel

ve diğer koşulların, sonraki basımlar için de uygulanacağı kabul edilmiş sayılır.

2. Bedelin ödenme zamanı, satış hesapları ve bedelsiz alma hakkı

MADDE 497

Bedel, eser bütün olarak yayımlanacaksa tamamının; cilt, fasikül,

forma gibi bölümler hâlinde yayımlanacaksa, her bölümün basımından ve satışa hazır duruma

getirilmesinden sonra ödenir.

Taraflar, bedeli satış miktarına bağlamışlarsa yayımcı, satış hesaplarını tutmak,

çıkarmak ve teamüle uygun ispat edici belgeleri hazırlamakla yükümlüdür.

Aksi kararlaştırılmadıkça yayımlatanın, eserden, teamül uyarınca verilmesi gereken

miktarda bedelsiz alma hakkı vardır.

D. Sona ermesi

I. Eserin yok olması

MADDE 498

Eser, yayımcıya teslimden sonra beklenmedik hâl sonucu yok olsa bile,

yayımcı bedeli ödemekle yükümlüdür.

Eserin başka bir örneği kendisinde varsa, eser sahibinin bu örneği yayımcıya vermesi

gerekir; başka bir örneği bulunmamakla birlikte, az bir çabayla yeniden meydana

getirilebilecekse eser sahibi, eseri meydana getirerek teslim etmekle yükümlüdür. Eser sahibi

her iki durumda da uygun bir karşılık isteyebilir.

II. Basılanın yok olması

MADDE 499

Eserin tamamlanmış olan baskı adedinin tamamı veya bir bölümü,

satışa sunulmadan önce beklenmedik hâl sonucu yok olursa yayımcı, yayımlatana ayrıca bir

bedel ödemeksizin yok olan miktarı, gideri kendisine ait olmak üzere yeniden basabilir.

Yayımcı, aşırı masraf gerektirmeksizin yok olanların yerine yenilerini koyabilecek ise,

bunu yapmakla yükümlüdür.

III. Kişisel sebeplerle sona ermesi

MADDE 500

Eser sahibi eseri tamamlamadan önce ölür veya tamamlama yeteneğini

yitirir ya da eseri tamamlaması kendi kusuru olmaksızın imkânsız duruma gelirse, sözleşme

kendiliğinden sona erer. Ancak, sözleşmenin tamamı veya bir bölümünün yerine getirilmesi

mümkün ve hakkaniyete uygun bulunursa hâkim, sözleşme ilişkisinin devam etmesine ve

bunun için gereken değişikliklerin yapılmasına karar verebilir.

Yayımcı iflas ederse yayımlatan, eseri başka bir yayımcıya verebilir; ancak, iflas

anında henüz muaccel olmamış borcun yerine getirileceği konusunda güvence gösterilmişse,

yayımlatan eseri başka bir yayımcıya veremez.

E. Sipariş üzerine yayım sözleşmesi

MADDE 501

Bir veya birkaç kişi, yayımcının belirlediği plana göre bir eser

meydana getirmeyi üstlenirlerse, sadece sözleşmeyle kararlaştırılan ücrete hak kazanırlar.

Bu durumda, sözleşme konusu mali haklar yayımcıya ait olur.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Vekâlet İlişkileri

BİRİNCİ AYIRIM – Vekâlet Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 502

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya

işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda

düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır.

Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

B. Kurulması

MADDE 503

Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda

resmî sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul

edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekâlet sözleşmesi

kurulmuş sayılır.

C. Hükümleri

I. Vekâletin kapsamı

MADDE 504

Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin

niteliğine göre belirlenir.

Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin

yapılması yetkisini de kapsar.

Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz,

iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz,

bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.

II. Vekilin borçları

1. Talimata uygun ifa

MADDE 505

Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak,

vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği

açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir.

Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça

işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz.

2. Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme

a. Genel olarak

MADDE 506

Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile

yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi

başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek,

sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve

hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.

b. İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde

MADDE 507

Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun

fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur.

Vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise, sadece seçmede ve talimat vermede

gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

Vekâlet veren, her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip

olduğu hakları, doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebilir.

3. Hesap verme

MADDE 508

Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve

vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür.

Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür.

4. Edinilen hakların vekâlet verene geçişi

MADDE 509

Vekilin, kendi adına ve vekâlet veren hesabına gördüğü işlerden doğan

üçüncü kişilerdeki alacağı, vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda,

kendiliğinden vekâlet verene geçer.

Vekilin iflası hâlinde vekâlet veren, bu alacağın kendisine geçmiş olduğunu iflas

masasına karşı da ileri sürebilir.

Vekâlet veren, vekilin kendi adına ve vekâlet veren hesabına edinmiş olduğu taşınır

eşyanın iflas masasından ayrılarak kendisine verilmesini isteyebilir. Vekilin sahip olduğu

hapis hakkından iflas masası da yararlanır.

III. Vekâlet verenin borçları

MADDE 510

Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri

ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla

yükümlüdür.

Vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir.

Ancak vekâlet veren, kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.

IV. Birlikte vekâlet verenlerin ve birlikte vekillerin sorumluluğu

MADDE 511

Bir kişiye birlikte vekâlet verenler, vekile karşı müteselsil olarak

sorumludurlar.

Vekâleti birlikte üstlenenler, vekâletin ifasından müteselsil olarak sorumludurlar ve

yetkilerini başkalarına devir hakları olmadıkça, vekâlet vereni, ancak birlikte yaptıkları fiil ve

işlemleriyle borç altına sokabilirler.

D. Sona ermesi

I. Sebepleri

1. Tek taraflı sona erdirme

MADDE 512

Vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona

erdirebilir. Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan

doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

2. Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas

MADDE 513

Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona

ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona

ermesinde de uygulanır.

Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet

veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar,

vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.

II. Hükümleri

MADDE 514

Vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden,

vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumludur.

İKİNCİ AYIRIM – Kredi Mektubu ve Kredi Emri
A. Kredi mektubu
MADDE 515

Kredi mektubu, mektup gönderenin gönderilene bir üst sınır

belirleyerek veya belirlemeksizin, kredi mektubundan yararlanacak belirli kişiye istemde

bulunacağı miktarda para ve benzeri şeyleri verme konusundaki vekâletini içeren belgedir.

Kredi mektubu, vekâlet sözleşmesi ve havale hükümlerine tabidir.

Üst sınır belirlenmeksizin verilmiş olan kredi mektubunda mektuptan yararlanacak

kişi, bu mektupla ilgili olanlar arasındaki ilişkiye açıkça uygun olmayan fazla bir istemde

bulunursa mektup gönderilen, durumu gönderene bildirmek ve cevap alıncaya kadar ödemeyi

ertelemek zorundadır.

Kredi mektubuyla verilen vekâlet, ancak gönderilen tarafından belirli bir miktar için

kabul edildiği takdirde geçerli olur.

B. Kredi emri

I. Tanımı ve şekli

MADDE 516

Bir kimse kendi adına ve hesabına kredi emri verenin sorumluluğu

altında bir üçüncü kişiye kredi açmak veya krediyi yenilemek için emir almış ve kabul

etmişse, kredi emri verilen vekâletini aşmadıkça emri veren, kredi borcundan kefil gibi

sorumlu olur. Ancak, kredi emri yazılı olmadıkça emri veren sorumlu olmaz.

II. Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği

MADDE 517

Kredi emrini veren, kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliğini ileri

sürerek kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulamaz.

III. Kredi emri verilenin önel vermesi

MADDE 518

Kredi emri verilen, kredi emrinden yararlanana kendiliğinden önel

verir veya kendisine talimat verildiği hâlde kredi emrinden yararlanana başvurmayı ihmal

ederse, kredi emri veren sorumluluktan kurtulur.

IV. Taraflar arasındaki ilişki

MADDE 519

Kredi emri veren ile kredi emrinden yararlanan arasındaki ilişkiye,

kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümler uygulanır.

ÜÇÜNCÜ AYIRIM – Simsarlık Sözleşmesi
A. Tanımı ve şekli
MADDE 520

Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması

imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin

kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.

Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır.

Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

B. Ücret

I. Hak etme zamanı

MADDE 521

Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete

hak kazanır.

Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret,

koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir.

Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği

kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile

giderleri ödenir.

II. Ücretin belirlenmesi

MADDE 522

Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir.

III. Simsarın haklarını kaybetmesi

MADDE 523

Simsar, üstlendiği borcuna aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine

hareket eder veya dürüstlük kurallarına aykırı olarak diğer taraftan ücret sözü alırsa, ücrete ve

yaptığı giderlere ilişkin haklarını kaybeder.

IV. Evlenme simsarlığı

MADDE 524

Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip

yapılamaz.

V. Ücretten indirim

MADDE 525

Sözleşmede aşırı bir ücret kararlaştırılmışsa, borçlunun istemi üzerine,

bu ücret hâkim tarafından hakkaniyete uygun olarak indirilebilir.

ONUNCU BÖLÜM

Vekâletsiz İşgörme

A. İşgörenin hak ve borçları

I. İşin görülmesi

MADDE 526

Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin

menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.

II. Sorumluluk

MADDE 527

Vekâletsiz işgören, her türlü ihmalinden sorumludur. Ancak, işgören

bu işi, işsahibinin karşılaştığı zararı veya zarar tehlikesini gidermek üzere yapmışsa,

sorumluluğu daha hafif olarak değerlendirilir.

İşgören, işsahibinin açıkça veya örtülü olarak yasaklamış olmasına karşın bu işi

yapmışsa ve işsahibinin yasaklaması da hukuka veya ahlaka aykırı değilse, beklenmedik

hâlden de sorumlu olur. Ancak, işgören o işi yapmamış olsaydı bile, bu zararın beklenmedik

hâl sonucunda gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

III. İşgörenin ehliyetsizliği

MADDE 528

İşgören, sözleşme ehliyetinden yoksunsa, yaptığı işlemden ancak

zenginleştiği ölçüde veya iyiniyetli olmaksızın elinden çıkardığı zenginleşme miktarıyla sorumlu

olur.

Haksız fiillerden doğan daha kapsamlı sorumluluk saklıdır.

B. İşsahibinin hak ve borçları

I. İşin işsahibinin menfaatine yapılması hâlinde

MADDE 529

İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun

gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş

dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle

yükümlüdür. Bu hüküm, umulan sonuç gerçekleşmemiş olsa bile, işi yaparken gereken özeni

göstermiş olan işgören hakkında da uygulanır.

İşgören, yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme

hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir.

II. İşin işgörenin menfaatine yapılması hâlinde

MADDE 530

İşsahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, işgörmeden doğan

faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, işgörenin masraflarını ödemek

ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.

III. İşin işsahibi tarafından uygun bulunması hâlinde

MADDE 531

İşsahibi yapılan işi uygun bulmuşsa, vekâlet hükümleri uygulanır.

ONBİRİNCİ BÖLÜM

Komisyon Sözleşmesi

A. Alım veya satım komisyonculuğu

I. Tanımı

MADDE 532

Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında,

kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını

üstlendiği sözleşmedir.

Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet

hükümleri uygulanır.

II. Komisyoncunun borçları

1. Bildirme ve sigortalama borcu

MADDE 533

Komisyoncu, yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve

özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmekle yükümlüdür.

Vekâlet verenin talimatı olmadıkça komisyoncu, sözleşmenin konusunu oluşturan

şeyleri sigorta ettirmekle yükümlü değildir.

2. Özen borcu

MADDE 534

Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise komisyoncu,

vekâlet verenin taşıyıcıya karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit

ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen

bilgilendirmekle yükümlüdür; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur.

Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise komisyoncu,

vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.

3. Vekâlet verenin belirlediği bedel

MADDE 535

Vekâlet verenin belirlediği bedelin altında mal satan komisyoncu, malı

satmasaydı vekâlet verenin daha fazla zarar göreceğini ve durumun yeniden talimat almaya

elverişli bulunmadığını ispat etmedikçe, belirlenen bedel ile satış bedeli arasındaki farkı

gidermekle yükümlüdür. Bunun dışında komisyoncu, kusuru varsa, talimatına aykırı

davranmasından dolayı vekâlet verenin uğradığı diğer zararlardan da sorumludur.

Vekâlet verenin belirlediği bedelin altında mal alan veya üstünde satan komisyoncu,

bu işlemlerden doğan farkı alıkoyamaz.

4. Veresiye satma ve teslim almadan ödeme

MADDE 536

Komisyoncu, vekâlet verenin izni olmaksızın malı veresiye satar veya

malı teslim almadan bedelini öderse, bundan doğan zarara katlanmak zorundadır. Ancak,

vekâlet veren yasaklamadıkça, malı satış yerindeki ticari teamüle göre veresiye de satabilir.

5. Komisyoncunun garantisi

MADDE 537

Yetkisi olmaksızın veresiye mal satması dışında, komisyoncu işlemde

bulunduğu borçluların ödememelerinden ve diğer borçlarını ifa etmemelerinden sorumlu

olmaz. Ancak, komisyoncu açıkça garanti vermişse veya bulunduğu yerdeki ticari teamül

gerektiriyorsa sorumlu olur.

Garanti veren komisyoncunun bundan dolayı ayrıca ücret isteme hakkı vardır.

III. Komisyoncunun hakları

1. Ödediği paralar ve yaptığı giderler

MADDE 538

Komisyoncu, vekâlet verenin yararı için yaptığı bütün giderleri ve

ödediği paraları faiziyle birlikte isteyebilir.

Komisyoncu, ardiye ve taşıma bedellerini vekâlet verenin hesabına geçirebilirse de,

kendi çalışanlarının ücretlerini geçiremez.

2. Komisyon ücreti

a. İsteme hakkı

MADDE 539

Komisyoncu, ücretinin ödenmesini kendisine verilen işi yapınca

isteyebileceği gibi, işin yapılmaması vekâlet verene yükletilebilen bir sebepten kaynaklanması

hâlinde de isteyebilir.

Komisyoncu, başka sebeplerle işin yapılamaması durumunda, ancak emeğinin yerel

âdete göre belirlenecek karşılığını isteyebilir.

b. Kaybedilmesi

MADDE 540

Komisyoncu, vekâlet verene karşı dürüstlük kurallarına aykırı davranır,

özellikle ona satın aldığından fazla veya sattığından eksik bir bedel bildirirse, ücret alma

hakkını kaybeder.

Bedelin gerçekleşen bedelden farklı gösterilmesi durumunda vekâlet veren,

komisyoncuyu gerçekleşen bedel üzerinden satılanın alıcısı veya satıcısı sayma hakkına sahiptir.

3. Hapis hakkı

MADDE 541

Komisyoncunun, sattığı malın bedeli ve satın aldığı mal üzerinde hapis

hakkı vardır.

4. Malın açık artırmayla satılması

MADDE 542

Komisyoncuya verilen malın satılamaması veya satış emrinden cayılması

durumunda vekâlet veren, malı geri almakta ya da o malla ilgili başka işlem yapmakta aşırı

ölçüde gecikirse komisyoncu, malı bulunduğu yer mahkemesinden karar alarak açık artırmayla

sattırabilir. Ancak, mal borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak masrafa

oranla değeri azsa, hâkim satışın başka bir yolla yapılmasına da karar verebilir.

Malın bulunduğu yerde vekâlet veren ya da temsilcisi hazır bulunmazsa, satış kararı

vekâlet veren dinlenmeksizin de verilebilir.

Malın hızla değer kaybetmesi hâli dışında, artırmanın yer ve zamanının mahkemece

vekâlet verene bildirilmesi zorunludur.

5. Komisyoncunun kendisiyle işlem yapması

a. Bedel ve ücret

MADDE 543

Borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan kambiyo senetleri veya diğer

kıymetli evrakı ya da ticari malları satmaya veya satın almaya yetkili kılınan komisyoncu,

vekâlet veren tarafından aksine talimat verilmemişse, satın alacağı mal yerine kendi mallarını

satabilir veya satacağı malı kendisi için satın alabilir. Bu hâllerde, komisyoncunun kendisiyle

işlem yaptığı andaki değerler esas alınır; komisyoncunun, komisyon işlerinde alışılmış olan

ücret ve giderlerini, bu hâllerde bile isteme hakkı vardır.

Komisyoncu, bu tür bir işlemin yapıldığını aynı gün vekâlet verene bildirmek zorundadır.

Diğer hâllerde satış hükümleri uygulanır.

b. İşlemi kendisiyle yapmış sayılma

MADDE 544

Komisyoncu, kendisinin doğrudan doğruya alıcı veya satıcı olabildiği

durumlarda, sözleşmenin diğer tarafını göstermeksizin vekâletin yerine getirildiğini vekâlet

verene bildirirse, işlemi kendisiyle yapmış sayılır.

c. İşlemi kendisiyle yapma hakkının düşmesi

MADDE 545

Vekâlet verenin vekâleti geri aldığı haberi komisyoncuya ulaştığı anda,

komisyoncunun işlemi kendisiyle yapma hakkı düşer. Ancak, bu haber kendisine ulaşmadan

önce komisyoncu, işlemin yapıldığı bildirimini göndermişse, bu hüküm uygulanmaz.

B. Diğer komisyon işleri

MADDE 546

Malzemesi işsahibi tarafından verilmek üzere imal edilecek taşınırlar

hakkındaki komisyon işleri, eşya mislî şeylerden olmasa da, alım ve satım komisyonculuğu

hükmündedir.

Alım ve satım komisyonculuğu sayılmayan işleri, ücret karşılığında kendi adına ve

vekâlet verenin hesabına üstlenen alım ve satım komisyoncusu ile komisyon işlerini kendisine

meslek edinmeyip arada bir üstlenen tacir hakkında da bu bölüm hükümleri uygulanır.

Taşıma işleri komisyonculuğu hakkındaki özel hükümler saklıdır.

ONİKİNCİ BÖLÜM

Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları

A. Ticari temsilci

I. Tanımı ve yetki verilmesi

MADDE 547

Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve

işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil

etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.

İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek

zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin

yapılmış olmasına bağlı değildir.

II. Temsil yetkisinin kapsamı

MADDE 548

Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına

kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri

yapmaya yetkili sayılır.

Ticari temsilci, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile

sınırlandıramaz.

III. Temsil yetkisinin sınırlandırılması

MADDE 549

Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabilir.

Temsil yetkisi, birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir.

Bu durumda, diğerlerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme

sahibini bağlamaz.

Temsil yetkisine ilişkin yukarıdaki sınırlamalar, ticaret siciline tescil edilmedikçe,

iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz.

Temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamalar, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü

kişilere karşı ileri sürülemez.

IV. Temsil yetkisinin sona ermesi

MADDE 550

Temsil yetkisinin verildiği ticaret siciline tescil edilmemiş olsa bile,

sona erdiği tescil edilir.

Temsil yetkisinin sona erdiği ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece, bu yetki

iyiniyetli üçüncü kişiler için geçerliliğini korur.

B. Ticari vekil

MADDE 551

Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik

yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için

yetkilendirdiği kişidir.

Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça

yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde

bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.

C. Diğer tacir yardımcıları

MADDE 552

Toptan, yarı toptan veya perakende satışlarla uğraşan ticari işletmelerin

görevli veya hizmetlileri, o ticari işletme içinde, müşterilerin kolaylıkla görebilecekleri bir

yerde ve kolayca okuyabilecekleri bir biçimde, yazıyla aksine duyuru yapılmış olmadıkça,

aşağıdaki işlemler için yetkilidirler:

1. Ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlemlerini yapmak.

2. Yetkili oldukları işlemler hakkında faturaları imzalamak.

3. Ticari işletmenin alışılmış işlemlerinden doğan borçların ifa edilmesine veya

bunların hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar veya diğer açıklamaları işletme

sahibi adına yapmak; bu nitelikteki ihtar veya diğer açıklamaları, özellikle alışılmış işlem

dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimlerini ticari işletme adına kabul etmek.

Toptan, yarı toptan veya perakende satışlarla uğraşan ticari işletmelerin görevli veya

hizmetlileri, kendilerine yazıyla yetki verilmiş olmadıkça, işletme dışında ve kasa görevlileri

atanmışsa, işletme içinde satış bedellerini isteyip alamazlar. Bu kişiler, satış bedellerini almaya

yetkili bulundukları hâllerde, faturaları kapatmaya veya makbuz vermeye de yetkilidirler.

D. Rekabet yasağı

MADDE 553

Bir işletmenin bütün işlerini yöneten veya işletme sahibinin hizmetinde

bulunan ticari temsilciler, ticari vekiller veya diğer tacir yardımcıları, işletme sahibinin izni

olmaksızın, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin

hesabına işletmenin yaptığı türden bir iş yapamayacakları gibi, kendi hesaplarına bu tür

işlemleri üçüncü kişilere de yaptıramazlar.

Buna aykırı davranırlarsa işletme sahibi, aralarındaki hukuki ilişkiden doğan hakları

saklı kalmak kaydıyla, uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği gibi, bunun yerine, ticari

temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı veya üçüncü

kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını ve bu işler dolayısıyla aldıkları

ücretin verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebilir.

E. Ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin

sona ermesi

MADDE 554

İşletme sahibi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir

yardımcılarının yetkilerini, aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden

doğan hakları saklı kalmak koşuluyla, her zaman geri alabilir.

İşletme sahibinin fiil ehliyetini kaybetmesi veya ölümü, ticari temsilcilerin, ticari

vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkisini sona erdirmez.

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Havale

A. Tanımı

MADDE 555

Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer

bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul

etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.

B. Hükümleri

I. Havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişki

MADDE 556

Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla

yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer.

Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede

belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden

ileri sürebilir.

Alacaklı olan havale alıcısı, havaleyi kabul etmek istemezse, durumu borçlu olan havale

edene gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğan zararı gidermekle

yükümlü olur.

II. Havale ödeyicisinin borcu

MADDE 557

Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale

alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya

havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki

ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez.

Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale

edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle

yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale

ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur.

III. İfa edilmeme hâlinde bildirim

MADDE 558

Havale ödeyicisi, havale alıcısının istemesine karşın ifadan kaçınır veya

havale konusunu ifa etmeyeceğini önceden açıklarsa havale alıcısı, durumu gecikmeksizin

havale edene bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse, bu yüzden havale edenin uğrayacağı

zarardan sorumlu olur.

C. Geri alma

MADDE 559

Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir.

Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği

yetkiyi geri alamaz.

Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale

eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir.

Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer.

D. Kıymetli evrak konusunda havale

MADDE 560

Kıymetli evraka bağlanmış alacağın, hâmile ödenmesi amacıyla yapılan

yazılı havaleler hakkında, bu bölüm hükümleri uygulanır. Bu durumda havale ödeyicisi

karşısında her hamil, havale alıcısı sayılır. Buna karşılık, havale eden ile havale alıcısı

arasındaki ilişkiye özgü haklar, sadece alacağı devreden ile devralan arasında doğmuş olur.

Çekler ve poliçe benzeri havaleler hakkındaki özel hükümler saklıdır.

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Saklama Sözleşmeleri

A. Genel saklama sözleşmesi

I. Tanımı

MADDE 561

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir

taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.

Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret

isteyebilir.

II. Saklatanın borçları

MADDE 562

Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları

ödemekle yükümlüdür.

Saklatan, kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, saklayanın saklamadan

doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür.

III. Saklayanın borçları

1. Kullanım yasağı

MADDE 563

Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz.

Bu yasağa aykırı davranırsa, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü

olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik

hâlden doğacak zararlardan da sorumlu olur.

2. Geri verme

a. Genel olarak

MADDE 564

Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan,

saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte

geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak

yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür.

b. Özel durumlar

MADDE 565

Saklayan, belirlenmiş olan sürenin sona ermesinden önce saklananı

geri veremez. Ancak saklayan, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı

saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olursa, belirlenen sürenin sona ermesinden

önce de geri verebilir.

Süre belirlenmemişse, saklayan saklananı her zaman geri verebilir.

Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse, sözleşmede aksine bir hüküm

bulunmadıkça veya hepsinin rızası olmadıkça, saklayan saklananı onlardan birine geri

vermekle sorumluluktan kurtulamaz.

c. Geri verme yeri

MADDE 566

Saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması

gereken yerde geri verilir.

3. Saklayanların sorumluluğu

MADDE 567

Bir şeyi birlikte saklamak üzere alanlar, müteselsilen sorumlu olurlar.

4. Üçüncü kişilerin iddiaları

MADDE 568

Bir üçüncü kişi, saklanan üzerinde ayni hak iddiasında bulunsa bile,

saklanan haczedilmedikçe veya saklayana karşı istihkak davası açılmadıkça saklayan, onu

saklatana geri vermekle yükümlüdür.

Haciz konulması veya istihkak davası açılması hâlinde saklayan, durumu hemen

saklatana bildirmek zorundadır.

IV. Güvenilirkişiye bırakma

MADDE 569

Birden çok kişi, haklarını korumak üzere, hukuki durumu çekişmeli

veya belirsiz olan şeyi, bir güvenilirkişiye bırakırlarsa, bu kişi, saklatanların tamamının rızası

veya hâkimin kararı olmadıkça, onu hiçbirine geri veremez.

B. Mislî şeylerin saklanması

MADDE 570

Saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda

olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı

ve hasarı kendisine ait olur.

Paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmış olması, örtülü anlaşma sayılır.

Saklayan, saklatan tarafından kendisine açıkça yetki verilmedikçe, saklanan diğer mislî

eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarrufta bulunamaz.

C. Ardiyeciye bırakma

I. Senet çıkarma

MADDE 571

Saklamak üzere ticari mal kabul ettiğini açıkça kamuya bildiren ardiyeci,

saklatılan malı temsil eden senet çıkarmaya izin verilmesini, yetkili makamdan isteyebilir.

II. Ardiyecinin saklama borcu

MADDE 572

Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle

saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân

ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür.

Ardiyeci, saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için, alışılmış iş

zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için de her zaman izin vermek zorundadır.

III. Bırakılan şeylerin karışması

MADDE 573

Ardiyeci açıkça yetkili kılınmadıkça, aynı tür ve nitelikteki mislî

şeyleri birbirine karıştıramaz.

Yetkiye dayanılarak karıştırılan bu gibi şeyler üzerinde, saklatanlardan her biri, hakkıyla

orantılı bir pay isteyebilir.

Bu durumda ardiyeci, saklatanların birlikte hazır bulunmasına gerek olmaksızın

saklatanlardan her birinin payını ayırabilir.

IV. Ardiyecinin hakları

MADDE 574

Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve

saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir.

Bu giderler hemen; ardiye ücreti ise her üç ayda bir ve her hâlde malların tümünün

veya bir bölümünün geri alınması sırasında ödenir.

Ardiyeci, mallara zilyet bulunduğu veya eşyayı temsil eden herhangi bir senet

vasıtasıyla onlar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip olduğu sürece, alacakları için bu

mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

V. Malların geri verilmesi

MADDE 575

Ardiyeci, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri

vermekle yükümlüdür. Ancak, saklayanın sözleşmede öngöremeyeceği sebeplerle, süresinden

önce geri verme yetkisi bulunduğu durumlarda bile ardiyeci, kararlaştırılmış olan sürenin

sonuna kadar malları korumak zorundadır.

D. Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma

I. Konaklama yeri işletenlerin sorumluluğu

1. Koşulları ve kapsamı

MADDE 576

Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların

getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar. Ancak

işletenler, zararın bizzat konaklayana veya onu ziyarete gelen ya da beraberinde veya

hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın

niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluluktan kurtulurlar.

Bu sorumluluk, işletenlere veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, konaklayanlardan

her biri için, günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.

2. Kıymetli eşya

MADDE 577

Kıymetli eşya veya oldukça önemli miktarda para veya kıymetli evrak,

işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru

hâlinde sorumlu olur.

İşleten, bunları saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa, eşyanın tam değerinden

sorumludur.

Konaklayanın kendi yanında saklaması gereken eşya ile para ve benzeri şeyler

hakkında, onun diğer eşyasına ilişkin sorumluluk kuralı uygulanır.

3. Sorumluluğun kalkması

MADDE 578

Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem

hakkını kaybeder.

İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda

gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan

kurtulamaz.

II. Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu

MADDE 579

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya

çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu

taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından

sorumludurlar. Ancak işletenler, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya

hizmetinde bulunan kimseye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın

niteliğinden doğduğunu ispat etmekle, bu sorumluktan kurtulurlar.

Ancak, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, kendilerine veya

çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama

ücretinin on katını aşamaz.

İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş

olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz.

III. Hapis hakkı

MADDE 580

İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj,

otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama

giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler.

Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır.

ONBEŞİNCİ BÖLÜM

Kefalet Sözleşmesi

A. Tanımı

MADDE 581

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa

etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

B. Koşulları

I. Asıl borç

MADDE 582

Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak,

gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul

gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.

Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kişisel

güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği

biliyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden

zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır.

Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden

feragat edemez.

II. Şekil

MADDE 583

Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu

olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu

azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu

anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el

yazısıyla belirtmesi şarttır.

Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü

kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle

uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler,

kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

III. Eşin rızası

MADDE 584

Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya

yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu

rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması

şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına

veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin

önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi

veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak

verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı

esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu

Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun

kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve

sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif

ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.

C. İçeriği

I. Türlerine göre

1. Adi kefalet

MADDE 585

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez;

ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:

1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.

2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde

güçleşmesi.

3. Borçlunun iflasına karar verilmesi.

4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.

Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi

kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun

iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.

Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin

aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız

hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile

başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda

olduğu kararlaştırılabilir.

2. Müteselsil kefalet

MADDE 586

Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir

ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya

taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada

gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin

paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi

yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun

iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de

kefile başvurulabilir.

3. Birlikte kefalet

MADDE 587

Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri

kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.

Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına

giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle

birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip

edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını

ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni

güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak

kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer

kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.

Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını

varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan

gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması

ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan

kurtulur.

Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet

borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça,

diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.

4. Kefile kefil ve rücua kefil

MADDE 588

Alacaklıya, kefilin borcu için güvence veren kefile kefil, kefil ile

birlikte, adi kefil gibi sorumludur.

Rücua kefil, kefilin borçludan rücu alacağı için güvence veren kefildir.

II. Ortak hükümler

1. Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki

a. Sorumluluğun kapsamı

MADDE 589

Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara

kadar sorumludur.

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak

üzere, aşağıdakilerden sorumludur:

1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.

2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir

zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile

gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.

3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil

karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin

kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.

Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza

koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

b. Kefilin takibi

MADDE 590

Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile,

belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.

Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya

çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya

konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini

isteyebilir.

Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde

bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye

başlar.

Yerleşim yeri yabancı bir ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri

veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği

imkânsız hâle gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefil, takibe bu

sebeple itiraz edebilir.

c. Def’iler

MADDE 591

Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme

güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu

gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da

zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek

kefalet hâli bu hükmün dışındadır.

Asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’iî

alacaklıya karşı ileri sürebilir.

Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, rücu

hakkına sahip olur. Buna karşılık asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi

gerektiğini ispat ederse kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu

hakkını kaybeder.

Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa

bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.

d. Özen gösterme, rehin ve borç senetlerinin teslimi

MADDE 592

Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan

alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını

kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe,

kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği

miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.

Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi

ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş

ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun

artan kısmını kefilden isteyemez.

Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini

teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan

veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de

kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının,

diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce

geldikleri ölçüde saklıdır.

Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla

mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa,

kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının

giderilmesini isteyebilir.

e. Ödemenin kabulünü isteme

MADDE 593

Borçlunun iflası sebebiyle olsa bile, borç muaccel olduğu takdirde

kefil, alacaklıdan yapacağı ödemeyi kabul etmesini her zaman isteyebilir. Bir borca birden

çok kişinin kefil olması durumunda alacaklı, kefillerden biri tarafından yapılacak kısmi

ödemeyi, bunu öneren kefile düşen paydan az olmamak koşuluyla, kabul etmek zorundadır.

Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabul etmekten kaçınırsa, kefil

borcundan kurtulur; birlikte müteselsil kefalette ise, kefillerin sorumluluğu kendilerine düşen

pay miktarınca azalır.

Alacaklının rızası varsa kefil, asıl borcu muaccel olmasından önce de ödeyebilir.

Ancak, bu durumda kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkını borcun muaccel olmasından önce

kullanamaz.

f. Bildirim, iflasta ve konkordatoda kayıt

MADDE 594

Asıl borçlu, anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin

ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse,

alacaklının durumu kefile bildirmesi gerekir. İstek hâlinde alacaklı, her zaman asıl borcun

kapsamı hakkında kefile bilgi vermek zorundadır.

Asıl borçlunun iflasına karar verilmiş veya borçlu konkordato istemişse alacaklı,

alacağını kaydettirmek ve haklarının korunması için gerekeni yapmak zorundadır.

Alacaklının, borçlunun iflas ettiğini veya borçluya konkordato mehli verildiğini öğrendiği

anda, durumu kefile bildirmesi gerekir.

Alacaklı, yukarıdaki fıkralarda öngörülen gereklerden birini yerine getirmezse, bundan

dolayı kefilin uğradığı zarar miktarınca ona karşı haklarını kaybeder.

2. Kefil ile borçlu arasındaki ilişki

a. Güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteme hakkı

MADDE 595

Kefil, aşağıdaki durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç

muaccel olmuşsa, borçtan kurtarılmasını isteyebilir:

1. Asıl borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belli bir süre içinde

kendisini borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa.

2. Asıl borçlu temerrüde düşmüşse veya yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi

yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse.

3. Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya

borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli

ölçüde artmışsa.

b. Kefilin rücu hakkı

MADDE 596

Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur.

Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.

Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer

güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan

özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan

kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu

üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir.

Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır.

Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik

tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında

böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.

Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda

işlemeye başlar.

Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu

bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip

değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili

sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.

c. Kefilin bildirim yükü

MADDE 597

Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek

zorundadır.

Kefil, bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen

borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, rücu hakkını kaybeder.

Kefilin, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır.

D. Sona ermesi

I. Kanun gereğince

MADDE 598

Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan

kurtulur.

Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel

yararlar saklı kalır.

Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin

kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet

verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.

Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla,

kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir

dönem için uzatılabilir.

II. Kefaletten dönme

MADDE 599

Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan

önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa

veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü

olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı

sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.

Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

III. Süreli kefalette

MADDE 600

Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.

IV. Süreli olmayan kefalette

MADDE 601

Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olunca, adi kefalette

her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan, bir ay içinde

borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla

takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebilir.

Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil,

kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve

borç bu suretle muaccel olunca, yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını

kullanmasını isteyebilir.

Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan kurtulur.

V. Çalışanlara kefalette

MADDE 602

Çalışanlara süreli olmayan kefalette kefil, her üç yılda bir, ertesi yılın

sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini bildirebilir.

E. Uygulama alanı

MADDE 603

Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin

hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan

diğer sözleşmelere de uygulanır.

ONALTINCI BÖLÜM

Kumar ve Bahis

A. Alacağın dava ve takip edilememesi

MADDE 604

Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip

yapılamaz.

Kumar veya bahis için bilerek verilen avanslar ve ödünç paralar ile kumar ve bahis

niteliğinde oldukları takdirde, borsada işlem gören malların, yabancı paraların ve kıymetli

evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli satışlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.

B. Borç senedi verme ve isteyerek ödeme

MADDE 605

Kumar oynayan veya bahse giren kişi tarafından imzalanmış adi borç

veya kambiyo senedi üçüncü bir kişiye devredilmiş olsa bile, hiçbir kimse bunlara dayanarak

dava açamaz ve takip yapamaz. Kıymetli evrakın iyiniyetli üçüncü kişilere sağladığı haklar

saklıdır.

Kumar ve bahis borcu için isteyerek yapılan ödemeler geri alınamaz. Ancak, kumar

veya bahsin usulüne göre yürütülmesi beklenmedik olayla veya diğer tarafın fiiliyle

engellenmişse ya da diğer taraf kumar veya bahse hile karıştırmışsa, isteyerek yapılan ödeme

geri alınabilir.

C. Piyango ve diğer şans oyunları

MADDE 606

Düzenlenmesine kanun veya yetkili makamlarca izin verilmiş

olmadıkça, piyango ve diğer şans oyunlarından doğan alacaklar hakkında dava açılamaz ve

takip yapılamaz.

İzin verilmemiş olan durumlarda, piyango ve diğer şans oyunları için de kumara

ilişkin hükümler uygulanır.

Yabancı ülkelerde kendi kurallarına uygun olarak düzenlenen piyango ve diğer şans

oyunları, Türkiye’de yetkili makamlarca bunlara ait biletlerin satılmasına izin verilmiş

olmadıkça, yasal korumadan yararlanamazlar.

ONYEDİNCİ BÖLÜM

Ömür Boyu Gelir ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmeleri

BİRİNCİ AYIRIM – Ömür Boyu Gelir Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 607

Ömür boyu gelir sözleşmesi, gelir borçlusunun gelir alacaklısına,

içlerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı

üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşme, aksine açık bir hüküm yoksa, gelir alacaklısının ömrü boyunca yapılmış

sayılır.

Gelir borçlusunun veya üçüncü bir kişinin ömrüyle sınırlı olarak bağlanmış olan gelir,

aksi kararlaştırılmamışsa gelir alacaklısının mirasçılarına geçer.

B. Şekli

MADDE 608

Ömür boyu gelir sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

C. Gelir alacaklısının hakları

I. Hakkın kullanılması

MADDE 609

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ömür boyu gelir, her altı ayda bir

ve peşin olarak ödenir.

Gelirin süresi ömrüne bağlanmış olan kişi, peşin ödeme öngörülen dönemin sona

ermesinden önce ölse bile, o döneme ait gelirin tamamı gelir borçlusu tarafından borçlanılmış

sayılır.

Gelir borçlusu iflas ederse, gelir alacaklısı, gelir borçlusunun yükümlü olduğu

dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken

anaparaya denk düşen bir parayı iflas masasına kaydettirme hakkını elde eder.

II. Devredilebilmesi

MADDE 610

Sözleşmeyle aksi kararlaştırılmamışsa gelir alacaklısı, haklarını başkasına

devredebilir.

İKİNCİ AYIRIM – Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
A. Tanımı
MADDE 611

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım

alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya

bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma

sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.

B. Şekli

MADDE 612

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile,

miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Sözleşme, Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği

koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir.

C. Güvencesi

MADDE 613

Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı,

haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına

sahiptir.

D. Konusu

MADDE 614

Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile

topluluğuna katılmış olur. Bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım

alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği

edimleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür.

Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak,

hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.

Kabul ettikleri kişilere ölünceye kadar bakma amacıyla kurulmuş olan kurumların

bakım borcunun kapsamı ve ifası, kendilerince hazırlanarak yetkili makamların onayından

geçen genel düzenlemelerle belirlenir. Bu düzenlemeler, sözleşmenin içeriğinden sayılır.

E. İptali ve tenkisi

MADDE 615

Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna

göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını

kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilirler.

Hâkim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup

edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar

verebilir.

Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.

F. Sona ermesi

I. Önel verilerek fesih

MADDE 616

Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla

alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay

önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu oransızlığın

tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca, bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen

anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır.

Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve

faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir.

II. Önel verilmeksizin fesih

MADDE 617

Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin

devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız

hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin

feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf,

aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat

ödemekle yükümlü olur.

Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan

birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım

alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.

III. Bakım borçlusunun ölümü

MADDE 618

Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin

feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas

masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun

mirasçılarından isteyebilir.

G. Devredilemezlik, iflas ve haciz hâlinde istem

MADDE 619

Bakım alacaklısı, hakkını başkasına devredemez.

Bakım borçlusunun iflası hâlinde bakım alacaklısı, borçlunun ödemekle yükümlü

olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi

gereken anapara değerine eşit bir parayı, iflas masasına alacak kaydettirme hakkını elde eder.

Bakım alacaklısı, bu alacağını karşılamak üzere, üçüncü kişilerce borçluya karşı

yürütülmekte olan hacze katılabilir.

ONSEKİZİNCİ BÖLÜM

Adi Ortaklık Sözleşmesi

A. Tanımı

MADDE 620

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve

mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu

bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.

B. Ortaklar arasındaki ilişki

I. Katılım payı

MADDE 621

Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa

bir katılım payı koymakla yükümlüdür.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği

önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır.

Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki;

bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa

ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

II. Kazanç ve zarar

1. Kazancın paylaşılması

MADDE 622

Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında

paylaşmakla yükümlüdürler.

2. Kazanç ve zarara katılma

MADDE 623

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki

payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.

Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu

belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.

Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak

katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.

III. Ortaklığın kararları

MADDE 624

Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır.

Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına

göre belirlenir.

IV. Ortaklığın yönetimi

MADDE 625

Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya

da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.

Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri,

diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak,

tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.

Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin

yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan

hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.

V. Ortaklar arasındaki sorumluluk

1. Rekabet yasağı

MADDE 626

Ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın

amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar.

2. Ortakların yaptıkları giderler ve işler

MADDE 627

Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya

üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar; bu ortağın, yönetim

işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan

tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler.

Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir.

Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin

gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir.

3. Özen borcu

MADDE 628

Her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen

göstermekle yükümlüdür.

Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa

sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür.

Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekâlet hükümlerine göre sorumlu olur.

VI. Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması

MADDE 629

Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı

bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz.

Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile,

haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.

Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi

yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.

VII. Yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki

1. Genel olarak

MADDE 630

Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm

bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine

ilişkin hükümlere tabidir.

Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu

yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümler

uygulanır.

Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara

ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak

hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural

uygulanır.

2. Ortaklık işlerini inceleme

MADDE 631

Yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın işleyişi hakkında

bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durumu hakkında

özet çıkarma hakkı vardır.

Aksine sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

VIII. Ortaklar arasındaki ve ortaklık yapısındaki değişiklikler

1. Yeni ortak alımı ve alt katılım

MADDE 632

Ortaklığa, yeni bir ortak alınması, bütün ortakların rızasına bağlıdır.

Ortaklardan biri tek taraflı olarak bir üçüncü kişiyi ortaklıktaki payına ortak eder veya

payını ona devrederse, bu üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz.

2. Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma

a. Genel olarak

MADDE 633

Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki

payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde, sözleşmede ortaklığın diğer

ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde, o

ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar

tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimle ortaklıktan çıkarılabilir.

b. Ortaklık payının tasfiyesi

MADDE 634

Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer

ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.

Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı

eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan

müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş

olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler. Ortaklığın henüz muaccel

olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine,

kendisine bir güvence verebilirler.

Çıkan veya çıkarılan ortağın tasfiye payı, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla,

mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır. Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları

durumunda bu kişi, hâkim tarafından atanır.

c. Malvarlığının yetersizliği

MADDE 635

Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın malvarlığı, borçlarını

karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını, zarara katılmaya

ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.

d. Tamamlanmamış işler

MADDE 636

Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış

işlerden doğan kâra veya zarara katılır.

Ortaklık sıfatı sona eren kişi, o hesap yılı sonu itibarıyla, tamamlanmış olan işler

sebebiyle varsa ortaklıktan kendisine düşecek kâr payını; devam eden işler hakkında da

gerekli bilgiyi isteyebilir.

C. Ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi

I. Temsil

MADDE 637

Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan

ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur.

Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa,

diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu

olurlar.

Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü

kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın

yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş

olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır.

II. Temsilin sonuçları

MADDE 638

Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve

ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.

Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları,

haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi

çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.

D. Ortaklığın sona ermesi

I. Sona erme sebepleri

1. Genel olarak

MADDE 639

Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin

imkânsız duruma gelmesiyle.

2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa,

ortaklardan birinin ölmesiyle.

3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın

kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.

4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.

5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.

6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir

süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde

bulunmasıyla.

7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih

istemi üzerine mahkeme kararıyla.

2. Belirsiz süreli ortaklık

MADDE 640

Ortaklık, belirsiz süre için veya ortaklardan birinin ömrü boyunca

sürmek üzere kurulmuşsa, ortaklardan her biri, altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir.

Fesih bildirimi, dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve özellikle uygun olmayan bir

zamanda yapılamaz. Fesih bildirimi, ancak hesap yılı sonunda hüküm ifade eder.

Sözleşmede öngörülmüş olan sürenin bitiminden sonra ortaklık, ortakların örtülü

iradesiyle sürdürülürse, belirsiz süreli ortaklığa dönüşür.

II. Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi

MADDE 641

Ortaklık, fesih bildiriminden başka bir yolla sona ererse, bir ortağın

ortaklık işlerini yönetme konusundaki yetkisi, sona ermeyi öğrendiği veya durumun

gerektirdiği özeni gösterseydi öğrenebileceği zamana kadar, kendisi hakkında devam eder.

Ortaklık, ortaklardan birinin ölümüyle sona ererse, ölen ortağın mirasçısı, durumu

hemen diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür. Mirasçı, gerekli önlemler alınıncaya kadar,

ölen ortağın daha önce yürütmekte olduğu işlere, dürüstlük kuralları çerçevesinde devam eder.

Diğer ortaklar da, geçici olarak, ortaklık işlerini aynı şekilde yürütmeye devam ederler.

III. Tasfiye

1. Katılım payı için yapılacak işlem

MADDE 642

Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona

ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu

katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir.

Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki

değeri üzerinden yapılır.

2. Kazanç ve zararın paylaşımı

MADDE 643

Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa

verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri

verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır.

Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların

koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.

3. Tasfiye usulü

MADDE 644

Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da

dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde,

ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması

öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve

diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda

anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması

isteminde bulunabilir.

Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca

oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının

geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna

imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.

Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak

doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

IV. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk

MADDE 645

Ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri

değiştirmez.

Türk Medenî Kanunu ile ilişkisi

MADDE 646

Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun

Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır.

Yürürlükten kaldırılan Kanun

MADDE 647

22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1- (Ek:8/6/2022-7409/4 md.)

Konut kiraları bakımından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ilâ 1/7/2023 (bu tarih

dâhil) tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin

anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla

geçerlidir. Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre

değişim oranının yüzde yirmi beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir. Bu kural,

bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Bu oranları geçecek şekilde

yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir. Bu fıkra hükmü, 344 üncü maddenin

ikinci fıkrası uyarınca hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 2- (Ek: 14/7/2023-7456/23 md.)

Konut kiraları bakımından 2/7/2023 ilâ 1/7/2024 (bu tarihler dâhil) tarihleri arasında

yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira

yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bir önceki kira

yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde yirmi

beşin altında kalması halinde değişim oranı geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli

kira sözleşmelerinde de uygulanır. Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla

miktar yönünden geçersizdir. Bu fıkra hükmü, 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca

hâkim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.

Yürürlük

MADDE 648

Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 649

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

6098 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER

1- 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun hükmüdür:

GEÇİCİ MADDE 2 – (Değişik: 4/7/2012-6353/53 md.)

Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu

hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden

itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş

olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur.

Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

6098 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ

TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO

Değiştiren Kanunun/

KHK’nin veya İptal Eden 6098 Sayılı Kanunun Değişen

Anayasa Mahkemesi

veya İptal Edilen Maddeleri

Kararının Numarası

Yürürlüğe Giriş Tarihi

6111

15

1/7/2012

6217

İşlenemeyen Hüküm

14/4/2011

6353

İşlenemeyen Hüküm

12/7/2012

6455

584

11/4/2013

KHK/700

256, 407

24/6/2018 tarihinde birlikte

yapılan Türkiye Büyük Millet

Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı

seçimleri sonucunda

Cumhurbaşkanının andiçerek

göreve başladığı tarihte

(9/7/2018)

7161

344

1/1/2019 tarihinden geçerli

olmak üzere yayımı tarihinde

7409

Geçici Madde 1

11/6/2022

7456

Geçici Madde 2

15/7/2023

03 · 5237 Sayılı Kanun

Türk Ceza Kanunu

↑ Başa Dön
§
Resmî Mevzuat

Türk Ceza Kanunu

Kanun No. 5237 • Kabul: 26 Eylül 2004 • Resmî Gazete: 12 Ekim 2004 – Sayı 25611

📚2 Kitap
📑4 Kısım
📋21 Bölüm
⚖️338 Madde
Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Madde 2- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Madde 3- (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz. Bu Kanunun yürürlük ve uygulama şekli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununa çeşitli mevzuatta yapılan atıflarla ilgili olarak 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Kanuna bakınız.
Madde 4- (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.
(2) (Mülga : 29/6/2005 – 5377/1 md.)
Madde 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
  a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
  b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
  c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,
  d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,
  e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,
  f) Silah deyiminden;
    1. Ateşli silahlar,
    2. Patlayıcı maddeler,
    3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
    4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
    5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
  g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
  h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
  i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
  j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır. 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 156 ncı maddesiyle, bu bentte yer alan “ve adlî, idarî ve askerî” ibaresi “, adlî ve idarî” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2 md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.
Madde 8- (1) Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.
(2) Suç;
  a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
  b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
  c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
  d) Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı, işlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır.
Madde 9- (1) Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye’de yeniden yargılanır.
Madde 10- (1) Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de yeniden yargılanır.
Madde 11- (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
Madde 12- (1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması halinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
(3) Mağdur yabancı ise, aşağıdaki koşulların varlığı halinde fail, Adalet Bakanının istemi ile yargılanır:
  a) Suçun, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi.
  b) Suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya geri verilme isteminin suçun işlendiği ülkenin veya failin uyruğunda bulunduğu devletin hükûmeti tarafından kabul edilmemiş olması.
(4) Birinci fıkra kapsamına giren suçtan dolayı yabancı mahkemece mahkûm edilen veya herhangi bir nedenle davası veya cezası düşen veya beraat eden yahut suçu kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye’de yeniden yargılama yapılır.
(5) (Ek: 18/6/2014-6545/56 md.) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı değildir.
Madde 13- (1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:
  a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar.
  b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar.
  c) İşkence (madde 94, 95).
  d) Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181).
  e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190).
  f) Parada sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde 200), mühürde sahtecilik (madde 202).
  g) Fuhuş (madde 227).
  h) (Mülga : 26/6/2009 – 5918/1 md.)
  i) Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.
(2) (Ek ikinci fıkra: 29/6/2005 – 5377/3 md.) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye’de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine bağlıdır
(3) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılır.3
Madde 14- (1) 11 ve 12 nci maddelerde belirtilen hallerde, soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise soruşturma veya kovuşturma açılmaz.
Madde 15- (1) Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
Madde 16- (1) Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.
Madde 17- (1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan hallerde mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.
Madde 18- (Mülga: 23/4/2016-6706/36 md.) 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklendiği için bu fıkranın numarası
(2) iken,
(3) olarak teselsül ettirilmiştir.
Madde 19- (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.
(2) Ancak suçun;
  a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,
  b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak, İşlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
Madde 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.
Madde 21- (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Madde 23- (1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.
Madde 24- (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Madde 26- (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
Madde 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Madde 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.
Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Madde 30- (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Madde 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.
Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. (Değişik cümle:24/12/20257571/14 md.) Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.
Madde 33- (1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır.
Madde 34- (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.
(2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Madde 35- (1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.4
Madde 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Madde 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Madde 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “onüç yıldan yirmi yıla” ibaresi “ondört yıldan yirmibir yıla” ve “dokuz yıldan onbeş yıla” ibaresi “on yıldan onsekiz yıla” şeklinde değiştirilmiştir.
  a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
  b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
  c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
Madde 40- (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
Madde 41- (1) İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır.
(2) Suçun;
  a) Gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması,
  b) Gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması, Hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
Madde 42- (1) Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.5 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada geçen "cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Madde 45- (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.
Madde 46- (1) Hapis cezaları şunlardır:
  a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.
  b) Müebbet hapis cezası.
  c) Süreli hapis cezası.
Madde 47- (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Madde 48- (1) Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder.
Madde 49- (1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.
Madde 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
  a) Adlî para cezasına,
  b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine, 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 156 ncı maddesiyle, bu maddede yer alan “tüzükte” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
  c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
  d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
  e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
  f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.78
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; 26/2/2008 tarihli ve 5739 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan "yaptırımın" ibaresi "tedbirin" olarak değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, altıncı fıkrada yer alan “hükmü veren mahkeme” ibaresi “infaz hâkimliği” ve yedinci fıkrada yer alan “hükmü veren mahkemece” ibaresi “infaz hâkimliğince” şeklinde değiştirilmiştir.
  a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
  b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.9
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
  a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
  b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
  c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.10
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, ikinci fıkrada yer alan “hakim” ibaresi “infaz hâkimi”, beşinci fıkrada yer alan “hakime” ibaresi “infaz hâkimine” şeklinde değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hakimin” ibaresi “infaz hâkiminin” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya “çektirilmesine” ibaresinden sonra gelmek üzere “infaz hâkimliğince” ibaresi eklenmiştir. ceza infaz edilmiş sayılır.
Madde 52- (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.11
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;13
  a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
  b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
  c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
  d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
  e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası” ibaresi “En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “…ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresi ile aynı maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (b) bendinde yer alan “Seçme ve seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;…” bölümü, aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “…seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden, yine aynı fıkrada yer alan “…hapis cezasına…” ibaresi ise (b) bendinde yer alan “Seçme ve…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir. yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.14
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.15
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da” ibaresi ve ikinci cümlesine “cezası ertelenen” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen” ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; bu fıkrada yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya…” ibaresi, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “…seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir. kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
Madde 56- (1) Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin neler olduğu ve ne suretle uygulanacakları ilgili kanunda gösterilir.
Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya 17/6/2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, ikinci ve yedinci fıkrada yer alan “mahkeme veya hakim” ibareleri “infaz hâkimi” şeklinde ve altıncı fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “infaz hâkimi” şeklinde değiştirilmiş, maddenin beşinci fıkrasına “dayanılarak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “infaz hâkimliğince” ibaresi eklenmiştir. önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15 md.) Ancak, hakkında 32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
  a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
  b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Madde 59- (Değişik: 31/3/2005 – 5328/1 md.)
(1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.17
Madde 60- (1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir.
(2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, altıncı fıkradan sonra gelmek üzere yedinci ve sekizinci fıkra eklendiği için bu fıkranın numarası
(7) iken,
(9) olarak teselsül ettirilmiştir. 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, sekizinci fıkradan sonra gelmek üzere
(9) numaralı fıkra eklendiği için, bu fıkranın numarası
(9) iken,
(10) olarak teselsül ettirilmiştir. yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.20
(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…)21 göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.22
Madde 64- (1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.
Madde 65- (1) Genel af halinde, kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
(2) Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.
(3) Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir. Dava zamanaşımı 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “beşte” ibaresi “altıda” olarak değiştirilmiştir. 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “sürecindeki davranışları,” ibaresi “sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya” şeklinde değiştirilmiş ve “gibi hususlar” ibaresi madde metninden çıkarılmış, fıkraya “kararda” ibaresinden sonra gelmek üzere “gerekçeleriyle” ibaresi eklenmiştir. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “yüz” ibaresi
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
  a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
  b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
  c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
  d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
  e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
  a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
  b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
  c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
  d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Madde 68- (1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez:
  a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.
  b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.
  c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.
  d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.
  e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.
(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
(4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.
(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
Madde 69- (1) Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam eder.
Madde 70- (1) Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
Madde 71- (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.
Madde 72- (1) Dava ve ceza zamanaşımı süreleri gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
(2) Dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler.
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Madde 74- (1) Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri alınmasını gerektirmez.
(2) Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez.
(3) Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez. Önödeme 19/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu başlıkta yer alan “, uzlaşma” ibaresi
Madde 75- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;24
  a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
  b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,
  c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını, Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. (Ek cümleler:17/10/20197188/16 md.) Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/12 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak belirlenir.26
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde hükümleri;
  a) Bu Kanunda yer alan;27
    1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası), 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “üç” ibaresi “altı” şeklinde, “yirmi” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “otuz” ibaresi “yüz” şeklinde değiştirilmiştir. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç” ibaresi “altı” şeklinde değiştirilmiştir. 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu bende
(1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.) Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
    3. Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (madde 171),
    4. Çevrenin taksirle kirletilmesi (182 nci maddenin birinci fıkrası),
    5. Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma (264 üncü maddenin birinci fıkrası),
    6. Suçu bildirmeme (278 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları), suçları,
  b) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç,
  c) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan suç,
  d) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan suç, bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanmaz.
(7) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
Madde 76- (1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:
  a) Kasten öldürme.
  b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.
  c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
  d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
  e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Madde 77- (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
  a) Kasten öldürme.
  b) Kasten yaralama.
  c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
  d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
  e) Bilimsel deneylere tabi kılma.
  f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
  g) Zorla hamile bırakma.
  h) Zorla fuhşa sevketme.
(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Madde 78- (1) Yukarıdaki maddelerde yazılı suçları işlemek maksadıyla örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu örgütlere üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(3) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
  a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan, 22/7/2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere yeni bir fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan, Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.2930
(2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;
  a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,
  b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
(3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.
(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 80- (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
Madde 81- (1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 82- (1) Kasten öldürme suçunun;31
  a) Tasarlayarak,
  b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
  c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
  d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,
  e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  f) (Değişik:12/5/2022-7406/2 md.) Kadına karşı,
  g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
  i) (Ek:29/6/2005 – 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
  j) Kan gütme saikiyle,
  k) Töre saikiyle, İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 83- (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.
(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;
  a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
  b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.
(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkraya (h) bendinden sonra gelmek üzere (i) bendi eklenmiş olup, diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu bentte yer alan “eş” ibaresi “eş, boşandığı eş” şeklinde değiştirilmiştir. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kolaylaştırmak” ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da yakalanmamak" ibaresi eklenmiştir.
Madde 84- (1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/10 md.)
(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.35
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu maddenin başlığı “İntihar” iken, "İntihara yönlendirme" şeklinde değiştirilmiştir. 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu maddede yer alan “üç yıldan” ibareleri, “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiştir. 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle bu maddeye ikinci fıkra eklenmiş, diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut ikinci fıkrasındaki "iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." ibaresi "şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." şeklinde değiştirilmiştir. 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “bir yıldan” ibaresi “bir yıl altı aydan” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “dört aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan bir yıl altı aya” ve “altı aydan” ibaresi “dokuz aydan” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) Kasten yaralama suçunun;
  a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
  b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  e) Silahla,
  f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.39
Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
  a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
  c) Yüzünde sabit ize,
  d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.41
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
  a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.41
(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “eşe” ibaresi “eşe, boşandığı eşe” şeklinde değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu fıkraya “oranında” ibaresinden sonra gelmek üzere “, (f) bendi bakımından ise bir kat” ibaresi eklenmiştir. 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “üç yıldan,” ibaresi “dört yıldan,” ve “beş yıldan” ibaresi “altı yıldan” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “beş yıldan,” ibaresi “altı yıldan,” ve “sekiz yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “sekiz yıldan oniki yıla” ibaresi “on yıldan ondört yıla” ve “oniki yıldan” ibaresi “ondört yıldan” şeklinde değiştirilmiştir. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkralarda geçen “ikinci” ibaresi, “üçüncü” olarak değiştirilmiştir. çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.4243
Madde 88- (1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.45
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
  a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  b) Vücudunda kemik kırılmasına,
  c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
  d) Yüzünde sabit ize,
  e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
  a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.46 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ikinci” ibaresi, “üçüncü” şeklinde değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 12 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “onaltı” ibaresi “onsekiz” şeklinde değiştirilmiştir. 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu madde başlığı “Daha az cezayı gerektiren haller” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, söz konusu maddenin birinci fıkrası madde metninden çıkarılmış olup, ikinci fıkrası birinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “dört aydan iki yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan üç yıla” ibaresi “dokuz aydan beş yıla” şeklinde değiştirilmiştir.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Madde 90- (1) İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;
  a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,
  b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,
  c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
  d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,
  e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,
  f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,
  g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması, gerekir.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/7 md.) Çocuklar üzerinde bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için ikinci fıkrada aranan koşulların yanı sıra;
  a) Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
  b) Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması,
  c) Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması, gerekir.
(4) Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez. Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir.
(5) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama veya kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 91- (1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Hukuka aykırı olarak, ölüden organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada belirtilen cezalara hükmolunur.
(4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(6) Belli bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi halinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 92- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Madde 93- (1) Organ veya dokularını satan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suç haber alındıktan sonra, organ veya dokularını satan kişi, gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına hizmet ve yardım ederse; hakkında verilecek cezanın, yardımın niteliğine göre, dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
(2) Suçun;
  a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
  b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.
(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.
Madde 95- (1) İşkence fiilleri, mağdurun;
  a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
  c) Yüzünde sabit ize,
  d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır.
(2) İşkence fiilleri, mağdurun;
  a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(3) İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/20227406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
  a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
  b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı, İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 97- (1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.
Madde 98- (1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 99- (1) Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durumda, çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Birinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu bende “eşe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya boşandığı eşe” ibaresi eklenmiştir. hükmolunur.
(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) Rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftayı doldurmamış olan bir kadının çocuğunun yetkili olmayan bir kişi tarafından düşürtülmesi halinde; iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan diğer fiiller yetkili olmayan bir kişi tarafından işlendiği takdirde, bu fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılarak hükmolunur.
(6) Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.
Madde 100- (1) Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Madde 101- (1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.
(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
  a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
  d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
  e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Madde 103- (Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)
(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; 48
  a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
  b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.
(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
  a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, Anayasa Mahkemesi’nin 26/5/2016 tarihli ve E.: 2015/108, K.: 2016/46 sayılı Kararı ile bu maddenin
(1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “…tamamlamamış…” sözcüğü yönünden
(1) numaralı fıkranın birinci ve ikinci cümleleri iptal edilmiştir.
  d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
  e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Madde 104- (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.49
(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.50
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;
  a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
  c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
  d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 61 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “hükmolunur” ibaresi “, “fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde değiştirilmiştir.
  e) Teşhir suretiyle, işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
  a) Silahla,
  b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Madde 108- (1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasına “şikayeti üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “iki aydan” ibaresi eklenmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “beş yıla” ibaresi “yedi yıla” şeklinde değiştirilmiştir. müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.
Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
  a) Silahla,
  b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,
  f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 110- (1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
Madde 111- (1) Tehdit, şantaj, cebir veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi53 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu bende “eşe” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da boşandığı eşe” ibaresi eklenmiştir. 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu madde başlığı “Eğitim ve öğretimin
Madde 112- (Değişik: 2/3/2014-6529/12 md.)
(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;
  a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,
  b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına,
  c) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına, engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 113- (Değişik: 2/3/2014-6529/13 md.)
(1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;
  a) Bir kamu faaliyetinin yürütülmesine,
  b) Kamu kurumlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında verilen ya da kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak sunulan hizmetlerden yararlanılmasına, engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) (Ek:12/5/2022-7406/7 md.) Suçun konusunun sağlık hizmeti olması hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranına kadar artırılır.
Madde 114- (1) Bir kimseye karşı;
  a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
  b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, Zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 115- (1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 2/3/2014-6529/14 md.) Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle bu madde başlığı “Kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
(3) (Ek: 2/3/2014-6529/14 md.) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir.
Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.
(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.
(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 118- (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;
  a) Silahla,
  b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
  e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 120- (1) Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 121- (1) Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 122- (Değişik: 2/3/2014-6529/15 md.) 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu madde başlığı “Ayırımcılık” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;
  a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
  b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
  c) Bir kişinin işe alınmasını,
  d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Israrlı takip MADDE 123/A- (Ek:12/5/2022-7406/8 md.)
(1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Suçun;
  a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
Madde 124- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde, ikinci fıkra hükmüne göre cezaya hükmolunur.
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)56 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
  a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Madde 126- (1) Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.
Madde 127- (1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
(2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.
Madde 128- (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan "ya da yakıştırmalarda bulunmak" ibaresi madde metinden çıkarılmıştır. değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.
Madde 129- (1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Madde 130- (1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır.
(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 131- (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 79 uncu maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ve “bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” ibaresi ise “verilecek ceza bir kat artırılır” şeklinde; ikinci fıkrasında yer alan “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ibaresi “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “rızası olmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “hukuka aykırı olarak” ibaresi eklenmiştir. yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Madde 133- (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.59
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Madde 135- (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.60
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 80 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “iki aydan altı aya kadar hapis” ibaresi “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklinde; ikinci fıkrasında yer alan “altı aya kadar hapis” ibaresi “altı aydan iki yıla kadar hapis” şeklinde değiştirilmiştir. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ve “cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz” ibaresi ise “verilecek ceza bir kat artırılır” şeklinde değiştirilmiştir. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan” ibaresi “bir yıldan” şeklinde değiştirilmiştir. artırılır.61
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.62
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
  a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
  b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 138- (1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.63
(2) (Ek: 21/2/2014-6526/5 md.) Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Madde 140- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 141- (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Madde 142- (1) Hırsızlık suçunun;
  a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
  b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)
  c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
  d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
  e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,
  f) (Mülga: 2/7/2012-6352/82 md.) İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
  a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
  b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
  c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
  d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
  e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
  f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
  g) (…)64 büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
  h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.65
(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 62 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir. veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.66
(4) (Ek: 6/12/2006 – 5560/6 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.
(5) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Madde 143- (1) Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.67
Madde 144- (1) Hırsızlık suçunun;
  a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
  b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Madde 145- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/16 md.) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Madde 146- (1) Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikayet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz.
Madde 147- (1) Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 82 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ikinci fıkraya göre cezaya” ibaresi “beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına”, “onbeş yıla kadar hapis” ibaresi ise “ceza yarı oranında artırılır” şeklinde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 63 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Madde 149- (1) Yağma suçunun;
  a) Silahla,
  b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
  c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
  e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
  g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
  h) Gece vaktinde, İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.68 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “indirilir” ibaresi, “indirilebilir” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 151- (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Mülga:9/7/2021-7332/17 md.)
Madde 152- (1) Mala zarar verme suçunun;
  a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,
  b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,
  c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
  d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
  e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
  f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
  g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Mala zarar verme suçunun;
  a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,
  b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
  c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Madde 153- (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 65 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde değiştirilmiştir. bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Madde 154- (1) (Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
(3) Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
Madde 155- (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.70
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) (Ek:24/12/2025-7571/18 md.) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde 156- (1) Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen "Başkasına ait olup da," ibaresinden sonra gelmek üzere "muhafaza etmek veya" ibaresi eklenmiştir.
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
  a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.71
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “iki yıldan yedi yıla” ibaresi “üç yıldan on yıla” şeklinde, “(j) ve (k)” ibaresi “(j), (k) ve (l)” şeklinde ve “üç yıldan” ibaresi “dört yıldan” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 159- (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Madde 160- (1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 161- (1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;
  a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
  b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
  c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,
  d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi, gerekir.
Madde 162- (1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 163- (1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 164- (1) Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olurlarsa altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi Madde 165 – (Değişik: 26/6/2009 – 5918/3 md.)
(1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 166- (1) Bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde ettiği eşyanın, esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmayan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 167- (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
  a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
  b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
  c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir. Etkin pişmanlık Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)72 suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.
Madde 169- (1) Hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 170- (1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;
  a) Yangın çıkaran,
  b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,
  c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:24/12/20257571/19 md.) Suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi halinde kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:24/12/2025-7571/19 md.) Birinci fıkrada tanımlanan suçun kişilerin toplu 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 84 üncü maddesiye bu fıkrada yer alan “ve karşılıksız yararlanma” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle birinci fıkrada yer alan “altı aydan üç yıla” ibaresi “bir yıldan beş yıla” şeklinde değiştirilmiş maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir. olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 171- (1) Taksirle;
  a) Yangına,
  b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına, Neden olan kişi, fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 172- (1) Bir başkasını, sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutan kişi, üç yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkradaki fiilin belirsiz sayıda kişilere karşı işlenmiş olması halinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığına önemli ölçüde zarar vermeye elverişli olacak biçimde radyasyon yayan veya atom çekirdeklerinin parçalanması sürecine etkide bulunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Radyasyon yayılmasına veya atom çekirdeklerinin parçalanması sürecine, bir laboratuvar veya tesisin işletilmesi sırasında gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak neden olan kişi, fiilin bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığına önemli ölçüde zarar vermeye elverişli olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 173- (1) Atom enerjisini serbest bırakarak bir patlamaya ve bu suretle bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığı hakkında önemli ölçüde tehlikeye sebebiyet veren kişi, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiilin taksirle işlenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 174- (1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “üç yıldan” ibaresi “dört yıldan” şeklinde, “maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden” ibaresi “maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yarı oranında” ibaresi “bir kat” şeklinde değiştirilmiştir. nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.
(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 175- (1) Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal eden kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 176- (1) İnşaat veya yıkım faaliyeti sırasında, insan hayatı veya beden bütünlüğü açısından gerekli olan tedbirleri almayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 177- (1) Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 178- (1) Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan, konulmuş olan işaret veya engelleri kaldıran ya da bunların yerini değiştiren kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir. 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan” ibaresi “dört aydan” ve üçüncü fıkrasında yer alan “yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” ibaresi “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.76
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 180- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 181- (1) İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi halinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 182- (1) Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenmiştir. yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya taksirle verilmesine neden olan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 183- (1) İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 184- (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 1 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.
Madde 185- (1) İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenmesi halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 186- (1) Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her tür yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Bu suçun, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Madde 187- (1) Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üreten veya satan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.
(2) Bu suçun tabip veya eczacı tarafından ya da resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Madde 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.79
(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.)
  a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,
  b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 66 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere” ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeş yıla kadar” ibaresi “on yıldan az olmamak üzere” ve yedinci fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir. 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 137 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “ikibin günden” ibaresi, üçüncü fıkrasına “on yıldan az olmamak üzere hapis ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “bin günden” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 132 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle bu fıkralarda geçen "nakleden" ibaresinden önce gelmek üzere "sevk eden," ibaresi eklenmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması,” ibaresi “bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,” şeklinde değiştirilmiştir. eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.8182
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 189- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 190- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
  a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,
  b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,
  c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren, Kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.84 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan "nakleden" ibaresinden önce gelmek üzere, "sevk eden," ibaresi eklenmiştir. 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 137 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “bin günden” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 132 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 67 nci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş” ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir. 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 138 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan ““on yıla kadar hapis” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bin günden onbin güne kadar adlî para” ibaresi eklenmiş,
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.84 85
(3) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.8 Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
  a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
  b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
  c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 133 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrası üçüncü fıkra, üçüncü fıkrası ise ikinci fıkra olarak değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 68 inci maddesiyle bu maddenin başlığı “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
  a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
  b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 192- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.87
Madde 193- (1) İçeriğinde zehir bulunan ve üretilmesi, bulundurulması veya satılması izne bağlı olan maddeyi izinsiz olarak üreten, bulunduran, satan veya nakleden kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 194- (1) Sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya tüketimine sunan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 195- (1) Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 196- (1) Ölü gömülmesine ayrılan yerlerden başka yerlere ölü gömen veya gömdüren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkraya “makamlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya sağlık kuruluşlarına” ibaresi eklenmiştir.
Madde 198- (1) Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlar tarafından çıkarılmış olup da kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile milli ziynet altınları, para hükmündedir.
Madde 199- (1) Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte olarak üretilmiş kıymetli damgayı bilerek kabul eden kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, bir aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Damgalı kağıtlar, damga ve posta pulları ve muayyen bir miktar vergi veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pullar, kıymetli damga sayılır.
Madde 200- (1) Paralarla kıymetli damgaların üretiminde kullanılan alet veya malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 201- (1) Sahte olarak para veya kıymetli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu para veya kıymetli damgaları tedavüle koymadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Sahte para veya kıymetli damga üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri ilgili makama haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
Madde 202- (1) Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Başbakanlık tarafından kullanılan mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 203- (1) Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.
Madde 205- (1) Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 206- (1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 207- (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek Madde 208 –
(1) Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 209- (1) Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.
Madde 210- (1) Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.
Madde 211- (1) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Madde 212- (1) Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
Madde 213- (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
Madde 214- (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak, birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde, tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
Madde 215- (1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 217- (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma Madde 217/A- (Ek:13/10/2022-7418/29 md.)
(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
Madde 218- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/25 md.) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu maddede yer alan “kimse,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde,” ibaresi eklenmiştir. oluşturmaz.
Madde 219- (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salahiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara yahut hükümet emirlerini icraya veya memuru memuriyetinin vazifesi icabına karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar hapse ve adlî para cezası ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hükmolunur.
(3) Kendi sıfatlarından istifade ederek kanuna göre kazanılmış olan haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmaya, bir kimseyi icbar ve ikna eden din reis ve memurları hakkında dahi baladaki fıkrada yazılı ceza tertip olunur.
(4) Bunlardan biri dini sıfatından istifade ederek, birinci fıkrada yazılı fiillerden başka bir cürüm işlerse altıda bir miktarı çoğaltılmak şartıyla o cürüm için kanunda yazılı olan ceza ile mahkûm olur.
(5) Şu kadar ki kanun işbu sıfatı esasen nazarıitibara almış ise cezayı çoğaltmaya mahal yoktur.
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, birinci fıkrada yer alan “iki yıldan altı yıla” ibaresi “dört yıldan sekiz yıla” ve ikinci fıkrada yer alan “bir yıldan üç yıla” ibaresi “iki yıldan dört yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “dört yıldan sekiz yıla” ibaresi “beş yıldan on yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “dört yıla” ibaresi “beş yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “dörtte birinden yarısına kadar” ibaresi “yarısı oranında” şeklinde değiştirilmiştir. suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/20 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/1 Sayılı Kararı ile)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.91
Madde 221- (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.92
(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.
(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz. Şapka ve Türk harfleri 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya amacının” ibaresi “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde” şeklinde değiştirilmiştir. 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada geçen "örgüte üye olan" ibaresinden sonra gelmek üzere, "ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte
Madde 222- (Mülga: 2/3/2014-6529/16 md.)
Madde 223- (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.)
(1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi amacıyla veya sırasında başka bir suçun işlenmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı ceza verilir.
(5) Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşleri esnasında birinci ve ikinci fıkrada belirtilen fillerin işlenmesi halinde bu fıkralardaki suç oluşmaz.
Madde 224- (1) Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur.
(3) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 226- (1)
  a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,
  b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,
  c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
  d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
  e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
  f) Bu ürünlerin reklamını yapan, Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.93
(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.
Madde 227- (1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “çocukları” ibaresi “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
(3) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir.94
Madde 228- (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.96
(2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
(3) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md.) Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “tedavi veya terapiye tabi tutulur.” ibaresi, "tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir." şeklinde değiştirilmiştir. 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere
(3),
(4) numaralı fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 134 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir yıla kadar hapis ve” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
(5) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.
Madde 229- (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde 230- (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıran kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı zamanaşımı, evlenmenin iptali kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(5) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 27/5/2015 tarihli ve E.: 2014/36, K.: 2015/51 sayılı Kararı ile.)
(6) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 27/5/2015 tarihli ve E.: 2014/36, K.: 2015/51 sayılı Kararı ile.)
Madde 231- (1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 233- (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 234- (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
(3) (Ek: 6/12/2006 – 5560/10 md.) Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 235- (1) (Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Aşağıdaki hallerde ihaleye fesat karıştırılmış sayılır:
  a) Hileli davranışlarla;
    1. İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye veya ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek,
    2. İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak,
    3. Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip olduğu halde, sahip olmadığından bahisle değerlendirme dışı bırakmak,
    4. Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip olmadığı halde, sahip olduğundan bahisle değerlendirmeye almak.
  b) Tekliflerle ilgili olup da ihale mevzuatına veya şartnamelere göre gizli tutulması gereken bilgilere başkalarının ulaşmasını sağlamak.
  c) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek.
  d) İhaleye katılmak isteyen veya katılan kişilerin ihale şartlarını ve özellikle fiyatı etkilemek için aralarında açık veya gizli anlaşma yapmaları.
(3) (Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) İhaleye fesat karıştırma suçunun;
  a) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi hâlinde temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz. Ancak, kasten yaralama veya tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunur.
  b) İşlenmesi sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmemiş ise, bu fıkranın (a) bendinde belirtilen hâller hariç olmak üzere, fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İhaleye fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.
(5) Yukarıdaki fıkralar hükümleri, kamu kurum veya kuruluşları aracılığı ile yapılan artırma veya eksiltmeler ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler veya kooperatifler adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara fesat karıştırılması halinde de uygulanır.
Madde 236- (1) Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması halinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır:
  a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.
  b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.
  c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.
  d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.
  e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.
(3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar.
Madde 237- (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.
(2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp eksildiği takdirde ceza yarısı oranında artırılır.
(3) Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca yarısı oranında artırılır.
Madde 238- (1) Taahhüt ettiği işi yerine getirmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu hizmeti veya genel bir felaketin önlenmesi için zorunlu eşya veya besinlerin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına neden olan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir. Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin
Madde 239- (1) Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.
(2) Birinci fıkra hükümleri, fenni keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanır.
(3) Bu sırlar, Türkiye’de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Mal veya hizmet satımından kaçınma98 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “üç aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üçte biri” ibaresi
Madde 240- (1) Belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.99
(2) (Ek:14/4/2020-7242/14 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde 242- (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.100
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle bu maddede yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiştir. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve” ibaresi “veya” şeklinde değiştirilmiştir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.)
(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;
  a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
  b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
  c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Yasak cihaz veya programlar Madde 245/A- (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.)
(1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Madde 246- (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 247- (1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Madde 248- (1) Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
(2) Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir. Etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.
Madde 249- (1) Zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.
Madde 250- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 2/7/2012-6352/86 md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Madde 251- (1) Zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.
(2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 252- (Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.)
(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(8) Bu madde hükümleri;
  a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
  b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
  c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
  d) Kamu yararına çalışan dernekler,
  e) Kooperatifler,
  f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.
(9) Bu madde hükümleri;
  a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,
  b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,
  c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,
  d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,
  e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
  f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.
(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte;
  a) Türkiye’nin,
  b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,
  c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,
  d) Türk vatandaşının, tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.
Madde 253- (1) Rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 254- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
(4) (Ek: 26/6/2009 – 5918/4 md.) Bu madde hükümleri, yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz.
Madde 255- (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.)
(1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(3) Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(4) Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(5) Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(6) İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır.
(7) Bu madde hükümleri, 252 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında sayılan kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması halinde de uygulanır. Bu kişiler hakkında, Türkiye’de bulunmaları halinde, vatandaş veya yabancı olduklarına bakılmaksızın, resen soruşturma ve 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle bu madde başlığı “Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. kovuşturma yapılır.
Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Madde 258- (1) Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.
Madde 259- (1) Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Madde 260- (1) Hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde, görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaşlatan kamu görevlilerinin her biri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. 8/12/2010 tarihli ve 6086 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “kazanç” ibareleri “menfaat”, birinci fıkrasında yer alan “bir yıldan üç yıla kadar” ibaresi “altı aydan iki yıla kadar”, ikinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar” ibaresi “üç aydan bir yıla kadar” ve üçüncü fıkrasında yer alan “birinci fıkra hükmüne göre” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile” şeklinde değiştirilmiştir. Kamu görevlisi sayısının üçten fazla olmaması halinde cezaya hükmolunmaz.
(2) Kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebilir.
Madde 261- (1) İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 262- (1) Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Kanuna aykırı eğitim kurumu Madde 263 – (Mülga – 17/4/2013-6460/13 md.)
Madde 264- (1) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Elbisenin sağlayacağı kolaylık ve olanaklardan yararlanarak bir suç işlenirse, yalnız bu fiilden ötürü yukarıdaki fıkrada belirtilen cezalar üçte biri oranında artırılarak hükmolunur.
Madde 265- (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 266- (1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)103 hükmolunur.
(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)
(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.
Madde 268- (1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2013 tarihli ve E.: 2013/14, K.: 2013/56 sayılı Kararı ile bu fıkranın “…süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına…” ibaresi iptal edilmiştir. kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.104
Madde 269- (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
(3) Etkin pişmanlığın;
  a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,
  b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,
  c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri, İndirilebilir.
(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;
  a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,
  b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri, indirilebilir.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/31 md.) Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.
Madde 270- (1) Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.
Madde 271- (1) İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkrada geçen "bu kişiye" ibaresi "başkasına" olarak değiştirilmiştir. tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)105 hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 273- (1) Kişinin;
  a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,
  b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz.
Madde 274- (1) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya Anayasa Mahkemesi’nin 14/1/2015 tarihli ve E:2014/116, K:2015/4 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına…” ibaresi iptal edilmiştir. yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
(2) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.
(3) Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.
Madde 275- (1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
(3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.
Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.106
(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.
Madde 277- (Değişik: 2/7/2012-6352/90md.)
(1) Görülmekte olan bir davada (…)108 gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, (…)108 sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/69 md.) Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.
(2) Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır. 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir yıldan üç yıla” ibaresi “üç yıldan yedi yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesiyle bu madde başlığı “Yargı görevi yapanı etkileme” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 69 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “veya yapılmakta olan bir soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 278- (İptal: Anayasa Mahkemesinin 30/6/2011 tarihli ve E.:2010/52, K.:2011/113 sayılı Kararı ile.; Değişik: 2/7/2012-6352/91 md.)
(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.109
(4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.
Madde 279- (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
Madde 281- (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.
(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “özürlü” ibaresi “engelli” olarak değiştirilmiştir.
(3) İlişkin olduğu suç nedeniyle hüküm verilmeden önce gizlenen delilleri mahkemeye teslim eden kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.
(4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
Madde 283- (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
Madde 284- (1) Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası 26/6/2009 tarihli ve 5918 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. ile cezalandırılır.
(2) İşlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
Madde 285- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/92 md.)
(1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun oluşabilmesi için;
  a) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi,
  b) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması, gerekir.
(2) Soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
(3) Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak, bu suçun oluşması için, tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararına aykırılık açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde, ceza yarısına kadar artırılır.
(5) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.
Madde 286- (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 287- (1) Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve yönetmeliklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler açısından yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.111
Madde 288- (Değişik: 2/7/2012-6352/93 md.)
(1) Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.
Madde 289- (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 290- (1) Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması halinde yağma, hileyle alınması halinde dolandırıcılık, tahrip edilmesi halinde mala zarar verme suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek cezanın yarısından dörtte üçüne kadarı indirilir. 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 156 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzüklerde” ibaresi “yönetmeliklerde” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 291- (1) Kendisini, bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak ceza infaz kurumuna veya tutukevine giren kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 292- (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katına kadar artırılır.
(4) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(5) Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır.
(6) (Mülga: 29/6/2005 – 5377/33 md.)
Madde 293- (1) (…)112 tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması halinde, kaçtığı günden itibaren teslimin gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir. Ancak, kaçma süresinin altı ayı geçmesi halinde cezada indirim yapılmaz.
Madde 294- (1) Gözaltına alınanın veya tutuklunun kaçmasını sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hükümlünün kaçmasını sağlayan kişi, çekilecek olan hapis cezasının süresine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, hükümlünün cezası;
  a) Müebbet hapis cezası ise, beş yıldan sekiz yıla,
  b) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ise, sekiz yıldan oniki yıla, Kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçların, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
(4) Kaçması sağlanan kişi sayısının birden fazla olması halinde, bu sayı göz önünde 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan "Gözaltına alınan," ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. bulundurularak, verilecek ceza üçte birden bir katına kadar artırılır.
(5) Bu suçların gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza, üçte biri oranında artırılır.
(6) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
(7) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(8) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün, muhafaza veya nakli ile görevli kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak kaçması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde 295- (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile görevli kişilerin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri halinde, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Muhafaza veya nakli ile görevli olan kimse, görevinin gereklerine aykırı olarak gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması halinde, kaçmaya kasten imkan sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 296- (1) Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması halinde, bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez.
(2) Ayaklanma sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde 297- (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 7/7/2011 tarihli ve E.:2010/69, K.:2011/116 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/20 md.) Birinci fıkra kapsamı dışında kalan;
  a) Firarı kolaylaştırıcı her türlü alet ve malzemeyi,
  b) Her türlü saldırı ve savunma araçları ile yangın çıkarmaya yarayan malzemeyi,
  c) Alkol içeren her türlü içeceği,
  d) Kumar oynanmasına olanak sağlayan eşya ve malzemeyi,
  e) 188 inci maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları,
  f) Kurum idaresince incelenmek üzere alınanlar hariç, mahkemelerce yasaklanmış veya suç örgütlerini temsil eden yayın, afiş, pankart, resim, sembol, işaret, doküman ve benzeri malzemeler ile örgütsel haberleşme araçlarını,
  g) Yetkili makamlarca izin verilenler hariç, ses ve görüntü almaya yarayan araçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokan, buralarda bulunduran veya kullanan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Madde 298- (1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını engelleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.
(3) Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Madde 300- (1) Türk Bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan her türlü işaret hakkında uygulanır.
(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını
Madde 301- (Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.)
(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Madde 302- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 30/4/2008 tarihli ve 5759 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu madde başlığı “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Madde 303- (1) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile savaş halinde olan devletin ordusunda hizmet kabul eden, düşman devletin yanında Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı silahlı mücadeleye giren vatandaş, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Düşman devlet ordusunda herhangi bir komuta görevi üstlenen vatandaş, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(4) Savaş zamanında düşman devlet toprağında bulunup da bu devlet ordusunda hizmete alınmak mecburiyetinde kalan vatandaş hakkında, bu nedenle cezaya hükmolunmaz.
Madde 304- (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/37 md.)
(2) Bu madde uygulamasında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere oluşturulmuş örgütlerin doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmesi, hasmane hareket olarak kabul edilir.
(3) Bu maddede tanımlanan suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 305- (1) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/38 md.) Temel millî yararlara karşı fiillerde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle, yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlayan vatandaşa ya da Türkiye’de bulunan yabancıya, üç yıldan on yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir. Yarar sağlayan veya vaat eden kişi hakkında da aynı cezaya hükmolunur.
(2) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/38 md.) Fiilin savaş sırasında işlenmiş olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Suç savaş hali dışında işlendiği takdirde, bu nedenle kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
(4) Temel milli yararlar deyiminden; bağımsızlık, toprak bütünlüğü, milli güvenlik ve Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel nitelikleri anlaşılır.
Madde 306- (1) Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle bu maddenin başlığı “Temel milli yararlara karşı hareket” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir.
(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) Bu maddede yer alan suçun kovuşturulması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
(6) Bu madde hükümleri, fiili savaş halinde ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında uygulanmaz.
Madde 307- (1) Devletin silahlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş bulunan kara, deniz ve hava ulaşım araçlarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisleri, bunlar henüz tamamlanmamış bulunsalar bile, kısmen veya tamamen tahrip eden veya geçici bir süre için olsa bile kullanılmayacak hale getiren kişiye, altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Suçun;
  a) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin çıkarı için işlenmiş olması,
  b) Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş kudret ve yeteneğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuş olması, halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tahrip veya kullanılamaz hale gelme, birinci fıkrada belirtilen bina, tesis veya eşyayı elinde bulunduran veya korumak ve gözetlemekle yükümlü olan kimsenin taksiri sonucunda meydana gelmiş veya bu nedenle suçun işlenmesi kolaylaşmış ise, bu kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Savaş zamanında Türkiye Devleti zararına olmak üzere, düşman askerî hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askerî hareketlerine zarar vermek maksadıyla yabancıyla anlaşan veya anlaşma olmasa da aynı sonuçları meydana getirmeye yönelik fiilleri işleyen kişiye on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(5) Dördüncü fıkrada tanımlanan fiil sonucunda, düşman askerî hareketleri fiilen kolaylaşmış veya Türk Devletinin askerî hareketleri zarar görmüş ise faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
(6) Dört ve beşinci fıkralarda yazılı suçları işleyen kimse ile anlaşan yabancıya da aynı ceza verilir.
(7) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin Türkiye Devleti ile aralarında savaş için ittifak veya iştirak olan devlet zararına olarak Türkiye’de işlenmesi halinde de bu madde hükümleri uygulanır.
Madde 308- (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaş halinde olduğu devlete, savaşta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhine kullanılabilecek her türlü eşyayı karşılıklı veya karşılıksız, doğrudan veya dolaylı olarak veren vatandaş, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, Türkiye’de oturan yabancı hakkında da uygulanır.
(2) Savaş zamanında, düşman devlet yararına yapılan borçlanmalara veya her ne nedenle olursa olsun ödemelere katılan veya bunlara ilişkin işlemleri kolaylaştıran vatandaşa veya Türkiye’de oturan yabancıya aynı ceza verilir.
(3) Savaştan evvel başlamış olsa bile, birinci fıkrada yazılı haller dışında, nerede bulunursa bulunsun düşman devlet vatandaşıyla veya düşman devlet topraklarında oturan diğer kimselerle Türkiye Devleti zararına veya düşman devletin savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ticaret yapan vatandaşa veya Türkiye’de oturan yabancıya iki yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin düşman devletle aralarında savaş için ittifak veya iştirak olan devlet yararına işlenmesi halinde de bu madde hükümleri uygulanır.
Madde 309- (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde 310- (1) Cumhurbaşkanına suikastte bulunan kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiile teşebbüs edilmesi halinde de suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(2) Cumhurbaşkanına karşı diğer fiili saldırılarda bulunan kimse hakkında, ilgili suça ilişkin ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur. Ancak, bu suretle verilecek ceza beş yıldan az olamaz.
Madde 311- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde 313- (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. İsyana katılan diğer kişilere altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.)115 (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/20 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/1 Sayılı Kararı ile)
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.
Madde 315- (1) Yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silah temin eden, nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 316- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu ittifaktan çekilenlere ceza verilmez.
Madde 317- (1) Kanunen yetkili olmadıkları veya Devlet tarafından memur edilmedikleri halde, bir asker kıtasının veya donanmasının veya savaş gemisinin veya savaş hava filosunun veya bir kale veya müstahkem mevkiin veya bir askerî üssün veya tesisin, bir liman veya şehrin komutasını alanlara müebbet hapis cezası verilir.
(2) Kanunen yetkili olmaları veya Devlet tarafından görevlendirilmeleri suretiyle yukarıda gösterilen yerlerin komutanı bulunanlardan, yetkili makamlarca komutanlığı terk etmeleri için verilen emirlere uymayanlara da aynı ceza verilir.
Madde 318- (1) (Değişik: 11/4/2013-6459/13 md.) Askerlik hizmetini yapanları firara sevk edecek veya askerlik hizmetine katılacak olanları bu hizmeti yapmaktan vazgeçirecek şekilde teşvik veya telkinde bulunanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.
Madde 319- (1) Askerleri veya askerî idareye bağlı olarak görev yapan diğer kişileri kanunlara karşı itaatsizliğe veya yeminlerini bozmaya veya askerî disiplini veya askerlik hizmetine ilişkin görevlerini ihlale yönelten ve tahrik edenler ile kanunlara, yeminlere veya disiplin veya diğer görevlere aykırı hareketleri askerler önünde öven veya iyi gördüğünü söyleyen kimselere, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, aleni olarak işlenmişse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Fiil, savaş zamanında işlenmiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
Madde 320- (1) Hükûmetin izni olmaksızın bir yabancı veya yabancı Devlet hizmetinde veya bunların lehinde çalışmak üzere Ülke içinde vatandaşlardan asker yazan veya vatandaşları silahlandıran kimseye üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Asker yazılanlar veya silahlandırılanlar arasından asker veya askerlik çağında olanlar varsa ceza üçte biri oranında artırılır.
(3) Birinci fıkradaki hizmeti kabul eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 321- (1) Savaş zamanında Devletin yetkili makam ve mercilerinin emir veya kararlarına bilerek aykırı harekette bulunan kimseye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 322- (1) Savaş zamanında, Devletin silahlı kuvvetlerinin veya halkın ihtiyaçları için Devlet veya bir kamu kuruluşu veya kamu hizmetleri yapan veya kamu ihtiyaçlarını sağlayan bir kuruluş ile iş yapmak veya eşya vermek üzere yaptıkları sözleşmedeki yükümlülükleri kısmen veya tamamen yerine getirmeyen kimseye üç yıldan on yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Yükümlülüklerin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi taksirden ileri gelmişse, cezanın dörtte üçüne kadarı indirilebilir.
(3) Yükümlülüğün kısmen veya tamamen yerine getirilmemesine asıl yükümlüler ile aralarında sözleşme bulunan aracılar veya bunların temsilcileri neden olmuşsa, bunlar hakkında da aynı cezalar uygulanır.
(4) Savaş zamanında yükümlülüklerin yerine getirilmesinde hile yapan yukarıdaki fıkralarda yazılı kişilere on yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Madde 323- (1) Savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde asılsız veya abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan veya nakleden veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Eğer fiil;
  a) Propagandayla,
  b) Askerlere yönelik olarak,
  c) Bir yabancı ile anlaşma neticesi, İşlenmişse, verilecek ceza on yıldan yirmi yıla kadar hapistir.
(3) Fiil, düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse müebbet hapis cezası verilir.
(4) Savaş zamanında düşman karşısında milletin direncini tehlikeyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı paraların değerini düşürmeye veya itibarı amme kağıtlarının değeri üzerinde etki yapmaya yönelik hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(5) Dördüncü fıkrada yazılı fiil, bir yabancı ile anlaşma sonucu işlenmişse ceza yarısı; düşmanla anlaşma sonucu işlenmiş ise bir katı oranında artırılır.
Madde 324- (1) Sulh zamanında seferberlikle ilgili görevlerini ihmal eden veya geciktiren kamu görevlisine altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 325- (1) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletten akademik derece veya şeref, unvan, nişan ve diğer fahri rütbe veya bunlara ait maaş veya başka yararlar kabul eden vatandaşa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 326- (1) Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Yukarıdaki yazılı fiiller, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuş ise müebbet hapis cezası verilir.
Madde 327- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet hapis cezası verilir. Siyasal veya askerî casusluk Madde
    328.
(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil;
  a) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmişse,
  b) Savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuşsa, Fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde 329- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa, faile on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Fiil, failin taksiri sonucu meydana gelmiş ise birinci fıkrada yazılı olan halde, faile altı aydan iki yıla, ikinci fıkrada yazılı hallerden birinin varlığı halinde ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 330- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise, faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Madde 331- (1) Yabancı bir devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, diğer bir yabancı devlet lehine siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden vatandaşa veya bunu Türkiye’de temin etmiş bulunan yabancıya bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 332- (1) Devletin askerî yararı gereği girilmesi yasaklanmış olan yerlere, gizlice veya hile ile girenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 333- (1) Görevi dolayısıyla öğrendiği ve Devletin güvenliğinin gizli kalmasını gerektirdiği fenni keşif veya yeni buluşları veya sınai yenilikleri kendisinin veya başkasının yararına kullanan veya kullanılmasını sağlayan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenir veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokacak olursa, faile müebbet hapis cezası verilir.
(3) Türkiye Devleti tarafından yabancı bir memlekette Devlete ait belirli bir işi görmek için görevlendirilen kimse, bu görevi sadakatle yerine getirmediği ve bu fiilden dolayı zarar meydana gelebildiği takdirde faile beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(4) Bu maddede tanımlanan suçların işleneceğini haber alıp da bunları zamanında yetkililere ihbar etmeyenlere, suç teşebbüs derecesinde kalmış olsa bile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 334- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise faile beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 335- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Madde 336- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuş ise faile on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Fiil, failin taksiri sonucu meydana gelmiş ise, birinci fıkrada yazılı olan halde faile altı aydan iki yıla, ikinci fıkrada yazılı halde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 337- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Madde 338- (1) Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi, ilgili kişilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu mümkün olmuş veya kolaylaşmış ise, taksirle davranan faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise, taksirle davranan faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 339- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri veya yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken hususları elde etmeye yarayan ve elde bulundurulması için kabul edilebilir bir neden gösterilemeyen belgelerle veya bu nitelikteki herhangi bir şeyle yakalanan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 340- (1) Yabancı devletlerden birinin başkanına karşı bir suç işleyen kişiye verilecek ceza, sekizde biri oranında artırılır. Suçun müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
(2) Fiil, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan ise, soruşturma ve kovuşturma yabancı devletin şikayetine bağlıdır.
Madde 341- (1) Resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, ilgili devletin şikayetine bağlıdır.
Madde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç işleyen kişiler hakkında, bu Kanunun ilgili hükümlerine göre cezaya hükmolunur.
(2) İşlenen suç hakaret ise, soruşturma ve kovuşturma yapılması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
Madde 343- (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.
Madde 344- (1) Bu Kanunun;
  a) “İmar kirliliğine neden olma” başlıklı 184 üncü maddesi yayımı tarihinde,
  b) “Çevrenin kasten kirletilmesi” başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile “Çevrenin taksirle kirletilmesi” başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,
  c) Diğer hükümleri 1 Haziran 2005 tarihinde,116 yürürlüğe girer.
Madde 345- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle bu bentte yer alan "1 Nisan 2005“ ibaresi, "1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir. 52 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER 1- 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi: GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hükme bağlanmış olmakla beraber henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda, uzlaşma kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez. 52 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE Değiştiren Kanunun/ İptal Eden Anayasa Mahkemesinin 52 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi Kararının Numarası 5328 59, 62, 85, 86, 87, 88, 90,116, 235, 344 31/3/2005 5378 7/7/2005 4, 7, 13, 30, 31, 43, 61, 66, 82, 84, 87, 103, 105, 107, 125, 145, 150, 155, 158, 5377 168, 184, 188, 190, 191, 218, 221, 245, 8/7/2005 252, 263, 268, 269, 288, 292, 293, 299, 302, 304, 3 Anayasa Mahkemesi’nin 23/11/2005 tarihli ve 25/2/20 E.: 2005/103, K.: 2005/89 sayılı kararı 5560 61,,80,,89,142,191,221,227,234,245 ve İşlenemeyen Hüküm 19/12/2006 5739 1/3/2008 5759 8/5/2008 5841 14/3/2009 5918 13, 55, 165, 254, 282 9/7/2009 6008 25/7/2010 6086 19/12/20 Değiştiren Kanunun/ İptal Eden Anayasa Mahkemesinin 52 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi Kararının Numarası 6217 14/4/2011 21/4/20 Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2011 tarihli ve E.:2010/52, K.:2011/113 sayılı Kararı 15/10/2011 6352 132, 133, 134, 141, 142, 163, 168, 220, 250, 252, 254, 255,257, 277, 278, 285, 5/7/20 Anayasa Mahkemesi’nin 7/7/2011 tarihli ve E.:2010/69, K.:2011/116 sayılı Kararı Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı 6456 18/4/2013 6459 94, 215, 220, 235, 318, Geçici Madde 1 30/4/2013 6460 30/4/2013 6462 122, 278 3/5/20 Anayasa Mahkemesi’nin 10/4/2013 tarihli ve Yayımlandığı (17/3/2012) yıl sonra 17/3/2013 10/12/2013 tarihinden E.: 2013/14, K.: 2013/56 sayılı Kararı 6526 tarihinden başlayarak bir başlayarak altı ay sonra (10/6/2014) 135, 136, 138 6/3/20 Değiştiren Kanunun/ İptal Eden Anayasa Mahkemesinin 52 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi Kararının Numarası 6529 112, 113, 115, 122, 222 13/3/2014 6545 12, 18, 102, 103, 104, 105, 142, 143, 149, 152, 188, 190, 191, 277 28/6/2014 6638 188, 191 4/4/20 Anayasa Mahkemesi’nin 14/1/2015 tarihli ve 29/4/2015 tarihinden E.: 2014/116, K.: başlayarak altı ay sonra (29/10/2015) 2015/4 sayılı Kararı Anayasa Mahkemesi’nin 27/5/2015 tarihli ve 10/6/2015 24/11/20 E.: 2014/36, K.: 2015/51 sayılı Kararı Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı Anayasa Mahkemesi’nin 12/11/2015 tarihli ve E.: 2015/26, K.: 11/12/2015 tarihinden başlayarak bir yıl sonra (11/12/2016) 2015/100 sayılı Kararı 6698 135, 226, 243, 245/A 7/4/2016 6706 5/5/20 Anayasa Mahkemesi’nin 26/5/2016 tarihli ve E.: 2015/108, K.: 13/7/2016 tarihinden başlayarak altı ay sonra (13/1/2017) Değiştiren Kanunun/ İptal Eden Anayasa Mahkemesinin 52 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi Kararının Numarası 2016/46 sayılı Kararı 6754 6763 54, 75, 103, 158, 174, 179, 192, 227, 228, 24/11/2016 2/12/20 KHK/694 188, 190, 228 25/8/2017 7078 188, 190, 228 8/3/2018 24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve KHK/700 6,,2 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018) 7188 75, 136 24/10/2019 7196 24/12/2019 7242 50, 51, 53, 86, 87, 220, 241, 15/4/2020 7328 57, 59 25/6/2021 7331 82, 86, 96, 109 14/7/2021 7332 14/7/2021 7406 62, 82, 86, 94, 96, 106, 113, 123/A 27/5/2022 7413 237, 240 28/6/2022 7418 217/A 18/10/2022 7445 79, 188, 191 5/4/2023 63, 220, 314 12/3/2024 52, 75 1/6/2024 7531 73, 75 14/11/2024 7550 35, 86, 87, 106,179 4/6/2025 74 Anayasa Mahkemesinin 220, 3 Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından Değiştiren Kanunun/ İptal Eden Anayasa Mahkemesinin 52 Sayılı Kanunun Değişen veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi Kararının Numarası 5/11/20 Tarihli ve başlayarak altı ay sonra E: 2024/81, K: (9/7/2025) 2024/1 Sayılı Kararı ile 7571 32, 57, 75, 89, 155, 170, 220, 223 25/12/2025
04 · 6698 Sayılı Kanun

Kişisel Verilerin Korunması

↑ Başa Dön
Kanun No: 6698

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Kabul Tarihi: 24 Mart 2016
Resmî Gazete: 7 Nisan 2016 / Sayı: 29677
Son Değişiklik: 2 Mart 2024 (7499 sayılı Kanun)

Kanun Hakkında Genel Bilgi

Kanun Numarası
6698
Kabul Tarihi
24 Mart 2016
Resmî Gazete
7 Nisan 2016
Sayı: 29677
Toplam Bölüm
7 Bölüm
33 Madde + Geçici Maddeler
M.1
Amaç

(1) Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.

M.2
Kapsam

(1) Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.

BÖLÜM
Kanun Bölüm Yapısı
  • I. Amaç, Kapsam ve Tanımlar (Madde 1–3)
  • II. Kişisel Verilerin İşlenmesi (Madde 4–9)
  • III. Haklar ve Yükümlülükler (Madde 10–12)
  • IV. Başvuru, Şikâyet ve Veri Sorumluları Sicili (Madde 13–16)
  • V. Suçlar ve Kabahatler (Madde 17–18)
  • VI. Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Teşkilat (Madde 19–27)
  • VII. Çeşitli Hükümler (Madde 28–33)

Tanımlar — Madde 3

M.3
Temel Kavramlar ve Tanımlar
  • a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı.
  • b) Anonim hâle getirme: Kişisel verilerin, başka verilerle eşleştirilerek dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesini.
  • c) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını.
  • ç) İlgili kişi: Kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi.
  • d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi.
  • e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi.
  • f) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu.
  • g) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu.
  • ğ) Veri işleyen: Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişiyi.
  • h) Veri kayıt sistemi: Kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemini.
  • ı) Veri sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi.

Kişisel Verilerin İşlenmesi — Madde 4–9

M.4
Genel İlkeler

(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.

(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:

  • a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
  • b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.
  • c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
  • ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
  • d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.
M.5
Kişisel Verilerin İşlenme Şartları

(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:

  • a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
  • b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
  • c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
  • ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
  • d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
  • e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
  • f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.
M.6
Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları

(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.

Önemli: (2. fıkra 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunun 33. maddesiyle mülga edilmiştir.)

(3) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi aşağıdaki hâllerde mümkündür:

  • a) İlgili kişinin açık rızasının olması.
  • b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
  • c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan kişinin kendisinin ya da başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
  • ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması.
  • d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması.
  • e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerekli olması.
  • f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması.
  • g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek vb. kuruluşların kendi üyelerine yönelik mevcut amaçlarına uygun olarak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla işlemesi.

(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.

M.7
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi

(1) Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.

(2) Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.

(3) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

M.8
Kişisel Verilerin Aktarılması

(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.

(2) Kişisel veriler; 5. maddenin ikinci fıkrasında veya yeterli önlemler alınmak kaydıyla 6. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.

M.9
Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması
(Değişik: 2/3/2024 – 7499 sayılı Kanun, Madde 34)

(1) Kişisel veriler, 5. ve 6. maddelerde belirtilen şartlardan birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, ülke içerisindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar hakkında yeterlilik kararı bulunması hâlinde yurt dışına aktarılabilir.

(2) Yeterlilik kararı, Kurul tarafından verilir ve Resmî Gazete’de yayımlanır. En geç dört yılda bir değerlendirilir.

(3) Yeterlilik kararı verilirken dikkate alınan başlıca hususlar:

  • a) Türkiye ile aktarım yapılacak ülke arasında karşılıklılık durumu.
  • b) İlgili ülkenin mevzuatı ve uygulaması.
  • c) Bağımsız ve etkin bir veri koruma kurumunun varlığı ile hukuki başvuru yollarının bulunması.
  • ç) Uluslararası sözleşmelere taraflık durumu.
  • d) Türkiye’nin üye olduğu küresel veya bölgesel kuruluşlara üyelik.
  • e) Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler.

(4) Yeterlilik kararı bulunmaması durumunda uygun güvencelerden biri sağlanarak aktarım yapılabilir: bağlayıcı şirket kuralları, standart sözleşme veya Kurul onaylı anlaşma/taahhütname.

(5) Standart sözleşme, imzalanmasından itibaren beş iş günü içinde Kuruma bildirilir.

(6) Yeterlilik kararı ve uygun güvence bulunmaması hâlinde, arızi olarak; açık rıza, sözleşme ifası, üstün kamu yararı, hakkın tesisi/kullanılması/korunması, hayati çıkarların korunması veya meşru menfaate dayalı sicil aktarımı gibi hâllerde aktarım yapılabilir.

(9) Türkiye’nin veya ilgili kişinin menfaatinin ciddi zarar göreceği durumlarda, ancak ilgili kamu kuruluşunun görüşü alınarak Kurulun izniyle yurt dışına aktarım yapılabilir.

Haklar ve Yükümlülükler — Madde 10–12

M.10
Veri Sorumlusunun Aydınlatma Yükümlülüğü

(1) Kişisel verilerin elde edilmesi sırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi, ilgili kişilere aşağıdaki konularda bilgi vermekle yükümlüdür:

  • a) Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği.
  • b) Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği.
  • c) İşlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği.
  • ç) Kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi.
  • d) 11. maddede sayılan diğer haklar.
M.11
İlgili Kişinin Hakları

(1) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili aşağıdaki haklara sahiptir:

  • a) Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme.
  • b) Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme.
  • c) Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme.
  • ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme.
  • d) Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme.
  • e) 7. maddede öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme.
  • f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme.
  • g) İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme.
  • ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme.
M.12
Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler

(1) Veri sorumlusu; a) kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.

(2) Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir kişi tarafından işlenmesi hâlinde bu tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur.

(3) Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır.

(4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.

(5) İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir.

Başvuru, Şikâyet ve Veri Sorumluları Sicili — Madde 13–16

M.13
Veri Sorumlusuna Başvuru

(1) İlgili kişi, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili taleplerini yazılı olarak veya Kurulun belirleyeceği diğer yöntemlerle veri sorumlusuna iletir.

(2) Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır.

(3) Veri sorumlusu talebi kabul eder veya gerekçesini açıklayarak reddeder ve cevabını ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirir.

M.14
Kurula Şikâyet

(1) Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz gün ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir.

(2) 13. madde uyarınca başvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna başvurulamaz.

(3) Kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır.

M.15
Şikâyet Üzerine veya Resen İncelemenin Usul ve Esasları

(1) Kurul, şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen, görev alanına giren konularda gerekli incelemeyi yapar.

(3) Veri sorumlusu, Kurulun istemiş olduğu bilgi ve belgeleri on beş gün içinde göndermek zorundadır.

(4) Şikâyet üzerine Kurul, talebi inceleyerek ilgililere cevap verir. Şikâyet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.

(5) İhlal tespit edilmesi hâlinde Kurul, hukuka aykırılıkların giderilmesine karar verir; bu karar tebliğden itibaren en geç otuz gün içinde yerine getirilir.

(7) Kurul, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık olması hâlinde, veri işlenmesinin veya verinin yurt dışına aktarılmasının durdurulmasına karar verebilir.

M.16
Veri Sorumluları Sicili

(1) Kurulun gözetiminde, Başkanlık tarafından kamuya açık olarak Veri Sorumluları Sicili tutulur.

(2) Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler, veri işlemeye başlamadan önce Veri Sorumluları Siciline kaydolmak zorundadır.

(3) Veri Sorumluları Siciline kayıt başvurusu aşağıdaki bilgileri içerir:

  • a) Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgileri.
  • b) Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği.
  • c) Veri konusu kişi grubu ve grupları ile bu kişilere ait veri kategorileri.
  • ç) Kişisel verilerin aktarılabileceği alıcı veya alıcı grupları.
  • d) Yabancı ülkelere aktarımı öngörülen kişisel veriler.
  • e) Kişisel veri güvenliğine ilişkin alınan tedbirler.
  • f) Kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekli olan azami süre.

Suçlar ve Kabahatler — Madde 17–18

M.17
Suçlar

(1) Kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140. madde hükümleri uygulanır.

(2) Bu Kanunun 7. maddesine aykırı olarak kişisel verileri silmeyenler veya anonim hâle getirmeyenler, TCK’nın 138. maddesine göre cezalandırılır.

M.18
İdari Para Cezaları (Kabahatler)
İhlal Konusu İlgili Madde Ceza Aralığı
Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeme Madde 10 5.000 – 100.000 TL
Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeme Madde 12 15.000 – 1.000.000 TL
Kurul kararlarını yerine getirmeme Madde 15 25.000 – 1.000.000 TL
Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırılık Madde 16 20.000 – 1.000.000 TL
Standart sözleşme bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme Madde 9/5 (Ek: 7499) 50.000 – 1.000.000 TL
Not: (3. fıkra – Ek: 7499) Kurulca verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabilir.

(4) Sayılan eylemlerin kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde işlenmesi hâlinde, Kurulun bildirimi üzerine ilgili memurlar ve kamu görevlileri hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu — Madde 19–27

M.19
Kişisel Verileri Koruma Kurumu

(1) Bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere, idari ve mali özerkliğe sahip ve kamu tüzel kişiliğini haiz Kişisel Verileri Koruma Kurumu kurulmuştur.

(2) Kurum, Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakan ile ilişkilidir.

(3) Kurumun merkezi Ankara’dadır.

(4) Kurum, Kurul ve Başkanlık‘tan oluşur. Kurumun karar organı Kuruldur.

M.21
Kişisel Verileri Koruma Kurulu

(1) Kurul, görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir. Hiçbir organ, makam veya kişi Kurula emir ve talimat veremez.

(2) Kurul, dokuz üyeden oluşur. Beş üye TBMM, dört üye Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

Üyelik Şartları: Kurumun görev alanında bilgi ve deneyim sahibi olmak • 657 sayılı Kanun şartlarını taşımak • Siyasi parti üyesi olmamak • En az dört yıllık lisans mezunu olmak.

(7) Kurul, üyeleri arasından Başkan ve İkinci Başkanı seçer.

(8) Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır. Süresi biten üye yeniden seçilebilir.

(13) Kurul üyelerinin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez.

M.22
Kurulun Görev ve Yetkileri
  • a) Kişisel verilerin temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde işlenmesini sağlamak.
  • b) Kişisel verilerle ilgili haklarının ihlal edildiğini ileri sürenlerin şikâyetlerini karara bağlamak.
  • c) Şikâyet veya resen, kişisel verilerin kanunlara uygun işlenip işlenmediğini incelemek ve geçici önlemler almak.
  • ç) Özel nitelikli kişisel veriler için yeterli önlemleri belirlemek.
  • d) Veri Sorumluları Sicilinin tutulmasını sağlamak.
  • e) Görev alanına ilişkin düzenleyici işlemler yapmak.
  • f) Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri belirlemek.
  • g) Veri sorumlusunun görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenleyici işlem yapmak.
  • ğ) Bu Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar vermek.
  • h) Kişisel verilere ilişkin mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek.
M.23
Kurulun Çalışma Esasları

(2) Kurul, başkan dâhil en az altı üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz.

(3) Kurul üyeleri; kendilerini veya belirli dereceye kadar akrabalarını ilgilendiren konularla ilgili toplantı ve oylamaya katılamaz.

(5) Kararlar ve varsa karşı oy gerekçeleri, karar tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde yazılır.

(6) Aksi kararlaştırılmadıkça, Kurul toplantılarındaki görüşmeler gizlidir.

İstisnalar — Madde 28

M.28
Kanunun Uygulanmadığı Hâller (1. Fıkra)

Aşağıdaki hâllerde Kanun hükümleri uygulanmaz:

  • a) Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi.
  • b) Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi.
  • c) Kişisel verilerin sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında, belirli koşulları ihlal etmeksizin işlenmesi.
  • ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, güvenliği sağlamaya yönelik kamu kurum ve kuruluşlarınca önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi.
  • d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi.
M.28/2
Belirli Maddelerin Uygulanmadığı Hâller

Kanunun amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olmak kaydıyla Madde 10 (aydınlatma), zararın giderilmesini talep hakkı hariç Madde 11 (haklar) ve Madde 16 (sicil kaydı) aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:

  • a) Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması.
  • b) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi.
  • c) Kişisel veri işlemenin kamu kurum ve kuruluşlarınca denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturması için gerekli olması.
  • ç) Kişisel veri işlemenin bütçe, vergi ve mali konulara ilişkin olarak Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması için gerekli olması.

Kadro Listesi — (I) Sayılı Cetvel

CETVEL
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Kadro Listesi
Sınıf Unvan Derece Toplam
GİHBaşkan Yardımcısı11
GİHDaire Başkanı17
GİHHukuk Müşaviri11
GİHHukuk Müşaviri33
AHAvukat64
GİHKişisel Verileri Koruma Uzmanı510
GİHKişisel Verileri Koruma Uzmanı720
GİHKişisel Verileri Koruma Uzman Yardımcısı960
GİHMali Hizmetler Uzmanı62
GİHMali Hizmetler Uzman Yardımcısı92
GİHMemur55
GİHMemur75
GİHMemur95
GİHMemur115
GİHMemur135
GİHBilgisayar İşletmeni75
GİHVeri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni65
GİHVeri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni75
GİHVeri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni85
GİHVeri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni95
GİHVeri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni105
GİHSekreter53
GİHSekreter87
GİHSantral Memuru91
GİHŞoför114
THTeknisyen63
YHTeknisyen Yardımcısı92
YHHizmetli1110
TOPLAM195
DEĞ.
Kanuna Ek ve Değişiklik Getiren Mevzuat
Değiştiren Mevzuat Değişen Maddeler Yürürlük Tarihi
7061 sayılı Kanun Madde 27, Geçici Madde 2 5 Aralık 2017
KHK/703 Madde 19, 20, 21, 25 9 Temmuz 2018
7499 sayılı Kanun Madde 6, 9, 18, Geçici Madde 3 1 Haziran 2024
05 · 5651 Sayılı Kanun

İnternet Ortamında Yayınlar

↑ Başa Dön
Kanun No: 5651

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve
Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun

İçerik sağlayıcı · Yer sağlayıcı · Erişim sağlayıcı · Sosyal ağ sağlayıcı

Kabul: 4 Mayıs 2007 R.G. Tarihi: 23 Mayıs 2007 R.G. Sayısı: 26530 Düstur: Tertip 5, Cilt 46

Bu Kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir.

BakanlıkUlaştırma Bakanlığı
KurumBilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)
BaşkanBTK Başkanı
Erişimİnternet ortamına bağlanarak kullanım olanağı kazanılması
Erişim SağlayıcıKullanıcılara internet erişimi sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişiler
İçerik Sağlayıcıİnternet üzerinden kullanıcılara sunulan bilgiyi üreten, değiştiren, sağlayan kişiler
Yer SağlayıcıHizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten kişiler
Toplu Kullanım SağlayıcıBelli bir yerde ve süre internet kullanımı imkânı sunanlar
Trafik BilgisiIP adresi, port bilgisi, hizmet türü, süre, aktarılan veri miktarı ve abone kimlik bilgileri
URL Adresiİlgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresi
Sosyal Ağ SağlayıcıMetin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmaya/paylaşmaya imkân sağlayan kişiler
BirlikErişim Sağlayıcıları Birliği
Trafik bilgisi tanımına “port bilgisi” ibaresi 29/7/2020 tarihli ve 7253 sayılı Kanunla eklenmiştir.

İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür.

İdari Para Cezası: Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Başkan tarafından 2.000 TL – 50.000 TL arasında idari para cezası uygulanır.

Bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçlarıyla bildirim yapılabilir.

İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.

İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.

  • Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.
  • 8. ve 9. maddelere göre haberdar edilmesi hâlinde hukuka aykırı içeriği yayından çıkarmakla yükümlüdür.
  • Yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini 1 yıldan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere saklamakla ve bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.
İdari Para Cezası: Yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcıya Başkan tarafından 100.000 TL – 1.000.000 TL arasında idari para cezası uygulanır.

Erişim Sağlayıcı Yükümlülükleri

  • Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi hâlinde erişimi engellemek
  • Trafik bilgilerini 6 aydan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere saklamak; doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamak
  • Faaliyetine son vereceği tarihten en az 3 ay önce Kurumu, içerik sağlayıcılarını ve müşterileri bilgilendirmek; trafik bilgisi kayıtlarını Kuruma teslim etmek
  • Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirler almak

Erişim sağlayıcı, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını kontrol etmekle yükümlü değildir.

İdari Para Cezası: Yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına Başkan tarafından 10.000 YTL – 50.000 YTL arasında idari para cezası uygulanır.

Bu Kanunun 8. ve 8/A maddeleri kapsamı dışındaki tüm içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik kararların uygulanmasını sağlamak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuştur.

  • Birlik özel hukuk tüzel kişiliğini haizdir; merkezi Ankara’dadır.
  • Çalışma usul ve esasları Kurum tarafından onaylanacak Tüzükle belirlenir.
  • 5809 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilen tüm internet servis sağlayıcıları ile erişim hizmeti veren diğer işletmeciler Birliğe üye olmak zorundadır.
  • Erişimin engellenmesi kararları gereği için Birliğe gönderilir; Birliğe yapılan tebligat erişim sağlayıcılara yapılmış sayılır.
  • Birliğe üye olmayan internet servis sağlayıcıları faaliyette bulunamaz.

Birlik, mevzuata uygun olmadığını düşündüğü kararlara itiraz edebilir.

  • Ticarî amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, mahallî mülkî amirden izin belgesi almakla yükümlüdür.
  • Ticari amaç ayrımı gözetilmeksizin bütün internet toplu kullanım sağlayıcılar, suç oluşturan içeriklere erişimin engellenmesi ve kullanıma ilişkin erişim kayıtlarının tutulması hususlarında yönetmelikle belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.
  • Ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti kapsamında yönetmelikte belirlenen ek tedbirleri de alır.
Müeyyideler: Yükümlülükleri ihlal eden ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılara mahalli mülki amir tarafından: uyarma, 1.000 TL – 15.000 TL idari para cezası veya 3 güne kadar ticari faaliyetlerin durdurulması uygulanabilir.

Kapsam Dahil Suçlar

  • TCK m.84İntihara yönlendirme
  • TCK m.103Çocukların cinsel istismarı (birinci fıkra)
  • TCK m.190Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma
  • TCK m.194Sağlık için tehlikeli madde temini
  • TCK m.226Müstehcenlik
  • TCK m.227Fuhuş
  • TCK m.228Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama
  • Kanun 5816Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar
  • Kanun 7258Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları
  • Kanun 2937 m.27Devlet İstihbarat Hizmetleri ve MİT Kanunu (1. ve 2. fıkralar)

Karar Mercii

  • Soruşturma evresinde: Hâkim
  • Kovuşturma evresinde: Mahkeme
  • Gecikmesinde sakınca olan hâllerde: Cumhuriyet savcısı (24 saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim en geç 24 saat içinde karar verir)
  • İdari tedbir olarak: Başkan (re’sen)
Kararın Yerine Getirilmesi: Erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesinden itibaren 4 saat içinde yerine getirilir.

Kararın Hükümsüz Kalması

  • Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde erişim engelleme kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
  • Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi hâlinde erişim engelleme kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
Koruma Tedbiri Kararına Uymama (Cezai): Kararın gereğini yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları 500 gün – 3.000 gün adli para cezası ile cezalandırılır.

İdari Tedbir Kararına Uymama: Başkan tarafından 10.000 YTL – 100.000 YTL idari para cezası verilir. 24 saat içinde de uyulmaması hâlinde Kurum tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.
Erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Teknik olarak uygulanamayan durumlarda internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli kararı verilebilir.

Uygulama Sebepleri

  • Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması
  • Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması
  • Suç işlenmesinin önlenmesi
  • Genel sağlığın korunması

Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Yerine Getirme Süresi: Karar derhâl ve en geç bildirimden itibaren 4 saat içinde yerine getirilir. Başkan bu kararı 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunar; hâkim 48 saat içinde karar verir; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar.
Bu Maddeye Aykırılık Cezası: Bilgileri vermeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcılarının sorumluları 3.000 gün – 10.000 gün adli para cezası.
Kararı yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar ile içerik ve yer sağlayıcılara 50.000 TL – 500.000 TL idari para cezası.
Bu madde, Anayasa Mahkemesi’nin 11/10/2023 tarihli ve E.: 2020/76; K.: 2023/172 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra (10/10/2024) yürürlüğe girmiştir.

İnternet ortamındaki yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.

Başvuruda Bulunması Gereken Bilgiler

  • Hakkın ihlaline neden olan yayının tam URL adresi
  • Hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama
  • Kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgiler
Yerine Getirme: Başkan, talebi derhal Birliğe bildirir; erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl ve en geç 4 saat içinde yerine getirir.

Hâkim Onayı: Talep eden kişi, talepten itibaren 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim 48 saat içinde karar verir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.

Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, en az bir kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirlemekle yükümlüdür.

10 Milyonun Üzeri Erişim için Ek Yükümlülükler

  • Temsilci teknik, idari, hukuki ve mali yönden tam yetkili ve sorumlu olmalıdır.
  • Temsilcinin tüzel kişi olması hâlinde, doğrudan sosyal ağ sağlayıcı tarafından sermaye şirketi şeklinde kurulan bir şube olması zorunludur.
Yaptırım Kademeleri (Temsilci Belirlememe):
1. Bildirimden itibaren 30 gün içinde yerine getirilmezse → 10.000.000 TL ceza
2. 30 gün daha geçerse → ek 30.000.000 TL ceza
3. Devam ederse → Reklam yasağı (Türkiye’deki mükelleflerin reklam vermesi yasaklanır)
4. 3 ay daha geçerse → Bant genişliğinin %50 daraltılması için hâkime başvuru
5. 30 gün daha geçerse → Bant genişliğinin %90 oranına kadar daraltılması için hâkime başvuru
Yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilir, reklam yasağı kaldırılır ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır.

Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, 9. ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik kişiler tarafından yapılacak başvurulara başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap vermekle yükümlüdür. Olumsuz cevaplar gerekçeli olarak verilir.

Ceza: Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya 5.000.000 TL idari para cezası uygulanır.

Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, içerik çıkarma ve erişim engelleme kararlarına ilişkin istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren Türkçe raporları 6 aylık dönemlerle Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

Raporlarda Yer Alması Gereken Bilgiler

  • Başlık etiketleri ve öne çıkarılan/erişimi azaltılan içeriklere ilişkin algoritmalar
  • Reklam politikaları ve şeffaflık politikaları
  • Kullanıcılar arasında eşit ve tarafsız davranıma ilişkin alınan tedbirler
  • Kullanıcılara öneriler sunarken kullanılan parametreler
  • Reklam kütüphanesi (içerik, reklam veren, süre, hedef kitle vb.)
Ceza: Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya 10.000.000 TL idari para cezası uygulanır.

Kapsam Dahil Suçlar (TCK)

  • m.103Çocukların cinsel istismarı
  • m.217/AHalkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
  • m.302Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
  • m.309–316Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar
  • m.328–337Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk

Bu suçlara konu içerikleri oluşturan veya yayan faillere ulaşmak için gerekli bilgiler, sosyal ağ sağlayıcının Türkiye’deki temsilcisi tarafından adli mercilere verilir.

Yaptırım: Bilgileri vermeyen sosyal ağ sağlayıcı hakkında Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine bant genişliğinin %90 oranında daraltılması talebiyle başvurulabilir.
  • Veri Yerelleştirme (f.6): Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma yönünde gerekli tedbirleri alır.
  • Çocuklara Özgü Hizmet (f.7): Çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır.
  • Kriz Planı (f.19): Kamu güvenliğini ve sağlığını etkileyen olağanüstü durumlara ilişkin kriz planı oluşturmak ve Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
  • Can/Mal Güvenliği Bildirimi (f.16): Kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikleri öğrenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunması hâlinde içeriği ve içeriği oluşturana ilişkin bilgileri yetkili kolluk birimleriyle paylaşır.
  • Kurum Denetimi (f.18): Kurum, sosyal ağ sağlayıcının bu Kanuna uyumunu tüm tesislerinde yerinde inceleyebilir.
  • Tazminat Sorumluluğu (f.14): Hukuka aykırılığı hâkim veya mahkeme kararı ile tespit edilen içeriği bildirime rağmen 24 saat içinde çıkarmayan sosyal ağ sağlayıcı, doğan zararların tazmin edilmesinden sorumludur.
Ciro Bazlı Ceza (f.20): Fıkra 6, 7, 13, 16, 18 ve 19’daki yükümlülüklerini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya Başkan tarafından bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun %3’üne kadar idari para cezası verilebilir.

Kanunla verilen görevler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yerine getirilir.

Kurumun Temel Görev ve Yetkileri

  • Bakanlık, kolluk kuvvetleri, kamu kurum ve kuruluşları, içerik/yer/erişim sağlayıcılar ve sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturmak
  • İnternet ortamındaki yayınları izleyerek Kanun kapsamına giren suçların tespiti hâlinde gerekli tedbirleri almak
  • İzlemenin seviye, zaman ve şeklini belirlemek
  • Filtreleme ve bloke etme sistemlerine yönelik esas ve usûlleri belirlemek
  • İzleme ve bilgi ihbar merkezi dahil teknik altyapıyı kurmak veya kurdurmak
  • Bilişim ve internet alanındaki uluslararası kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak
  • Araştırma ve geliştirme merkezleri kurabilmek
  • Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usûller, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. Bu yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4 ay içinde çıkarılır.
  • Yer, erişim ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülüklerine ilişkin esas ve usûller, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir; Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 ay içinde çıkarılır.

15/8/2016 tarihli ve 671 sayılı KHK ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kapatılmıştır.

Diğer mevzuatta Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yapılan atıflar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna, Telekomünikasyon İletişim Başkanına yapılan atıflar BTK Başkanına yapılmış sayılır.

4 Mayıs 2007
5651 Sayılı Kanun kabul edildi. 23 Mayıs 2007’de Resmî Gazete’de yayımlandı.
10 Kasım 2008 — Kanun 5809
Madde 8 ve Ek Madde 1 değiştirildi. Geçici Madde 2 ve (I) Sayılı Liste eklendi.
2 Ağustos 2013 — Kanun 6495
Madde 8’de değişiklik yapıldı.
19 Şubat 2014 — Kanun 6518
Kapsamlı değişiklik: Madde 2, 3, 4, 5, 6, 6/A, 7, 8, 9, 9/A, 10, 11, Ek Madde 1–2, Geçici Madde 3, (I) Sayılı Liste eklendi/değiştirildi.
1 Mart 2014 — Kanun 6527
Madde 2, 3, 8, 9/A değiştirildi.
11 Eylül 2014 — Kanun 6552
Madde 3 ve 8 değiştirildi. (Erişim engelleme kararı yerine getirme süresi 24 saatten 4 saate indirildi.)
15 Nisan 2015 — Kanun 6639
8/A maddesi eklendi (gecikmesinde sakınca bulunan hâller). Geçici Madde 3 değiştirildi.
28 Ocak 2016 — AYM Kararı (E:2014/87, K:2015/112)
Madde 4, 5, 6’nın bazı fıkraları; Madde 9 iptal edildi.
17 Ağustos 2016 — KHK 671
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kapatıldı. Ek Madde 3 ve Geçici Madde 4 eklendi. Çok sayıda maddede terminoloji güncellendi.
24 Kasım 2016 — Kanun 6757
KHK 671 hükümleri kanunlaştırıldı.
7 Şubat 2019 — AYM Kararı (E:2015/76, K:2017/153)
Madde 8’in bazı hükümleri iptal edildi.
24 Ekim 2019 — Kanun 7188
Madde 8’de değişiklik yapıldı.
26 Mart 2020 — Kanun 7226
Madde 8’e futbol ve spor bahis suçları eklendi.
31 Temmuz 2020 — Kanun 7253
Sosyal ağ sağlayıcı tanımı eklendi. Madde 2, 3, 5, 8, 9 değiştirildi. Ek Madde 4 eklendi (Sosyal ağ sağlayıcılara ilişkin kapsamlı düzenleme).
18 Ekim 2022 — Kanun 7418
Madde 6/A, 8, 9, Ek Madde 4, Geçici Madde 6 kapsamlı değişiklik. Ek Madde 4’e yeni fıkralar eklendi (çocuk koruma, kriz planı, reklam kütüphanesi vb.).
10 Ekim 2024 — AYM Kararı (E:2020/76, K:2023/172)
Madde 8 ve 9’un bazı hükümleri iptal edildi; karar 9 ay ertelemeli yürürlüğe girdi.
19 Mart 2025 — Kanun 7545
Madde 10’da değişiklik yapıldı.
06 · 5070 Sayılı Kanun

Elektronik İmza Kanunu

↑ Başa Dön
Resmî Mevzuat

Elektronik İmza Kanunu

Kanun No: 5070 Kabul: 15 Ocak 2004 RG: 23 Ocak 2004 / 25355

Bu Kanunun amacı, elektronik imzanın hukukî ve teknik yönleri ile kullanımına ilişkin esasları düzenlemektir.

Bu Kanun aşağıdaki konuları kapsar:

  • Elektronik imzanın hukukî yapısı
  • Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının faaliyetleri
  • Her alanda elektronik imzanın kullanımına ilişkin işlemler
Temel Kavramlar
  • Elektronik veri: Elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan kayıtlar
  • Elektronik imza: Başka bir elektronik veriye eklenen veya mantıksal bağlantısı bulunan, kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veri
  • İmza sahibi: Elektronik imza oluşturmak amacıyla bir imza oluşturma aracını kullanan gerçek kişi
  • İmza oluşturma verisi: İmza sahibine ait, imza oluşturmak amacıyla kullanılan şifreler ve kriptografik gizli anahtarlar gibi veriler
  • İmza oluşturma aracı: Elektronik imza oluşturmak üzere imza oluşturma verisini kullanan yazılım veya donanım aracı
  • İmza doğrulama verisi: Elektronik imzayı doğrulamak için kullanılan şifreler, kriptografik açık anahtarlar gibi veriler
  • İmza doğrulama aracı: Elektronik imzayı doğrulamak amacıyla imza doğrulama verisini kullanan yazılım veya donanım aracı
  • Zaman damgası: Bir elektronik verinin üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespiti amacıyla elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kayıt
  • Elektronik sertifika: İmza sahibinin imza doğrulama verisini ve kimlik bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kayıt
  • Kurum: Telekomünikasyon Kurumu

Güvenli elektronik imza aşağıdaki şartları taşımalıdır:

  • Münhasıran imza sahibine bağlı olması
  • Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulmuş olması
  • Nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini sağlaması
  • İmzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlaması
Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur.

Aşağıdaki işlemler güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez:

  • Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler
  • Banka teminat mektupları
  • Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından düzenlenen kefalet senetleri dışındaki teminat sözleşmeleri

Bu fıkra 6728 sayılı Kanun (9/8/2016) ve 7349 sayılı Kanun (25/12/2021) ile değiştirilmiştir.

Güvenli elektronik imza oluşturma araçları şu şartları sağlamalıdır:

  • Ürettiği imza oluşturma verilerinin kendi aralarında bir eşinin daha bulunmaması
  • Üzerindeki imza oluşturma verilerinin araç dışına hiçbir biçimde çıkarılamaması ve gizliliği
  • İmza oluşturma verilerinin üçüncü kişilerce elde edilememesi ve elektronik imzanın sahteciliğe karşı korunması
  • İmzalanacak verinin imza sahibi dışında değiştirilememesi ve imza sahibi tarafından önceden görülebilmesi

Güvenli elektronik imza doğrulama araçları şu işlevleri yerine getirmelidir:

  • Doğrulama için kullanılan verileri değiştirmeksizin doğrulama yapan kişiye gösterme
  • Doğrulama işlemini güvenilir ve kesin biçimde çalıştırma ve sonuçları değiştirmeksizin gösterme
  • Gerektiğinde imzalanmış verinin güvenilir biçimde gösterilmesini sağlama
  • Elektronik sertifikanın doğruluğunu ve geçerliliğini tespit etme
  • İmza sahibinin kimliğini değiştirmeksizin doğrulama yapan kişiye gösterme
  • Doğrulama şartlarına etki edecek değişikliklerin tespit edilmesini sağlama

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı; elektronik sertifika, zaman damgası ve elektronik imzalarla ilgili hizmetleri sağlayan kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişileridir.

Sağlayıcı, Kuruma yapacağı bildirimden iki ay sonra faaliyete geçer.

Bildirimde gösterilmesi gereken şartlar:

  • Güvenli ürün ve sistemleri kullanmak
  • Hizmeti güvenilir bir biçimde yürütmek
  • Sertifikaların taklit ve tahrif edilmesini önlemekle ilgili her türlü tedbiri almak

Kurum, eksiklik tespit ederse sağlayıcıya en fazla bir ay süre verir. Bu süre içinde faaliyetleri durdurulur. Süre sonunda eksiklik giderilmezse faaliyet tamamen sona erdirilir.

Nitelikli elektronik sertifikada bulunması zorunlu bilgiler:

  • “Nitelikli elektronik sertifika” olduğuna dair ibare
  • Sertifika hizmet sağlayıcısının kimlik bilgileri ve kurulduğu ülke adı
  • İmza sahibinin teşhis edilebileceği kimlik bilgileri
  • İmza doğrulama verisi (imza oluşturma verisine karşılık gelen)
  • Sertifikanın geçerlilik süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri
  • Sertifikanın seri numarası
  • Başkası adına hareket ediliyorsa bu yetkiye ilişkin bilgi
  • Talep halinde meslekî veya diğer kişisel bilgiler
  • Kullanım şartları ve maddî sınırlamalara ilişkin bilgiler (varsa)
  • Sertifika hizmet sağlayıcısının güvenli elektronik imzası

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı şu yükümlülükleri taşır:

  • Hizmetin gerektirdiği nitelikte personel istihdam etmek
  • Nitelikli sertifika verdiği kişilerin kimliğini resmî belgeler veya T.C. kimlik kartı vasıtasıyla uzaktan güvenilir biçimde tespit etmek (6661/2016)
  • Başkası adına hareket yetkisi ve kişisel bilgileri resmî belgelere dayandırarak belirlemek
  • İmza oluşturma verisinin gizliliğini sağlamak
  • Sertifika tesliminden önce sertifika sahibini bilgilendirmek (6661/2016)
  • İmza oluşturma verisini başkasına kullandırmama konusunda sertifika sahibini bilgilendirmek (6661/2016)
  • Tüm hizmet kayıtlarını yönetmelikte belirlenen süreyle saklamak
  • Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce Kurumu ve sertifika sahiplerini bilgilendirmek
Sağlayıcı, üretilen imza oluşturma verisinin bir kopyasını alamaz veya saklayamaz.

Ek fıkra (7263/2021): Kimlik kartı vasıtasıyla uzaktan tespit edilmişse nitelikli sertifika kimlik kartına uzaktan yüklenebilir.

Aşağıdaki hallerde sertifika derhal iptal edilir:

  • Sertifika sahibinin talebi
  • Veri tabanındaki bilgilerin sahteliğinin veya yanlışlığının ortaya çıkması ya da bilgilerin değişmesi
  • Sertifika sahibinin fiil ehliyetinin sınırlanması, iflâsı, gaipliği veya ölümü

Sağlayıcı, iptallerin tam zamanının tespitine imkân veren ve üçüncü kişilerin hızlı ve güvenli biçimde ulaşabileceği bir kayıt oluşturur.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı geçmişe yönelik olarak nitelikli elektronik sertifika iptal edemez.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı kişisel verilerin korunması kapsamında şu yükümlülükleri taşır:

  • Sertifika vermek için gerekli olanların dışında bilgi talep edemez ve bu bilgileri kişinin rızası dışında elde edemez
  • Sertifika sahibinin izni olmaksızın sertifikayı üçüncü kişilerin erişebileceği ortamlarda bulunduramaz
  • Talep edenin yazılı rızası olmaksızın üçüncü kişilerin kişisel verilere erişmesini engeller; bu bilgileri onay olmaksızın aktaramaz ve başka amaçlarla kullanamaz

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının sertifika sahibine karşı sorumluluğu genel hükümlere tâbidir.

Sağlayıcı, bu Kanun veya yönetmelik hükümlerinin ihlâli suretiyle üçüncü kişilere verdiği zararları tazminle yükümlüdür. Kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde tazminat yükümlülüğü doğmaz.

İstihdam ettiği kişilerin davranışından kaynaklanan zararlarda da sağlayıcı sorumludur; Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında kurtuluş kanıtı getirerek bu sorumluluktan kurtulamaz.

Sağlayıcı, bu Kanun’dan doğan yükümlülükleri nedeniyle oluşabilecek zararlar için sertifika malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

Yabancı bir ülkede kurulu elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından verilen sertifikaların hukukî sonuçları milletlerarası anlaşmalarla belirlenir.

Bu sertifikaların Türkiye’deki bir sağlayıcı tarafından kabul edilmesi durumunda, söz konusu sertifikalar nitelikli elektronik sertifika sayılır. Bu sertifikaların kullanılması sonucunda doğacak zararlardan Türkiye’deki sağlayıcı da sorumludur.

Elektronik mühür; başka bir elektronik veriye eklenen veya mantıksal bağlantısı bulunan, mühür sahibinin bilgilerini doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veridir.

Mühür Sahibi Olabilecekler
  • Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu idareleri
  • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları
  • Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri
  • Yargı mercileri ve noterlikler
Elektronik mühür, resmî mühür dâhil her türlü fiziki mühür ile aynı hukuki niteliği haizdir.

Kanunlarda yer alan elektronik imzaya ilişkin hükümler, kıyasen elektronik mühür hakkında da uygulanır.

Bu madde 7263 sayılı Kanun ile 3/2/2021 tarihinde eklenmiştir.

İnternet sitesi kimlik doğrulama sertifikası; bir internet sitesi ile bu sitenin sahibi olan gerçek veya tüzel kişinin bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kayıttır.

Benzer altyapıyı kullanan diğer elektronik sertifikalar; elektronik veriyi şifreleme veya verinin bütünlüğünü, inkâr edilemezliğini ve kaynağını belirleme gibi amaçlarla açık anahtar altyapısı vasıtasıyla üretilen sertifikalardır.

Elektronik imzaya ilişkin kanun hükümleri bu sertifikalar hakkında da kıyasen uygulanır.

Bu madde 7263 sayılı Kanun ile 3/2/2021 tarihinde eklenmiştir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin faaliyet ve işlemlerinin denetimi Kurumca yerine getirilir.

Denetim sırasında sağlayıcıların şu yükümlülükleri yerine getirmesi zorunludur:

  • Her türlü defter, belge ve kayıtların verilmesi
  • Yönetim yerleri, binalar ve eklentilerine girişe izin verilmesi
  • Yazılı ve sözlü bilgi verilmesi
  • Örnek alınması ve işlem ile hesapların denetlenmesine izin verilmesi

İlgili kişinin rızası dışında aşağıdakileri yapanlar cezalandırılır:

  • İmza oluşturma verisi veya aracını elde edenler, verenler, kopyalayanlar ve yeniden oluşturanlar
  • İzinsiz elde edilen araçlarla izinsiz elektronik imza oluşturanlar
Hapis Cezası
1 – 3 Yıl
Genel fail
Adlî Para Cezası
Min. 50 Gün
Genel fail
Artırım
½’ye kadar
Sağlayıcı çalışanı ise

5728 sayılı Kanun ile 8/2/2008’de değiştirilmiştir.

Aşağıdaki eylemler suç oluşturur:

  • Tamamen veya kısmen sahte elektronik sertifika oluşturmak
  • Geçerli sertifikaları taklit veya tahrif etmek
  • Bu elektronik sertifikaları bilerek kullanmak
Hapis Cezası
2 – 5 Yıl
Genel fail
Adlî Para Cezası
Min. 100 Gün
Genel fail
Artırım
½’ye kadar
Sağlayıcı çalışanı ise

5728 sayılı Kanun ile 8/2/2008’de değiştirilmiştir.

Madde Yükümlülük Ceza (TL)
Md. 10 Genel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi 15.000 – 30.000
Md. 11 İptal yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi 12.000 – 20.000
Md. 12 Bilgi koruma hükümlerine aykırılık 15.000 – 30.000
Md. 13/f.5-7 Sigorta yükümlülüğünün yerine getirilmemesi 12.000 – 20.000
Md. 15 Denetim engellemeleri 30.000 – 50.000
Tüzel kişiler için uygulanacak idarî para cezasının üst sınırı 75.000 TL‘dir.

Bu Kanun’da tanımlanan suçlar nedeniyle ilgili tüzel kişiler hakkında TCK’nın 60. maddesi hükmüne göre tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

İdarî para cezasını gerektiren eylemlerin geriye doğru üç yıl içinde üçüncü kez işlenmesi hâlinde Kurum tarafından faaliyet izninin iptaline karar verilir.

Bu hüküm, elektronik sertifika hizmet sağlama faaliyeti yürüten kamu kurum ve kuruluşları hakkında uygulanmaz (Madde 21).

Kanun No Değişen / Eklenen Maddeler Yürürlük Tarihi
5728 Md. 16, 17, 18, 19 8 Şubat 2008
6661 Md. 10 27 Ocak 2016
6728 Md. 5 9 Ağustos 2016
7263 Md. 10, 20, 21, Ek Md. 1, Ek Md. 2 3 Şubat 2021
7349 Md. 5 25 Aralık 2021

Yürürlük (Md. 25): Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer. (23 Ocak 2004 yayım → 23 Temmuz 2004 yürürlük)

Yürütme (Md. 26): Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

7263 sayılı Kanun ile 3/2/2021 tarihinde değiştirilmiştir.

07 · Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği

Resmî Yazışmalar Yönetmeliği

↑ Başa Dön

RESMÎ YAZIŞMALARDA UYGULANACAK
USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Cumhurbaşkanı Kararının Tarihi: 9/6/2020 | Sayısı: 2646

Yayımlandığı Resmî Gazetenin Tarihi: 10/6/2020 | Sayısı: 31151

BİRİNCİ BÖLÜM – Genel Hükümler
MADDE 1 – Amaç ve Kapsam
(1) Bu Yönetmeliğin amacı; güvenli elektronik imza kullanılarak elektronik ortamda veya el yazısıyla atılan imza ile fiziksel ortamda yapılan resmî yazışmalara ilişkin kuralları belirlemek, bilgi veya belge alışverişini, hızlı ve güvenli bir biçimde yürütmek ve uygulama birliğini sağlamaktır.
(2) Bu Yönetmelik, bütün kamu kurum ve kuruluşlarını kapsar.
MADDE 2 – Dayanak
(1) Bu Yönetmelik, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 6 ncı ve 7 nci maddeleri hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.
MADDE 3 – Tanımlar ve Kısaltmalar
(1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Aidiyet zinciri: Belgenin hazırlanmasından tasfiyesine kadar olan sürecini,
b) Arşiv imza: Kriptografik metodların zaman içerisinde koruyucu özelliğini yitirmesine karşı, periyodik olarak alınan zaman damgası ile korunan elektronik imzayı,
c) Belge: Herhangi bir bireysel işlemin, kurumsal fonksiyonun veya kurumsal işlemin yerine getirilmesi için alınmış ya da idare tarafından hazırlanmış; içerik, ilişki ve formatı ile ait olduğu fonksiyon veya işlem için delil teşkil ederek aidiyet zincirini muhafaza eden, güvenli elektronik imza ya da el yazısıyla imzalanmış ve kayıt altına alınmış her türlü bilgiyi,
ç) Devlet Teşkilatı Merkezi Kayıt Sistemi (DETSİS): Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı tarafından yürütülen ve idarelerin merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatındaki birimlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Teşkilatı Numarası ile tanımlandığı sistemi,
d) Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS): İdarelerin faaliyetlerini yerine getirirken hazırladıkları ve faaliyetlerinin delili olabilecek e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun belgelerin içerik, üstveri, format ve ilişkisel özelliklerini koruyan, belgelerin ait olduğu fonksiyon veya işlem için delil teşkil eden ve aidiyet zinciri içerisindeki yönetimini elektronik ortamda sağlayan sistemi,
e) Elektronik onay: Güvenli elektronik imza kullanılmayan durumlarda paraf yerine geçecek kaydın elektronik ortamda alınmasını,
f) Elektronik ortam: EBYS içerisinde e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun olarak güvenli elektronik imza ile imzalanmış belgelerin hazırlandığı, kayıt altına alındığı, saklandığı ve gönderildiği ortamı,
g) e-Yazışma Teknik Rehberi: Elektronik ortamda yapılacak resmî yazışmalar kapsamında oluşturulan belgelerin yapısı, formatı, imzalama ve şifreleme mekanizmaları gibi teknik hususları tanımlayan ve Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı tarafından yayımlanan güncel rehberi,
ğ) Fiziksel ortam: Kâğıt ortamında yapılan işlemleri,
h) Form: Biçimli belgeyi,
ı) Format: Elektronik dosya türlerini,
i) Günlük rapor: EBYS’de yapılan ekleme, değiştirme, silme, arama, görüntüleme, gönderme ve alma gibi işlemlerin hangi EBYS elemanı üzerinde ve kim tarafından gerçekleştirildiği ile işlemin gerçekleştirildiği tarih ve saat bilgisini ihtiva eden kayıtları,
j) Güvenli elektronik imza: Münhasıran imza sahibine bağlı olan, sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin ve imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan elektronik imzayı,
k) İdare: Kamu kurum ve kuruluşlarını,
l) İmza sahibi: Güvenli elektronik imza oluşturmak amacıyla bir imza oluşturma aracını kullanan veya zorunlu hâllerde ya da olağanüstü durumlarda hazırlanan belgeyi el yazısıyla imzalayan gerçek kişiyi,
m) Kurumsal belge kayıt sistemi: Mevzuatı sebebiyle EBYS kullanamayan idare tarafından ya da “Çok Gizli” nitelikteki belgeler ile olağanüstü durumlarda hazırlanan belgelere sayı almak için kullanılan defter ve benzeri fiziksel veya EBYS harici tutulan elektronik kaydı,
n) Olağanüstü durum: Gerçekleşmesi hâlinde devleti veya kurumları olumsuz etkileyerek güvenlik zafiyeti oluşturabilecek veya uzun süreli elektrik kesintileri, donanım ve yazılım sorunları gibi teknik gerekçelerle EBYS’nin uzun süreli olarak çalışmamasından dolayı belgenin fiziksel ortamda hazırlanması gereken durumları,
o) Resmî yazışma: İdarelerin kendi içlerinde, birbirleriyle veya gerçek ya da tüzel kişiler ile iletişim sağlamak amacıyla güvenli elektronik imza kullanarak elektronik ortamda ve zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda el yazısıyla atılan imza ile fiziksel ortamda yürüttükleri süreci,
ö) Standart dosya planı: Kurumsal işlemler ve bu işlemler sonucunda oluşturulan veya alınan belgelerin üretim yerleri ile olan ilişkisi belirtilerek konu veya fonksiyon esasına göre dosyalanmasını sağlamak amacıyla geliştirilen ve Devlet Arşivleri Başkanlığı tarafından yayımlanan sınıflama şemasını,
p) Üstveri: Bir belgeyi tanımlayan gönderici, konu, tarih, sayı ve benzeri tüm bilgileri,
r) Üst yazı: Belgenin, varsa ek veya ekleri hariç kısmını,
s) Yetkili makam: Mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirme hususunda yürütme ve karar verme yetkisine sahip görevlileri,
ş) Zaman damgası: Bir elektronik verinin üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından güvenli elektronik imza ile doğrulanan zaman kaydını,
t) Zorunlu hâl: İlgili mevzuattaki özel hükümlere göre belgenin fiziksel ortamda hazırlanması gereken hâlleri,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM – Belgenin Özellikleri
MADDE 4 – Resmî Yazışma Ortamları
(1) Kamu kurum ve kuruluşlarınca resmî yazışmalar, elektronik ortamda e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun olarak hazırlanan ve güvenli elektronik imza ile imzalanan belgelerle yapılır. Bu belgeler, elektronik ortamda muhatapları ile paylaşılır ve elektronik ortamda saklanır. Ayrıca güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler, çıktısı alınarak el yazısıyla atılan imza ile imzalanmaz ve fiziksel ortamda saklanmaz.
(2) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda resmî yazışmalar, el yazısıyla imzalanan belgelerle yapılır. Bu belgelerin gönderilmesi ve saklanması fiziksel ortam şartlarına göre gerçekleştirilir.
MADDE 5 – Nüsha Sayısı
(1) Elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler tek nüsha olarak hazırlanır.
(2) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanacak belgeler, paraflı nüshası hazırlayan idarede kalacak şekilde en az iki nüsha olarak düzenlenir.
MADDE 6 – Belgenin Şeklî Özellikleri
(1) Belgeler, A4 (210×297 mm) boyutu dikkate alınarak hazırlanır.
(2) Belge ekleri farklı form, format veya ebatlarda hazırlanabilir.
(3) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanacak belgelerin üst yazıları için kâğıdın bir yüzü kullanılır. Ancak üst yazının ekleri için kâğıdın her iki yüzü de kullanılabilir.
MADDE 7 – Yazı Tipi ve Harf Büyüklüğü
(1) Hazırlanan belgelerde “Times New Roman” veya “Arial” yazı tipi normal yazı stilinde kullanılır. Harf büyüklüğünün Times New Roman için 12 punto, Arial için 11 punto olması esastır. Ancak gerekli hâllerde yazı alanında harf büyüklüğü 9 puntoya, iletişim bilgileri kısmında ise 8 puntoya kadar düşürülebilir. Belge eklerinde farklı yazı tipi ve harf büyüklüğü kullanılabilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – Belgenin Bölümleri
MADDE 8 – Yazı Alanı
(1) Belgenin yazı alanı sayfanın üst, sol ve sağ kenarından 1,5 cm boşluk bırakılarak düzenlenir. İdare, logo kullanmak istediğinde sayfanın üst boşluğu 0,5 cm olarak düzenlenir.
MADDE 9 – Kurumsal Logo
(1) İdareler, tercihen kurumsal logo kullanabilir. Logo, tek kullanıldığında belgenin en üst orta kısmında “T.C.” ibaresini ortalayacak şekilde veya “Başlık” alanını ortalayacak şekilde belgenin üst sol kısmında yer alır. Belge üzerinde iki ayrı logo kullanıldığında ise “Başlık” alanını ortalayacak şekilde hiyerarşi yönünden üst olan idareye ait logo solda, alt olan idareye ait logo sağda kullanılır. Bir kavram veya etkinlik gibi hususlarla ilgili logo kullanılmak istendiğinde, “Başlık” alanını ortalayacak şekilde idareye ait olan logo solda; diğer logo sağda kullanılır. Belge üzerinde en fazla iki logo kullanılabilir.
MADDE 10 – Başlık
(1) Başlık (antet), belgeyi gönderen idarenin adının belirtildiği bölümdür.
(2) Başlık, belgenin yazı alanının üst kısmına ortalanarak yazılır. İlk satıra “T.C.” kısaltması, ikinci satıra idarenin adı büyük harflerle, üçüncü satıra birimin adı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak yazılır. Ancak bağlı veya ilgili idarelerde ilk satıra “T.C.” kısaltması, ikinci satıra bağlı veya ilgili olunan idarenin adı büyük harflerle, üçüncü satıra idarenin adı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ve dördüncü satıra da birimin adı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak yazılabilir.
(3) İdarelerin il ve ilçe teşkilatlarında kullanılan başlıklar, 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümlerine uygun olarak, ilk satıra “T.C.” kısaltması, ikinci satıra bağlı olunan mülki idarenin adı büyük harflerle, üçüncü satıra ilgili birimin adı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak yazılır. Dış temsilciliklerde başlıklar, il ve ilçe teşkilatında olduğu gibi yazılır.
(4) Bölge müdürlüklerinde hangi bölge teşkilatı olduğu yazılır.
(5) Doğrudan merkezî teşkilata bağlı taşra birimlerinde, başlıkta merkezî teşkilat ve taşra teşkilatı adlarına yer verilir.
(6) Başlığın yazımında DETSİS’te yer alan başlık kayıtları esas alınır.
MADDE 11 – Sayı
(1) Belgelerde sayı bulunması zorunludur. “Sayı:” sırasıyla; belgenin hazırlanma süreçlerini ifade eden elektronik ortam için “E”, zorunlu hâller için “Z” veya olağanüstü durumlar için “O” ibarelerinden uygun olanı, DETSİS’te belirtilen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Teşkilatı Numarası, standart dosya planı kodu ile kayıt numarasından oluşur ve bunların arasına kısa çizgi işareti (-) konulur.
Örnek: E-67915368-903.07.02-4752
(2) “Sayı:” yan başlığı, başlığın son satırından itibaren iki satır boşluk bırakılarak ve yazı alanının solundan başlanarak yazılır. Kayıt numarası, belge hazırlanırken EBYS üzerinden alınır ve belge üzerinde gösterilir. Zorunlu hâllerde hazırlanan belgenin kayıt numarası, el yazısıyla imzalandıktan sonra EBYS veya kurumsal belge kayıt sistemi üzerinden alınır. İdarece kullanılan EBYS veya kurumsal belge kayıt sistemi içerisinde her bir belgenin hazırlanma sürecine göre kayıt numarasının eşsiz olması zorunludur.
(3) Olağanüstü durumlarda belge, fiziksel ortam esaslarına uygun olarak hazırlanır ve belgeye yetkili birim tarafından kurumsal belge kayıt sisteminden kayıt numarası alınır. EBYS’ye erişim sağlandığında ise belge ve üstveri bilgileri EBYS’ye kaydedilir.
MADDE 12 – Tarih
(1) Tarih; sayı ile aynı satırda olmak üzere yazı alanının en sağında gün, ay, yıl olarak rakamla ve aralarına nokta işareti “.” konularak yazılır. Gün ve ay iki haneli, yıl ise dört haneli olarak düzenlenir.
Örnekler: 01.09.2019 veya 10 Ekim 2019
(2) Belgenin en son yetkili tarafından güvenli elektronik imza ile imzalandığı zamanı gösteren zaman damgasındaki tarih bilgisi, belge tarihi olarak esas alınır ve tarih bilgisi üstveri alanında yer alır. Elektronik ortamdaki belgede, birinci fıkrada belirtilen alanda tarih bilgisine belge görüntüsünde yer verilir.
(3) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan belgede tarih, belgenin imzalandığı zamanı belirtir ve belge imzalandığı tarihte kayıt altına alınır.
(4) Tutanak, rapor, tebliğ-tebellüğ belgesi ve benzeri belgelerde tarih, metnin bitiminde yer alabilir.
MADDE 13 – Konu
(1) “Konu:” yan başlığı, “Sayı:” yan başlığının bir alt satırına yazılır. Belgenin konusu, yazı alanının dikey orta hizasını geçmeyecek biçimde kelimelerin baş harfleri büyük olarak ve sonuna herhangi bir noktalama işareti konulmaksızın yazılır. Konu, bir satırı geçerse ikinci ve devamındaki satırlar “Konu:” yan başlığının altı boş bırakılarak yazılır.
(2) Konu, belgenin içeriği hakkında kısa ve öz bilgi barındırır.
MADDE 14 – Muhatap
(1) Muhatap, belgenin gönderildiği idareyi veya kişiyi belirtir. Bu bölüm konunun son satırından itibaren, iki satır boşluk bırakılarak ve sayfa ortalanarak yazılır.
(2) Muhatabın idare veya özel hukuk tüzel kişisi olması durumunda, adı büyük harflerle ve sonuna yönelme hâl eklerinden uygun olanı getirilerek yazılır. Muhatap idarenin adının yazımında DETSİS’te yer alan kayıtlar esas alınır. İhtiyaç duyulması hâlinde muhataba ilişkin birim adı bilgileri parantez içinde ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle bir alt satıra yazılır.
(3) İdare dışına gönderilen belgelerde, gerekiyorsa belgenin gideceği yerin adresi, muhatap satırının altına, satır ortalanarak ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle yazılır. Adres bilgisi uzun ise birden fazla satıra yazılabilir. Muhatap gerçek kişi ise muhatap bölümüne “Sayın” ibaresinden sonra muhatabın adı ilk harfi büyük diğerleri küçük harflerle, soyadı ise büyük harflerle yazılır.
(4) Bağlı, ilgili veya ilişkili idarelere gönderilecek belgeler doğrudan o idareye gönderilebilir. Ancak idarenin bağlı veya ilgili olduğu idarenin bilgi sahibi olmasının gerekli görüldüğü durumlarda belge, söz konusu bağlı veya ilgili olunan idare aracılığıyla gönderilir.
(5) Mülki idareye veya dış temsilciliğe bağlı teşkilatlarda ilk satıra bağlı olunan mülki idarenin veya dış temsilciliğin adı büyük harflerle, ikinci satıra ilgili birimin adı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak parantez içerisinde yazılır. Ancak aynı mülki idareye veya dış temsilciliğe bağlı birimler arasında gerçekleştirilen yazışmalarda, bağlı olunan mülki idarenin veya dış temsilciliğin bilgi sahibi olmasının gerekli görüldüğü durumlar haricinde belge, doğrudan muhatap birime gönderilir.
(6) Birden fazla muhataba iletilecek dağıtımlı belgelerin muhatap bölümüne “DAĞITIM YERLERİNE” ibaresi yazılır.
MADDE 15 – İlgi
(1) İlgi, belgenin bağlantılı olduğu diğer belge veya belgelerin belirtildiği bölümdür.
(2) “İlgi:” yan başlığı, muhatap bölümünün son satırından itibaren iki satır boşluk bırakılarak ve yazı alanının solundan başlanarak yazılır.
(3) “Sayı”, “Konu” ve “İlgi” yan başlıklarından sonra kullanılan iki nokta “:” işareti aynı hizada yazılır.
(4) İlgide yer alan bilgiler bir satırı geçerse, devamı “İlgi:” yan başlığının ve sıralamayı gösteren harflerin altı boş bırakılarak alt satıra yazılır.
(5) İlginin birden fazla olması durumunda, belgeler önceki tarihli olandan başlanarak tarih sırasına göre sıralanır. Sıralamada, Türk alfabesinde yer alan bütün küçük harfler, kendilerinden sonra kapama parantez işareti “)” konularak kullanılır.
(6) İlgide, ilgi tutulan belgeyi gönderen idarenin adı ile belgenin tarihi ve sayısı belirtilir. Ancak ilgi tutulan belgenin, muhatap idarenin daha önce gönderdiği bir belge veya muhatap idareye daha önce gönderilen bir belge olması durumunda idare adı belirtilmez.
(7) İlgide, “… tarihli ve … sayılı …” ibaresi kullanılır ve ilginin sonuna nokta (.) işareti konulur.
(8) İlgide belirtilen belge, muhatapta bulunmadığı durumlarda söz konusu belge, ek olarak muhatabına iletilebilir.
(9) İlgide belirtilen belge, gerçek kişiden geliyorsa ilgi bölümü “…’ın … tarihli başvurusu/dilekçesi.” biçiminde yazılır. Ancak belgenin muhatabı, ilgi tutulan başvurunun veya dilekçenin sahibi ise ilgi bölümünde gerçek kişinin isim bilgisine yer verilmez.
(10) Gerçek kişi ve tarih bilgisi bulunmayan başvuru/dilekçe ilgi tutulmak istendiğinde, ilgi bölümü “İsimsiz ve tarihsiz başvuru/dilekçe.” biçiminde yazılır. Söz konusu başvurunun/dilekçenin işleme alınıp alınmayacağı ilgili mevzuat hükümlerine göre değerlendirilir.
MADDE 16 – Metin
(1) Metin alanı, “Muhatap” veya varsa “İlgi” ile “İmza” arasındaki kısımdır.
(2) “İlgi” ile metin başlangıcı arasında bir satır, “İlgi” yoksa belgenin muhatabı ile metin başlangıcı arasında iki satır boşluk bulunur.
(3) Metindeki kelime aralarında ve noktalama işaretlerinden sonra bir karakter boşluk bırakılır. Noktalama işaretleri kendinden önce gelen harfe bitişik yazılır.
(4) Paragrafa 1,25 cm içeriden başlanır ve metin iki yana hizalanır. Paragraflar arasında satır boşluğu bırakılmaz. İhtiyaç duyulması hâlinde paragraflar harf veya rakam ile sıralanabilir.
(5) Birden fazla sayfa tutan üst yazılarda sayı, tarih, konu, muhatap ve ilgi bilgilerine sadece ilk sayfada; imza, ek ve dağıtım bilgilerine ise sadece son sayfada yer verilir. İletişim bilgisine ve belge doğrulama bilgilerine her sayfanın en alt kısmında yer verilir. Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan ve birden fazla sayfadan oluşan belgelerde ise her sayfanın en alt kısmında iletişim bilgisine yer verilir.
(6) Metin içinde geçen sayılar, rakamla veya harfle yazılabilir. Gerekli görülmesi hâlinde sayılar rakamla yazıldıktan sonra parantez içinde harfle de gösterilebilir.
(7) Dört ve dörtten çok haneli sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta (.) işareti konulur. Sayılarda kesirler virgül (,) ile ayrılır.
Örnekler: 1.452; 25.126; 326.197; 10.545,72
(8) Belge, Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Yazım Kılavuzu ve Türkçe Sözlük’ün güncel yayımı esas alınarak dil bilgisi kurallarına göre anlamlı ve özlü olarak yazılır. Belge içinde zorunlu olmadıkça yabancı kelimeye yer verilmez, verildiği durumda ise parantez içinde anlamı belirtilir. Ancak muhatabı yabancı ülke veya uluslararası kuruluş olan resmî yazışmalarda yabancı dil kullanılabilir. Bu durumda belge varsa uluslararası yazışma usullerine göre hazırlanabilir. Ayrıca yabancı dille yazılan belgenin Türkçe tercümesi oluşturulur ve yabancı dille hazırlanan belge ile ilişkilendirilerek saklanır.
(9) Metin içinde yer alan alıntılar tırnak içinde ve/veya eğik (italik) olarak yazılabilir.
(10) Metin içinde harfler kullanılarak maddelendirmeye/numaralandırmaya ihtiyaç duyulduğunda, Türk alfabesinde yer alan bütün küçük harfler kendilerinden sonra kapama parantez işareti “)” konularak kullanılır.
(11) Metin içinde kısaltma kullanılacak ise ifadenin ilk kullanıldığı yerde açık biçimi, sonra parantez içinde kısaltılmış biçimi yazılır.
Örnek: Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Kayıtlı Elektronik Posta (KEP)
(12) Metnin son bölümü:
a) Yazışma yapan makamlar arasındaki hiyerarşi yönünden alt makamlara “… rica ederim.”, üst ve aynı düzeydeki makamlara “… arz ederim.” ibaresiyle bitirilir.
b) Üst, aynı düzey ve alt makamlara birlikte dağıtımlı olarak yapılan yazışmalar “… arz ve rica ederim.” veya “… arz/rica ederim.” ibaresiyle bitirilir.
c) Muhatap kısmında ikinci satırda parantez içerisinde birim veya idare ismi belirtilen yazışmalar, birinci satırda yer alan muhatap idare dikkate alınarak arz veya rica ibarelerinden uygun olanı ile bitirilir.
ç) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 6 ncı maddesi gereğince bakanlıklarla yapılan yazışmalar, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı tarafından veya adına imzalandığında “Rica ederim.” ibaresiyle bitirilir.
d) Belge, imza yetkisini devreden makam adına imzalandığında, yetkiyi devreden makamın hiyerarşik durumu dikkate alınarak arz veya rica ibarelerinden uygun olanı ile bitirilir.
e) Muhatabı gerçek kişi olan yazışmalar “Saygılarımla.”, “İyi dileklerimle.” veya “Bilgilerinize sunulur.” ibareleriyle bitirilebilir.
MADDE 17 – İmza
(1) Metnin bitiminden itibaren iki ilâ dört satır boşluk bırakılarak, belgeyi imzalayacak olan makam sahibinin adına, soyadına ve bunların altında unvanına, yazı alanının en sağında ortalanarak yer verilir.
(2) Belgeyi imzalayanın adı ilk harfi büyük diğerleri küçük, soyadı ise büyük harflerle yazılır. Unvan, ad ve soyadın altına ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle yazılır. Akademik unvanlar veya rütbeler adın ön tarafına ya da bir satır altına ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle açık ya da kısaltılarak yazılabilir.
(3) Elektronik ortamda yapılacak resmî yazışmalarda, imza atmaya yetkili makam belgeyi güvenli elektronik imzası ile imzalar. Elektronik ortamda yapılan yazışmalarda, yetkili makamın ad ve soyad bilgilerinin üzerinde belgenin güvenli elektronik imza ile imzalandığına dair herhangi bir ibareye, şekle veya ifadeye yer verilmez.
(4) EBYS’ler, belgede yer alan imzanın dayanağı olan teknik standartta belirtilen arşivleme metodunu destekler, imzanın ilgili teknik standarda göre “arşiv imzası” tipine dönüştürülebilmesini ve uzun dönemli doğrulanabilmesini sağlar nitelikte olmalıdır.
(5) Resmî yazışma sürecinde, imza yetkisi bulunan görevlilere idarece güvenli elektronik imza temin edilir. Münhasıran şahsına ait özlük işlemleriyle ilgili yazışmalarda imzası aranan personelin güvenli elektronik imzasının bulunmadığı durumlarda, personelin özlük işlemine ilişkin talebi idarenin belirleyeceği usule göre alınır.
(6) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda imza, ad ve soyadın üzerinde bırakılan boşluğa el yazısıyla atılır. El yazısıyla atılan imza, kaybolmayacak ve kâğıda işlemesini sağlayacak mavi renkli kalemle atılır.
(7) İdareler arası yazışmalarda belgeyi imzalayacak olan makam, muhatap idarenin ast-üst ilişkisi, belgenin içeriği ve önem derecesi dikkate alınarak hazırlanacak olan ve yetkili makamlarca uygun görülen imza yetkileri ve/veya yetki devri yönergesine göre seçilir.
(8) Bakanlıklar ile bunlara bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların Cumhurbaşkanlığı ile yapacakları yazışmalar, belgenin mahiyeti ve aciliyet durumu değerlendirilerek bakan veya ilgili bakan yardımcısı tarafından imzalanır. Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların Cumhurbaşkanlığı ile yapacakları yazışmalar ise en üst yönetici tarafından imzalanır. Ancak 19/12/2005 tarihli ve 2005/9986 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri saklıdır.
(9) Belgeyi imza yetkisi devredilen makam imzaladığında, imzalayanın adı ve soyadı birinci satıra, yetki devreden makamı gösteren “Bakan a.”, “İdari İşler Başkanı a.”, “Vali a.”, “Belediye Başkanı a.” “Başkan a.” “Genel Müdür a.” veya “Rektör a.” biçimindeki ibare ikinci satıra, imzalayan makamın unvanı ise üçüncü satıra yazılır. İdare birimleri arasındaki iç yazışmalarda yetki devredenin unvanı kullanılmaz.
(10) Belge vekâleten imzalandığında, imzalayanın adı ve soyadı birinci satıra, vekâlet olunan makam “Genel Müdür V.”, “Başkan V.”, “Belediye Başkan V.” “Rektör V.” veya “Dekan V.” biçiminde ikinci satıra yazılır.
(11) Belgenin iki yetkili tarafından imzalanması durumunda üst unvan sahibinin adı, soyadı, unvanı ve imzası sağda yer alır. Belgenin ikiden fazla yetkili tarafından imzalanması durumunda en üst unvan sahibinin adı, soyadı, unvanı ve imzası en solda olmak üzere yetkililer unvan sırasına göre soldan sağa doğru sıralanır.
(12) Elektronik ortamda hazırlanan rapor veya benzeri bir belge, sorumluluğu bulunan yetkili veya yetkililer tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda rapor ya da benzeri bir belgenin hazırlanması hâlinde, belgede sorumluluğu bulunan yetkili veya yetkililer tarafından son sayfa imzalanır, son sayfadan önceki sayfalar ise imza sahibi veya imza sahipleri tarafından ya imzalanır ya da paraflanır. Gerekli görülmesi hâlinde, fiziksel ortamda sayfalar ayrıca en az bir kişisel mühürle veya idare mührüyle mühürlenir. İmza, paraf veya mühür metin bölümünün okunmasını engellemeyecek şekilde sayfada yer alır.
(13) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda üst yazıya ilişkin olarak idare tarafından hazırlanan ve on ikinci fıkrada belirtilenler haricindeki ekler, imza sahibi veya imza sahiplerinden en az biri tarafından imzalanır ya da paraflanır veyahut paraf zincirinde yer alanların en az biri tarafından paraflanır. Gerekli görülmesi hâlinde ekler ayrıca idare mührüyle mühürlenir. İmza, paraf veya mühür metin bölümünün okunmasını engellemeyecek şekilde sayfada yer alır.
(14) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan dağıtımlı belgelerde, nüshaların her biri ilgili makam tarafından imzalanabileceği gibi imzalanan bir nüsha, 29 uncu maddedeki usule göre çoğaltılarak da muhataplara gönderilebilir.
MADDE 18 – Ek
(1) Belgede ek olması hâlinde “Ek:” başlığı imza bölümünden sonra uygun satır boşluğu bırakılarak ve yazı alanının solundan başlanarak yazılır. Olur belgelerinde ise “Ek:” başlığı oluru alınan makamın imza bölümünden sonra uygun satır boşluğu bırakılarak ve yazı alanının solundan başlanarak yazılır.
(2) Belgenin sadece bir eki olması durumunda “Ek:” başlığının sağında eki belirtecek ibareye yer verilir. Belgede birden fazla ek varsa “Ek:” başlığının altında ekler numaralandırılır ve ekleri belirtecek ibarelere yer verilir. Eklerin sayfa, adet, kişi sayısı gibi açıklayıcı ifadeleri parantez içinde belirtilir. Birden fazla ek olması durumunda eklerin üzerinde ek numarası, yazı alanının sağ üst köşesinde belirtilir.
Örnek: EK-1, EK-2
(3) Elektronik ortamda hazırlanan belgelere ve zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan belgelere veri depolama araçları ile eklenecek elektronik dosyalar uluslararası kabul görmüş, endüstri standardı niteliği taşıyan “Kamu Bilgi Sistemlerinde Birlikte Çalışabilirlik Esasları”nın güncel sürümünde belirtilen formatlarda oluşturulur.
(4) Ek listesi yazı alanına sığmayacak kadar uzunsa ayrı bir sayfada, “EK LİSTESİ” başlığı altında yazılır ve üst yazıda “Ek: Ek Listesi” şeklinde gösterilir.
(5) Belge eklerinin muhataba gönderilmediği durumlarda “Ek konulmadı” veya “Ek-… konulmadı” ifadesi yazılır.
(6) Güvenlik gerekçesi, teknik veya benzeri nedenlerle üst yazıyla birlikte gönderilemeyen veya alınamayan belge ekleri üst yazıyla ilişkilendirilmek suretiyle üst yazıdan ayrı olarak gönderilebilir veya alınabilir. Söz konusu nedenlerle alınan belge ekleri üst yazıyla ilişkilendirilmek şartıyla üst yazıdan ayrı olarak muhafaza edilebilir.
MADDE 19 – Dağıtım
(1) Belgenin birden fazla muhataba gönderilmesi durumunda dağıtım bölümüne yer verilir. “Dağıtım:” başlığı ek varsa “Ek:” bölümünden sonra, ek yoksa imza bölümünden sonra uygun satır boşluğu bırakılarak yazı alanının solundan başlanarak yazılır.
(2) Belgenin gereğini yerine getirme durumunda olanlar “Gereği:” kısmına, belgenin içeriği hakkında bilgi sahibi olması istenenler ise “Bilgi:” kısmına yazılır. “Gereği:” kısmı “Dağıtım:” başlığının altına, “Bilgi:” kısmı ise “Gereği:” kısmı ile aynı satıra ve yazı alanının ortasına doğru yazılır. “Bilgi:” kısmı yoksa muhatap adları doğrudan “Dağıtım:” başlığının altına yazılır.
(3) Dağıtımlı belgeler, dağıtım bölümünde belirtilen muhataplara gönderilir. Dağıtım bölümü yazı alanına sığmayacak kadar uzunsa “Dağıtım:” başlığı altına “DAĞITIM LİSTESİ” yazılır ve ayrı bir sayfada “DAĞITIM LİSTESİ” başlığı altında gösterilir. Ancak gerekli hâllerde dağıtım listesi “Ek” olarak da üst yazıya eklenebilir.
MADDE 20 – Olur
(1) Makam oluru alınan belgeler, ilgili birimin yöneticisi tarafından güvenli elektronik imza ile teklif edilir ve oluru alınan makam tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda ise imzalar el yazısıyla atılır.
(2) Belge, olur için makama sunulurken imza bölümünden sonra uygun boş satır bırakılarak yazı alanının ortasına büyük harflerle “OLUR” yazılır. “OLUR” ibaresinin alt satırına imzalayanın adı ilk harfi büyük diğerleri küçük, soyadı büyük ve bir alt satıra unvanı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak yazılır. Oluru alınan makamın güvenli elektronik imza ile oluşturduğu imzaya ait tarih bilgisi, belge tarihi olarak esas alınır ve 12 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen alanda belge görüntüsü üzerinde gösterilir.
(3) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan olur yazılarında “OLUR” ibaresinden sonra tarih ve imza için uygun boş satır bırakılarak ilk satırda imzalayanın adı ve soyadına, ikinci satırda ise unvan bilgilerine yer verilir.
(4) Oluru teklif eden birim ile olur alınan makam arasında başka makamlar varsa bunlar olura katılabilir. Teklif eden birim yetkilisinin imza bölümü ile “OLUR” ibaresinin bulunduğu bölüm arasına uygun boşluk bırakılarak yazı alanının solunda yer alacak şekilde “Uygun görüşle arz ederim.” ibaresi yazılır ve bu ibarenin alt satırına imzalayanın adı ilk harfi büyük diğerleri küçük, soyadı büyük ve bir alt satıra unvanı ilk harfleri büyük diğerleri küçük harflerle ortalanarak yazılır. Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda hazırlanan olur yazılarında ise “Uygun görüşle arz ederim.” ibaresinin altına ilgili makam tarafından tarih yazılır.
MADDE 21 – Paraf
(1) Paraf bölümünde tarih, unvan, ad ve soyad bilgileri kısaltma kullanılmadan ast-üst ilişkisine uygun olarak belirtilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeye ait paraf bilgileri, belgenin üstverisinde tutulur. Belge muhataba iletildiğinde, belgeye ait paraf bilgileri paylaşılmaz.
(2) Elektronik ortamda hazırlanan belgelerde paraf, güvenli elektronik imza veya elektronik onay ile atılır. Elektronik onaylar, EBYS’nin günlük raporlarında kayıt altına alınır. Günlük raporlar, günlük olarak zaman damgasıyla damgalanır ve günlük raporlarının saklama süresi ilişkili olduğu belgelerin saklama süresinden daha kısa olamaz.
(3) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda el yazısıyla atılan paraf, kaybolmayacak ve kâğıda işlemesini sağlayacak mavi kalemle atılır. Fiziksel ortamda hazırlanan belgelerde paraflar, belgenin sadece idarede kalacak nüshasında, yazı alanının sonunda ve sol kenarında yer alır.
MADDE 22 – Koordinasyon
(1) İdare içinde birden fazla birimin iş birliği ile hazırlanan ve yetkili makamın imzasına sunulan belgelerde, belgeyi hazırlayan birime ait paraf hiyerarşisinden sonra “Koordinasyon” seçimi yapılır ve iş birliğine dâhil olan ilgililerin unvanları, adları ve soyadları belirtilir.
MADDE 23 – Belge Doğrulama Bilgileri
(1) Elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile imzalanan belgelerde, “İletişim bilgileri” alanının üst sınırını belirleyen çizginin üzerinde iki satırlık alanın ilk satırında “Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.” ibaresi bulunur. Belge doğrulama bilgilerini içeren “belge doğrulama kodu” ikinci satırda, “karekod” ise “İletişim bilgileri” alanının en sağ kısmında yer alır.
(2) Belge doğrulama işlemi, doğrulama kodu ve karekod ile Dijital Türkiye (e-Devlet) üzerinden sağlanır.
MADDE 24 – İletişim Bilgileri
(1) İletişim bilgileri; solda belgeyi gönderen idarenin adresini, posta kodunu, telefonunu, faks numarasını, e-posta adresini, kayıtlı elektronik posta (KEP) adresini ve internet adresini; sağda bilgi alınacak kişinin adını, soyadını, unvanını ve telefon numarasını içerecek şekilde sayfa sonuna yazılır ve çizgi ile ayrılır.
MADDE 25 – Gizlilik Dereceli Belgeler
(1) “Hizmete Özel” gizlilik derecesi bulunan belgelerin hazırlanması, kaydedilmesi, saklanması, gönderilmesi, alınması ve diğer işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirilir.
(2) “Özel” ve üstü gizlilik dereceli belgelerin hazırlanması, kaydedilmesi, saklanması, gönderilmesi, alınması ve diğer işlemler ilgili mevzuatta belirtilen hükümlere uygun olarak fiziksel ortamda gerçekleştirilir.
(3) Belgenin imzacısı olan yetkili makam, belgeye ait gizlilik derecesinin belirlenmesinden sorumludur.
MADDE 26 – Süreli ve Kişiye Özel Yazışmalar
(1) Güvenli elektronik imza ile imzalanan süreli belgelerde “ACELE” veya “GÜNLÜDÜR” ibaresine üstveride ve üst yazı üzerinde yer verilir. “GÜNLÜDÜR” ibaresi taşıyan belgelere cevap verilmesi gereken süre veya tarih, metin içinde ve ilgili üstveri alanında belirtilir.
(2) “ACELE” ibaresi taşıyan belgeye derhâl ve süratle; “GÜNLÜDÜR” ibaresi taşıyan belgeye belirtilen süre içinde cevap verilir.
(3) Elektronik ortamda veya zorunlu hâllerde ya da olağanüstü durumlarda hazırlanan süreli belgelerde “ACELE” veya “GÜNLÜDÜR” ibaresi yazı alanının sağ üst köşesinde kırmızı renkli olarak belirtilir. Birden fazla sayfalı belgelerde “ACELE” veya “GÜNLÜDÜR” ibaresi sadece birinci sayfada belirtilir.
(4) “KİŞİYE ÖZEL” ibaresi, belgenin ilgilisine teslim edilmesini ve sonrasında yürütülecek süreci ifade eder.
(5) “KİŞİYE ÖZEL” ibaresi taşıyan belgenin zarfı açılmadan zarf üzerinde yer alan bilgiler, yetkili birimce EBYS’ye veya kurumsal belge kayıt sistemine kaydedilir ve ilgilisine teslim edilir. “KİŞİYE ÖZEL” ibaresi taşıyan belge üzerinde yalnızca ilgili kişi tasarruf hakkına sahiptir ve ilgilinin talebi ile EBYS’ye kaydedilir.
MADDE 27 – Sayfa Numarası
(1) Birden fazla sayfa tutan belgelere sayfa numarası verilir. Sayfa numarası, iletişim bilgilerinin altında ve sayfanın ortasında, toplam sayfa sayısının kaçıncısı olduğunu gösterecek şekilde belirtilir.
MADDE 28 – Üstveri Elemanları
(1) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgelerde asgari olarak e-Yazışma Teknik Rehberi’nde belirtilen üstveri elemanları kullanılır. e-Yazışma Teknik Rehberi’nde belirtilen üstveri elemanları ile birlikte ilgili mevzuatta belirtilen standartlara uygun üstveri elemanları da kullanılabilir.
(2) İdare, ihtiyacına binaen birinci fıkrada belirtilen üstveri elemanlarına ilave olarak üstveri elemanları kullanabilir.
(3) Elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile imzalanan belgenin üstveri elemanları, belgenin ayrılmaz bir bütünüdür. Tarih ve sayı gibi belge görüntüsü üzerinde yer alan bilgiler ile üstveride yer alan bilgiler arasında fark olamaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM – Belgenin Çoğaltılması, Gönderilmesi, Alınması ve İade Edilmesi
MADDE 29 – Belgenin Çoğaltılması
(1) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgenin çoğaltılması, yetkilendirilmiş görevliler tarafından çıktı alınarak gerçekleştirilir. Çoğaltılan güvenli elektronik imzalı belgenin doğrulama işlemi, 23 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde yapılır.
(2) Zorunlu hâllerde veya olağanüstü durumlarda ya da bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce fiziksel ortamda hazırlanan bir belgeden örnek çıkartılması hâlinde, çoğaltılan belgenin uygun bir yerine “ASLI GİBİDİR” ibaresi konulur ve yetkilendirilmiş görevli tarafından ad, soyad, unvan ve tarih belirtilmek suretiyle imzalanır. Bu şekilde çoğaltılan belge, asıl belge gibi kabul edilir.
MADDE 30 – Belgenin Elektronik Ortamda Gönderilmesi ve Alınması
(1) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgelerin gönderilmesi ve alınması işlemlerinin, elektronik ortamda ilgili mevzuatla yetki verilmiş üçüncü bir taraf aracılığıyla kayıt altına alınarak yapılması esastır. Ancak idareler arasında güvenli elektronik imzalı belgelerin gönderilmesi ve alınması işlemleri, taraflarca yapılacak anlaşmalar çerçevesinde ve kayıt altına alınmak kaydıyla başka bir iletim mekanizmasıyla da yapılabilir.
(2) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler, veri depolama araçlarıyla da iletilebilir. Bu durumda gönderme ve alma işlemine ilişkin kayıt tutulur.
(3) İdare, resmî yazışma kapsamında kendisine iletilen ve e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun şekilde hazırlanmış belgeleri işleme koymakla yükümlüdür.
(4) İdare, başka bir idareden kendisine resmî yazışma kapsamında iletilen ve e-Yazışma Teknik Rehberi’nde tanımlanan kurallara uygun şekilde hazırlanmamış bir belgeyi reddedme hakkına sahiptir. Bu durumda, kendisine iletilen belgeyi reddeden idare, gönderen idareye bu durumu sebepleriyle birlikte belgenin kendisine ulaştığı tarihi takip eden ikinci iş gününün sonuna kadar bildirir.
(5) Resmî yazışma kapsamında idare dışına gönderilen güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler, gerekli hâllerde elektronik olarak şifrelenir. Elektronik belgelerin şifrelenmesi işlemi e-Yazışma Teknik Rehberi’nde tanımlandığı şekilde yapılır. Kullanılacak şifreleme sertifikaları yetkili elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarından temin edilir.
(6) e-Yazışma Teknik Rehberi’nde tanımlanan şifreleme mekanizmasına uygun şekilde kendilerine şifreli belge iletilebilmesini talep eden idareler, kendileri için elektronik şifreleme sertifikası temin eder. İdareler için oluşturulan elektronik şifreleme sertifikaları DETSİS üzerinden paylaşılır. İdareler, elektronik şifreleme sertifikasına sahip olması şartıyla diğer idarelerden resmî yazışma kapsamında kendilerine gönderilen ve e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun şekilde şifrelenmiş belgeleri kabul etmekle yükümlüdür. İdareler, karşılıklı olarak üzerinde anlaşmak koşuluyla, e-Yazışma Teknik Rehberi’nde tanımlanan şifreleme mekanizmasından farklı şifreleme mekanizmaları kullanabilir.
(7) İdare, e-Yazışma Teknik Rehberi’nde tanımlandığı şekilde şifrelenerek kendisine gönderilen resmî yazışma kapsamındaki bir belgenin şifresini açamazsa veya belgenin şifresini açmakla birlikte belge içeriğinin e-Yazışma Teknik Rehberi’nde belirtilen şifreleme mekanizması için tanımlanan özellikleri taşımadığını belirlerse bu belgeyi reddeder ve durumu şifreli belgenin kendisine ulaştığı günü takip eden ikinci iş gününün sonuna kadar kendisine iletilen şifreli belgeyi tanımlayan bilgilerle birlikte, belgeyi gönderen idareye bildirir ve hem bu bildirimi hem de kendisine iletilen şifreli belgeyi kayıt altına alır. İdarenin bildirimde bulunmaması hâlinde, gönderilen şifreli belge açılmış, içeriğine erişilmiş ve bu belgenin e-Yazışma Teknik Rehberi’ne uygun şekilde hazırlandığı kabul edilmiş sayılır.
MADDE 31 – Belgenin Fiziksel Ortamda Gönderilmesi ve Alınması
(1) Muhatabına elektronik olarak iletiminin mümkün olmadığı durumlarda, yetkilendirilmiş görevliler tarafından çıktısı alınan güvenli elektronik imzalı belge, elektronik ortamdaki aslına erişim amacı ile fiziksel ortamda gönderilir. Fiziksel ortamda alınan belgenin doğrulama işlemi, 23 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde gerçekleştirilir. Doğrulaması yapılan belge, muhatap idare tarafından işleme alınır.
(2) Belge zarflanarak muhatabına iletildiğinde başlık bilgisi, ihtiyaç duyulması hâlinde gönderen idarenin adres bilgisi, belgenin tarihi ve sayısı zarfın sol üst köşesine; muhatabın adı ve adres bilgisi zarfın ortasına kısaltma kullanılmadan yazılır. Varsa süre ve kişiye özel bilgisi (ACELE, GÜNLÜDÜR, KİŞİYE ÖZEL), üstte olmak üzere, zarfın sağ üst köşesinde kırmızı renkli büyük harflerle belirtilir.
(3) “Hizmete Özel” haricindeki gizlilik dereceli belgelerin gerekli güvenlik tedbirleri alınarak fiziksel ortamda gönderilmesi esastır. Ancak 23/10/2010 tarihli ve 27738 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Gerçek ve Tüzel Kişilerin Elektronik Haberleşme Hizmeti İçinde Kodlu veya Kriptolu Haberleşme Yapma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 2 nci maddesinde yetkili kılınan idareler, gizlilik dereceli belgeleri gerekli güvenlik tedbirlerini almak şartıyla güvenli elektronik imza ile imzalayarak elektronik ortamda da gönderebilir.
(4) İdareye fiziksel ortamda gelen belgenin alındığı tarih ile belgeye ait üstveriler EBYS’ye veya kurumsal belge kayıt sistemine kaydedilir.
(5) İdareler, fiziksel ortamda alınan belgeler için gelen belge kaydında kullanacakları etikette/kaşede en az belirtilen unsurlara yer verir. Etiket/kaşe, üst yazının ilk sayfasının ön veya arka yüzüne basılır.
(6) Birime fiziksel ortamda gelen belgelerle ilgili havale, talimat ve benzeri işlemler, üst yazının ilk sayfasının ön veya arka yüzüne kaşe basılarak belge üzerinde gösterilebilir. Bu kaşenin şekli ilgili birimler tarafından belirlenir.
(7) Kişiler tarafından idareye yazılan dilekçelerin; “… arz ederim.” şeklinde bitirilmemesi veya “… rica ederim.” ibaresiyle ya da başka ibarelerle bitirilmesi dilekçenin işleme alınmasına engel değildir.
MADDE 32 – Belgenin İade Edilmesi
(1) İdareye muhatabı olmadığı hâlde elektronik ortamda güvenli elektronik imzalı bir belge gelmesi durumunda, belgenin muhatabı olunmadığı bilgisi ve söz konusu belgeye ilişkin tanımlayıcı bilgiler, gönderene elektronik ortamda iletilir. Ancak asıl muhatabın açıkça belli olması durumunda, belge muhataba iletilebilir ve gönderen idareye bilgi verilebilir. Bu durumda belgenin bir kopyası elektronik ortamda muhafaza edilir.
(2) İdareye muhatabı olmadığı hâlde fiziksel ortamda gelen bir belgenin asıl muhatabı anlaşılamıyorsa gönderene iade edilir. Ancak asıl muhatabın açıkça belli olması durumunda, gerektiğinde belgenin bir sureti alınarak aslı muhatabına gönderilir ve belgeyi gönderene de bilgi verilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM – Çeşitli ve Son Hükümler
MADDE 33 – Görüş, Bilgi ve Belge Taleplerinde Süre
(1) İdare içi ve idare dışı görüş, bilgi ve belge talep yazıları günlü yazılır. İdareler, ilgili mevzuattaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla süre belirtilmeyen belge taleplerini, talebin kendilerine ulaşmasından itibaren en geç beş iş günü; süre belirtilmeyen bilgi ve görüş taleplerini ise talebin kendilerine ulaşmasından itibaren en geç on beş iş günü içinde yerine getirir. Talebin ulaştığı tarih, elektronik ortamda gelen talepler için ilgili yazının EBYS’ye giriş kaydının yapıldığı zamanı; fiziksel ortamda gelen talepler için ise ilgili yazının EBYS’ye veya kurumsal belge kayıt sistemine girdiği zamanı ifade eder.
MADDE 34 – Tekit Yazısı
(1) Belgeye süresi içinde cevap verilmemesi durumunda muhataba tekit yazısı yazılabilir.
MADDE 35 – Uygun Yazılmayan Belgeler
(1) Bu Yönetmeliğe uygun olarak yazılmayan belgelere verilecek cevabî yazılarda, bu Yönetmeliğin ilgili maddeleri belirtilmek suretiyle muhatap uyarılabilir. Söz konusu durumun devam etmesi hâlinde, süreli belgeler hariç müteakip belgeler gerekçesi belirtilerek iade edilebilir.
MADDE 36 – Düzenleme Yetkisi ve Kılavuz Hazırlanması
(1) Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığınca, bu Yönetmeliğin uygulama birliğinin sağlanması ve idari işleyişin verimli yürütülebilmesi amacıyla “Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Kılavuzu” hazırlanır ve duyurulur.
(2) İdareler, resmî yazışmalarla ilgili olarak bu Yönetmeliğe aykırı olmamak kaydıyla ek düzenleme yapabilir.
(3) Bu Yönetmelik ile ilgili eğitim stratejilerini belirlemeye ve koordinasyonu sağlamaya, ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve gerektiğinde uygulamaya yönelik esasları düzenlemeye Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı yetkilidir.
MADDE 37 – Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat ve Atıflar
(1) 15/12/2014 tarihli ve 2014/7074 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) Diğer mevzuatta, birinci fıkrada belirtilen mülga yönetmeliğe yapılan atıflar bu Yönetmeliğe yapılmış sayılır.
GEÇİCİ MADDE 1 – EBYS’lerin Uyumlu Hale Getirilmesi
(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan EBYS’ler, idarelerce altı ay içinde bu Yönetmelik hükümlerine uyumlu hâle getirilir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak olan EBYS’ler, bu Yönetmelik hükümlerine uyumlu şekilde kurulur.
(2) 30 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen güvenli elektronik imza ile imzalanan belgelerin, elektronik ortamda gönderilmesi ve alınması işlemlerini sağlamak amacıyla yetki verilmiş üçüncü taraf aracılığıyla oluşturulacak kullanıcı hesaplarını temin etmeyen idareler, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanıcı hesaplarını temin ederek DETSİS’e kaydeder ve faal olarak kullanımını sağlar.
MADDE 38 – Yürürlük
(1) Bu Yönetmelik yayımını takip eden ayın birinci günü yürürlüğe girer.
MADDE 39 – Yürütme
(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.